
| Kategori : / ÞUUR YAZILARI | Okunma Says: 942 |
Nerede oturuyoruz ya da bizim mahalle neresi?
Senelerden 1969. “Kendi halinde yaamalarn ehri” Urfa’ya, “rejime ballk onurumuzdur” tadnda bir Milli Eitim Müfettii gelir bütün sevimsizliiyle. Deil sade Urfa’ya, tüm dünyaya nizamat verebileceini düünen iirilmi özgüveni ile bu müfetti, önemli, çok önemli bir görev icra etmek için Urfa’dadr.
O görev, Urfa artlarnda baörtüsü ile öretmenlik yapmasna ses edilmeyen gencecik bir öretmendir. Bulunacak, “devletin ideolojisine uygun ekilde” giyinmesi temin edilerek tehlikesiz biri haline getirilecektir.
Müfetti, bu gencecik öretmene bandaki örtüyü çkarp öretmenlie devam edebileceini söyler. Öretmen, kabul etmez bunu. “Ben sadece Allah’n tesettür emrine uyuyorum” olur cevab. Arad “ideolojik düzletirmeyi” temin edemedii için mutsuz, bu gencecik öretmenin öretmenlik kariyerini bitirdii için sevinçli ekilde döner müfetti geldii yere. O gencecik öretmenin Milli Eitim Bakanl ile iliii kesilmi, rejim kurtulmutur.
O genç öretmenin görevinden uzaklatrlmasna o yllarda Urfa Hal Pazar Müdürlüü yapan Zübeyir Yetik de tepki göstermi, rejim onu da görevden uzaklatrarak devam etmitir yoluna.
O yllarn Urfa’snn müftüsü, büyük fakih Halil Gönenç Hocadr. Meseleyi duymu, müteessir olmutur. Bu genç öretmene “çocuklara Kur’an öretebilecei” bir imkân salar. Bildiimiz kadaryla o imkân salamak zor, hem de çok zor olmutur.
O genç öretmen 1969’dan 2021 ylna dein, hiç evlenmeden, talebe yetitirmitir Urfa’da. “Kur’an okumay örettii kz says” kabaca 100 binin üzerindedir. Dahas, kzlara sadece Kur’an okumay öretmekle kalmam, 1969’dan 2021’e kadar süren “okuma halkalar” ile Risale-i Nur’lar bata olmak üzere pek çok slami kayna binlerce insana okutmutur.
O öretmenin ad Melahat Armaan. Yetmi yan açm bu koca çnar, iki gün önce emaneti sahibine teslim etti.
Rahmetli Nihat Armaan aabeyin ve Mustafa Armaan’n gerçek, Sabri Aslan ve Mehmet Akif nan gibi tannm isimlerin ise manevi ablalaryd Melahat Armaan. Sevgili yoldam Yusuf Armaan’n ise halasyd. Allah rahmet eylesin.
Bana, “sizin mahalle neresi?” diye sorduklarnda “Melahat Armaan’n, Mehmet Akif nan’n, Halil Gönenç’in, Zübeyir Yetik’in yaad mahalle neresiyse oras” cevabn rahatlkla verebilirim.
Türkiye’yi mahallelere, kompartmanlara, vagonlara bölmeden anlayamayan zihinler için ise unu söyleyebilirim: Aydnlk, onurlu ve Müslüman bir Türkiye’nin imkânn elleriyle topra kaza kaza, fedakârlklar yapa yapa, aclar çeke çeke ina etme gayretinde olmu bu güzel insanlarn mahallesi yoktu. Onlar, bir mahalle olamayacak kadar azlard ve bir çiçekle baharn gelemeyeceini biliyor olmalarna ramen “bütün baharlarn bir çiçekle balad” cümlesine yürekten iman ediyorlard.
imdi bugün “bizim mahalle-kar mahalle” diskuru kuran adamlarn hangi “bizim mahalle”yi kastettiklerini bilmiyorum. Aralarnda ne Sabri Aslan var, ne Nihat Armaan var, ne Halil Gönenç var, ne Zübeyir Yetik var, ne de Melahat Armaan. Ama “bizim mahalle”den bahsetmeye baladklarnda öyle cokuyla konuuyor, öyle ateli söylevler veriyorlar ki zannedersin bunlarn çektii çilenin yannda Melahat Hanmn çektii çile çocuk oyunca kalr, bunlarn verdii hizmetin yannda Melahat Hanmn verdii hizmet bir çay bardan doldurmaz.
Bizim mahalle, öyle mi? Evet. Bizim “mahalle olamayacak kadar az sayda insanla” kurduumuz bir mahallemiz vard. Türlü imkânszlklar içerisinde “bir büyük imkân arayan” bir mahalle. Ama o mahalle geride, çok geride kald.
imdi mahallemiz deil, zevksiz müteahhitler eliyle yaplm beton yn sitelerimiz var. Ne var ki serimizin holuu bir türlü geçmedii için “bizim mahallenin” gölgesi için urap, didinip duruyoruz.
Sanlmasn ki bu uratan memnun deiliz, mutlu deiliz. Vallahi hem memnunuz, hem mutluyuz. Sadece ite böyle arada bir “buraya nasl geldik, gelmeseydik olmaz myd?” diye hayflanyoruz. Yoksa hâlâ çoumuzun derdi “o imkân için çabalamak”tan ibaret.
Direniyorsak o imkân için direniyor, dayanyorsak o imkân için dayanyoruz.
Yazar: Ýsmail Kýlýçarslan |
24-04-21 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||