
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 2275 |
Bediüzzaman merhumun, fetret devri saylabilecek ahir zamanda zulüm altnda ölen mazlum hristiyanlarn bir nevi ehit saylabilecei dorultusundaki ifadelerini, son zamanlarda Dinleraras Diyalog süreciyle birlikte ortaya çkan "Ehl-i Kitab'n cennetlik olduu" iddiasyla kartrmamak gerekir. Zira bu ikincisi konjonktürün tazyikiyle ortaya çkm bir söylem olarak dorudan doruya slam itikadna muhalefet anlam tarken, ilki E'arîler'in -ki Bediüzzaman merhumun da bir E'arî olduu unutulmamaldr- Ehl-i fetretin akbeti konusundaki kanaatine yaslanmaktadr. Bununla birlikte Bediüzzaman merhumun bu tesbitinin birkaç noktada netletirilmeye muhtaç olduunu düünüyorum:
1. E'arîler'in, kendisine hak bir peygamberin teblii -olmas gerektii ekilde- ulamam kimseler hakkndaki görüü günümüz Ehl-i Kitab için aynyla söz konusu edilebilir mi? Bilgi ve iletiim teknolojilerinde gelinen nokta göz önünde tutulduunda, bilhassa "gelimi" diye nitelendirilen ülkelerde yaayan insanlarn slam dininin varlndan ve özelliklerinden hakkyla haberdar olma imkânna sahip bulunmadn söylemek pek inandrc olmasa gerek...
Kald ki, slam daveti -ideal seviye ve tarzda olmasa da- artk yeryüzünün her köesine ulam durumda; her ülkede o ülkenin yerli halkndan slam' seçen insanlarn ve onlar eliyle vücut bulan kurumlarn says -elhamdülillah- hzla artyor. Yeryüzünün hangi köesinde olursa olsun slam hakknda bilgi edinmek isteyen insanlar bunu kolayca yapabilecek imkâna sahip bulunuyor. Evet, bu imkân yeryüzündeki her bir fert için tek tek aynyla vaki olarak görmek makul deil; ama günümüzü bir fetret dönemi olarak nitelendirip u veya bu biçimde zulme muhatap olmu insanlarn tamamn ehit diye nitelendirmek için de bir daha düünmek gerekir.
2. Bir an için günümüzün tam anlamyla fetret dönemi olarak nitelendirilebileceini kabul etsek bile, E'ariler ehl-i fetretin sadece "sorumlu olmayacan" söylerken, Bediüzzaman merhum onlar hakknda "bir nevi" de olsa "ehit" ifadesini kullanmaktadr. Burada da genel E'arî tavryla Bediüzzaman merhumun tesbiti arasnda tam bir mutabakat bulunmad dikkat çekiyor. Her ne kadar Bediüzzaman merhum bu tesbitini o mazlumlarn maruz kald felaket ve zulümlere dayandryor ise de bunun onlar için "bir nevi" de olsa "ehitlik" payesi getireceini söylemek için ayrca delile ihtiyaç bulunduu açktr.
S-16) Mehmed Krknc 1-7 Temmuz 2001 Tempo dergisinde Sait Nursi'den öyle bahsediyor; "(Sait Nursi) daha ziyade slam'n ahkâm noktasna deil, iman noktasna yönelik yazmtr. Daha o zamandan evlattan anaya hisse verilmesini tenkit etmi, Kur'an'n ahkâmndan baz eylerde var tenkit ettii." Böyle bir durum var m? Varsa bu yaklam doru mudur?
Okuyucu sorusunda Tempo dergisine dayandrlarak aktarlan bu haberi u an için tahkik etme imkânna sahip deilim. Kullanlan ifade tam olarak nedir, hangi balamda geçmektedir, bilemiyorum. Risale-i Nur okumalarm srasnda Bediüzzaman'n bu anlama gelecek herhangi bir ifadesinin bulunduunu hatrlamyorum.
u an için ancak u kadarn söyleyebilirim: Risale-i Nur'un ahkâmdan ziyade imanî konulara arlk verdii dorudur. Elbette bu durum, Risale-i Nur'da ahkâma müteallik hiçbir ey bulunmad anlamna gelmez. Risalelerin merhum müellifinin Kur'an ahkâmn tenkit ettii iddiasna gelince, gerçekten büyük bir iddiadr. Bediüzzaman, "Kur'an ahkâmn tenkit etme"nin ne anlama geldiini bilmeyecek kadar -haa- bedbaht deildir.
Devam edecek
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
28-11-10 |
||
| E mail: milligazete.com | Tweet | ||