MEVLİD KANDİLİ

Bu gelen ilm-i ledün sultânıdır
Bu gelen tevhîd ü irfân kânıdır

Mevlid Kandiliniz mübârek olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 96
Yazar: D. Mehmet Doğan
NEDEN "LAİK" OLDUK?

Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazılmaz?Laiklik konusu yeniden alevlendi!

İlk alevlenmesi, 1923’tedir. Lozan Konferansı (gerçek adı: Yakın Şark İşleri Konferansı) tamamlanmış, konferansa Anadolu zaferinin sembolü kalpakla giden TBMM heyeti silindir şapkalarını giyerek Lozan Oteli’nin salonunda imza törenine gelmiştir… Daha şapka devrimine 2 yıl varken, bu müthiş devrimin müjdesi böylece o gün verilmiştir.

Bu şapka alelade bir serpuş değildir! Âdeta bir sihirbaz şapkasıdır. Gelecek günlerde şapkanın içinden ne tavşanlar çıkacaktır!

İlk çıkan tavşan laikliktir!

Bu anaç tavşanın şapkadan fırlaması ile ilgili Kemal Paşa dahil Cumhuriyet yaranı konuşmaz, ancak Kâzım Karabekir görülüp de görmezden gelinen tavşandan bahseder.

Görüşme İsmet Paşa iledir. Lozan Kahramanı dönmüştür, Andlaşma Meclis’te tasdik edilecektir. Ve işte yeni devletin kuruluşu ile ilgili bu temel metinin kabulüyle yeni bir sahne açılacaktır. Devlet hangi mihver kavram etrafında teşekkül ettirilecektir?

Milli Mücadele, “din ü devlet, mülki millet” kavramı etrafında yapılmıştır. Savaş bittikten yedi ay sonra Kemal Paşa Balıkesir Zağanos Paşa kürsüsünden ne demiştir:

“Millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allahın selâmeti, atıfeti (ihsanı) ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri Cenab-ı Hak tarafından insanlara hakayıkı (hakikatleri) tebliğe memur (görevli) resul (elçi) olmuştur. Kanun-ı esasi (anayasa) cümlenizce malumdur ki (hepinizin bildiği gibi) Kur’an-ı azimüşşandaki (şanı yüce Kur’an’daki) nususdur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, ekmel (en mükemmel) dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate tamamen tevafuk etmemiş (uymamış) olsaydı bununla diğer kavanin-i tabiiye-i ilahiye (ilahi tabiî kanunlar) beyninde (arasında) tezat (zıtlık) olması icap ederdi. Çünkü bilcümle (bütün) kavanin-i kevniyeyi (varlık kanunlarını) yapan Cenab-ı Hak’dır.”

(7 Şubat 1923).

Ne diyor Paşa? Anayasa, şanı yüce Kur’an’daki naslardır! (Bazı yerlerde “nusus”un, hususa çevrildiği görülür. Nusus, nass’ın cem’idir, çoğuludur.)

Breh breh!

Bugün bu fikri Türkiye’de savunan var mı?

Soruyu bir daha soralım: Bugün Türkiye’de bu fikri açıkça savunabilecek olan var mı?

(Bazılarının canı sıkılacak ama şu sıralar bu fikri Taliban savunuyor!

Konuşmanın devamında şöyle bir cümle var ki, başka birinin konuşmasından alınmışa benziyor. “Efendiler! Camiler yalnız birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için değildir, camiler bilhassa din ve dünya için neler yamak mecburiyetinde olduğumuzu düşünmek ve meşveret içindir.”

Ne demek yani? Camide sadece din işlerini değil, dünya işlerini de konuşmak, istişare etmek! (Yok bunu Tayyip Bey Çamlıca Çamii’nde zuhulen söylemiş olabilir!)

Bu sözleri söyleyen bir şahsiyet laik olabilir mi?

Bu soruya cevap vermeden önce, bundan 6 ay 9 gün sonra (16 Ağustos 1923) Kâzım Paşa ile İsmet Paşa’nın görüşmesinde neler konuşulmuş, ona bakalım. Karabekir, İsmet Paşa’ya son günlerde meydana getirilen din düşmanı havanın Lozan’la alâkalı olduğu söylüyor. Paşa da buna hayır diyeceğine, Macarlarla, Bulgarların bizimle aynı saflarda İtilaf devletlerine karşı harb ettikleri ve mağlup oldukları halde istiklâllerini muhafaza etmiş olmaları Hıristiyanlıklarından, bize istiklâl verilmemesinin de İslâm olduğumuzdan ileri geldiğini söylüyor. Müslüman kaldıkça sömürgeci devletlerin ve bilhassa İngilizlerin daima aleyhimizde olacaklarını ifade ediyor.

İşte bu noktadan itibaren Millî Mücadele’nin düşünce zemini anlamını kaybediyor, Kemal Paşa’nın “Balıkesir hutbesi” çöpe atılıyor. 3 gün sonra M. Kemal Paşa ve İsmet Paşa Kâzım Karabekir’i evinde ziyaret ediyorlar. Bu bir ikna ziyareti olabilir. İsmet Paşa “Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak, başka hiç bir zaman yapamayız” diyor.

Hani “Lozan’ın gizli maddeleri yok” deniliyor ya, birinci ağızdan İsmet Paşa’nın ifadesiyle bir gizli madde açığa çıkıyor: Müslüman kaldıkça emperyalistlerin hedefi olacağız. Öyleyse? Dini bir kenara bırakalım. E, Hıristiyan olacak halimiz yok, olsak bu sefer de katolik mi olacağız, protestan mı olacağız sıkıntısı var. Ayrıca İngilizler anglikan mezhebinden… Tabii buradan devrimlerin yapılma ve hilafeti kaldırma sözünün daha o zaman verildiğini çıkarmak zor değil.

Laiklik düşmanın dinine girmemek için bulunmuş bir çâreye benziyor!

(Devam edeceğiz).

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: D. Mehmet Doğan
22-09-21
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
NEDEN "LAİK" OLDUK?
Online Kişi: 13
Bu Gün: 163 || Bu Ay: 3.320 || Toplam Ziyaretçi: 1.823.956 || Toplam Tıklanma: 45.528.331