
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 522 |
Mihenk, gümü ve altn alamlarnn kalitesini test etmekte kullanlan düz, sert, ince pütürlü, siyah veya koyu renkli bir ta olarak tarif edilir. Altn veya gümü alamlar mihenk tann üzerine sürüldüünde brakt izden has olup olmad anlalrm. Bir milletin kültür hayatnda yetitirdii has ahsiyetler de asln sahtelerinden ayrt etmeye yarayan birer mihenk tadr.
Rabbim uzun ve salkl ömür versin Sezai Karakoç da has ahsiyetlerimizdendir. stanbul Üniversitesi gibi bir kurumun geçtiimiz günlerde brahim Kaln’n da katld bir programda kendisini hatrlayp Fahri Doktor unvan tevcih etmesi bir kadirinaslk olmu, milletimizin deerlerine yeniden sahip çklmakta olduu noktasndaki ümitlerimizi ziyadeletirmitir. Düünün ki, ayn stanbul Üniversitesi kapsnn üzerindeki aheser Sultan Abdülaziz turasnn üzerindeki mermeri kaldrmaya 80 yl boyunca cesaret edememiti. Gelinen nokta için “yetmez ama evet” demek boynumuzun borcudur. Bu milletin hakiki deerlerinden daha nicesi ayn ekilde sahip çklmay beklemektedir.

Sezai Karakoç elbette her türlü ödül ve takdirin üstünde bir ahsiyettir. Burada galiba Victor Hugo için söylenmi olan bir cümleyi kendisine uyarlamakta mahzur olmayacaktr: Sezai Karakoç’un en büyük eseri kendisidir! Elbette gönül tahtmzda on yllarca oturacak eserler vermitir ama bu eserleri veren ahsiyet, eserleri kadar, hatta onlardan daha kudretli bir eserdir.
Bir ehrayini çok andran iir serüveni, Sütunlar’da tebellür eden nevi ahsna münhasr köe yazarl, alegorik hikâye ve piyesleri, Dirili dergileri ve gazetesi ile rahimane bir edayla sürdüü kraç topraklar ve o topraklardan çkan bitkiler mesabesindeki Yitik Cennet’ten Ça ve lham’lara uzanan fikir yazlar, hatta eserlerine cömertçe serpitirdii “dirili felsefesi”…
Tabii ki Necip Fazl ve ylmadan çkard Büyük Dou dergisi dourgan bir toprak sunmutur genç yeteneklere. Öte yandan; Üstadn iirleri yalnz iyi iir deil, lirizmi yannda fikir dokusunu da ilmik ilmek ören edebiyatmzn yüz aklarndandr. Düünen ve düündüren iirdir.
Bir “ideolocya”s vardr ve iiri de o ideolocyann bir cüzü olarak ait olduu yere yerletirmeyi bilir. deolocya Örgüsü adl ba eserim dedii kitap kat’i bir dünya görüünün çerçevesini çizmekle kalmaz, onu bir devlet ve hayata tatbiki hususunda en hurda teferruata varncaya kadar örgürletirir. slamî dünya görüünden sonra çkmazlara sapa sapa bitap dümü fikir hayatmza, her meseleye ait olduu dar odaktan deil, bir dünya görüü prizmasndan geçirerek bakma zenginliini getirir.
Ayn yoldan ilerleyen Sezai Karakoç merkeze Dirili kavramn bütün ümulüyle oturtarak ie balar. Arkasndan edebiyatta dirili, sanatta dirili, felsefede dirili, medeniyette dirili, ekonomide dirili… gelecektir. Bu dirilite temel talar 19. yüzyl sonlarnda çökmeye yüz tutmu, büyük ölçüde emperyalizmin pençesine dümü, bizimki gibi fiilen dümemi olanlarda ise aydnlarn ihanetine maruz kalm ve uyuturulmu slam dünyasn uyandrma, bilinçlendirme faaliyetiyle döenecektir.
Bir yanda slam kültürünün geçmi büyüklerinin irfan sofralarna oturmak suretiyle bn Arabi ve Mevlana gibilerin kuatc vizyonlarn özümseme (temessül) gayreti, öbür tarafta Bat düüncesiyle kyasya bir hesaplama ve faydal bulduklarn alma stratejisi, Allah’n diriltici soluunun insan asla yalnz bana brakmayaca uurunun, nicedir silinmek istenildii bu ak saçl topraklarda derinletirilmesi Sezai Karakoç düüncesinin admlarndan birkaçdr.
Ve müjde verir air. nsann olduu yerde ümit de vardr. Çünkü insan yalnz bu dünyaya hapsedilmi deildir. Unutmu gibi görünse de kalbindeki metafizik ürperme yoluyla ilahi bir planla daima balant halindedir. Dirili ümidini daima diri tutmalyzdr bunun için.
iir, hikâye, tiyatro, yaz… Hatta 1990 ylnda kurduu Dirili Partisi. Hepsi o büyük diriliin etap etap hâdimleridir.
Hatrladm Sezai Karakoç
Sezai Karakoç’un kitaplaryla 1970’lerin sonunda Bursa’daki lise örenciliim srasnda tantm. slam’n Dirilii, Ruhun Dirilii, Gündönümü ilk okuduum kitaplar oldu. Arkasndan hâlâ üzerimdeki etkisini devam ettiren Yitik Cennet ve dierleri. Tabii o zamanlar baslmad için el altndan fotokopi yoluyla çoaltlan ve gençler arasnda kendisine mahsus bir “underground” yayn olarak mehur olan Mona Roza adl muhteem ak iiri.
1981 sonu veya 1982 ba olmal. Caalolu’nda o zamanlar bünyesinde yaynclarn cirit att Üretmen Han’n 5. katnda ufak bir yazhane ve önünde bekleen birkaç heyecanl talebe. Kapy çalmakta yaanan tereddüt. Nihayet bir cesaret geliyor ve “tk tk”... Kapy açyorum. Cepheyi kaplayan pencerenin önünde kaln çerçeveli iri gözlerle karlayorum. Kapya yan oturmu, sola bakyor. Selam veriyorum, hafifçe selamm alyor. (Yanmda snf arkadam Mahmut Camc da olmal.) Sandalyelere çöküyoruz. Naslsnz, filan derken kim olduumuzu ifaya geliyor sra. Soyadm zihnine taklm olmal. “Nihat Armaan’n yeeniyim” deyince yüzüne o baharlardan taan gülümseme yaylyor, “Bizim Nihat m?” (Bu kucaklayc soruyu bir de Nuri Pakdil’den duymutum.) Düüm çözülüyor ve ortam smscak.
2005 ylnda rahmetli olan amcam Nihat Armaan baka bir yaznn konusu olsun ama u kadarn söyleyeyim ki, dizi filmi de yaplan Yedi Güzel Adam’n sekizincisidir ve hepsiyle yakn arkadatr. Hele ki liseyi beraber okuduklar M. Akif nan’la. (Artk her biri birer klasik haline gelmi esprilerini –Allah shhat ve afiyet versin- Rasim Özdenören bugün dahi tarifsiz bir keyifle anlatr. Nuri Pakdil de amcam için “Bizim Nasreddin Hocamzd” demiti.)
lgi alanlarma kadar bilgi ald o ilk günkü tad hâlâ damamda kalm sohbetten istemeden ayrlrken “Nihat’a selam söyle, bir gün çiköfte yapp gelsin buraya” demiti Sezai Karakoç.
Sonra defalarca gidip geldim örencilik yllarmda yanna. Beyazt meydanna bakan Yldz Kraathanesi’nde gece yarlarna kadar süren sohbetler ve burada kendisini air zanneden Vanl bir gence verdii iir dersi hâlâ hatrmdadr. O sohbeti kesemediimiz için yurda geç kalmtk. Kapanan kaplar binbir zahmetle açtrabildiimi hatrlyorum.
Ne günlermi ki hayali cihan deiyor.
Son söz: Allah ondan raz olsun, bu milletin damarlarna slam’n diriltici nefesinin yeniden üflenmesinde hissedar olduu için…
Yazar: Mustafa Armaðan |
27-09-21 |
||
| E mail: yeniakit.com | Tweet | ||