
| Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / ÝSLÂM ÂLEMÝ | Okunma Says: 667 |
Sla-i rahim
Semerkand’n ara sokaklarnda yürüyorum. Elimdeki haritaya göre, doru yoldaym. u köeyi de dönünce, evet tamam, imdi tam karmda. Dnda hiçbir iaret ve tabelann bulunmad, evlerin arasnda kaybolmu, kaps da kilitli bir türbe buras. Kazara yolu düenlerin belki dikkatini bile çekmeyecek bu sradan kubbenin altnda, Emir Timur’un torunu Ulu Bey’in olu Mirza Abdullatif yatyor. Babasna kazan kaldran, onun hâkimiyetini tanmayan, ordu komutanlaryla ve yerel dinî gruplarla ittifak kurup Ulu Bey’i 27 Ekim 1449’da ban kestirerek öldürten, baba katili olarak oturduu tahtta sadece alt ay kalabilen, 1450’nin baharnda kendisi de bir suikasta kurban giden ihtirasl ehzade Mirza Abdullatif... Öldürüldüünde 30 yanda olan Abdullatif’in, babas Ulu Bey’e kar giritii isyan, Timurlu mparatorluu için sonun balangcna iaret ediyordu.
Nitekim çok ksa bir süre içinde, Emir Timur’un 35 yl neredeyse atndan hiç inmeden, sürekli genilettii devasa imparatorluktan geriye sadece iç savalar, harabeler ve varislerin boumalar kalmt.
Abdullatif’in metruk türbesini, Timur’unkiyle kyaslamak elbette imkânsz. Semerkand’n en merkezî noktalarndan birinde, “Gûr i Emîr” olarak bilinen gösterili külliyede, dilimli bir turkuvaz kubbenin altnda yatyor Timur. Dondurucu bir soukta çkt Çin seferi srasnda, -günümüzde Kazakistan snrlar içinde yer alan- Otrar’da 18 ubat 1405’te ölen Timur’un cenazesi Semerkand’a getirilerek, hocas ve manevî üstad Mîr Seyyid Bereke’nin ayak ucuna gömülmü. Timur'un ayak ucunda ise çok sevdii torunu Ulu Bey’in kabri yer alyor. Mirza Abdullatif, tarihe sadece “peder-ku” (baba katili) unvanyla geçmekle kalmam, hanedan kabristanna gömülme imtiyazndan da olmu.
Timur’un son nefesini verdii Otrar, tarihte büyük bir faciayla anlr: 1218’de Harzemahlar devletine gönderdii tüccar heyetinin klçtan geçirilmesine gazaplanan Cengiz Han, önce Otrar’ kuatarak tarihten silmi, ardndan Semerkand, Buhara ve dier kadim ehirlerin altn üstüne getirmiti. Ondan 150 yl kadar sonra, 1370'de Semerkand’ bakent ilân eden Timur, kendisini aslnda “Cengiz Han’n varisi” olarak konumlandryordu. Ta Anadolu’ya kadar gelirken güttüü dava da, “hak edilmi ve kaybedilmi topraklarn iadesi” idi. Timur’un slâm dünyasnn dört bir tarafna düzenledii yorucu ve devaml seferlerde en az 17 milyon insann öldüü tahmin ediliyor. Bu rakam, dünyann o zamanki nüfusunun yüzde 5’ine denk. Otrar, Cengiz Han eliyle Müslüman corafyann gördüü en ar ykmn balangç yeriydi. Onun siyasî mirasn üstlendii iddiasndaki Timur'un da ayn yerde ölümü, aslnda bir döngünün de tamamlanmas anlamna geliyordu. "Bunca eye dedi mi?" derseniz, cevap pek iç açc deil elbette.
Timur’un saraylarla, bahçelerle ve birbirinden görkemli eserlerle donatt efsanevî Semerkand’dan bugüne kalanlar, o dönemi hafzalarda tam anlamyla canlandrmaya yetmeyecek kadar zayf ve silik. Semerkand’a adm atanlarn hayranlkla temaa ettii mehur Registan Meydan bile, bugünkü ihtiamn Sovyetler Birlii döneminde gerçekletirilen uzun restorasyonlara borçlu. Önünde fotoraf çektirmeye dizildiimiz eyler, aslnda birer “restorasyon harikas”. Tarihe böyle baknca manzara biraz tatszlayor, doru. Ama böyle bakmadan da gerçeklerin dünyasna intikal mümkün deil.
Semerkand’dan sonraki duramz Takent’te de ayn durumun birçok örneine rastlamak mümkündü. Hive, Buhara ve Semerkand’la yaracak bir tarihî geçmie ve zenginlie sahip olan Takent, 26 Nisan 1966’da gerçekleen büyük depremle, bu zenginliin çok önemli bir ksmn yitirmi. O afeti atlatabilen az sayda eser, bugün özenle korunuyor. Depremin gerçek iddetini ve bilançosunu gizleyen Ruslar (resmî rakamlar ölü saysn 200 civarnda verirken, yerli kaynaklara göre “yüz binlerce insan” yaamn yitirmi), Takent’i yeniden ve tamamen imar etmiler. Günümüzde Orta Asya’nn en kalabalk, en düzenli, en pahal ve en gösterili bakenti olan Takent için, “modern bir örtünün altna gizlenmi eski bir hazine” tanmlamasn yapmak mümkün.
Yaklak 10 güne yaylan Özbekistan ziyaretimiz srasnda, en batdaki Hive’den balayarak Buhara, Semerkand ve Takent’i admlama imkân bulduk. Son yllarda Özbekistan’la Türkiye arasnda görülen yaknlamann bütün iaretlerini her frsatta gözlemlediimiz bir ziyaret oldu bu. En son Takent'te, tarihî Kökelda Medresesi’nin yannda beni durdurup “Türkçe konuabilir miyiz biraz? Türkçe konumay çok seviyorum, ama konuacak kimseyi bulamyorum. Pratik yapalm” diyen genç Özbek, bahsettiim durumun en somut örneklerinden biriydi.
Türkiye’den Özbekistan’a sla-i rahim ziyaretleri ne kadar younlarsa, bu yaknlama da her alanda giderek daha fazla kökleecektir.
Yazar: Taha Kýlýnç |
09-10-21 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||