HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 480
Yazar: Ali K. Metin
KÝBRE KARÞI HAKÝKAT

Tarih boyunca insann belki de en büyük densizlii, hakikati kendi inhisarnda görmek oldu. nsan, eytani ama aptalca kibriyle hakikati kendi anlayna indirgeme zaafn fazlasyla gösterdi. Bunun sebep olduu buyurganlk, dün nasl idiyse bugün de hayatmz, tercihlerimizi, dünyaya bakmz etkilemeye devam ediyor. Gadamer'in tabiriyle "ufuklarn kaynamas"na açk bir tefekkür dünyas geleceimiz açsndan kritik bir önem tayor. Dolaysyla düünce, edebiyat, kültür ve siyasetteki kurun askerlerin irapta mahallinin olmadn idrak etmek bile bizim için oldukça kymetli bir kilometre tadr.

Kavga adam olmak, kavgann içinde olmak güzeldir. Ortasnda veya kysnda ama içinde olmak, bu dünyaya ait olmann, bu dünya adna söz ve sorumluluk almann bir icab saylr. "Çünkü kavgann göbeidir benim yerim" diyen airi, salt partizanca bir tavrla anlamaya çaltmzda yanlyoruz. Kavgay ne ideolojilerin ne de siyasetin inhisarna almak söz konusu olabilir. deolojilerin deli gömleini yrtarken de, muhayyel veya müphem bir ideolojinin peine dütüümüzde de aslnda bir kavgann, bir var olma çabasnn sanclarn yayoruz. Varoluumuz dünyadan izole olamayaca ve dünya ile birlikte mümkün olabilecei için, bunun dünyann ne olmaklna dair bir ideolojik bilinç veya teklif üzerinden izhar olmas insani ve entelektüel bir gereklilik diye kabul edilebilir. Dünyay anlamak yetmez, onu deitirme gerekir diyen Marks'n kast da sanrm aa yukar budur. Entelektüel dünyann konformizme düçar olmas insanln belki de en büyük talihsizliklerinden biri olmal. Çünkü biliyoruz, son belki 300 yldan beri böylesi kompleks ve çok katmanl hakle gelen dünya ile ba edebilmek için onu anlayacak düzeyde bir bilgi ve donanma da ihtiyaç var. Hatta bir tarafyla, dünyay anlama konusundaki çabalarmz deitirmeye yönelik hassasiyet ve yönelimlerle muteber hale gelir, getirilebilir. Yaadmz dünyann yeterince kusursuz ve de iyi olduunu söyleyemeyeceimize göre, daha iyi, daha kabule ayan bir dünyann kavgasn vermek insanoluna olsa olsa saygnlk kazandrr. Bizatihi davasna ve savunduu deerlere kar bir rahatszlmz bile olsa, kavgasnn adam olan, samimiyetle hayatn kavgasna ahsiyete saygmz kaybetmeyiz. Kahramanlklaryla tarihe imzasn atan ve/veya yön veren, etki eden ahsiyetler o yüzden -çounlukla diyelim- insanln saygn, evrensel deerleri arasnda yer almlardr. Saygy ancak nefret yok edebilir.

Entelektüel saygnlk

Fakat kavgaya ve kavga adamna verdiimiz deeri, içerdii karakter özellii dolaysyla her zaman mahfuz tutmakla beraber, bunun kerameti kendinden menkul bir ey olmadn da tefrik etmekte fayda görüyoruz. Nitekim kavgay deerli klmaya asl sebep, nihayetinde "kendisi-için" mücadele ettiimiz hakikat fikri ve davasndan baka bir ey deildir. Kavga, kavga adam deerini bu nevi hakikate adanmlktan alr, ancak erdem dediimiz meziyet sayesinde varlk gösterir. Burada elbette dava ile ahsi gaileleri birbirine kartrmayan hakiki dava adamn kast ettiimizi söylemeye gerek yok. Dünyay anlamak için verdiimiz çaba dünyay deitirme yolunda bir yön kazand nispette konformizmi terk ederek erdemli bir ahsiyete ve davrana inklap eder. Gösterdii sorumluluk sebebiyle aire, yazara, entelektüele saygmz artar. Ne ki yine de bu saygy hak edecek bir uur ve tecessüs düzeyine sahip olmak, belli bir anlama yetisi ve cehdini ortaya koymak iin en kritik taraflarndan biridir. Gerçek erdem, ancak hakikate duyulan ilgi ve saygyla geliir. Hakikate olan sadakat, insan oluumuzun en mümeyyiz, en seçkin göstergesidir çünkü. Dolaysyla, hakikatin üstünlüünü tartlr klan, hakikati ikincilletiren bir yaklam ne olursa olsun erdemlilikle badamayaca gibi, hakikati kavgann parantezine alan anlay ve tutumlar da kabule ayan olamaz. Militan dogmatizm, hakikati kavgann parantezine alarak aklmz da yüreimizi de kurun askerlere dönütürür.

Oysa -tarih boyunca demek lazm- insann belki de en büyük densizlii, hakikati kendi inhisarnda görmek oldu. nsan, eytani ama aptalca kibriyle hakikati kendi anlayna indirgeme zaafn fazlasyla gösterdi. Bunun sebep olduu buyurganlk, dün nasl idiyse bugün de hayatmz, tercihlerimizi, dünyaya bakmz etkilemeye devam ediyor. Kibirle kark önyarglar ve kültürel konformizm, sakatlklarmz nispeten kamufle ediyor ama bu giydiimiz gömleklerin zaman içinde yrtlmaya balamasn engellemiyor. Gömleklerimiz yrtlyor evet, bunun farkna varmamz bile bizim için üphesiz çok kymetli. Fakat yeni, daha modifiye gömlekler giymi olmamz, sakatlklarmzn gerçek sebebini idrak ettiimiz anlamna gelmiyor. Hakikat konusundaki dogmatik kolayclmz deimedii sürece, çok gömlekler daha eskitip atacaz, kim bilir. Kavga, dava veya ulvi gayeler adna erkenden formatlanan, fidan erken yata eilir düüncesiyle dünyay daha tanma frsat bulamadan sakatlanan zihinlerin uç örneklerini, geçtiimiz süreçte bütün garabetiyle gördük. Sorunun bundan ibaret olmadn, sistemsel ve kültürel bir ekilde toplumun ekseriyetine nüfuz eden daha derin köklerinin olduunu görmek için hakikatlere sadk bir gayret içinde olmak sanyorum kafi gelir. Erdemin olduu kadar hakikatin de bir emek ürünü olduunu idrak etmeye yanamayan anlaylar, sorunun en temelinde yatmaya devam etmektedir.

Hakikate sadakat

Hakikat meselesinde kitlelere güvenilemeyeceini ikrar veya itiraf edemeyecek kadar tarafgir bir tutum içindeysek iimizin gerçekten zor olduunu söylemek zorundaym. Kitlelerin geneli itibariyle edinilmi, tevarüs edilmi inanç ve düüncelere itibar ettii dorudur. Saduyu, olaan koullar altnda kitlelerin her zamanki en deerli rehberi olmutur. Ancak saduyu, hakikate deil iyi yaamaya, itidale ve pragmatizme çalan bir meleke. Saduyunun hükmünü kaybettii "kitle psikolojisi" içerisinde ise olan biteni hakikat tecessüsü/idraki ile ifade edebilecek ciddi hiçbir dayanamz yok. Saduyu ve kitle psikoloji arasnda gidip gelme hali, halkn hemen hemen en gerçekçi anlatmdr diyebiliriz. Hakikati halkn saduyusuyla ilikilendirmeye çalmak en amiyane ifadesiyle halk dalkavukluu olacaktr. Fakat bu gerçek, hakikati ne entelektüel formasyona ve kiiliklere ne de devletin tinsel varlna mündemiç klmamza bir sebep tekil eder. Gerek entelektüelin gerekse devletin hakikati tekil olarak kendi zihinsel çeperleri içinde vücuda getirebileceinden üphelenmeye sebep çok büyük bir tecrübe ve birikime sahibiz artk. Bir taraftan sahip olduumuz kültür, medeniyet ve bilgi birikiminin sofistike yaps, dier taraftan iktidarn (devletin) çkar ilikilerinden bamsz olmayan tekinsizlii, bizi en azndan çok daha ihtiyatl olmaya davet ediyor. Artk daha mütevaz bir yerde durmay örenmek zorundayz, ayn zamanda -hukuksal güç anlamnda- devlet de dahil hiçbir maddi-manevi otoriteye gönüllü köle olmama ferasetini gösterebilecek olgunlua eriebilmeliyizdir. Bu olgunluumuz, hakikate olan sayg ve sadakatin en güzel ifadesi olacaktr.

Aslnda bu olgunlamadr ki, bizi daha güçlü, daha kusursuz bir hakikat tecessüsüne kavuturur. Hakikati dogmatizmin parantezinden çkararak sahici bir zemine tar, bizi ötekilerle sahici, anlaml bir diyaloga götürür. Ontolojik ve zihinsel kapanmayla maruz kaldmz körlemelere ve dahas sahtelemelere kar ancak bu minval bir sahicilik cehdiyle hakikat yolculuumuza evrensel bir düzey ve nitelik kazandrabiliriz. Bunun için hakikate olan sadakatimizi ve duyarlmz muhafaza etmeyi en birinci ilke edinmek gerekir. Kiiye, cemaate, hatta dogma diyebileceimiz kimi önyarglara olan sadakatin bize bir ayak ba olma ihtimalini bertaraf edemediimiz takdirde hakikat adna konuma hakkmz "ahlaken" kaybederiz. Fakat ahlaki kstas da yetmez, beraberinde salam, güçlü bir akl ina etmeye ihtiyacmz var. Kültür, medeniyet ve bilgi birikimimizi özümseyerek buradan evrensel bir diyaloga açlma, yeni ama sahih ve salam bir akl ina etme mecburiyetimiz, odaklanmamz gereken temel meselemiz. Bu noktada reaksiyoner bir akla, statik bir varolua ram olmak yerine kültürel, zihinsel, hatta siyasal komplekslerden arnarak hakikate bütünüyle açk bir epistemenin/tasavvurun ve dünya görüünün izini sürmek evrensel akln dahas evrensel siyasetin asgari gereidir. Gadamer'in tabiriyle "ufuklarn kaynamas"na açk bir tefekkür dünyas geleceimiz açsndan kritik bir önem tayor. Dolaysyla düünce, edebiyat, kültür ve siyasetteki kurun askerlerin irapta mahallinin olmadn idrak etmek bile bizim için oldukça kymetli bir kilometre tadr.

'Erk' deil, akl selim

Böylesi bir kaynama ve açlm için "erk"ten ziyade ihtiyacmz olan eyin akl selim olduunu henüz kavramam bir halimiz var. Bunun için sosyal, kültürel ve siyasal mahfillerde yaadmz panik havas (duruma hakim olamama, altmzdaki halnn çekiliyor olma endiesi) bastmz zeminin ne kadar çürük olduunu gösteriyor olmal. Dava meselesi ile hakikat arasndaki gerilimleri anlamaya dönük bir akln olmamas bu çürümeyi getiriyor. Eer tam da söz konusu gerilimleri sosyal, kültürel siyasal plandaki diyaloglarn üretken bir parças/kayna haline getirmezsek, kolektif bir akl ve bir varolu zemininde buluabilmemizin imkan kalmayacak görünüyor. Diyalog, olduumuz gibi kalma taassubundan vazgeçip birlikte neyi, nasl dönütüreceimize dair bir açklkla mukayyettir. Bu da elbette hakikat fikri ve tecessüsümüzün dinamik bir aklla tekamül ettirilmesini öngörür. Söz konusu dinamizmi yakalayamadmzda, baka deyile entelektüel ve siyasal akl diyalog temelinde yenileyip tekamül ettirecek bir kararll gösteremediimiz takdirde, tarihimizden gereken dersi almam olarak duvara toslamak herhalde kaçnlmaz bir son olacaktr.

Dava meselesinin, tarihsel veriler/tezahürler çerçevesindeki klielere hapsedilmesi, buna bal olarak biz ve öteki kutuplamas içinde dondurulmas, kibrin aslnda söylemsel, zihinsel bir biçiminden baka bir ey deildir. Oryantalizm nasl bu kibirle malul ve gayri ahlaki bir ideolojiye dönümüse siyasal ve kültürel elitizm (jakobenizm) de bunun yakn tarihimizdeki bir örneiydi. Bilhassa elitizmin diki tutmad, tutamayaca bir gerçek olarak bugün önümüzde duruyor. Bu gerçekten her yönüyle alnmas gereken dersi aldmz ne yazk ki çok üpheli gözüküyor. Dava ve hakikat ilikisini mesele edinmeden, dahas diyaloga dayal bir entelektüel ve siyasal akl ina etmenin önemini idrak etmeden dersimizi alabileceimizi ise hiç sanmam.

Entelektüel ve zihinsel alklar, iyimser olmamz salayacak çabalar daha batan güdükletiriyor.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ali K. Metin
23-10-21
E mail: star.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
KÝBRE KARÞI HAKÝKAT
Online Kii: 35
Bu Gn: 28 || Bu Ay: 6.010 || Toplam Ziyareti: 2.929.187 || Toplam Tklanma: 58.619.532