
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 514 |
10 Kasm günü saat 09.05’te ülkede hayatn bütünüyle durduu, bütün yüreklerin Antkabir’le balant kurduu ve Atatürk’e olan ükran ve sadakat duygularnn milyonluk kitleler tarafndan daha güçlü bir biçimde perçinlendii yönündeki söylemler yeni deil. Ancak eskiye nazaran belirgin bir fark var ortada. Devlet ve kanun zoruyla yaplan, resmi tören alanlaryla snrl kalan bu tür törenler birkaç yldr daha geni kitlelerin katlmyla en geni meydanlardan en dar sokaklara, sosyal medyadan elence mekânlarna dein hemen her yeri tören alanna çevirmeye balad. Nedir bu tablonun srr? Türkiye toplumu uzun yllar sonra Ulu Önder Atatürk’ün yeni kerametlerini mi kefetmiti? Laikliin en büyük nimet olduuna, Kemalizmin de eref ve haysiyetin teminat ve özgürlük ve refahn en büyük güvencesi olduuna m karar vermiti yoksa?
Yükselen hiçbir frsat kaçrmayan Ahmet Hakan hiç tereddüt etmeden mevcut tablo için en net hükmü öyle ortaya koymutu mesela: “Atatürk, artk tartmasz biçimde bu ülkenin tayc ve birletirici kolonu haline gelmitir.” Murat Yetkin de benzer bir temennisi u tür cokulu hükümlerle ilan ediyordu örnein: “Atatürk’ün yeniden douu ve laikliin yeniden kefi”. Evet, resmi ve zorlama etkilerin dnda sivil ve tabandan gelen bir kitlesel sahipleni kendisini gösteriyordu. Metrolarda, ehir içi trafikte, parklarda dahi sayg duruu yapan geni kitleler adalet, refah ve özgürlük gibi temel haklara dair beklentilerini Atatürk’e sarlarak m veriyorlard acaba? Üzerinde iyice düünülmesi gereken bir tabloyla kar karyayz. Ne korkuyu besleyecek ne de bo vermeye gelecek enteresan bir sosyal dönüüm süreci iliyor el’an.
Hakiki Atatürk’ü Sansürle, Mizansen Atatürk’ü Pazarla
Hükümete, bürokrasiye, yargya, sermaye gruplar ve medyaya kar yükselen öfkeyi Atatürk’ün yolunu, yöntemini özlemle dile getirerek mi pratie döküyorlard yoksa? Atatürk ve Atatürkçülük bizzat Ulu Önder hayattayken bu kadar ilgi ve alaka görmedi. Ne Milli ef nönü döneminde ne de 27 Mays gibi 28 ubat gibi en ar ve kapsaml Kemalist darbe süreçlerinde dahi devlet snflar kitleleri Atatürk sevgisiyle, Kemalizm’e sadakatle harekete geçirememilerdi oysa. Bilakis Atatürk ve Atatürkçülük bu ülke ve toplum nezdinde son derece ac tecrübelerle zihinlere kaznd, sadece kültürel ve dini boyutuyla deil siyaset ve toplumu bir bütün olarak öylesine travmalara maruz brakt ki ne “devlet” doru düzgün bir hukuk devleti olabildi ne de topluma kar “devlet ana” rolünü benimseyebildi. Bu durumda devlet ve sermaye gruplar tarafndan organize edilen Atatürkçü dalgann neden ve nasl sivil tabanda yükselen bir dalgaya dönütüü üzerinde daha bir önem arz ediyor.
lk olarak kitlelere takdim edilen Atatürk ve Kemalizm’in hakikatte yaanan Atatürk ve Kemalizm olgusundan epeyce farkllatrlp reklam spotlaryla sempatik klndn ifade edelim. smet nönü dnda Milli Mücadele kadrolarnn hemen hepsinin silinip cepheden cepheye koan ve bütün zaferleri üstün strateji dehasyla kazanan Atatürk sembolü çocuk severken, gençler ve kadnlarla söyleirken, köylülerle dertleirken, en son moda kyafetleriyle balolarda dans ederken vd. seçilmi anlarla ina edildi. Herkesin korktuu, ihanet ve ibirlikçi karakteriyle arz endam ettii bir varlk-yokluk zamanlarnda Mustafa Kemal mutlak manada “Atatürk” oluyor ve “kurtarc, kurucu, yaratc” gibi tanrsal sfatla mücehhez klnyordu.
“Cumhuriyet ilan edilmiti ama bu cumhuriyet nasl ve hangi niteliklerle ilemiti?” gibi sorularn sorulmas ihanet saylyor. Alabildiine despotik bir keyfilii temsil eden Tek Adam ve Tek Parti rejimini tiyatro sahnesine çkarlan çocuklara “Cumhuriyet günei Türk’ün sönmez atei / Parlar bu yurdun üstünde yoktur onun bir ei” gibi marlar eliinde kitlelere tarken ortada ne tarihi hakikat braklyor ne de siyaset ve hukukun nasl paspas edildiine dair yaanan korkunç aclar. Velhasl Cumhuriyet tarihi de Atatürk’ün biyografisi gibi yüzlerce elekten geçiriliyor, allanyor pullanyor, makyajlar, botokslar, estetikler yaplarak takdim ediliyor. Atatürk’ü ve Kemalizm’i bizzat Atatürkçü aktör ve kurumlar sansürlüyor, dönemin ihtiyaçlarna göre tüm propaganda ve pazarlama tekniklerini kullanarak piyasaya sürüyorlar.
Atatürk’ün Sopas Mukaddes ve Mübarek mi?
Atatürk ve Kemalizm meselesinde esas üzerinde durulmas gereken slami kesimlerin, muhafazakâr-demokrat siyasetin tutarsz, temelsiz ve faydasz bir dizi söylem ve eylem tarzna yönelmi olmas meselesidir. Muhafazakar Atatürk, Dindar Kemalizm üretme gibi bir absürtlük yükselen trend olmu durumda. Sadece deinip geçelim: Adnan Menderes ve Demokrat Parti’nin siyasal stratejilerinde yapt en kritik yanllardan biri de (Celal Bayar’n etkisiyle) nönü ve CHP’yi “Atatürk sopas”yla ypratp tasfiye edebilecei zehabna kaplmalaryd. O mukaddes ve mübarek “Atatürk sopas”yla güya CHP ypratlacak ve DP tahkim edilecekti. Benzer bir çarpk tablo bu dönem tekerrür ediyor. AK Parti de bir süredir youn olarak o mukaddes ve mübarek “Atatürk sopas”yla Klçdarolu ve CHP’yi haat edip minderin dna atabilmeyi hesaplyor. Peki, bu hesap doru mu ve tutar m? Yoksa bu yanl hesapla urarken yaad zaaflarn, yanllarn ve gerek taban gerekse tekilattaki soumalarn da etkisiyle bir bakalam sürecine mi girer?
10 Kasm vesilesiyle Cumhurbakan Erdoan’n Atatürk Dil, Kültür ve Tarih Yüksek Kurumu’nda yapt konumadaki u cümlelerine bir bakalm: “Emin olun Gazi hayatta olsayd bunlar CHP’den sopayla kovalard. Gerçi bunlarn mevcut yaps içinde Atatürk o partinin kapsndan içeri sokulur muydu? Bilmiyoruz.”
Klçdarolu liderliindeki CHP eer Atatürkçülük çizgisinden kopuyorsa bu durum kötü bir ey midir ki? CHP lideri Klçdarolu, kurmay kadrosu ve tekilatlar Türkçe Ezan teklifi getirse, üniversitelerde Tür Tarih Tezi ve Güne Dil Teorisine uygun eitim-öretim yaplmasn teklif etse iyi mi olur? Baörtüsünün kamusal hayattan tecrit edilmesini teklif etse, Ayasofya’nn müze olmas için seferberlik ilan etse, Arapça ve Osmanlca yaznn yasaklanmas için Meclis’e teklif verse, apka Kanunu’nun sk takipçisi olsa, Kel Ali ve Klç Ali tipi cellatlarn idaresinde stiklal Mahkemeleri tarz yarglama usullerini hayata geçirmek üzere komisyonlar kursa, ark Islahat Plan veya Takrir-i Sükun Kanunu’nu hortlatmann yollarn arasa, Mehmet Akif ve Halide Edip gibi veya Kazm Karabekir veya Rauf Orbay gibi Tek Parti döneminde tasfiye edilmi isimler aleyhinde kampanyalar açsa daha m iyi, daha m güzel ve faydal olurdu?
Bir faraziye ama “Atatürk’ün sopayla kovalard” cümlesi bir olumsuzlua, kötülüe nispet edilemez. Varsn zamannda elinden hiç brakmad o mukaddes ve mübarek sopasyla Ulu Önder imdi de Klçdarolu ve ekibini kovalayacakm diye kimse dert etmesin. Bakn henüz birkaç hafta önce Cumhuriyet Gazetesi’nden pek Özbey’e verdii bir röportajda Prof. Dr. Ersin Kalaycolu öyle söylüyordu: “Mesela “CHP özüne dönmelidir” sözünü çok duyuyorum. Özü dedikleri noktada, bizim aratrmalarmz doruysa, yüzde 8 seçmen var. Yüzde 2.6 kadar da örneklem hata pay koyalm, en fazla yüzde 10. Ama CHP yüzde 25 oy alyor. Bu büyük baar. Hatrlayn, Baykal ile 1999 seçimlerinde özüne döndü, yüzde 8 oy ald.” Evet, CHP’nin bile usul usul terk ettii “Atatürk çizgisine-Kemalist öze dönü”ün nasl bir felaket olduu gayet açk. AK Parti, sahiplerinin bile terk ettii yoldan, yordamdan bir keramet beklemeden kendi kimlii, kadrolar, tecrübeleri ve kitleleriyle sk bir muhasebeyle kucaklamaldr. Kucaklama kibire, markla, yolsuzlua ve tasfiyecilie evrildii için Kemalist söylem ve sembollerin müterisi artyor, baka sebeple deil.
Yazar: Kenan Alpay |
12-11-21 |
||
| E mail: yeniakit.com | Tweet | ||