Ömrünü, sözünü, mücadelesini üzerine ölü topra serilmi bir toplumun diriliine adayan müstesna air de bütün nesillerin dirilip amellerinin deerlendirilecei büyük günde dirilmek üzere Hakk’a yürüdü.
En sevgilisinden bir sürgün gibi hissedip yaad bu hayatta nihai hedefi hep bu sürgünü bitirmek, büyük kavuma ann en güzel ekilde yaamakt. Buna mukabil davas bu dünyada da bir diriliin öncüsü, sözcüsü, airi olmakt.
Hem dirilii dava edinip hem de bu dünyada ölmeden önce ölmeyi yaamann zahirdeki çelikisi onu sürekli bir tedirginlik içinde, bir teyakkuz ve hassasiyet içinde tuttu.
Davadan herkes bahsediyor, ama bu dava için sarfettiiniz her söz, attnz her adm, yaptnz her toplant size belli belirsiz bir konum, bir mevki bir güç de çeker. Bu konum, bu mevki bu güç bu tedirginlii tamayan, iliklerine kadar hissetmeyen herkes için ayartc bir imtihana da dönüür. Dava adamnn bu imtihandan sa salim çkmas, elbette imkansz deil, ama çok zordur.
Bu imtihan karsnda samimiyet düzeyine göre insann tamamen çekilmesi, tedbirini alarak girmesi veya ar özgüvenle tamamen atlmas insanlar arasnda ciddi farklar, imzalar, izler oluturur. Takva elbette iin içinde tehlike var diye girmemek deil, yollar çamurlu diye yürümemek deil, ayaklarn svayarak, çamurun bulamasn engelleyecek tedbirleri alarak girmektir.
Sezai Karakoç’un hangi ekillerde bu dünya sürgününü yaad bu bakmdan hiçbir eletiriye yer brakmayan, kemale ermi bir güzellik ve takdir hissi brakarak kendini anlatt. Verdii mücadeleden kendisine biriken itibar, takdir ve muhabbeti bile bir iktidara, bir kazanca tahvil etmeye çalmayan bir takva yolunu benimsedi. Bu belki onu bir hareket lideri olarak ortaya çkmaktan da alkoydu. Bir parti kurup yönettiyse de bu partiden beklentisi hiçbir zaman mevcut siyasi partilerle rekabet etmek olmad.
Dirili neslini yetitirmek için kelimeden tohumlarn iir ve edebiyatn toprana serpti. Ama onlara asl gücünü veren ey o kelimelerin son derece sahih bir hayatn içinden gelmi olmasyd. Yapmadklarn söylemeyen, söylediine inanmayan ov airlerinden deildi çünkü. Bir faninin yaayabilecei en zor hayat bir inat gibi deil, insan gerçek mutluluun deryalarna açan “özgür bir tercih olarak” yaad.
HÇBR EY STEMEYENN VAKUR ÖZGÜRLÜÜ
Kimseden bir ey beklemeyen, kimsenin methine ve ödülüne tamah etmeyen, bu haliyle de herkesten özgür ve bamsz olmann srrna vakf olan air, yine de herkese gönlünden kopan hereyi vermeye hazr bir merhamet çnar gibi açld. Yani kimseden bir ey istememenin götürebilecei kinik lakaytlktan da eser yoktu kendisinde.
Dünyaya metelik vermeyerek dünyaya efendilik yapmann imkân ve ihtimalini gösterdi. Belki onun gösterdii bu efendilii herkes göremeyebilirdi ama ölümü dolaysyla onu uurlamaya koan nesiller bu efendiliin çok iyi görünmesini salad.
Selahaddin E. Çakrgil çok iyi ifade etmi: “Sezâi aabey bu kitlelere ne bir siyasî vaadde bulundu, ne onlar coturacak yaldzl laflar etti.. Sadece, inancn ve tefekkürünü air ruhunun potasnda ekillendirdii kelimelerle ifade ederek, onlarn ruhî dünyalarnn en hassas tellerini titretti.”
Cenazesinde 4 nesilden insan vard Sezai Karakoç’un. Sadece bu bile cenab- zülcelal’in aslnda her dem bize gösterdii dirili mucizesinin bir tezahürü gibiydi. Bir çok deeri, ilkeyi gömdüünden der yanlan X’iyle, Y’siyle, Z’siyle bütün kuaklar.
Ya yapraklardan yakacak çkaran Mevlamz, her ktan sonra bir baharla dirilii her yl bize tekrarlayan rabbimiz, hiç yoktan yaratt mahlukatn toz haline gelmise de tekrar diriltmeye kadir elbet. nsanlar gaflet ve delalete dümülerse de, kendilerini yaratan unutup kendilerine hiçbir fayda veya zarar vermeyen nesneleri tanrlatrarak ölü topra oluturmularsa da, bu dünyada da dirili haktr.
ASIM’IN NESLNDEN DRL NESLNE
Sezai Karakoç’un hayat hikayesini okuyanlar bugünlerde yaz ve iir hayatna Büyük Dou’da baladn öreniyorlar. Ancak Tezkire Dergisinin “Sezai Karakoç’a 85. Ya Armaan” dosyasnda (say 68, 2018) Mahmut H. Akn’n ifade ettii gibi onun hem fikir dünyas hem ruh ve kiilii Necip Fazl Ksakürek’ten ziyade dorudan görümedii Mehmet Akif Ersoy’la daha yakn, onunla daha bir süreklilik halindedir, elbette ve doal baz farklarla.
Mehmet Akif Ersoy çökmekte olan bir slam devletini hayatta tutmaya çalyor, can çekimekte olan bir medeniyeti hayatta tutma misyonunu “Asm’n nesline” yüklemeye çalyordu. Sözüyle, iiriyle, mücadelesiyle ama en önemlisi tevazuu, samimiyeti, inancyla sözü arasndaki muhteem tutarll ve bu tutarln insanda brakt takdir ve güzellik hissiyle.
Sezai Karakoç ise üzerinden bir dehr, bir fetret geçmi olan slam ümmetini yeniden ayaa kaldrmak üzere bir “dirili nesli” misyonunu ifade etmeye çalyordu.
Her ikisinde ortak olan zaten alemleri dokuyarak ina eden güzelim sözleriyle amelleri arasndaki muhteem tutarllkt.
Onlarn airane sözlerine dünya ayr bir mesken tutuyor ve o meskende nesiller kendilerine ayr bir sekine buluyor. iir sözün mucizesini bir ayet gibi açyor. Gerçei, tecrübeyi, yaam öyle bir tasvir ediyor ki, siz içinde olduunuz gerçei dahi belki o kadar canl ve hissederek yaayamazsnz.
Herhangi bir iirine özel olarak atfta bulunmadan söylüyorum bütün bunlar. Hem bugünlerde iirinden yeterince sözler döküldü insanlarn yüreine sadaka-i cariye kabilinden hem de herkes farkl iirlerinden nasibini, nasibi kadarn almaktadr.
te öldü, diriliin airi de... Baki kalan bu kubbede ho sadâsdr, ki o sadâ dahi fani aslnda. Baki kalan sadece veçhi rabbi zülcelal. Öldüren ve yeniden dirilten, ölümü ve dirilii hayatmzda bize sonsuz örneklerle, defalarca göstererek haber veren sevgili, en sevgili...







