İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : / DİL KALESİ
Okunma Sayısı: 99
Yazar: Ali Bal
TÜRKÇE ŞÛRÂSI

TÜRKÇE ŞÛRÂSISosyal bir varlık olarak kabul edilen dil, zamanla kendisini geliştirip zenginleştirebilir. Dünya üzerinde konuşulan sayısız dil olmasına rağmen bu dillerden ancak bazılarıyla büyük edebî eserler vücuda getirilebilmiştir. Her dil, kültür ve sanat eseri üretmeye elverişli olamamıştır.

Dünya dilleri içinde farklı coğrafyalarda kullanılan, edebiyat ve kültür dili olarak da varlığını ispat etmiş olan Türkçe,  son yüzyıla girildiğinde bazı tehlikelerle baş başa kalmıştır. Türkiye Türkçesi olarak isimlendirdiğimiz bugünkü Türkçe üzerinde çeşitli operasyonlar da yapılmıştır. Osmanlı’nın sona ermesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla beraber birçok alanda olduğu gibi dilde, kültürde, sanatta ve alfabede de değişim ve dönüşüm yapılmak istenmiş, alfabe değişikliği ile yazılı metinlerimiz zamanla okunamaz hâle gelmiş, eski ile irtibat kesilmiş, yeni yazı dili ve öz Türkçe gibi akımlarla da eski metinlerimize, dilimize yabancılaşma başlamıştır.

Dilimize sahip çıkmak, kimliğimize sahip çıkmaktır. Bu sorumlulukla harekete geçen Türkiye Yazarlar Birliği, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ile Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, 26-27 Kasım’da Ankara’da dilimizin dünü, bugünü ve yarınının konuşulacağı geniş katılımlı Türkçe Şûrası düzenliyor. Yûnus Emre ve Türkçe Yılı dolayısıyla toplanacak Şûra’da birçok konu gündeme gelecek ve çözüm önerileri sunulacak.

Bir dilin öğrenilmesi, anlam zenginliklerinin (mecazlar, edebî sanatlar, deyimler vb.) kavranılması, günlük konuşma dili içinde doğru kullanılması ve sağlıklı iletişim kurulabilmesi, o dilin “ana dili”  unsurlarının tüm zenginlikleriyle öğrenilebilmesine bağlıdır. Bunun için de imkân ve ortamlar sağlanmalıdır. Edebî metinler, ders kitapları, sosyal medya unsurları, gazete, dergi, video platformları ve TV gibi görsel medya unsurlarında ana dilimizin ve söz varlığımızın tüm zenginliklerinin doğru kullanımı yaygınlaştırılmalı, okul öncesinden başlamak üzere tüm eğitim kademelerinde Türkçe hassasiyeti ve şuuru oluşturulmalıdır. Özellikle okul öncesi ve ilkokul 1. sınıf öğrencilerimizin Türkçeyi daha etkin, doğru ve tüm zenginlikleriyle öğrenebilmelerine imkân tanımak için uygun ortamlar oluşturulmalıdır. Mesela ders ve oyun materyallerine, metinlerine, sınıf ortamlarına, kütüphanelere, bilmecelere, deyimlere, tekerlemelere dikkat etmeliyiz. Böylece öğrenme ortamları hem keyifli hem de nitelikli hâle gelecek ve çocuklarımız dilimizi daha doğru bir şekilde öğrenecektir. Çocuklarımız öncelikle Türk masallarını okumalı ve ezberlemeli. Filmler, belgeseller, tiyatrolar izlemelidir. Türk edebiyatından seçeceğimiz şiirleri ezberleterek dilimizin inceliklerini öğretmeliyiz.

 Çocuklarımızla tarihî mekânlarda, tabiî güzelliklerin olduğu yerlerde, müzelerde, eski mahalle ve muhitlerde dersler yapılabilir. Geleneksel bir oyunu bir mahallede oynayabiliriz. Yeme-içme, araç gereç, renkler, meyveler, sebzeler, yemekler, eşyalar vb. alanlarda Türkçe isim kartları oluşturarak çocuklarımızın ilgi ve dikkatlerine sunabiliriz. Sınıflarda, koridorlarda, kütüphane ve oyun alanlarında uyarı levhalarından başlayarak Türkçe kullanımını yaygınlaştırmak gerekir.

              İnsan alışkanlıklarının çocuğudur, der İbn-i Haldun. Çocuklarımıza Türkçeyi doğru kullanmayı adeta alışkanlık hâline getirmeliyiz.  Erken çocukluk dönemi bir çocuğun ileriki hayatının belirleyicisidir. Bebeklik döneminden başlamak üzere çalışmalar yapılmalıdır. Bebek ve çocukların bulunmaktan keyif alacakları ortamları sağlamalıyız. Beş duyunun harekete geçeceği ve çocukların rol alabileceği oyunlar oynatarak kalıcı öğrenmeler gerçekleştirebiliriz. Çocuklarımızın dâhil ve etkin olduğu etkinlikler yapabiliriz. Kelimelerin doğru telaffuzunu daha bu yaşlarda öğretmeliyiz.

 Tüm saydığımız bu hususların tartışılacağı ve önerilerin getirileceği 26-27 Kasım’da Ankara’da düzenlenecek Türkçe Şûrası’nın konu başlıkları ise şunlardan oluşuyor: Dil Felsefesi-Felsefe Dili, Dil ve Devlet, Devlet Dili, Resmî Dil,  Edebiyat Dili, Eğitim Dil, Dil Bilgisi-Gramer, Din/İlahiyat Dili, Konuşma Dili, Akademik Dil-Akademinin Dili-İlim Dili, Batı Kaynaklı Kelimeler ve Tercüme Dili, Türk Dünyasında Ortak Türkçe, Hukuk Dili-Kanunların Dili, Tıp Dili, Haberleşme-Medya Dili.

Kültürümüzü, tarihimizi, sanatımızı, zihniyetimizi, benliğimizi, vatanımızı kısacası ülke ve milletimizi korumanın ve yaşatmanın temel unsuru dildir. Türkçe Şûrası bu sebeple adeta bir istiklal hamlesidir. Bu hamleyi başlatan TYB’yi ve iş birliği yapan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ile Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinive muhterem D. Mehmet Doğan’ı, bizleri Türkçe düşünmeye ve kimliğimizi korumaya davet ettikleri için tebrik ediyorum. Hayırlı olsun!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Bal
20-11-21
E mail: milatgazetesi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TÜRKÇE ŞÛRÂSI
Online Kişi: 18
Bu Gün: 108 || Bu Ay: 3.765 || Toplam Ziyaretçi: 1.861.031 || Toplam Tıklanma: 46.311.601