
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 544 |
Üstad Sezai Karakoç, ruhunu yitiren bir dünyaya ruhu hatrlatt, ruhu terennüm etti, ruhun arklarn besteledi; ruhun terennümleri Sezai Karakoç’ta diriltici arklara dönütü.
Bunu hayatnn her alannda görmek mümkündü.
Bir düünür, bir sanatç, bir estet, bir tarih felsefecisi ve bir ahlâk ant olarak Sezai Karakoç, insanmzn, corafyamzn makus talihini yenmesi, diriltici bir ruhla yeniden toparlanp kendine gelmesi ve insanln içine sürüklendii ontolojik yok olu felâketinden kurtulabilmesi için ne yaplmas, ne tür bir duru gelitirilmesi ve nasl bir yol izlenmesi gerektiini gösteren ruh dolu kanatlandrc bir yol haritas sundu bize.
Düünür kiiliiyle fikir hayatmz köklerine kavuturdu, çtay en yükseklere kurdu, göklere ayarlad.
Ahlâk ant ahsiyetiyle davran ve zihin setlerimizi gürül gürül akan vahiy kaynana irtibatlad.
Sanatç kimliiyle genelde sanat, özelde ise iir hayatmz canlandracak, muhkem bir ekilde rayna oturtarak asl ve asil kaynana kavuturacak köklü, ilâhî kaynaa sarslmaz bir ekilde zapt u rapt eyledi.
Sezai Karakoç’un fikriyat ilk kez MTO (Medeniyet Tasavvuru Okulu) ile “kitlesel” bir ilgiye kavutu, dirili nesli MTO’nun öncü kua ile ete kemie büründü, varolu nesli’ne dönümeye balad.
NANI’TA, DÜÜNÜ’TE VE DUYU’TA DURUU ÖRETT BZE
Vahyin Nebevî soluu, içinde ve dnda, kendi iç dünyasnda ve hayatnda iliklerine kadar hisseden ve yaayan biriydi Sezai Karakoç.
nsanln yok oluunu iliklerine kadar, hücrelerine kadar hissetti, çk yolunu gösterdi sarsc ama sarp sarmalayc bir dille.
Yaratc ve Hakikat fikrinin yitirildii postmodern bir dünyada, herkesin fenâ hâlde savrulduu bir ortamda, o, dimdik durdu, sâbitelerini özene bezene korudu, “sebbit akdâmenâ” esprisini, emr-i ilâhîsini rehber edindi, iliklerine kadar yaad, bu açdan bize dimdik durmay, esen rüzgârlarn önünde savrulmamay öretti.
Sezai Karakoç, halk içinde Hak içre yaayan bir insand.
Bu dünyada yaayan ama bu dünyay yaamayan, bu dünyay ama kaygsyla nefes alp veren bir düünürdü.
Yalnzd.
Yalnzln aknl, aknln yalnzlyd yalnz’l.
Nietzsche de yalnzd.
Fakat ikisinin yalnzlklar çok farklyd: Nietzsche, bu dünyada terk edilen biriydi. Sezai Karakoç ise bu dünyay terk eden biri.
Fenâ makam, bekâ makam ve cem makam; Sezai Karakoç’un hayatnda, sanatnda ve ahlaknda ete kemie büründü.
TÜRKÇE’Y YENDEN MÜSLÜMANLATIRDI
Üstad Sezai Karakoç, medeniyet’in vahiy’le ilikisini muhkem bir ekilde kurarak dier medeniyetlere de uyarlanabilecek, dier medeniyetleri de açklayabilecek ölçekte bir medeniyet fikri gelitirdi.
“Medeniyet” kelimesi Sezai Karakoç ile kavrama dönütü, gerçek anlamn ve kvamn buldu ilk kez.
Medeniyet’in vahiyden beslendiini ve vahiyden koptuu zaman hakikatten koptuunu gösterdi.
lk defa Sezai Karakoç’la birlikte “Dou-Bat” ayrm ykld. slâm, Dou ve Bat’dan oluan üç temel medeniyet tipi ve morfolojisi gelitirildi.
Bütün bu çok katmanl, çok yönlü çabalarnn neticesinde Türkçe’yi Müslümanlatrd yeniden tpk Ahmet Yesevî’lerin, Yûnus’larn yapt gibi, Müslüman Türkçe’yi kurdu...
Kur’ân’n diliyle zenginletirdi...
Türkçe, Müslümanca düünmenin vasat ve vastas imkânna Sezai Karakoç’la yeniden kavutu.
Sezai Karakoç, Müslümanca düünme melekelerimizi yeertti. slâm düüncesini “çadalatrd”; çaa tad. Ça, dünyay ve kendi dünyamz slâmî kavramlarla nasl anlayabileceimizi gözler önüne serdi.
Sezai Karakoç, yazdaki, söyleyiteki asil üslûbunu ve duruunu Kur’ân- Kerîm’in sarsc ve sarmalayclndan, Resulullah’n aslâ dünyaya, güce boyun emeyen ama varla rahmet nazaryla bakan ötelere ayarl bakndan ve ahlâkndan almt. Vesselâm.
Yazar: Yusuf Kaplan |
22-11-21 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||