
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 599 |
Sezai Karakoç’un, kendisinden sonra isteyecei son ey müsamere dili tayan bir güzelleme ile hatrlanmak olacaktr diye düünüyorum. Tüm, düüncesi ve meselesi olan ahsiyetin de kendisinden sonrasna nasihat ve beklentisi budur. Onlarn sadaka-i cariyesi övülmek deil mesele edindikleri fikirlerinin hatrlanmas ve ciddiye alnmasdr. Dileriz fikirleri, birçok dier münzevi gibi, bir gün onun retorik kutsanmasndan, yahut ideolojik kartlanmasndan/yadsnmasndan yahut mahalleci benimsemeci bak aan bir tefekkür yerinden ciddiyetle okunarak yüksek faydaya dönüecektir.
Medeniyetsizlik çölünde savrulduumuz bu scak ve kavurucu zamanlar ve zeminlerde mukaddesatsz muhafaza ve müdafaann özsüz ikliminde adeta bir gölgelik ve vaha gibi yola çaran ve gösteren bir fikir aydnl olarak gördüümüz Sezai Karakoç’un dirili kavram çevresinde ele ald meselelerinden biri de medeniyettir. “O, insan hayatn bütüncül olarak kuatan bir kavram olarak gördüü medeniyetin iki yönü olduundan bahseder. Bunlardan ilki medeniyet kavramnn tanm itibariyle zaman içinde “bütün insanla hitap eden tarih olgusu”dur. Medeniyetin bu boyutu “lk insandan balayp bugüne kadar gelen ve bundan sonra da insanln sonuna kadar sürecek olan”, yani tüm zaman kuatan bir olgudur. Medeniyetin ikinci boyutu ise, “insann sadece fiziki ya da fizyolojik ihtiyaçlarna cevap veren bir sistem olmakla kalmaz, ayn zamanda manevî-ahlâkî, metafizik ve kültürel isteklerini de karlamak amacn tar. (S. Karakoç, Çk Yolu II Medeniyetimizin Dirilii, stanbul 2012, s. 134.)
Hayatmzn her safhasnda, duygularmz, düüncelerimiz ve davranlarmzla karlatmz bütüncül bir olaydr. Yani, her an, her hareketimiz medeniyetle ölçülür, medeniyetle tartlr ve medeniyetle deerlendirilir. Onunla deitirilir, onunla deer kazanr. Düüncelerimiz, duygularmz, eserlerimiz, hayatmz, hayat tarzmz, ahlâkmz, hepsi medeniyet hadisesine dâhildir. “Temel tez, ‘medeniyet tezi’dir. Kimse medeniyet tezinin karsna baka tez çkarmasn. Çünkü söylediimiz medeniyet, zaten slâm ve man medeniyetidir. man ve slâm bu medeniyetin merkezi, çekirdei, tohumudur. slâm medeniyeti, iman çekirdeinin, gökleri kaplayacak dallanma ve budaklanmaya varm aacdr. (Ahmet Koçak, “Sezai Karakoç’un Fikrî Yazlarnda Dou ve Bat Medeniyeti Tasavvuru”, Rumelide Dil ve Edebiyat Aratrmalar Dergisi, 2016, 5(Nisan), s. 53, 55, 59)”
Sezai Karakoç medeniyeti ele ald bu yerde medeniyetin ilkelerini de bir çalmasnda tespit eder. “Medeniyet, üç temel ilkeye dayanr. Güzellik ilkesi, ideas; doruluk ideas ve iyilik ideas. Yani medeniyetin üç temeli vardr. Medeniyet demek, bir toplumun, kendi güzellik anlayn gerçekletirmesi demektir. Doruluk alan, inançlar, felsefe, düünce ve bilimdir. Güzellik ideasn, sanatlar, genel olarak estetik karlar. yilii de, ahlâk salar. (S. Karakoç, Çk Yolu II Medeniyetimizin Dirilii, Dirili Yaynlar, stanbul 2012, s. 83.)” te bunlar bir medeniyeti mefhum olarak insanln mütereki yapan ilkeler olarak ortaya çkar. Güzellik, doruluk ve iyilik yani estetik, bilgi ve ahlak ile ortaya çkan bir medeniyet tasavvurunu gösteren tespitlerdir. Tam buradan Sezai Karakoç medeniyet kavramnn merkezine yerletirdii yahut kendi medeniyetini düündüü yere ular. slam açsndan medeniyet meselesi: “slam’ medeniyet olarak ele almak, onu metafizik cephesiyle, yani iman açsndan ele almak demektir; tarih açsndan, bilim, sanat ve edebiyat açsndan, yani kültür açsndan ele almak demektir. Ekonomi, teknik ve sosyal ilikiler açsndan ele almak demektir. Felsefe, bilim, ahlak, sanat ve daha nice açlardan ele almak ve bunun tarih boyunca deiim ve geliimlerini incelemek demektir (S. Karakoç, Günlük Yazlar IV. Gün Saati, stanbul, 1986, s. 67)” man kavram üzerinden bu medeniyet okumas Nevzat Kösolu ve Ylmaz Özakpnar’da da kendi çerçeveleri ve anlaylar içinde gördüümüz bir yaklamla e deer görülüyor. Bir imann balatt tarihi süreci günün ndan ele alarak medeniyeti slam çevresinde anlama ve açklama Sezai Karakoç’ta bu manada ortaya çkar.
Bu noktada Sezai Karakoç kültür ve medeniyet ilikisini de ele alr. “Medeniyet, kültür esasna dayanr. Bir toplum bir kültür üretir. O kültürden bir medeniyet doar. O medeniyetten bir millet doar. O milletten bir devlet doar.” (S. Karakoç, Çk Yolu III Kutlu Millet Gerçei, stanbul 2013, s. 19.) eklindeki yaklam yannda “Kültür medeniyeti deil, medeniyet kültürü içerir. Bize göre, kültür medeniyetin fizyolojisi gibidir. Medeniyetse, sadece anatomi deildir. Canl organizma gibi, anatomik cephesiyle, fizyolojik cephesiyle bir bütündür (…) her medeniyete bir de onun kültürü tekabül eder. slam medeniyeti diyorsak, bir de slam kültürü dememiz gerekir. slam kültürü slam medeniyetinin bir unsurudur; belki öbür birçok unsurun da kayna olan bir unsur” (S. Karakoç, Düünceler I, stanbul, 1986, s.9)Kültür Sezai Karakoç’ta zemin gibi görünmektedir. Bunun üzerinde toplum, devlet gibi unsurlar ortaya çkar. ehir konusunda Karakoç’un eserlerinde medeniyet ile birlikte anlan dier bir temel unsurdur. Ey kalbimin içinde uyuyan ehir Hiç bir uçak hiç bir tren hiç bir otomobil Hiç bir mutu hiç bir belge hiç bir kant hiç bir Seni alp bana getirememitir Beni alp sana gelememitir, iiri gibi pek çok yerde ve tefekküründe ehir medeniyet zemini olarak yerini alr.
Müslüman Türk’ün Anadolu’ya gelip oray enlendirmesi de onun tefekküründe, “Maveraünnehir’den taze kan geldi. Gelenlerin arkas kesilmedi. Sonunda devletlerini de kurdu Müslümanlar. Irmaklar Allah deyu deyu akan cennet bir ülke yaptlar Anadolu’yu. Mermere fiziin ötesindeki geçmez, solmaz, eksiksiz akn resmini çizdiler kendilerine özgü non-figüratifle. Yldzlar yere indirip saçtlar ehrin sokaklarna. Ebediyyeti, fâni araçlarn diliyle söylemek dehasn kurcaladlar eyada. Maddeyi, ruhun diline kavuturmak istediler. Onlar ki, Asya’nn göbeinden kopup gelmiler, Mekke ve Medine’nin buhurunu, trn saçyorlard ortala.(S. Karakoç, Mevlâna, Dirili Yaynlar, stanbul 2012, s. 9.)”, tespitleriyle ortaya konulur. Türkistan ile Mekke-Medine Anadolu’da böylece birleir onun tefekküründe. Bir kan yani Türkün slam ile birlikte Anadolu’yu Türkiye kl Sezai Karakoç cümlelerinde böyle anlatlr.
Sezai Karakoç medeniyetin putu haline gelen araç maksadn ap maksuda dönüen teknik ve teknoloji meselesine de medeniyet çerçevesinde deinir. Burada eletirir ve yanla iaret eder. “Teknik corafi engelleri, etnik ayrlklar, siyasi badamazlklar uzun sürede ykmakta. Böylece de dünya uygarl yava yava olumakta (…) aslnda ilk insandan beri peygamber uygarl da bütün insanl içine alan, bütün insanl hedef alan uygarlkt. imdi o hedef ve alan, maddi aletine kavumu oldu: teknik. Ancak bugün, teknik, insanln yararna olduu kadar ve daha fazla insanln zararna kullanlyor. Hakikatin aleyhine çaltrlyor (…) tarihi evrensel bir giyotin gibi kullanlan teknik, insanlar her zaman kendi uygarlna çarmakta olan ilahi sesin buyruuna verilmelidir ki, çan bunalan ruhuna bir bad- sabann diriltici soluu erisin. (S. Karakoç, Ça ve lham II. Sevgi Devrimi, stanbul, 2007, s. 47-48)” Tam burada meselesi olan baka bir adamn sözleri akla geliyor. Nurettin Topçu bu konuda “Teknik, yakn gelecekte bu ülkeyi pek kolay fethedecek ve Anadolu, teknik medeniyetinin sömürge ülkesi haline epey kolaylkla getirilebilecektir. Anadolu insan tek kurtarc olarak bat tekniinin zaferine inanm bulunuyor. Büyük sanayinin bir an evvel istilasn bekliyor. Zavall bilmiyor ki bu istila Yunan ordusunun istilasndan beter olacaktr. (Nurettin Topçu, Yarnki Türkiye, stanbul, 1999, s.263.)” Medeniyet meselesinde bu iki saduyuya kulak verene kadar mühendisleen bir zihniyet -mühendisler son derece deerlidirler onlar maksad dna iten zihniyet kast edilmektedir- taeron ve ithalci zihinle medeniyet çölümüzde makine iletip insan da makineletirerek madun klmaya devam edecek görünüyor.
Nihayet onun slam medeniyeti tarifi ile bitirelim: “slâm medeniyeti, geçmi medeniyetleri bünyesinde barndran ve bugünkü medeniyet âlemine de temel bir kaide tekil eden esas medeniyettir. Ben ona Hakikat Medeniyeti diyorum.” (S. Karakoç, Çk Yolu III Kutlu Millet Gerçei, Dirili Yaynlar, stanbul 2013, s. 20.) Münzevi mütefekkirler cümlesinden bir düünce aydnl olarak yerini alan Sezai Karakoç fikirleri ile makul bir çerçevede kategorik okumann ötesinde ele alndnda mahallesinden çkp tüm memlekete mal olabilecektir. Müntesipleri bunu ona ve onun benzeri mütefekkirlere çok görmemelidirler. Medeniyet ve ona dair fikirleri ile gelecee bakan bir idrak olarak Sezai Karakoç bir fon görüntüsü olmann ötesinde tefekkürü ile aramzda kalmaya, iirleriyle bize hakikat ve manalar tamaya devam edecektir. Allah rahmet eylesin. El-Fatiha
Vesselam.
Yazar: Altan Çetin |
26-11-21 |
||
| E mail: yenisoz.com.tr | Tweet | ||