HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / PORTRELER
Okunma Says: 570
Yazar: Murat Bardakçý
ALÂEDDÝN BEY

BB STKLÂL MAHKEMELERN DE KURSUN!stanbul’da eskiden “ev fasllar” olurdu...

Müzisyenler fasl yaplacak evde on be günde bir ve genellikle cuma akamlar biraraya gelirler, çalp söylemeye saat sekizden sonra balanr, arada yarm saatlik çay molas verilir, o yarm saat içerisinde tarihten edebiyata uzanan geni bir alanda zamann en güçlü üniversitelerine rahmet okutacak arlkta sohbetler yaplr, sonra saza devam edilir ve musiki geceyarsna doru sona ererdi...

Bu toplantlara “mek” de denirdi ve en bilineni, Dr. Selâhattin Tanur’un önce Tevikiye’deki, sonra ili’deki evinde iki haftada bir yaplan ev fasllar idi.

Selâhattin Bey’in fasllar Osmanl’nn son büyük âlimlerinden bnülemin Mahmud Kemal nal’n Mercan’daki konanda yarm asrdan fazla yaplm toplantlarn devamyd bnülemin’in 1957’de vefat üzerine mekler edebiyatç ve hoca Hakk Süha Gezgin’in Beikta’taki evine nakledilmi, Hakk Süha Bey’in de 1963’de vefat ile müdavimler bu ehir geleneini Dr. Selâhattin Bey’in evinde sürdürmülerdi.

Selâhattin Bey’in idaresinde yaplan fasllar 1980 ilkbaharna kadar devam etti ve onun da vefat ile de artk sadece hatralarda kaldlar...

Ben, bnülemin’in evindeki toplantlarn devam olan bu ev fasllarna genç yalarmda, ortaokul senelerinde katlmaya baladm; nihayete ermelerine kadar hiç aksatmadm ve mek akamlar yaplan sohbetlerde mekteplerden, kitaplardan yahut baka kaynaklardan edinemeyeceim dünya kadar malûmat elde ettim...

Dün vefat eden büyük sanatkâr ve bestekâr Dr. Alâeddin Yavaça’y da bu fasllarda tanmtm...

Hocalarndan olan Dr. Selâhattin Tanur’un meklerini 1950’lere kadar hiç aksatmad söylenirdi ama artk hem zaman deimi, hem de hayat bambaka gaileler getirmiti; toplantlara birkaç ayda bir gelir, ama gelip de fasla itirak ettiinde herkesi coturur, eski tâbiri ile etrafa revnak verirdi.

Ev meklerine katlanlarn en genci ben olduum için, herkesten “unu öyle yapp bunu böyle et ki istikbâlin parlak olsun” diye tavsiyeler alrdm...

Bir akam Alâeddin Bey’in “Gençsin, istidatlsn, buradaki herkesten istifade et, bireyler örenmeye çal ve bilhassa Selâhattin Bey’den ne alabilirsen al!” demesi hâlâ kulaklarmdadr...

Aylar sonra tekrar geldiinde, pek bilinmeyen bir hatrasn anlatmt...

stanbul Erkek Lisesi’nin 40’l ve 50’li yllardaki mehur matematik hocas “Sfrc” Yakup Bey, evsahibi Dr. Selâhattin Bey’in enitesi idi. Alâeddin Bey “Musikiye Sfrc Yakup sayesinde baladm” demiti: “Beni çaktrd, cebirden birkaç ay sonra yeniden imtihana girecektim ama o zamana kadar bo dolaacama musiki ile alâkadar olaym dedim ve Yakup Bey’in çaktrmas sayesinde i buraya kadar geldi...”.

STDATLI TALEBE KAPIILIRDI...

Türkiye’de imparatorluk asrlarndan buyana deimeyen bir kültür gelenei vardr: Yetenekli, ama hakikî ve güçlü yetenee sahip gençler memleketin neresinden gelmi olurlarsa olsun payitahtn, yani bakentin yüksek kültür çevrelerinde her zaman himaye görüp yetitirilmiler, önleri açlm ve ilerlemeleri salanmtr...

Meselâ, hat tarihimizin büyük ismi Kazasker Mustafa zzet, Tosyal; 17. asrn en önemli airlerinden Nâbî de Urfaldr. Kim olduunu söylemeye lüzum görmediim Ahmed Haim, Badat’ta domutur; basn tarihimizin mehur makalelerinden olan “Kara Bir Gün”ün muharriri Süleyman Nazif, Diyarbakrldr...

Bu listeyi bir hayli uzatmak mümkündür...

Anadolu’da doan ve sonralar hem kültür, hem sanat tarihimizde üstadlk mevkiine yükselen böyle birçok istidat sahibinin ortak özellii, stanbul’a gelme frsat bulduklarnda üstadlar tarafndan yetitirilmeleri, hattâ üstadlarn böyle gençlere bireyler öretebilmek için nerede ise birbirleri ile yarmalardr.

Meselâ, klâsik müziimizin son büyük icraclarndan olan Kâni Karaca...

1930’da Adana’da domu, 1950’lerin banda stanbul’a gelmi, nasl büyük bir yetenek olduunu farkeden Üsküdarl Ali Efendi, Sadettin Kaynak, Sadettin Heper ve Münir Nurettin Selçuk gibi zamann en mehur hocalarnn elinde yetimi ve zamanla o da büyük bir üstad olmutu...

Ayn tevikin ve himayenin çok daha fazlasn, Kilis’in entellektüel bir ailesine mensup olan rahmetli Alâeddin Bey de gördü. stanbul’da bata Zeki Ârif Ataergin olmak üzere Sadettin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk, Refik Fersan, Dr. Selâhattin Tanur, Nuri Halil Poyraz, Mesud Cemil, Süleyman Erguner, Suphi Ezgi ve daha baka musiki üstadlar tarafndan yetitirildi...

Alâeddin Bey’in hocalarnn listesini dikkatli bir ekilde incelediiniz takdirde, o senelerin musiki üstadlarnn nerdeyse tamamnn listede yeraldn görürsünüz...

stanbul’da 1940’larn ve 50’lerin entellektüel çevresi, zaten imparatorluun Cumhuriyet’e devrettii son entellektüel nesil demektir...

Alâeddin Bey böyle bir çevrede yetiti, yani Osmanl’nn hayattaki son münevverleri tarafndan yetitirildi, onlar ile ayn havay teneffüs etti; zevkleri ve estetik anlay da onlarla ayn oldu.

O yllarn Alâeddin Yavacas çok ileri bir musiki yetenei, nefis bir ses rengi ve böyle yüksek seviyedeki bir “emperyal” eitim demekti...

Asl meslei olan doktorluu bir tarafa braklacak olursa, karmzda hem icrac, hem bestekâr, hem de hoca olan komple bir sanatkâr görürüz...

“UNUTULMA” DENEN ZALM BR ÇARK...

Türk Müzii tarihinde maalesef tuhaf olan bir gelenek vardr: Devrin büyük üstadlarnn icradaki kudretleri zaman geçince unutulmu, isimleri dar bir hayran çevresinde yâdedilir olmu, yerlerini yeni ama kalite bakmndan genellikle daha alt seviyedeki icraclar alm fakat bestekârlarn isimleri unutulmam, eserleri sayesinde hep vârolmutur.

Rahmetli Münir Nurettin Selçuk, bir gün “Aradan zaman geçince icraclmn herhalde unutulacak, beni bilen az kii kalacak ama bestelerim hep vârolacak, ismim bestekâr olarak devam edecek” demiti...

Söyledii maalesef doru çkt. Münir Bey artk gittikçe daha az dinleniyor, kaytlar radyolarda nâdiren çalnyor ama eserleri tam tersine, eskisinden çok daha sk icra ediliyor...

Alâeddin Bey de ardnda birbirinden güzel ve her zaman zevkle terennüm edilecek bir hayli eser brakt: “Artk bu solan bahçede bülbüllere yer yok”, “Geçmesin günümüz sevgilim yasla”, “Ne günah etse açlmaz iki gönlüm aras”, “Alar gezerim sahili sanki benimlesin”, “Boaziçi en gönüller yata”, “Ümitsiz bir aka dütüm”, “Kimseyi böyle perian etme Allahm yeter”, “Rûhum u gelen ylda bile mâziyi and”, “Kz sen ne güzelsin sana gençler tapacaklar”, “Sar mimozamsn sen benim”, “Gönlümün bülbülüsün ak bahçemin gülüsün”, “Ne bildin kymetin, ne bildin kymetim”, “Mavi gök mavi deniz, hep seninle gezeriz”, “Senden uzak günlerim zindan oluyor”, “Gönlümü aldn güzel”, “imdi bahara erdim gonca gonca gül derdim”, “Sevgi deli gönülden gönüle bir aktr”, “Bana nasl vazgeç dersin”, “Gülen gözlerinin mânas derin”, “en gözlerinle yüzüme bir baktn” ve daha birçok zarif ark...

Rahmetlinin güzellii ile ruhlar heyecana getiren ve hakikaten enfes olan sesi ve icracl ileride malûm unutulma geleneinin çarklarna taklsa bile, gönüllerimizdeki yerini bir bestekâr olarak her zaman muhafaza edecektir.

Dün, Alâeddin Bey’i yadettiimiz bir müzisyen arkadam “Hoca, hep ‘Bu i benimle bitecek’ derdi, bugün gitti ve musikiyi de yannda götürdü” dedi ve haklyd...

Bundan neredeyse yarm asr önce, ili’deki bir evde yaplan bir musiki meclisinde tanma bahtiyarlna erdiim ve ilerki senelerdeki her görümemizde mutlaka derin istifadeler ettiim bu büyük üstada Allah’tan rahmet diliyorum...

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Alâeddin Yavaça

Yazar: Murat Bardakçý
26-12-21
E mail: haberturk.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ALÂEDDÝN BEY
Online Kii: 29
Bu Gn: 866 || Bu Ay: 5.958 || Toplam Ziyareti: 2.929.123 || Toplam Tklanma: 58.618.122