HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Says: 947
Yazar: Ýhsan Fazlýoðlu ile mülâkât (Derleyen Muhammed Negiz)
BÝR ÜSTAD FÝLOZOF: TEOMAN DURALI-1

BR ÜSTAD FLOZOF: TEOMAN DURALI-1

Prof. Dr. hsan Fazlolu ile Yusuf Genç’in her Cumartesi günü TVNET kanalnda bir sohbet tadnda izleyicilerinin karsna çktklar Sorularn Peinde adl programn 11 Aralk tarihli dördüncü bölümünde gündem bal merhum Teoman Dural Hoca oldu. “Bir Üstad, Bir Filozof: Teoman Dural” bal çerçevesinde hsan Fazlolu Hocamz, Hocasna dair hatralarndan ve izlenimlerinden bir demet sundu. Yusuf Genç de sorduu sorular ve yapt paylamlarla sohbeti daha da lezzetli hale getirdi.

Programn sonunda, konuulanlar metne aktarmaya karar verdim. Bu güzel sohbetten tutmu olduum notlardan bata kendim olmak üzere, okuyan herkesin kendisine bir hisse çkaracana inanyorum. Bu vesile ile merhum Teoman Dural Hocamz’a Allah’tan rahmet, sevenlerine ve örencilerine de sabr- cemil niyaz ederim[1]...

***

Efendim merhabalar… Yaynmza ho geldiniz. Yeni bir “Sorularn Peinde” ile karnzdayz. Bendeniz Yusuf Genç… Kymetli Hocamz hsan Fazlolu ile birlikte bugün yeniden sorularn peinde olacaz. Çünkü sorularn cevaplardan daha önemli olduuna inanyoruz… Tabii, bu hafta biraz buruk ve hüzünlü balyoruz Sorularn Peinde’ye…

“Ölüler beni serinlie yaktramaz
çünkü hiç kimse çkmak istemez bu mevsimden dar”

Yorgun, smet Özel (1962)


Fakat geçtiimiz hafta, bu mevsimden dar çkan, daha güzel, daha gerçek, daha sahici bir mevsime giden… Ebedi yurdumuza uurladmz Teoman Dural Hocamz’n brakt bir boluk aslnda hüznümüzün sebebi… 

Bugün, Allah izin verirse, Teoman Dural Hocamzn etrafnda, Hocamzn hikâyesini, birinci elden (hsan Fazlolu’dan)… Belki… Hocalarn Hocas Teoman Dural’y konumaya çalacaz.  Hem Hocamzn kiisel hayatn hem de Teoman Dural’nn Türk düüncesinde, felsefe-bilim geleneimizdeki yeri, çabas ve katklarn…     

Tekrar ho geldiniz diyeyim…

I.BÖLÜM

hsan Hocam… Üzülerek baladk…

Bamz sa olsun…

Sizin banz sa olsun… Öyle diyeyim…

Hepimizin… Ailesinin, sevenlerinin, örencilerinin, yetitirdii Hocalarn… Hepsinin… Hepimizin, milletimizin ba sa olsun diyelim…

Eyvallah… imdi tabii eyi gördük Hocam. Teoman Hocam biyoloji felsefesi alannda… Bunu özellikle… u yüzden belirtiyorum… Öyle çok da kitlesel bir karlk bulacak bir eyle megul olan bir Hocamz deildi.

Mesleki olarak…

Mesleki olarak…

Ya da uzmanlk alan olarak… Mesleki de deil. Uzmanlk alan olarak evet, belki biyoloji felsefesi ama Hocam bir entellektüeldi her eyden önce. “L” burada çift; “entellektüel.”

Evet…

Bir entellektüeldi. O açdan Hoca’nn insanlara demesini sadece uzmanlk alanna indirgemek doru deil… Akademik anlamda, uluslararas ya da ulusal felsefe-bilim camiasndaki üretimleri açsndan belki biyoloji felsefesi merkezli idi ama bunun bir adm büyük ölçei, bilim felsefesi… Bir adm daha, yani kümeyi biraz daha genilettiinde, genel olarak “felsefe-bilim” dedii Hoca’nn… O çerçevedeki hemen hemen tüm konulara deen ve onlarla uraan ve belirli konularda da özgün düünceler gelitiren bir Hoca’yd. Ama bunlarn da ötesinde, bir entellektüeldi. Daha da ötesini söyleyeyim… Bir insand.

Eyvallah…

Bunu söyleyeyim.

Bunu unun için tabii Hocam belirttim biraz. “Biyoloji felsefesi” diye, hususen… Yani sorun nedir? “Canllar sorununa giri” gibi kitap adlar olan bir entellektüel... 

Kesinlikle doru! Biyoloji felsefesinin Türkiye’de kurucusu zaten! 

Evet. Ama ite bu urat alanlar, çok öyle popülerleecek alanlar olmamasna ramen vefat dolaysyla unu görmü oldum… Herkes gördü. Türkiye’de çok fazla sayda insana dokunmu, iz brakm… Yani arkasndan edilen hayr dualardan onu çkardk. imdi siz, çok uzun yllar tabi Hocamzn…

85’ten bu yana…     

Evet… 36-37 yl, aa yukar…

Evet…

Biraz Hoca’y konumak istiyorum tabii ama… Hoca’nn düüncesi… Türk düüncesindeki yerinden önce biraz gündelik hayattaki Teoman Dural… Kitaplarna yansmayan…

Evet… Doru! imdi tabii… “Bir insan hakknda konumak nedir?” önce onun hakknda bir kanaat sahibi olmamz lazm.

Bir çerçeveye alalm…

Evet, o çerçeveyi yapmadan yanl anlalabilir baz eyler… Çünkü siz bir insan ancak onunla paylatnz mekân-zaman miktarnca tanyabilirsiniz. Yani insan tanmak kolay deil. Hatrlarsanz geçen hafta “insan tahsil etmek”ten bahsetmitik. Dolaysyla, Hoca’y ya da herhangi birini tanmak, onunla alakal mekân-zaman paylamnn miktarna çok bal… Dolaysyla da parçal bir resim elde ediyorsunuz. Kim olursa olsun bu kendinizle alakal bile söylenebilir ve bu mekân-zaman içerisindeki parçal resimleri yorumluyorsunuz. Kendinizce… Kendi duygularnz, kendi düünceleriniz, belki kendi kayglarnz etrafnda bunlar bir araya getiriyorsunuz.

Tarihte bunun çok örnekleri var. Yani Sokrates’in bile iki farkl anlats vardr. Biri Platon’un… Biri Ksenophanes…  Bir bakyorsunuz, apayr iki Sokrates var ortada! slâm dünyasnda da belirli kiilikler için benzer durumla karlayoruz. O açdan benim Teoman Dural hakkndaki yorumum, Teoman Dural Hoca’yla benim paylatm mekân-zaman kaytlaryla, anlamyla snrl… Neticede, büyük oranda da bunlara ilikin benim yorumumdur tabii… Yani muhakkak baka hocalarmzn, Hoca’yla birlikte yürümü, birlikte mesafe katetmi, birlikte yola çkm hocalarmzn ya da dostlarmzn farkl resimleri olabilir, farkl yorumlar olabilir. Bu, birinci iaret etmek istediim nokta…

kincisi ise… Yeri gelmiken unlar vurgulamakta fayda var… imdi bizim insanmz, “Hoca bunu söylerdi,” duygusal bir milletiz biz. Bir açdan… Ve duygularmza da bir ölçü vuramyoruz yer yer… Bu da severken dövmeye, döverken sevmeye, alarken gülmeye, gülerken alamaya neden oluyor. Çünkü haddini aan ey, zddna dönüyor.

Özellikle bir tehlike var, bu tür insanlar söz konusu olduunda… O da udur… Ben bunu baka vesilelerle, rahmetli Akif Emre balamnda da söylemitim… Sevdiklerimizi, ad üzerinde “sevmek”, duygu durumu… dealize ediyoruz… Ve bu idealize ettiimiz zaman büyük bir tehlike ortaya çkyor. Gençlerin onlar örnek alamamasna neden oluyor. Çünkü idealize ettiiniz insan, sadece aklnzla kurduunuz bir insana dönüüyor… Ve öyle bir kii ortaya çkyor ki takip edilemez! stisnai bir durum… Bunu Hoca istemezdi.

Hoca, her eyden önce… Yani Teoman Dural Hoca’ya sorsanz, “Sizi ne olarak tanmlayalm?”, “nsan olarak tanmlayn” derdi… Yani bir insanla muhatap olduumuzu bilelim.

Bunu niye vurguluyorum?

Bu, bizim kendi tarihimizle olan ilikimizde de çok ilginç… Âlimlerimizi, airlerimizi, sanatkârlarmz, düünürlerimizi, filozoflarmz, büyük âlimlerimizi, mutasavvflarmz öyle bir anlat içerisine sokuyoruz ki, öyle idealize ediyoruz ki gençler onlar kahraman olarak benimseyemiyor. Hâlbuki gençlerin kahramanlara ihtiyac var. Bunu hep söylüyoruz.

Niye?

Çünkü onu hem taklit etme anlamnda hem de örnek alma, ona öykünme, onun hikâyesine katlma ve o hikâyenin bir parças olma ve oradan kendi hikâyesini üretme anlamnda bir zorlukla karlayor… Büyük bir yark! Büyük uçurum oluuyor…

Dolaysyla Teoman Hoca’y anlatrken de böyle bir hataya dümemek lazm ki gençler örnek alnabilecek bir kiilik olduunu gözden kaçrmasnlar… Aradan kaymasn o yani… Ona çok dikkat etmek lazm…                 

Eyvallah… Bunu o zaman Hocam… öyle konuyu deitirme tehlikesini göze alarak ama deitirmeyeceime de söz vererek…

Evet…

Bir parantez açp soraym… “Tarihle ilikimiz” de böyle dediniz ya?

Evet…

Tarihteki en büyük isimlerimizde… Bu, yapldna göre bir ey dolaysyla bu yaplyor. Bir sorun ya da art bir ey…

Yok!

Nedeni?

Anladm ama nedeni? Güzel (bir soru) ama her zaman böyle bir “katakulli”, bir art niyet deil de duygusalln kontrol edilemezlii ile de alakal…

Evet…

Baka eyleri de var tabii… Baz insanlar, yaadklar dönemde bu isimler etrafnda bir iktidar alan oluturuyorlar ve belirli bir sosyal statü, entellektüel statü, iktidarla falan elde edebiliyorlar. Yani unu çok ac bir ekilde söyleyeyim… Âlimlerimizi, düünürlerimizi, mutasavvflarmz öyle bir anlatyoruz ki peygamberden daha mucizevi! Daha üstün bir yerdeymi gibi… Yani “yemiyormu-içmiyormu”a dönütürüyoruz meseleyi. Tüm fizik kurallarn, peygamberin “smet” sfatnn da üstünde bir anlatya! Bu, houmuza gidiyor ama bir süre sonra o insanlarla irtibatmz kaybediyoruz.  Mitleiyorlar çünkü… Mitleip efsaneletii zaman, tanmdan kaçyor o… Tanmlayamadnz bir varlkla nasl irtibat kuracaksnz?

Cenab- Hak’tr o! Tanmlayamadnz… En azndan kendi teorik zekânzla tanmlayamadnz bir varlk…

Âlimlerimizi de böyle datyoruz! Varln datyoruz… Somutluunu kaybediyor…  Dolaysyla, önümüze koyup örnek ve bir misal olmaktan çkyor, mesele dönüüyor. Bu çok önemli ey… Bir misal yani örnek olmaktan çkyor, bir mesel, masala dönüüyor! Masala dönütüü zaman da o sizi belki duygusal olarak tatmin ediyor ama onu somut hayata indirgeyip takip edeceiniz izleri kaybediyorsunuz! Onun için bunu Teoman Hoca’ya da yapmamak lazm.

Eyvallah. Tam örnei de aslnda u… Bugün daha konutuk, birkaç saat önce… Siz, Teoman Hoca’nn eletiri… Örencileri ile ilikisi anlamnda… Bunu imdi soracam… Bir ey söylediniz, tekrar anlatmanz isteyeceim… Bende canlanan ilk fotoraf, mam- Azam’n, Ebu Hanife’nin örencileri ile kendi fikirlerini tarttrd hikâye… 

imdi, o zaman una girelim Hocam… Hocalarn Hocas diyoruz… Hakikaten çok büyük isimlerin yetimesine katk salam…           

Ona yakn profesör var yani yetitirdii…  Sadece profesör!

Evet…

Doçenti, doktor öretim üyesini saymyorum…

Saymyoruz… Bir de eyi merak ediyoruz dorusu… Hoca nasl bir hocayd?

Evet… Güzel… imdi, iki kelime ile özetleyebiliriz: Bilgi ve görgü… Ve bunlar birbirini tamamlayan… Hoca’da bir bilgi vard… imdi bilgili insan çoktur… Sahasnda çok uzman insanlarmz var. Bir de görgü dediimiz bir ey var.

Buray biraz net anlalsn diye hocam… Bilgiden kastmz kendi uzmanlk alannn…

Kendi alannda uzman olabilir… Genel kültürü güçlü olabilir… Mesela dil bilmesi… Hoca’nn en önemli özelliklerinden biri... Fazla dil bilebilir… Kendi alannda özgün, yaratc düünceler üretebilir. Bu tür insanlar çoktur. Bunlarn bir ksm da asosyaldir hatta…

Bir de görgü dediimiz bir ey var. Yani oturmasn, kalkmasn bilmesini kastetmiyorum sadece... nsanlarla nasl iliki kurulur? Onun hiyerarisi nasl takip edilir? Ben kiisel olarak bir ey söyleyeyim. Hoca’da mesela bu bilgi ve görgüyü tamamlayan iki ey vard: Muhabbet ve hürmet. Yani Hoca’nn ilikilerinde, eylemlerinde bir muhabbet taraf var, bir de kar tarafta Hoca’ya uyandrd bir hürmet…  Yani bu, unun için çok anlaml: Hoca bizde bir baba-oul ilikisindeydi ama inanlmaz bir ekilde hürmet ederdik Hoca’ya… Yani o snr çok iyi korurdu. Bize bir muhabbeti vard fakat bizde de o muhabbetin karl olan hürmet oluuyordu. Bunu nasl beceriyordu bilmiyorum. Dolaysyla Hoca’ya kar hiçbir zaman amiyane tabirle “sulu” davranamyorduk. O snr hep gözetiyordu. Fakat bu snr sert, keskin bir snr deildi.

Duvar örmüyordu…

Duvar örmüyordu… Bir muhabbet snryd… Bu muhabbet snr da kar tarafta bir hürmet oluturuyordu. Bunun nedeni de bu bilgi ve görgünün ürettii sayg… Hocann her eye saygs vard. Fakülteden çktmzda tüm elektrikleri kapatp çkard mesela…

Kendisi bizzat…

Tabii… Bir bitki orada… Dallar krlmsa mesela… Böyle bir saygs vard Hoca’nn… nsana bunu uyguladnda, öyle… Hoca’nn mizaca saygs vard… Biyolog olduu için onu çok iyi bilirdi. Yani her insann bir âlem olma ilkesini esas alp mizaçlara sayg gösterirdi. Dolaysyla, insanlarn mizaçlarndan kaynaklanan, yani akllarnn elik etmedii yanllara kar tahammülü çok yüksekti.  “Onun mizac böyle. Yapacak bir ey yok” derdi, “hsancm. Ne yapalm imdi? Dövelim mi adam? Kralm m? Mizac zorlarsan krlr” derdi mesela... Bu çok gözlemlediim bir hadisedir. O açdan ister yabanc, ister Türk, ister örenci, ister genç-yal fark etmez... Hoca ile olan ilikilerde, ziyaretlerde benim gözlemlediim buydu.

Gelen kiiyi tüm kaytlarndan azade, insan olarak saygya deer bulurdu. Ve onun fikriyat, inançlar, ne olduu falan çok önemli deildi ilk aamada. Sonra sonra onlara girerdi.

imdi bunu yeri gelmiken akademide de bunun çok aclarn gördüümüz için söyleyeyim. Herkes çok konuuyor tabii. O eletiri meselesine geçeceim ama… Türkiye’de baknz bakalm… Öretim üyesi almlarnda… Asistan almlarndaki kriterlere bir bakalm. Yani srf felsefe bölümleri için söyleyeyim. Felsefe bölümünde… Üniversiteleri öyle bir istatistiki olarak inceleyin bakalm felsefe bölümlerinde farkl düünen kaç tane öretim üyesi yan yana gelmi?

Yönetimden?

Yani bir bölüm, genelde ayn ekilde düünen insanlarn alnd bir “çete”ye dönüüyor birden. Ayn ekilde düünen… Çünkü o bölümü kim kurmusa… Ya da o anabilim daln kim kurmusa, ald isimler de buna göre organize oluyor.  Çünkü almlarda “x” ey (kiisi) bizden mi?

Hani ben sk sk unu söylerim ya; “Türkiye’de iler düzelecekse ‘Bu ii bizden kim yapar?’ sorusu yerine ‘Bu kii kim yapar?’ sorusunu koymamz lazm.” Genelde Türkiye’de iler böyle gidiyor. Herkes birbirini eletiriyor ama Türkiye’de öyle bir ey var: Herkes bakasnn namuslu olmasn bekliyor. Kendisi “seçilmi” olduu için, “seçkin” olduu(?) için…

Onun için mesela Hoca tam da böyle biriydi… Hoca’nn yanndaki asistanlar bile farkl farkl insanlard. Çünkü Hoca, hiçbir zaman öyle bir çete kafasyla hareket etmedi. Yani bunu unun için söylüyorum. Hoca’nn mesela ilikilerinde üç temel kriter var, yola çkaca insanlar seçerken… Üç temel kriter var:

  1. Birincisi, vazgeçilmez bir kriterdir. Türk milletinin ve devletinin varlyla problemli olmayacak. Bu kadar!

Muhalif olabilir, farkl düünebilir, eletirebilir… Onlara muazzam bir saygs vard. Ama Türk milletinin ve devletinin varlyla bir problemin varsa bu ülkede bulunmaman lazm. Yani tabii, “varlyla” ama! Uygulamalaryla deil, eylemleriyle deil… Orada son derece açkt Hoca ve çok da tahammülkârd. Kendi inançlarnn, kendi kabullerinin zddna (olan) fikirleri de büyük bir sabrla dinlerdi. Bu sabrla derken, tekellüf cihetinden deil… Yani onu bir külfet olarak görmezdi. Çünkü mizaca sayg, dedim ya? Bu çok önemli…

  1. kincisi, Hoca’nn dedii… “Pespaye bir adam olmayacak.” Yani düük karakterli… te bakasnn malnda, namusunda gözü olan… Böyle “pespaye” derdi Hoca ona… Bu tip olmayacak. Çünkü onla i yapamazsn, akademisyen olmaz.
  2. Üçüncüsü ise ehliyeti… Yani yapt ii iyi yapacak.

Bunun dnda hangi memleketten, hangi inançtan, hangi mezhepten, bunlara bakmazd. Türkiye Cumhuriyeti vatandaysa… Türkiye’de tabii… Dardaysa dardaki insanlara göre i tutard. Bu açdan herkes bunlar konuur da… Yapmaz!  

Bunun delili, kant nedir? Hoca’nn etrafnda bulunan insanlar… Ben ite… Diyelim ki benden büyük olan hocalarm… Hoca’nn böyle ilk örencileri… Biz… Benden küçük olan… öyle bir fikriyatmza baktmz zaman; biri Maçin’de, biri Çin’de… Biri uzayda… Öyledir, çok farkldr. Ve hepsi de Hoca’nn talebesidir. Hepsi de ayn derecede Hoca’yla iliki kurmu insanlardr.

Bunu becermek kolay bir i deil ite… Bu, sayg… Temelde sayg… Saygnn da iki bileeni var; bilgi ve görgü. Hoca’nn insanlarla ilikileri bilgi odakl ve görgü odaklyd. O açdan etkisi de, insanlara demesi de, belirli bir sevgi halesi oluturmas da bununla çok alakaldr (diye) düünüyorum. Dolaysyla bunlar gelip neye dayanyor? nsan olmasna dayanyor.

imdi bu eletiri konusu da… Biraz önce sorduun ve benim ertelediim soruya gelmek istiyorum. imdi yine bu programda m, baka yerde mi söylediim, hatrlamyorum ama bizde, Türk düüncesinde ya da Türkiye’de düünce üretilmesini eletiri eksikliine balayan insanlarn… 56 yllk ömrümde, 35 yllk akademik hayatmda gördüümü söylüyorum; en tahammülsüz olanlar da bunlardr, bu ikâyette bulunanlardr. Ben bunu gördüm yani…  Mikrofon açkken ite, “Bizde eletirel düünce yok, bizde kimse fikre tahammül…” Eletirdiin zaman kyameti kopartr!    

imdi, Hoca ile ilgili anm u: Hoca’nn “Küresel Medeniyet” kitab yaynlanmt[2]. O zaman “Çada ngiliz-Yahudi Medeniyeti” olarak çkmt. O kitap dolaysyla ceza ald. Kimse bunu bilmez. Tabii, o kitab bahane ederek Hoca’ya üniversite o dönemin artlarnda ceza verdi. Sebebi buydu ama baka eyle verdiler tabii. Onu da burada ilk defa söylemi olaym. imdi o kitabn yaynlanmasnda benim de tabii biraz katkm oldu. te yayneviyle… Gittik lhan Kutluer Hocamz o zaman, o yaynevinin danmanyd. Arac oldu filan…

Kitap çkt… O zaman ilk çktnda küçük bir kitapt açkças. Hoca, bask çktktan sonra her birimize birer nüsha datt. Hoca’nn âdetidir.

Örencilerine?

 

Tabii… Sadece örencilerine deil…  Tüm bölümdeki hocalara hem kitaplarn hem makalelerini datrd. imdi ben örencilerine datmasn anladm ama tüm bölüme datmasn… öyle bana cevap vermiti… Artk bunlar söyleyebiliriz. “Belirsizlik korku yaratr. Muhayyileyi (hayal gücünü) besler ve insanlar sizi farkl görmeye balarlar. ‘Ne yaptm herkes bilsin ki arkamdan farkl ey düünmesin’ diye” yaptn söylemiti bana… Ama örencileri için tabii bunu düünmüyor… Örencileri ile neticede paylayor.

Kitab verdikten sonra dedi ki bana; “hsan, tüm arkadalara söyle. Bir ay sonra… (Kitab okunacak ekilde. Çünkü bir ay içinde okunabilir bir kitap.)   Bir ay sonra kitap hakknda bir deerlendirme toplants yapalm.”

imdi, deerlendirme derken, hani, nasl altk biz? “Aa Hocam çok iyi yazdn!” diyoruz tabii (gülüyor…).

Dedi ki; “Herkes, eletirilerini çkarsn. Neler yanl var? Nelere katlmyoruz? Bunlar müzakere edelim.”

Ben, içimden dedim ki; “Herhalde deniyor Hoca bizi. Neyini eletireceiz biz? Örencisiyiz yani…” Neyse, tüm hocalarmza kitab dattk. Asistan arkadalar, bizden büyük olan hocalarmz… Ve stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün kütüphanesinde çaylar eliinde oturduk. 

Eletirinin moderatörü de Hocamz’n ilk örencisi olan, deerli Hocamz Cengiz Çakmak Hoca… O zaman doçentti Hocamz ve o, moderatörlüünü yapt… Moderatör diyorum ama ilk eletiriyi de o balatt. Yaklak üç saate yakn orada biz Hoca’nn kitab hakknda kanaatlerimizi serdettik. Hani biz yine edebimizi muhafaza ettik, çünkü ben dediim gibi hala inanamyorum… “mtihan m ediliyoruz? Bir snav m bu?” falan gibi düünüyorum. Çünkü Hoca’nn bir karizmas var, bir otoritesi var… Entellektüel bir insan… Yani neyini eletireceksin diye bakyoruz biz olaya… Alkanlklarmz buna müsaade etmiyor açkças… Ama Cengiz Bey…

O alkanl salayan ey tabii baka bir örnek Hoca görmemilik…

Örneklik yok önümüzde tabii ki… Yetitiimiz kültür, gelenek diyoruz da… Ama Cengiz Hocamz, çok ar eletiriler yapt.

Hoca, piposunu yakt… Pipo eliinde –O zaman yasak deildi kapal yerlerde içmek- dinledi. Ben Hoca’y izliyordum. Yani çok ar eletirilerde mimikleri, jestleri… Yok, gayet rahat… Not alyor…

Bittikten sonra Hoca, tüm eletirilere srayla cevap verdi ve inanr msnz, yüzde yetmiini kabul etti. “Kitabn ikinci basksnda ben bunlar dikkate alacam” dedi ve hepimize teekkür ederek emeklerimizden dolay, daldk.  Bu, benim hayatmda unutmadm nadir sahnelerden biridir.

Bir Hoca’nn örneklii böyle bir ey… Lafla olmuyor bu! Ya da yalan söyleme deil de en kritik anda doruyu söyleyerek örnek olmak vardr ya? O açdan Hoca’nn bu örnek olma durumu… imdi biliyorsunuz biz Hoca’ya aramzda “usta” deriz. “Ustamz öyle… Ustamz böyle…”

imdi, Hoca’nn Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde, imdiki Milli Eitim Bakanmz Mahmut Bey’in –O zaman rektördü- giriimiyle bir fahri doktora verildi. Hocamz Zonguldakl’dr. Ben orada bir konuma yapmtm. “Bir Üstad ve Filozof Olarak Teoman Dural…” Orada söyledim; Kime “üstad” denilir? Usta, üstadn ksaltlm malumunuz… Onun bizde üç anlam var… Yani bir kiiye öyle kafanza göre “usta” diyemezsiniz.

  1. Birincisi; örnek olmak…  Yani bir insan, muallim, müderris, profesör, doçent, öretmen, kimse… Örnek olacak!

Topyekûn bir örnek… Kiisel yaant…

Tabii, tabii… Her açdan… Duruuyla, kalkyla, bilgisiyle bir örnek olacak…

  1. kincisi; “mutkin olmak” derler… Yani yapt ii, maddi ve manevi gücünün yettii oranda son snrna kadar yaptn bize ihsas ettirmesi lazm. Hoca, iini iyi yapard. Çok iyi yapard hem de…

imdi bak, bir anm anlataym…  Ben bunu baka mecralarda anlattm. Hoca’nn yüksek lisans dersini alyoruz. Bir konu anlatt Hoca… Kant’ anlatyordu… Ben de bir benzeimden hareket ederek Cahz’a bir atf yaptm. Dedim ki; “Hocam, Cahz, Kitâbü'l-Ḥayevân’da öyle öyle diyor…” Nereden okumusam…

Hoca, Cahz’ çok iyi biliyor. Tezinde kullanm, biliyorum ama… imdi, balam dolaysyla irtibat kuramad Hoca ama beni de bozmad. “Ya ne alakas var?” da demedi. Çünkü ciddiye alyordu örencilerini Hoca… Hoca’nn tabii derslerine girerim. Nasl anlatrd… Hoca’nn odasna gidip geliyoruz tabii… Odas açkt. Kitaplar (üst üste) ylmaya balad… (Gülüyor…) Cahz’la alakal yalnz. spanyolca, talyanca, ngilizce… Hocada dil çok! Almanca, neyse… Cahz’la alakal hangi dilde kitap varsa onlar ylmaya balad böyle (üst üste)… Kütüphaneden alyor, getirtiyor falan…

6 ay sonra, Hoca bize, benim o katkda bulunduum balam dikkate alarak bir Cahz sunumu yapt… Fakat kesinlikle bana atf yaparak, beni rencide ederek deil, sanki doal bir balamm gibi… Ama biz anladk tabii… Ve inanlmaz bir Cahz dinledik Hoca’dan! O kadar güzel hazrland! Orada (derste) geçitirmedi, halnn altna süpürmedi, hocaln gerei neyse onu yapt. Dolaysyla bu örneklikler insan etkiliyor. Bunlar siz bir iyi yaam kitab, iyi Hoca olma kitab yönergesi…

Bakn menâkb çok önemlidir bizim geleneimizde… Menâkb… Özellikle tasavvufta. Niye? Çünkü ameli akln ya da eylemin epistemik dorulamas, bilgi dorulamas kitapla olmaz, davranlarla olur. Biz niçin bir mutasavvfn, büyük bir sufinin menâkbn önemseriz? Çünkü onun iddialarnn tam tahakkuk etmesi, tam gerçeklemesi ve iddialarnn dorulanmasdr. Menâkbn en önemli özellii budur. Onun için büyük insanlarn menâkblar, ayn zamanda onlarn iddialarnn dorulanmasdr.

Hani, ben öyle bir cümle kurmutum? “Bir insann yaam, kendi hakkndaki rüyasnn yorumudur.” Dolaysyla menâkblar, o kiinin iddialarnn bir yorumu… Nasl yaad, yaama ilikin, hayata ilikin iddialarnn cisimlemi, tecessüm etmi, dar çkm bir hali… O açdan çok önemlidir bu tür menâkblar…  

Meseleyi de meselletirmeden misal olarak kalmasn salayacak…

Ben de bunu söyleyeceim… Örneklik böyle oluuyor… Siz bir sufiyi, büyük bir sufiyi, büyük bir âlimi örnek alrken ite bu somutluklar üzerinden örnek alyorsunuz. Yaam çünkü bunu! Fiili olarak… Sadece bunu sana söylemiyor. “Yap” demiyor, yapyor. O, yapt için, o bir temsil olduundan dolay, o temsil…

te misal, mesel, masal, timsal… Hepsi ayn kökten gelir biliyorsunuz.  Atasözü de meseldir deil mi? Mesel de misalden gelir. Atasözü de bir örnekliktir. Masal da ayn eyden gelir. Anlatabiliyor muyum? Ayn kök bunlar… Hoca’da biz misal kelimesinin tüm açlmlarn görürdük… Böyle, bu tür uygulamalarndan dolay… Yeri geldiinden birçok anm paylaabilirim bu açdan…

  1. Bir de ustann üçüncü bir anlam da “önde olmak” demek… Herhangi bir konuda, beraber yürüdüün insanlarn önüne geçebilmek… Niçin? Daha önce bunun tecrübesine sahip olmak… Basit bir örnek; Yolda yürüyorsunuz… Ormanda nasl gideceinizi bilmediiniz zaman birinin öne çkmas lazm, ite o da ustadr…

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ýhsan Fazlýoðlu ile mülâkât (Derleyen Muhammed Negiz)
10-01-22
E mail: dunyabizim.com
 
 
Yorumlar: 2
Doðruluþ
Okur'a teþekkür
Tarih : 24-01-22

Teþekkür ederiz kardeþ, güzel hatýrlatma.

 
Okur
Emek
Tarih : 23-01-22

Merhabalar, Yaptýðýnýz alýntýyý hazýrlayan kiþinin ismini yazmanýz doðru olur. Emeðe saygý adýna. Ýyi çalýþmalar.

 
BÝR ÜSTAD FÝLOZOF: TEOMAN DURALI-1
Online Kii: 27
Bu Gn: 197 || Bu Ay: 5.290 || Toplam Ziyareti: 2.928.225 || Toplam Tklanma: 58.599.067