
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 475 |
stiklal Mar’nn kabul ediliinin 101. yldönümündeyiz. Zor bir soru, kabul ediyorum ama bir kere daha sormak boynumun borcu:
-12 Mart 1921 günü ilk Mecliste ayakta alklanarak kabul edilen stiklal Mar’nn, airinin kap dar edildii 2. Mecliste kabul edilme ans var myd?
Henüz Mücahede-i Milliye’nin (Milli Mücadele deil, Milli Mücahede yani Cihad idi ilk ismi) çok balarnda ve ufukta bir ümit nn görünmedii kötümserlik tüten ortamda “Korkma!” diye balayan güçlü bir mar güftesine ne denli ihtiyaç duyulduunu ve gür sesinin ordu saflar arasnda ne büyük bir sevinç sayhas halinde dalgalandn tasavvur etmek marn hakiki deerini hatrlatacaktr.
Henüz nönü kasabas civarnda cereyan edecek ikinci muharebenin balamasna 11 gün kala TBMM’de alklarla kabul edilen stiklal Mar, Besim Atalay ve Tunal Hilmi’ninki gibi birkaç züppece kar çk haricinde genel bir tasvibe muhatap olmu, tezahüratla kabul edildii ortam BMM’nin açlndaki dinî cokunun yitirilmediinin alameti olmutur.
Ne var ki birkaç yl sonra açlan 2. TBMM’ye ayn mar getirselerdi ayn ekilde kabul edilebilir miydi? Ne gariptir ki, bu soruya evet diyecekleri bulmakta zordan zordur.
Elimize vicdanma koyup cevap verelim:
Eer stiklal Mar yarmas 12 Mart 1922’de düzenlense Akif’in güftesi kazanabilir miydi?
Bir ihtimal. Peki 1923’ün 12 Martnda kabul edilebilir miydi?
“Dinci” Balkesir Hutbesinin bir ay kadar önce verildiini düündüünüzde bu soruya da “Eh!” cevabn verebilirsiniz.
Ama ya 12 Mart 1924’te, yani kabul ediliinden sadece üç yl sonra Gazi Meclisin tasfiye edilip yerine yeni vekillerin doldurulduu 2. Meclisin huzuruna gelseydi yine alklarla kabul edilebilir miydi?
te bu çetin soruya evet diyecek bir Allah’n kulunu bulamyor, dahas bu büyük trajedinin dümelerini ilikleyecek babayiit bir el göremiyorum.
Neden?
Balktaki soruya gelen twitter cevaplarndan biri meseleyi aikâr ediyor zaten:
“Bir kere stiklal Mar, “Yurtta sulh cihanda sulh” sözüne, ideolojisine, dünya görüüne %100 zttr! 2. Meclis dönemi olsa “Ulusal Mar” diye kabul ettikleri kesinlikle ve kesinlikle baka bir ey olurdu! Bu kadar net.”
Öyle ya, 3 Mart 1924 günü Hilafeti kaldrm olan bir TBMM’de “Hakkdr Hakka tapan milletimin istiklal” gibi, “Bu ezanlar -ki ehadetleri dinin temeli-” gibi, “Demesin mabedimin gösüne namahrem eli” gibi, “Doacaktr sana vadettii günler Hakkn” gibi “slamc” msralarla dolu bir marn alklarla kabul edilebileceini düünmek için kiinin akln peynir ekmekle yemesi lazmdr.
O zaman 1921 Martndan 1924 Martna köprülerin altndan hangi felhanl sular akmtr da stiklal Mar’nn kabul edildii münbit ortamn üzerini bir tabaka halinde kaplamtr?
nklap tarihçileri olsun, edebiyat tarihi hocalar olsun Mehmed Akif üzerine birbirini tekrar edip duran yazlar yaz ve kitaplar kaleme alacaklarna bu sunturlu düümü çözmeye gayret etmeleri gerekmez miydi?
Gerekirdi gerekmesine ama nerede o cesaret mirim! Bizde tehlikeli mevzulara girilmesi caiz görülmez, girenlerin dudaklarna ac biber sürülür veya “css” diye uyarlr önce; buna ramen dalklç girerse de akademik iktidarn giyotini bouna icat edilmemitir. Annda balar dorayp unutulmular mezarlna atmakta gayet mahirdir.
Fakat ortaya koyduumuz mesele hakikaten vahimdir. Osmanl Meclis-i Mebusan’nn anayasal devam olan Millet Meclisi birkaç yl sonra tamamen havalandrlacak ve ilk Meclisi oluturan sarkllar ve muhalifler temizlendikten sonra “kz gibi bir Meclis” getirilecektir (tabir smail Habib Sevük’ün aktardna göre Gazi’ye aittir).
Ne olduysa azar azar oldu
1924 ylna kement atacak cesurca bir aratrma henüz yaplmad ama bugünkü sorularmzn birçounun düümünün o ylda atldn biliyoruz.
Kâzm Karabekir Paa, ‘Hristiyan olmamz lazm’ diyenden tutun da ‘Hocalar ortadan kaldrmadkça memleket düzelmez’ herzesini yumurtlayanna kadar kerli ferli devlet adamlarnn 1923-24 yllarndaki manzarasndan sahneler aktarmaktadr.
Yalnz o mu? Mehmed Akif’in beraberce Sebilürread’ çkardklar yakn arkada Eref Edip de Kara Kitap’nda benzer mahiyette nice bilgi paylayor.
En basiti, Mehmed Akif 1924 Temmuzunda içerisinde “Çanakkale ehitlerine” adl müthi iirinin de bulunduu Âsm’ yaynlar yaynlamasna ama eser bir sessizlik duvarna toslar. Edebiyatmzn bu aheserinden bahsedecek cesarete sahip kimse çkmaz, zira Âsm alternatif bir dindar neslin hangi manevî temeller üzerinde yetitirilmesi gerektiine dair sakncal fikirler yaymaktadr. Ardndan Eminönü Halkevi’nde bir CHP kodaman “Akif bizden deildir” mealinde bir konuma yapar.
Cumhurbakanl Arivinde bulunan 01011956-21 numaral belge çok ey söylüyor. stiklal Marmzn airi Mehmed Akif’in Msr gurbetine gittikten sonra da takipten kurtulamadn ve Safahat’n 7. kitab olan “Gölgeler”in Msr’da baslan nüshalarnn çileri Bakanl tarafndan Türkiye’ye girmesine izin verilmeyip toplatldn gösteren resmi ariv belgesi. Kitaplar müsadere edilecek ve ariv için 10 adedi Bakanla gönderilecektir. (Belgeyi ilk olarak Muharrem Cokun Kod Ad: rtica-906 adl kitabnda yaynlamt.)

stiklal Mar airine gurbet yolu görünmütür. O da mesaj anlar ve ortalktan çekilip Msr’a yerleir, ta ki vefat edecei 1936 ylna kadar. Muhtemelen gitmeseydi stiklal Mahkemesinde yarglananlardan biri de o olabilirdi.
Hayr, olmaz m diyorsunuz?
Siz öyle zannedin.
Kâzm Karabekir Paa’ya da ‘Olmaz, yarglayamazlar’ filan diyorlard ama bakn 1926’da bal gibi idamla yargland ve sonunda ancak susmas ve evinde oturmas karlnda beraat ettirildi.
Nitekim 1927 Ocak’nda Gaziantep’in sevilen hocalarndan Bülbülzade Abdullah Edip Efendi 71 yandayken bir kiralk katil tarafndan bçaklanarak öldürülecek, katil gerçek azmettireni itiraf etmeyecek ve hadisenin üzeri kapatlacakt. Bülbülzade Vakf’nn sitesinde bu hadise öyle hatrlatlacakt:
“Abdullah Edip Efendi 23 Ocak 1927 tarihinde kznn evine giderken ehreküstü Mahallesi Müftüler Soka’nda kiralk katil (Klç Ali olduu belirtilen) tarafndan ehid edilmitir. ehid edilmi diyoruz; zira böylesi büyük ve deerli bir âlimin kim tarafndan ve niçin öldürüldüü basiret sahibi insanlar tarafndan bilinmeyecek bir ey deildir. Dier yandan, Abdullah Edip Efendi ömrü boyunca hep ehitlik makamn istemi ve bu tür hadiseleri yapt çalmalar dolaysyla bir gün kendisini bulacan daima beklemitir.” https://www.bulbulzade.org/kurumsal/hakkimizda
O Bülbülzade ki tpk Akif gibi Antep müdafaasnda köy köy dolaarak Fransz gâvuruna kar cihad etmenin gereklerini anlatp asker toplanmasna çalmt. Ama artk cihad tehlikeli bir kelime haline gelmiti.
Velhasl devir deimi, köprülerin altndan akar çamurlu sular hakikatin üzerini bir tabaka halinde kaplamt.
Yazar: Mustafa Armaðan |
13-03-22 |
||
| E mail: yeniakit.com | Tweet | ||