HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : TÂRİH / TÂRİHİN ARA SOKAKLARI
Okunma Sayısı: 81
Yazar: Kenan Alpay
Ali Şükrü Bey ve Hukuk Devleti mi, Topal Osman ve Şekavet Teamülleri mi? (2)

Ali Şükrü Bey ve Hukuk Devleti mi, Topal Osman ve Şekavet Teamülleri mi? (2)İşte tam da bu sebeple takip sırasında ortaya çıkan çatışmada ölü olarak ele geçirilen Topal Osman’dan “Giresun alayı kumandanı..” diye bahsetmeye kalkıştığında Başbakan Rauf Bey’e karşı müthiş bir itiraz fırtınası yükselir: “Hayır! Eşkıya reisi, çete reisi. Kumandan demeyiniz.” Kürsüden sorulan “Bu canilere silah veren kimdir? Böyle mahlûklara silah verilir mi?” sorularıyla çeteciliğe, komitacılığa, eşkıyalığa geçit verilemeyeceği yönünde irade beyan edilir. Hatta iş öyle bir noktaya gelir ki bizzat Hüseyin Avni Bey tarafından; “ Ömrü dağlarda şekavetle (haydutluk) geçmiş bir hainin eline silah verdiğiniz için bugünkü cinayetlere sebep oldunuz. Günahkârsınız.” gibi cümlelerle Mustafa Kemal ve Hükümete ağır eleştiriler yöneltilir. Bütün bu tartışmaların sonunda Meclis’te oy birliğiyle şu takrir kabul edilir: “Din, vatan ve istiklal müdafii olmasından dolayı şehid edilmiş Ali Şükrü Bey kardeşimizin kaatillerinden olup bu sabah Çankaya’daki ikametgâhında yapılan müsademe (çatışma) neticesinde mecruhan (yaralı) derdest edilen ve ahiren g..n hunhar katil kaymakam Topal Osman’ın, Meclis kapısı önünde teşhir edilmesini teklif ederiz.

Peki, Ankara gibi o dönem köy kadar küçük bir beldede Ali Şükrü Bey’in vahşi bir biçimde katledildiği günlerde ve akabinde Mustafa Kemal ne söylüyor, neler yapıyordu? Önce derin bir sessizlik, akabinde İsmail Hakkı (Tekçe) Bey’e bir harita üzerinde operasyonu nasıl yürüteceğine dair kesin emir verir. Zaten operasyon, Falih Rıfkı Atay’ın da açıkça belirttiği üzere, Topal Osman Ağa’yı sağ ele geçirmek için değil ölü ele geçirmek üzere planlanır. Yani bir taşla iki kuş vurulacaktır. Nihayet Meclis kararıyla kafası koparılmış cesedi mezardan çıkarılıp dokunaklı bir ibret teşkil etmesi için ayaklarından asılıp teşhir edilen muhafızı Osman Ağa’yı Mustafa Kemal ne suçlar ne de savunur. Sadece aradan uzun bir zaman geçtikten sonra cenazesinin Giresun Kalesi’ne nakline izin verilir.

İade-i Siyasal Akıl ve İade-i Hukuk Devleti

Ali Şükrü Bey, Misak-ı Milli’nin kabulünde ve bağımsızlığının elde edilmesinde önemli roller üstlenmiş bir asker, siyaset adamı ve gazeteci kimliğiyle temayüz etmiştir. Mustafa Kemal, sahibi olduğu Hâkimiyet-i Milliye’nin başyazılarını kaleme alırken Ali Şükrü Bey de sahibi olduğu Tan Gazetesi’nde başyazılar yazmaktadır. Hem İngilizceye hem de uzun bir dönem kaldığı İngiltere’deki siyasi, askeri ve diplomatik tartışmalara ileri düzeyde vakıftır. Lozan görüşmeleri sırasında Meclis’e verilen bilgilerin eksik ve yanlış olduğunu tespit edip İsmet (İnönü) Bey’in şahsında Musul-Kerkük başta olmak üzere Misak-ı Milli’den tavizler verildiği için Hükümete ağır eleştiriler yöneltir. Bu eleştirilerin bedelini canıyla öder maalesef. Fakat bu siyasi suikasttan daha acı ve utanç verici olan şey ise Ali Şükrü Bey’in neden ve kimler tarafından katledildiğini unutup türlü şekavetleri bilinenlerin kimi zaman ulusalcılık-milliyetçilik duygularıyla kimi zaman da hemşerilik hamasetiyle kahraman ilan edilmesidir.

Ali Şükrü Bey’in ismini, mesajını ve mücadelesini yaşatma noktasında Meclis Başkanı sayın Mustafa Şentop ne yapmayı düşünüyor acaba? Meclis’teki büyük salonlardan birine, büyük kütüphaneye veya konferans salonuna Ali Şükrü Bey’in adı verilmesine öncülük edebilir mesela. Örneğin sayın Şentop, Meclis’te bir araştırma komisyonu vasıtasıyla suikastın bütün yönleriyle aydınlatılması, bir sempozyum düzenlenmesi, geniş bir biyografik albüm hazırlanması gibi bazı adımların atılmasını hızlandırabilir. Bu işi hemşerilik işi değil elbette lakin Trabzonlu bakan ve milletvekillerinin Trabzonspor’dan önce, hukuki zemini sağlam bir tarih perspektifiyle Ali Şükrü Bey’in mirasına sahip çıkacak planlara kafa yorması, kadro kurması gerekmez mi? 

Bürokratik Oligarşi’nin en hunhar cinayetlerinden biriyle Ali Şükrü Bey katledildi. Tek Adam ve Tek Parti Rejimi de militan laiklik-askeri vesayet kurgusu da bu suikastla start aldı. Ali Şükrü Bey hukuk devleti mücadelesi verdi. Topal Osman ve onu bu şekavetlere azmettirenlerse ülke ve topluma otoriter ve totaliter bir vesayet rejimini deli gömleği gibi giydirmenin kavgasını veriyorlar. Rol model seçimi kişilerden öteye siyasal sistemlere ve kanuni işleyişlere işaret ediyor.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Kenan Alpay
17-06-22
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Ali Şükrü Bey ve Hukuk Devleti mi, Topal Osman ve Şekavet Teamülleri mi? (2)
Online Kişi: 16
Bu Gün: 89 || Bu Ay: 2.443 || Toplam Ziyaretçi: 1.931.060 || Toplam Tıklanma: 47.964.158