
| Kategori : / SANAT | Okunma Says: 680 |
Tarih boyunca insanlk, sanat, bir teknik türü görmü, sosyal sistem, adalet ve bireysel erdem balamnda ele alarak, insan eitiminin bir parças ve insan duygularnn dorudan ifadesi olarak deerlendirmitir. Medeniyet tarihinde eitimin amac, yasalarn anlalmas ve düzenin salanmas olarak belirlenmitir. Bireyi de yasay ve toplumsal düzeni özümsemi biri olarak düünmülerdir.
Evrendeki düzenin (makro kozmos) hayattaki (tarih) karl yasadr. Bu nedenledir ki peygamberlerin ilahi irade olarak bildirdii yasa, eitimle anlalan bir sistemdir. Eitim, sosyal düzenin olumasnda, siyasetin ilerlik kazanmasnda birinci derecede etkilidir. Bu yüzden ancak eitimli insanlar bilinçli bireyler olarak erdeme uygun davranta bulunabilirler, amaçl davran gösterebilirler.
Dolaysyla birey, sanatç kimliiyle yatay olarak bir topluma mensup olmakta; daha dorusu üye olmakta, aile kurmakta, rol almakta, katkda bulunmaktadr; dikey olarak hakikate balanmakta, yasalarla ve sosyal kurallarla bütünleerek, bir erdem ve düzene doru, aidiyetten medeniyete doru ilerlemektedir.
Sanat faaliyeti, mimaride olduu gibi zanaat boyutu da olan sanatsal üretim insan ruhu üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Sanatn temeli, kavranlabilir evrende “ilâhî” bir nitelie sahip olan yasalarn düzenini bozmayacak, hatta bu düzenin ideal ekilde hayata katlmasna katk salayacak, yasalara araclk edecek ekilde tasarlamtr.
Bu geleneksel yaklama göre, insann sanatla olan ilikisinin ölçütü, toplumsal düzen (yasa) ve ahlâksal deer (iyi)’dir. Sanat, yarat taklit olarak, kendi bana ne epistemolojik, ne de ontolojik bir özdeere sahiptir.
KTDAR, SANAT VE SANSÜR
Tarih boyunca, otorite (iktidar, erk) denilen güç alanlar, sanat hep yannda görmek, emrine almak, bir ekilde onu kendi uygulamalar için araç klmak istemitir.
Sanatn yasalarla tanmland, toplumsal düzen ve adalete yönelik bir ilevle ortaya çkt toplumlarda, sansür düüncesi de kendiliinden ortaya çkmaktadr.
Bu balamda sansür fikrinin kuramcs Platon’dur. Devlet diyalounun onuncu kitab, airlerin siteden niçin uzaklatrlmalar gerekçeleri ile balar. Buna göre, sanatn erdemi, bireysel ve toplumsal düzeyde ifade bulan erdeme ve toplumsal düzene yapt katk ile kouttur; bu amaçtan bamsz, özerk bir deeri yoktur.
SANAT VE ZANAAT AYIRIMI
Modern öncesinde sanatn özü, bir “araç” olmasnda gerçeklemekteydi. Baumgarten ve Kant’a göre, sanat “amac-kendi-içinde” bir nesnedir ve müstakil, kendi bana deerlendirilmelidir. Bu modern sanat paradigmasna göre sanat ve insandaki holanma duygusu, insan bütünlüüne ait inanç, bilgi, düünce, mantk, erdem, fayda gibi deerlerden bamsz, bizzat kendi içinde, “ne ise o” olarak anlama çabasdr..
Kierkegaard, Modern Ça bir “ayrmlar ça” olarak tanmlar. Bu çada, sanat da dahil her ey, kendine özgü snrlaryla ayrmaya uramtr. Bu paradigmann bir ürünü olarak güzel ve iyi, güzel ve fayda özdelii bozulmutur. Bu ayrma sonucu sanat ve zanaat olmak üzere farkl doada ortaya çkm, zanaat fayda, sanat güzellik deerine yönelik bir ura alan olarak görülmütür. Bunun yannda sanatç da, zanaat üreten kiiden farkl olarak, karakteri, stili, biriciklii, tekrarlanamazl ve yinelenemezlii olan bir üretim gerçekletiren özgün bir kiilik olarak alglanmaya balamtr.
Modern dünyann sanat anlaynda, bir seçkinlik, incelik, zarafet, eitim, kültür ve maddi anlamda da zenginlik ve soyluluk vardr. Zanaatta ise ar içilerin, ustalarn, dülgerlerin gayreti söz konusudur. Kukusuz zanaatkarlarn yaptklar ite de bir incelik, güzellik ve zarafet söz konusudur, ancak bir duvar her dülger tarafndan örülebilir, bir kap her marangoz tarafndan yaplabilir, bir kazan her bakr ustas üretebilir. Üstelik her bir zanaat eserinden bir deil, onlarca, yüzlerce üretilebilir. Sözgelimi, su testisi yapan bir kii, ayn özellikte, ayn nitelikte, ayn amaca yönelik nesneler üretir hep. Bir duygu ve ruh hâlini, tek bir formda üretme bilinci onlarda yoktur. Usta her hâliyle “ilevi olan” seri bir üretim yaptn bilir. Sanat eserindeki biriciklik zanaat eserlerinde yoktur.
SANAT ÇN SANAT
Estetik düüncedeki bu modern paradigmayla sanatç, kendini, zanaattan farkl olarak “amac-kendinde-olan”, “kendi dnda bir amaca gereksinim duymayan” bir deer üretmenin farkll içinde görmeye balam, ama iktidarla olan ban da bir ekilde hep korumutur.
Bal olduu en üst deer güzellikse, sanat balayan baka bir deer olmayacaktr artk. Sanat, sanat için yaplacaktr. Güzel olduunu düündüü bir sanat eserini ortaya koyarken, sadece “amackendinde-olan” bir ura içinde olacak, kendini yalnz bununla snrl görecektir.
Sanatsal güzellik, kendi içinde bir amaç hâline gelince kritik sorular ortaya çkar: Niçin üretmeliyim? Neye yönelik üretmeliyim? Kendimi neyle sorumlu görmeliyim? Hangi deerlere balanmalym? Sanatmn anlam ne olmal? Bir bakma modern sanat ve edebiyatta ortaya çkan derin melankoli ve bohemin kaynaklarndan biri de deerlerdeki bu yaltlmlk ve kristalize olma durumudur.
BOLUKTAK SANAT VE EDEBYAT
Sanatç, kendini balayaca etik deerler bulmakta zorlandkça, kendini bir deere bal olmaktan çok bir deer üreticisi olarak gördükçe, farkl özden geldiini düünmeye balamtr. “Bal olduum deer, temel ilke nedir?” sorusuna cevap vermekte güçlük yaad her bir durumda, kendini bolukta hissedecektir. Edebiyat ve sanat alan, bunun örnekleri ile doludur.
Modern sanat, kendisini kendi uras dnda deerlerle tanmlamaz, böyle bir iddiaya sahiptir. Hatta bu iddia ile kendisini “doadaki güzel”den bile ayrr. Modern sanatta, eserdeki güzellik, doadaki güzellikten üstündür.
Dolaysyla, estetik ve etik, estetik ve eitim, estetik ve iktisat, estetik ve inanç deerleri arasnda bir ayrm oluturmak, deerler arasndaki ayrmann bir ürünü olarak modern bilince ait bir tutumdur. Hatta sanat ve iktidar ilikisini soran soru da, bir bakma sanatn özerkliini ve bamszln vurgulamak isteyen bir soru olarak ayn bilince aitmi gibi görünür.
Yazar: Mustafa Yürekli |
15-09-22 |
||
| E mail: haber7.com | Tweet | ||