
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 403 |
Türkiye, sözümona “modernleme” tarihimizin balangcndan bu yana uzun bir geçi süreci yayor. Geçi sürecini bu kadar uzun yaayan baka bir ülke yok yeryüzünde. Dün, kolonyalistler tarafndan her bir eyleri tarumâr edilen ülkeler bile, bugün u ya da bu ekilde de olsa, mecralarn bularak, kendi kaderlerini kendileri belirleme sürecine çoktan girmi durumdalar.
Ancak Türkiye, geçi süreci olarak adlandrlan eyin bile henüz ne olduuna karar verebilmi, bu konuda toplum tarafndan merû kabul edilen, toplumun iradesinin ülkenin sorunlarn belirleyebildii bir normalleme sürecine girmeyi baarabilmi deil.
Türkiye’de geçi (veya modernleme) sürecini balatan elitler, bu süreci topluma ramen, toplumun iradesini, dinamiklerini ve yüzyllarn mücadelesiyle ortaya koyduu zengin medeniyet birikimi ve deneyimini hiçe sayarak, tepeden, jakoben yöntemlerle balattklar için iki asr önce yaadmz sorunlar bugün aynen yaamay sürdürüyoruz.
Tabii bu durum, ülkenin son derece yapay ve zoraki olarak icat edilen sorunlarla boumasna, bir türlü rahat bir nefes alamamasna yol açyor; dolaysyla toplum olarak kendi ayaklarmz üzerinde dorularak gelecee daha bir güvenle bakmamz önlüyor.
Oysa Türkiye’nin kar karya kald sorunlar, takiyye yöntemlerine veya dayatmac yollara filan bavurmadan açk yüreklilikle konumamz ve tartmamz gerekiyor. Kendimizle, temel sorunlarmzla yüzlemeden dün yaadmz sorunlarn bugün ve yarn da aynen, belki de daha da büyüyerek tekerrür etmesini ve kangrene dönümesini önleyebilmemiz son derece zordur.
Her eyden önce, hiçbir toplumun kendi temel medeniyet dinamiklerini, anlam haritalarn, ruh köklerini ve tarihî tecrübesini yoksayarak, karlalan yeni sorunlar kalc, köklü ve rasyonel bir ekilde çözümleyebilecei ham hayalini artk terketmemiz gerekiyor.
Elbette ki Türkiye’nin deien dünya artlarn gözönünde bulundurarak yenilemesi, pergelin sabit ayan bizim medeniyet dinamiklerimize basarak çala ve kendimizle yüzlemesi ve taze bir hamle, diriltici bir atlm yapmas gerekiyor.
Ancak Türkiye’nin, yüzyllarn mücadelesi ile oluan kendi zengin medeniyet dinamiklerini, muhkem tarihî deneyimlerini hiçe sayarak köklü ve toplumda karl olan ve dolaysyla her bakmdan ilevsel ve meru olabilecek bir yenileme projesi gelitirebilmesi tam anlamyla kuru bir hayaldir; sonu hüsranla sonuçlanacak bir maceradr. Bunun için hem Bat kültürüyle, hem de kendi kültürümüzle rasyonel ve imaginatif ekillerde hesaplamamz; sorunlarmzn nerelerden kaynaklandn ve bu sorunlarn nasl çözüme kavuturulabileceini enine boyuna tartmamz gerekiyor.
Yoksa baka toplumlarn kendi ihtiyaçlar dorultusunda gelitirdikleri modelleri bizim toplumumuza uyup uymayacana bakmakszn, üstüne üstlük de bizim temel dinamiklerimizi ve deerlerimizi yoksayarak köklü, uzun soluklu ve topluma nefes aldracak, bölgemizi ayaa kaldracak köklü bir medeniyet atlm gelitiremeyeceimizi artk bilmek zorundayz.
Aksi takdirde bugüne kadar yaadmz sorunlarn yarn daha da azmanlamasn önleyebilmemiz son derece zor olacaktr.
Türkiye’de bir avuç elitin tepeden jakoben yöntemlerle uygulamaya çalt modernleme / sekülerleme projesi, toplumu, kültürü, tarihi ve medeniyet tecrübemizi ve ruh köklerimizi hiçe sayd için, bugün tam bir meruiyet ve hegemonyakrizi yayor. Hemen her ciddi konuda toplumla elitlerin taleplerinin kar karya gelmesi önlenemiyor. Bu son derece tehlikeli bir durumdur.
Ülkede müesses nizama yön veren belli bir aznln öncelikleri toplumun öncelikleriyle çeliegeldii için, çok partili siyasî hayata geçtiimiz tarihten bu yana toplumun oluturduu “çevre” deki güçler’in siyasî, ekonomik ve kültürel talepleri, elitler tarafndan hep tepkiyle ve kukuyla karland.
Ve jakoben elitler her frsatta toplumun, ülkenin yönetici bürokratik elitlerinin çkarlarn ve önceliklerini “aan” taleplerine kar kimi zaman darbeler yoluyla, kimi zaman siyasî manevralarla, kimi zaman da medyay kendi çkarlar dorultusunda kullanarak sert tepkiler verdiler, toplumun iradesini bastrmaya çaltlar.
Toplumun bu tür taleplerini bastrma çabalar, sürgit bir panik psikolojisiyle hayata geçirilmeye çalld için toplum bu bastrma giriimlerini kendine özgü yöntemlerle devre d brakmay baard.
Son olarak 1990’lardan itibaren özellikle RP araclyla toplumun “merkez”e doru yürümesine kar askerî ve hukûkî darbeler yoluyla absürt ve primitif önlemler alnd. Medya yoluyla toplumun kimliine, kültürel dinamiklerine kar son derece primitif bir psikolojik sava balatld.
Toplumu, toplumun ruhköklerini, medeniyet dinamiklerini hiçe sayan, toplumun kültürel genlerine ve anlam haritalarna kar sürdürülen bu çok yönlü sava sona erdirilmezse, ülkenin çkmaz sokaa, uçuruma, parçalanmann eiine sürüklenmesi önlenemeyebilir.
*
Tam 23 yl önce bu sütunda yaynlanan bir yazm, hafifçe tozunu alarak yeniden paylayorum sizlerle.
Yazar: Yusuf Kaplan |
08-11-22 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||