
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 468 |
Büyükler dalp gittiinde yaadklarna dair bir eylere taklp gittiklerini düünürüz. Peki ya çocuklar? Onlar ne düünür dalp gittiklerinde? Balarn buulu camlara dayayp baklarn bir bilinmeze diktiklerinde ne düünürler mesela? Elindeki üzümlü kurabiyeyi yemeyi unutacak kadar neye dalp giderler? Bir yere uzanp sessiz kaldklarnda, hiç uykular olmad halde neden bu kadar sessizleirler? Bir duvarn üstüne oturup duraanlatklarnda aslnda nerededirler? Nedir çocuklarn kafalarn kurcalayan ey? Nedir onlar çocukluklarndan bunca koparabilen ey? Nedir zaman zaman çocuklar çocukluktan alkoyan ey? Yaadklar m? Ne yaadlar ki daha? Baka bir ey olmal. Çok daha güçlü bir ey... Çocukluu bile kesintiye uratabilecek kadar derin bir ey...
“Kalbinde çözülmeden kalan her ey için sabrl ol. Sorularn kendisini sevmeye çal; kilitli odalar veya yabanc lisanlarda yazlm kitaplar gibi. Cevaplar imdi arama. u anda cevaplar sana verilemez; çünkü sen henüz onlarla yaayamazsn. Bu, her eyi o an yaama meselesidir. u anda soruyu yaaman gerekiyor. Belki daha ileride, farkna bile varmadan, günün birinde kendini cevab yaarken bulacaksn” diye yazm Üstad Rainer Maria Rilke, ‘Duino Atlar’ kitabnda.
Beyaz bir kat gibi douyoruz hepimiz. Hayat dediimiz ey, günbegün o kadn üstüne yazlan eylerden oluuyor. Yaadkça yazlanlar çoalyor, kadn üstü hayatn kaytlaryla dolup tayor. Bir daha hiç beyaz bir kat gibi saf olmuyoruz. Ama öyle olmann tecrübesini de derunumuzda tayoruz bir yandan. Safl biliyor, hatrlyoruz. Saf olmayan bilebilmemizi, insanlmzn karalamalarla kalabalklamasn tehis edebilmemizi salayan da bu. Safla geri dönemiyoruz ama garip ekilde özlemini içimizden de atamyoruz. Dünya, safl geride brakarak ilerleyebildiimiz bir yer... Tarihi ilk günahla balayan yer... Bizi saflktan adm adm uzaklatran yer... Ama derinliklerimizde biliyoruz ki, biz özümüzle buraya ait deiliz. Her eye beyaz bir kat gibi saf olduumuz bir yerden balyoruz ve biz oraya aidiz. Bu duygu hiç çkmyor içimizden. Ne kadar istesek de dünyaya tam olarak yerleemiyoruz; belki o da bu yüzden.
Antoine de Saint-Exupery’nin ‘Kale’ isimli kitabndan ufku çok açk bir cümle: “Biz Tanr’ya doru yürüyüün ebedi göçebeleriyiz, çünkü bizdeki hiçbir ey tatmin etmez bizi.”
nsan kendinden ibaret midir? Bakalar, hem hayatmzda olup hem bakas olabilirler mi? Bir bilen, bir gören, bir anlamlandran olmasayd; hayatn her yerinin ayrntlarla ince ince ilenmesinin bir anlam ve gerei olur muydu? Düündüümüz herhangi bir eyi düünmediimiz sonsuz saydaki ey arasndan nasl seçip alyoruz? Hangi saikle yapyoruz bunu? Bir bakas nasl seçiyor düünecei bir baka eyi?
“Soracaksan” dedi yanndakine, “bana cevap aramay braktracak bir ey sor!”
Sorular dünyadaki yerimizi bulabilmek için anlama doru attmz admlar deil mi? Bazen size de, bir tek cevab bulmakla oyalanrken bir çok soruyu kaçryoruz gibi gelmiyor mu? çinde cevaba dair bir fikir, bir sr gizlemeyen ey, sorulaabilir mi?
“Verdiimiz cevaplar çou zaman” dedi beyaz saçl adam, “sorduumuz sorulara derinliini kaybettiriyor.”
Yazar: Gökhan Özcan |
30-01-23 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||