HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : SANAT / MÛSÝKÎ-Ses Coðrafyamýz
Okunma Says: 787
Yazar: D. Mehmet Doðan
Yasaklanan medeniyet yahut “mûsýkî inkýlâbý”!
Yasaklanan medeniyet yahut “mûskî inklâb”!Müzik Cumhuriyet’ten sonra Türkiye’de ideolojik bir “mesele” haline getirilmitir. Devlet/li müdahalesi, Türk müzii ile ilgili daha önce Ziya Gökalp tarafndan ortaya atlan ve iler tutar yan olmayan tezin uygulamaya dönütürülmesi eklinde seyretmitir

slâm-Osmanl medeniyeti verimi olan klasik mûskîmiz en tepedeki yönetici tarafndan küçümsenmi, hor görülmü, öretimi yasaklanm; o zamann en güçlü yayn kuruluu olan radyolarda yayn men edilmi, bir ara umuma açk yerlerde, hatta düünlerde icrasnn bile engellenmesi düünülmütür.

Dünyann baka bir yerinde benzeri olmayan bir müdahale ile kar karyayz. Müzik her toplumda vardr, müzikten uzak duran topluluklar olabilir. Bir müzik tarzn beenmeyebilirsiniz; zaten beenmek, sevmek mecburiyeti yoktur. Bu size mahsus bir eydir, bu beenmemeyi, sevmemeyi bütün millete âmil hâle getirmeye hakknz olabilir mi? Fakat gücünüz vardr, otoriteniz vardr, devlet cihazn kullanarak kendi fikrinizi dayatabilirsiniz.

Hiçbir sömürge ülkesinde görülmemi bir ey Türkiye’de yaplmtr. Bilen varsa bilgilendirsin: “Filan sömürge ülkesinde o ülkenin müzii yasakland!” Müstakil, bamsz bir ülkede köklü ve yaygn muskinin yasaklanmas gibi bir ey zaten sözkonusu olamaz!

Her toplumun musikisi vardr, basittir, zayftr veya bize öyle gelebilir, fakat bu hor görülme sebebi deildir. O basitlik içinde de güçlü bir ifade imkân yakalanm olabilir. Eer toplum o mûskiyi benimsiyor, icra ediyor ve dinliyorsa, buna en azndan sayg duymak gerekir.

“Ben o mûskiyi deil de bu mûskiyi deerli buluyorum”, diyorsanz bunu beendiiniz mûskiye revaç verecek artlar hazrlayarak, imkânlar salyarak yaparsnz, dierini kötüleyerek, yasaklayarak deil.

ahsen dinleyici tarafndayz; yüzyllarn birikimi olan klasik musikimizi benimser ve severiz, onunla ayn zeminden beslenen halk mûsikimize de onun kadar muhabbetimiz vardr. Bat mûskisini dinlemekten de imtina etmeyiz. Mûskî, dilimiz gibi büyük bir medeniyet mirasmzdr.

Ylmaz Öztuna “ark mûskîsi” tabirini doru bulmamakta, bunun slâm mûskisi mânasna da kullanldn fakat dorusunun “Türk mûskîsi” olduunu belirtmektedir. Ona göre Türk mûskisi name hazinesini israf ederek çok seslilie ihtiyaç çizgisine gelmitir. Türk tarihinin gerileme devrinde “nazl bir sanat vasfn daima muhafaza eden mûsiki, himaye edilmemi, tevik görmemi, daha sonra tam bir suikaste maruz kalm bütün millî deerler gibi istihfaf edilmitir (küçümsenmitir).”[1]

Öztuna, Türk mûski sisteminin, Bat mûsikisi sisteminden sonra dünyada en yaygn müzik sistemi olduunu belirtir. Bu sistem, benimsenilmedii sahalarda da derin tesirler meydana getirmitir. 

“25 asrdr Türkler Asya kt’asnn en büyük ksmnda, Avrupa kt’asnn kuzey ve dou ksmnda uzun hâkimiyetler kurmulardr. Burada braktklar medeniyet, kültür ve sanat unsurlar arasnda musikinin mühim yeri vardr…Türkçe konuan kavimlerin bu derecede akl almaz corafya sahalarnda yaylmalar, yerlemeleri, uzun hâkimiyetler kurmas vakasyla e deer tek örnek ngilizce konuan kavimler, Anglo-saksonlardr…”

Öztuna, Türk mûski sisteminin Asya’nn büyük ksmna yayld gibi Dou Avrupa ve Kuzey Afrika’ya da hâkim olduunu belirtiyor. “Atlas okyanusundan Hindistan içlerine, Sibirya bozkrlarna kadar ya dorudan hâkimdir ya da tesirleri büyüktür” diyor. “slâm aleminde Türk musikisinin hâkimiyet veya tesirleri, dominant mahiyette kesin ve büyüktür. Balkanlar ve dou Avrupa da Türk musikisinin büyük tesir sahalarndan biridir…Zira bu topraklar Osmanl öncesi ve sonras olmak üzere bin yla yakn Türk hâkimiyetinde kalmtr. slâm dünyasnda Türk mûsikisinin nüfuz edemedii sahalar, daha sonraki asrlarda müslümanlam Asya ve Afrika’nn uzak bölgeleridir. “Klasik slâm sahasnda ise, Türk mûsksinden kaçabilmi bölge göstermek imkânsz denecek kadar mükildir.”

Osmanl sistemi içindeki aznlklar da Türk mûsikisini benimsemiler, Musevi, Rum ve Ermeni Ortodoks hristiyanlar bu sistem içinde çok güçlü eserler vermiler ve mabedlerinde dahi bu mûskiyi icra etmilerdir. Bu benimseme sonucu köklü bir mûsk olan Bizans müzii zamanmza ulama imkân bulamamtr. Bat muskisi öretim sistemi, müzisyen kulan baka sistemlere kapatmaktadr. Bu sistem mûski imkânlarn majör-minor’ün mikro âlemine hapseder, Türk bile olsa kendi mûsikisine yabanclatrr.

20. yüzylda Msr’da ortaya çkan muski akm, bütün Arap dünyasn sarsm, Türkiye’yi de etkilemi, Türk mûsikisinin yerine geçmitir (arabesk). Bunun sebebi tek tarafl deildir. “Artk Türkiye’den mûski yaylmamaktadr. Daha dorusu Türkiye slâm dünyasnn ve Arap âleminin rehberliini ve liderliini kaybetmitir. Hatta aradaki bütün ilgiler kesilmi, köprüler atlmtr. ki taraf birbirinin kültürünü imha etmek savana bile girmitir.”

1932’de bir mûskî kongresi: ark Mûskîsi Kongresi

1932 ylnn ilk aylarnda gazetelere yansyan bir müzik kongresi haberi dikkat çekicidir. Bir ark mûskisi kongresi toplanacaktr. Haberler bizim gazetelerde çktna göre, kongrenin Türkiye’de toplanaca sanlabilir. Türkiye’de en yukardan mûskimiz reddedildii için, resmî veya gayri resmî böyle bir toplant yaplmas sözkonusu olamaz. Zaten kongre de Msr’da toplanacaktr. Bizimkiler musikimize “ark mûskisi” diyorlar ya, öyle anlalyor ki, Msr’da da böyle deniliyor. Tabiî Msr yönetiminin “Türk mûskisi kongresi” toplamas mevzu bahs olamaz. Bu esasen müterek bir müziktir, bütün slâm dünyasna âmildir. Msr ise, 19. Yüzylda Türk hanedanl bir devlet olarak ortaya çkt için, bu ülkede türkçe yönetim dili olmu, Osmanl müzii de saray müzii olarak benimsenmitir. Msr’dan stanbul’a müzikçiler gönderilmi bunlar Osmanl müziini talim etmiler ve Msr’da da icra etmilerdir.

Türkiye’nin reddettii bir müterek medeniyet unsuruna Msr sahip çkmaktadr. Msr Kral Fuad, böyle bir Kongre toplanmas için emirname neretmitir:

“Msr gazetelerinin verdii malumata göre Msr kral Kahire’de toplanacak ark muski kongresine ait emirnameyi neretmitir. Emirnamede kongrenin 932 senesi nisannda toplanaca beyan olunduktan sonra kongreyi tertip edecek heyetin u zevattan teekkül ettii haber verilmektedir.

Msr Maarif Nazr heyet riyasetine, Abdülfettah Hayri Paa reis vekilliine, Ahmet Necip Hilal, Mustafa Rza, Yakup Abtülvahap, doktor Mehmet Ahmet Hakk kâtiplie, Barn Derlenger ve Msr Operas müdürü M. Kantinli aza tayin olunmulardr.

Muski Kongresi, Msr Muski Yurdu’nda bizzat Msr Kral tarafndan küat edilecek (açlacak) ve resmen bir hafta devam edecektir Türkiye, Irak, Kuveyt, Yemen, Tunus, Cezayir ve Fastan murahhaslar (temsilciler) davet olunduktan sonra ark musikisine vakf ngiliz, Alman, Fransz müsterikler (doubilimciler) de çarlmtr.” (Vakit 14.2.1932)

Haber kongrenin slâm corafyasnn geni bir kesiminden davetlilerin katlmasyla toplanaca yönündedir. Ayrca Bat’da konuyla ilgili olan arkiyatçlar da davet edilmitir. Daha sonraki günlerde Kongre’ye Türkiye’den çarlacak isimler gazetelere yansmtr: “Msrda gelecek ay sonlarna doru toplanacak ark musikisini slah kongresine Rauf Yekta ve Mes’ut Cemil beyler davet edilmiledir. Rauf Yekta ve Mes’ut Cemil beyler mart bidayetinde (balangcnda) Msr’a hareket edeceklerdir. (Cumhuriyet 16.2.1932) Daha sonraki günlerde bu mûskiinaslarn Msr’a gittikleri haberi de gazetelerde yer almtr. Rauf Yekta ve Mes’ut Cemil kongreye Msr krall tarafndan ahsen mütehasss sfatyla davet edilmilerdir. Böyle bir kongrenin toplanmas Türkiye’de rahatszla yol açm olabilir. Bu yüzden haberlerden birinde “Kahire’de Arap Muskisi Kongresi” topland belirtilmitir. (Cumhuriyet 29.3.1932)

Türkiye’de klasik Türk muskisi aleyhine iddetli bir cereyan varken, Peyami Safa, Cumhuriyet gazetesinde Sanat ve Edebiyat balkl köesinde “Beynelmilel ark muskisi kongresi” balkl bir yaz yaynlamtr. Bu yazdan, Avrupa ve Amerika gazetelerinde bu kongreden “alâka ve hararetle bahsedildii”ni öreniyoruz.

“Türk musikisinin orada kazand büyük muvaffakiyete (baarya) ve musikimizin esaslar üzerinde orada cereyan eden münakaalara dair bizim gazetelerde henüz bir tek yaz çkmad. Rauf Yekta’nn ve Mes’ut Cemil’in bizi daha fazla aydnlatmasn bekliyerek, imdilik ben, Fransz gazetelerinin musikîmize kar ilân ettikleri büyük takdirin ve hayranln bir nakili (aktarcs) vaziyetinde kalacam.”

Peyami Safa, yaznn devamnda okuyucularnn öteden beri ark ve Türk musikisinin kaytsz bir hayran ve savunucu olduunu bildiklerini, Sinan ve Dede’yi yetitiren bir milletin olu olduu için millî san’atmza yan bakanlarn gözlerini önlerine indirmenin, onlar utandrmann sürekli vazifelerinden biri olduunu belirtir. O srada hayatta olan isimleri de zikrederek: “Vaktiyle Türk muskisi aleyhine bir cereyan uyandrmaa kalkan ve konservatuvarmzdan alaturka ksmn ilga ettiren Namk smail, terbiyeci smail Hakk ve hatta Musa Süreyyalara kar Avrupaclarn verdikleri bir dersi buraya nakledeceim. Çünkü biz kendimizi ancak Avrupa’da yanlan aynalarda görürsek beenebiliriz. Bu kongre münasebetile Avrupa gazetelerinde yazlm bir çok makaleler önümde duruyor. Hepsi, ark musikisinin garp musikisine fâik (üstün) olduunu itiraf ve isbat için yazlmtr” dedikten sonra Fransa’da o zamann mehur musikiinaslarndan Emile Vuillermoz’n Candide[2] gazetesinde yaynlanan makalesinden alntlar yapar.[3]

Vuillermoz, yazya öyle balar: «Garp üstatlarnn Msr’ bu ziyaretlerinden arkllarn istifade edip etmediklerini bilmem, fakat muhakkak ki o garp üstadlar, bu kongrede bir çok malûmat almak ve kulaklarile hassasiyetlerini zenginletirmek frsatn bulmulardr. Bizim bu sehhar (büyüleyici) ve ince müslüman san’atndan örenmee muhtaç olduumuz pek çok ey var.»

Ona göre, batllarn barbar kulaklar bu heyecan dorudan doruya kavryamaz. Bat mûskisi oldukça kaba bir basitliin önermelerine dayanr. Kendi kolaylmz için lml olarak adlandrdmz bir gam oluturmuuz, öz müzik açsndan pek fakir ve pek âciz bir eydir. Eski makamlarn artklarndan imâl ettiimiz majör ve minör makamlarn fakirlikleri söz götürmez. Bu durum dahi müzisyenlerin Bat müziinden aheserler çkarmasna engel olmamtr. “Fakat ayni derece de hakikattir ki, müslüman san’atnda olduu gibi daha rakik (ince, narin) bir ses perdesi taksimatndan istifade eden zengin bir muski lügati karsnda her zaman mütevaz ve hürmetkâr olmalyz.”

“ark musikisi çeyrek sesten istifade ediyor, fakat hakikatte çok daha ince ve rakik bir “chromatisme” (kromatizm, müzikte tek tona bal kalmama, farkl tonlara atlama) kullanyor. Bu musiki bütün ses ürpermelerine, gdklanmalarna, alâîmi semann (gökkuann) bütün renklerile prldamalarna müsaittir. Ses, böylece, kendisini daha kanatl, daha gayrimaddî bir hale getiren kvrakln alyor. Ayan yere ar basmyor. Merhametsiz bir merdivenden basamak basamak çkmyor. Dalgalanyor, daima baylmaa ve hiçlie dalmaa hazr görünüyor. Fakat bu titrek ve kaçak zavahir (görünü) altnda harikulade inceliklerle dolu bütün bir heyecan ve his dünyas gizlidir.”

Vuillermoz, sathi (yüzeysel) bir dinleyiciye bu snrsz inceliklerle dolu sanatn tekdüze gibi görüneceini, fakat bir an için onun büyüsüne kaplnrsa, bizim alldk makamlarmzn savunmas kabil olmayan kabalann ortaya çkacan iddia eder.

Yaz öyle tamamlanr:

«te bu kongrede iki ilham perisinin mülakatndan çkan ilk ders budur. Dier bir makalemizde öteki dersleri de iaret edeceiz, çünkü, bu iki usulün ve iki düünüün mübadelesinden (deiiminden) sonra bir daha anlald ki Garp ark’a dorudan doruya borçlu vaziyetindedir.»

Peyami Safa, en bilinen garp mûsikisi münekkitlerinden birinin cokun ve samimi ahitliini naklettikten sonra bir kere daha bizim his ve heyecan itibarile sonsuza kadar giden yüksek bir mûsikimizin olduunu söyler. “Beyolu caddesinin tatl su frengi musiki hocalarnn, mürebbiyelerinin ve matmazellerinin tesiri altnda büyüyen Türk züppelerine bu hakikati anlatmak lüzumsuz bir ey olurdu; eer, millî musikimiz aleyhindeki hezeyanlar, bir fikir cereyan haline gelmeseydi ve Türk konservatuvarndan Türk musikisini çkarp atmaa kadar ileri varmasaydk..” diye yaknr. Onun yazsndan Msr’da toplanan büyük beynelmilel kongreye katlmas için bizim konservatuvara da müracaat edildiini ve «Biz ark musikisile megul deiliz!» cevab alndn da öreniriz!

          Kanservatuvar’n slah ve yabanc mütehasss

1932’de müzikle ilgili üzerinde durulmas gereken bir vak’a da stanbul Konservatuar’n slah maksadyla Viyana’dan besteci, piyanist ve müzik hocas Joseph Rudolf Marks’n davet edilmesidir. Marks, 12 Kasm 1932 ila 4 Aralk 1932 tarihleri arasnda incelemeler yapm ve rapor vermitir.

12 kasm günlü Cumhuriyet’te “Konservatuvarn slah” bal altnda hem onun stanbul’a geli haberi verilmi, hem de gazetenin bayazar Yunus Nadi’nin Viyana’da tahsil yapmakta olan olu Nadir Nadi’nin mülakat yaynlanmtr.

Profesör Marks Nadir Nadi’ye unlar söylemi: “Mütemadiyen hafif muski ile halkn zevkini bozmak doru deildir. Fakat yalnz ar garp eserleri dinletmek de yanltr. Halk her zaman, henüz yabancs bulunduu garp san’atkârlarn dinlerse istenilen gaye elde edilemez.” “Gaye udur: Asrî ve millî bir musiki yaratmak, yahut daha dorusu millî muskiyi asriletirmek, onu bütün dünyaya hitap edebilecek bir seviyeye çkarmaktr. Halka yalnz Bethofeni yalnz Vagneri dinletmekle bu nasl temin edilebilir.”

“Her eyden evvel milli zevki korumak arttr. Esasen mevcut olan milli his, garp tekniile kuvvetlendii zamandr ki Türk muskisi herkese hitap edebilen bir san’at olacaktr.”

Ruslar böyle yapmlardr, Avrupa’dan hoca getirtmiler, fakat hiçbir zaman yerli sanatlarn atmamlar.

“Ruslar misal olarak söyliyebilirim. Çaykovski, Reimski Korsakof gibi eski ve Strawinski gibi yeni Rus san'atkârlar bir çok eserlerinde musikinizden ilham almlardr.”

Milliyet gazetesinin 19 kasm günkü nüshasnda, Josep Marks’la ilgili haber yer alr. “Konservatuvarn slah için celbedilmi olan M.Joseph Marx birkaç günden beri ie balamtr. M. Joseph Marx Viyana’nn tannm bestekârlarndandr…Viyana yüksek muski mektebi müdürü ve ayn zamanda muski akademisi muallimlerindendir…Piyano ve org çalmaktadr.”

Marks u soruyu “Türk ve ark musikisi ve musikimizin istikbali hakknda ne düünüyorsunuz?” öyle cevaplar: “ark muskisini tetkik ettim. Bunun kendine mahsus hususiyetleri vardr…Türkiye, teknik itibariyle Garp musksini kabul etmekle beraber milli muski karakter itibariyle arkll muhafaza etmelidir…bunun için konservatuvarda ark muskisi de öretilmelidir.”

Cumhuriyetin 26 kasm nüshasnda Marks’la ilgili haber “Millî Türk musikisi” bal altnda verilmitir. “Hocalarnz var fakat san’atkârlarnz yok! Milli Türk musikisi elbette doacaktr. Konservatuvarda garp muskisi ile beraber Türk muskisini de tedris etmek icap etmektedir.”

          MûskimizGarplilemeli mi garplilememeli mi”?

Josep Marks’n stanbul’dan ayrld gün (4 Aralk) Milliyet gazetesinde bir anket haberi vardr: “Büyük musiki anketimiz: Musikimiz nasl garplilemeli? Anket muharriri: Peyami Safa.”

“Konservatuar mütehasss ‘Marks’n fikirleri etrafnda uyanan alaka üzerine Peyami Safa Bey eski ve yeni neslin belli bal musiki mütehassslarile görümee ve musikimizin tekamül veçhesi hakknda fikirlerine toplamaa balamtr. Alaturka ve alafranga bütün musiki dostlarnn dikkatle ve zevkle okuyacaklar bu anketin nerine bir iki günle kadar balyacaz.”

7 Aralk tarihli Cumhuriyet’te anketin ilk tefrikas yaynlanr. Balk deitirilmi, “Musikimiz hangi yola girmeli” yaplmtr. lk konuulan, Tanburi Cemil Bey’in olu mehur müzikçilerden Mes’ut Cemil’dir. Mes’ut Cemil “Garp beynimize girmeli, fakat ark daima kalbimizde kalmal” der. Ertesi gün Konservatuvar müdürü Ziya Beyin düünceleri açklanr. O da öyle der: “Alaturka musiki yayor, kuvvetleiyor. Biz konservatuvardan alaturka musiki tedrisatn kaldrnca memlekette milli musikimize kar alaka ve itiyak büsbütün artt. O zamanlar bir iki plak fabrikas vard, bugün alt tane.”

          “lga” edilen mûskînin sözcüsü: Rauf Yekta[4]

Türk mûsikisi hakknda en fazla konuma iktidarna sahip olan mehur müzikolog Rauf Yekta Bey’in cevab 11 aralkta yaynlanr. Rauf Yekta Bey, “mûski inklab”ndan en fazla mutazarrr olan musikiinaslardandr. Darülelhan’da Türk Musikisi Nazariyat dersi vermektedir. Bu balkta yaynlad kitabn ilk bölümlerinde Garp ve ark müzii ses sistemlerinin farkllklar üzerinde derinlemesine tahliller yapar. Bu srada tand alafranga mûsiki mensubu genç meslekdalari hakknda u tesbiti dikkat çekicidir: “Garpllar gibi ilmî meseleler üzerinde senelerce kafa patlatmaya nefislerinde iktidar gösteremeyerek asgari mesai ile kendilerine az zamanda azami öhreti temine hevaskâr gençler.”[5]

Peyami Safa Rauf Yekta Bey’in cevabn öyle sunar:

“Üstat Rauf Yekta gibi dünyann büyük müzikologlar arasnda ad anlan bir insann böyle bir anket suallerine ksa cevaplar vererek fikirlerini hulasa etmesi kolay deildi. Bütün bir ömre süren etütleri bir kaç cümle içine sktrmakta çekecei güçlüü kestirdim ve fikirlerini bana bir mektupla bildirmesini rica ettim. Kendimi bugünlük Rauf Yekta Beyle okuyucular arasnda fazla bularak çekiliyorum ve onlar babaa brakyorum.”

“(Darülelhan) da okuttuum Türk musikisinin tarih ve nazariyat dersleri, terbiyeci smail Hakk, ressam Namk smail, Cemal Reit, merhum Musa Süreyya Beyler tarafndan elbirliile yaplan teebbüsat neticesinde tatil ettirildii tarihten beri bugün tamam alt sene geçmi bulunuyor.”

 “(Türk musikisinin ilgas) gibi manasz tabirler iri harflerle her gün gazete sütunlarnda görülüyor, musikimizin öldüü, müzeye konulaca, bir daha dirilemiyecei iddia olunuyordu.”

“Alafrangaclar ve onlarn gayretkeleri tarafndan uradm haksz tarizlere (inelemelere) çok müskit (susturan) cevaplarla mukabele ettim. Bütün bu gayretlerime ramen naslsa sözlerim mesmu olmad (iitilmedi) ve nihayet Türk muskisi Türk Konservatuvarndan kap dar ettirildi.”

“Netice ne oldu? Halk, musikisine bir kat daha sarld. Açk gözlü gramofon kumpanyalar bu frsat ganimet bildi ve ksa bir müddette birkaç milyon Türk liras bu kumpanyalarn veznesine akt.”

“Konservatuvarda musikimizin okutulmamas er geç yanll anlalacak bir yol tutmaktr.”

Prof. Marks’a “Bizim tasnif heyetinin tesbit ettii tarihi eserlerden Hac Sadullah Aann (Arazbar puselik) makamndaki ar semaisini ve daha bir takm güzide Türk eserlerini icra heyetimize çaldrarak dinlettik. Musikimizin lahin (name) ve ika (ritim) itibariyle haiz olduu zenginlie hayran oldu ve saatlerce dinledikten sonra: “Çok kymetli bir musikiniz var, tebrik ve teekkür ederim…” diyerek odamzdan çkt.

Marks, daha sonra “Alafranga muallimlerini nezdine çararak toplam ve demi ki: ‘-Okuttuunuz dersler âlâ! Yalnz tedrisatn mühim bir eksii var; burada Türk musikisi tedris edilmiyor (öretilmiyor). Bu program takip edildikçe bu müesseseden bir Türk bestekâr yetimesine imkân yoktur… Binaenaleyh stanbul Konservatuarnda Türk musikisinin mufassal (ayrntl) nazariyat ve tarihi ve birde Türk aletlerinden biri üzerinde bu musikinin icra teknii de talebeye öretilmelidir…’”

Rauf Yekta, “Marks’tan ziyade Fransz müzikolou Borel[6] dikkate alnmaldr” diyor ve onun görülerini aktaryor:

“Türk musikisi her eyden evvel Avrupa’llamaktan saknmaa mecburdur. Böyle bir tesirin ne gibi bir ekil altnda vukua gelebileceini biraz tetkik edelim: Lahin noktai nazarndan “kantilen”in[7] kendine mahsus tekerrürlü nameleri ve çarpmalar ile pek hususi bir manzaras vardr. Bu cihetten (yönden) an’anesine devam eder, baka yapacak bir i yoktur. ka noktasndan ise “usuller” tarz pek mükemmeldir ve iki veya üç zamanl Avrupa vezinleri (ölçüleri) ile temas neticesinde tahavvülata (deimeye) uramak tehlikesi içinde deildir. Kaybolmak istidad gösteren yegâne unsur “makam”lardr. Meselenin merkez noktas ite buradadr. Onlar da asli hallerile muhafaza edildikleri takdirde, Garbin her türlü tesirleri imkânsz kalr. Fakat ekilleri zorla bizim majör ve minör makamlarmza benzetilirse, ite o zaman Türk sanatnn vücudu ortadan kalkar; Avrupa sanatnn merhamete ayan (acnacak) bir ubesi olmaktan baka bir hususiyeti kalmaz. Kat’i surette (kesin olarak) önüne geçilmesi lazm gelen felaketli netice ite budur.”

“Türk ezgisi fakir deildir, sadedir. Hem de esas itibarile öyle bir sanatkârane sadelik ki insana, teebbüs zahmetine katlansam, ben de aynini yaparm hissini verir. Denilebilir ki büyük sanatn mümeyyiz (belirgin) vasflarndan biri ite bu nevi sadeliktir. O sadelii armoninin ve enstrümantasyonun (çalg ile icrann) aldatc parlaklile zenginletirmee kalkmak, Boaziçi’ni gümü beyaz ve altn sars kât taçlarla ve adi bezlerle süslemei istemek demektir. Hulüstan (saflktan) ileri gelen bu hata, ekseriya birçok akil (akll) Türk’lerin esas zühulünü (kasten terk etmesini) vücude getiriyor. Bu manzarann heyeti mecmuasna (tamamna) tek bir bediiyat (estetik) prensipi hakimdir: Bir sanat eseri veya hâkim zevkine uzlatrmakta hiç bir mecburiyet yoktur. Manzarasn gençletirmek bahanesile (Ayasofya) keskin renklerle boyansa ne denirdi?”

“(Borel)in mühim baz fkralarnn nakline iktifa ettiimiz (yetindiimiz) bu meselede her garpli mütehasss aynen M. (Marks) gibi düünmemektedir. Bunun içindir ki Konservatuarmzn slah hususunda alacamz kararlarda bizler çok etrafl düünmeliyiz; aksi taktirde gene zararl çkar ve gene bir çok seneler yerimizde sayarz.”

Peyami Safa’nn Rauf Yekta Bey’in görülerine bu kadar geni yer vermesinden, onun görülerini benimsedii kanaatine varabiliriz.

          Muskide tanassur!

Ertesi gün ankete cevap veren Prof. Fredrik Statzer[8], “Gerek bugünkü Türk halk musikisi, gerekse bir kültür mahsulü olan Türk san'at musikisi, hiç bir milletin halk musikisile kyas kabul etmiyecek bir inkiafa (gelimeye) mazhar olmutur” der.

Viyolonselist zzet Nezihi Bey u fikirdedir: “Musikimiz ayr bir kültür mahsulüdür, Avrupallaamaz. Meer bir dâhi çka!” (13.12.1932)

Peyami Safa, dönemin ünlü müzikçilerinden Hasan Ferit’e (Alnar) sra gelince farkl bir tavr taknr.[9] Onun Türk müziinden Bat müziine geçmesini ironik bir üslupla “din deitirme” olarak niteler: “Hasan Ferit Beyi de musiki dinini deitirenlerden ve tanassur edenlerden (Hristiyanlaanlardan) sayalm m?”

Türk musikisinin en baarl icraclarndan biri iken, kanunu brakm ve Viyana'ya gitmi. Orada, bilhassa kompozisyona çalt haberi alnyormu. Sonra Hasan Ferit Bey stanbul'a dönmü ‘Yalova türküsü’ gibi en ve hafif baz eserler vermi. Bunlar son kabiliyetini bize ispat edecek kuvvette eyler deildir. “Fakat acele etmiyoruz ve bir sukutu hayalden bahsetmek sras geldiini de söylemiyoruz.”

Hasan Ferit Beyin görüleri u iki cümle ile ifade edilebilir: “stiklâl sahibi bestekârlar gene bildikleri gibi hareket edeceklerdir.” “Yirmi sene sonradan itibaren Türk musikisi tarihine hangi bestekârlarn hangi eserleri mal olacaksa Türk musikisi o eserlerin üslubunu alacaktr.”

Peyami Safa, anketin okuyucular tarafndan dikkatle takip edildiini, kendisine çok sayda mektup geldiini belirttikten sonra mûsiki dostu okuyucularn mektuplarndan baz örnekler veriyor. Cepheleme bu mektuplarda da vardr. Türk mûskisi taraftar bir okuyucunun u cümlesi dikkat çekici: “Musikimiz süte benzer, bir limon damlas onu ekitmee, bozmaa kâfidir…” (20.12.1932)

Ankete bir “meb’us” da katlr. Hilmi Bey[10]e göre “Samih Rifat’n cenazesinde ecnebilerin matem havasn çalmak bir millet için ne ayp eydir!” (21.12)

          efin sopas sallanyor!

Anket bu minval üzere gider ve farkl görüler sergilenirken efin sopas sallanmaya balar. Ankara’da yaynlanan yar resmi Hakimiyet-i Milliye gazetesinde Falih Rfk konuyla ilgili bir bamakale yaynlar: “Karar verilmitir: Türk çocuklarna yalnz garp musikisi öretilecektir!”

Yani: Boa debelenmeyin! Sizin bilginizin, fikrinizin, ilminizin hiçbir kymeti yok. Karar verildi ve uygulanacak! Patlasanz da çatlasanz da!

25 Aralk nüshasnda Peyami Safa öyle bir açklama ile Falih Rfk’nn yazsn aktarr:

“Ben bu anketi yaparken bir anket muharriri olduumu çok iyi biliyorum. Yani tamamile bitarafm. En koyu alafranga taraftarlarndan en koyu alaturka taraftarlarna kadar bu mevzua her hangi bir alaka ile bal herkesin fikirlerini buluyor, topluyor, gözlerinizin ve içtihadnzn önüne koyuyorum. Falih Rfk Bey anketimizi iyi takip etmemi olacak; burada çkan fikirleri musiki irtica namna yaplan bir tezahürat m sanm, nedir, Hakimiyeti Milliye'de bir makale neretti. Ben bitaraflma (tarafszlma) bir vesika olsun diye, bu makaleyi de anketimize bir cevap telakki ediyor ve bu seriye koyuyorum.”

Yaz tamamen ankete kar yazlmtr, Falih Rfk bata belirtiyor. Çok mütekebbir ve edit ifadeler ihtiva emektedir. Cumhurbakan’nn çok yaknnda bulunan, onun biyografisini, hatralarn kaleme alan Falih Rfk onun gazetesinin de bayazardr. Bu yüzden kendisine verilen talimat veya iaret üzerine bu yazy kaleme ald tahmin edilebilir. Muktedir bir ahsiyetin sopa sallamas mahiyetindeki bu yaz bugün okunduunda o sralar memlekette ilerin nasl yürütüldüünü bütün çplakl ile ortaya koyar. Falih Rfk’nn yazs ibret nazaryla okunmaldr:

“Türkiye'de musiki yoktur muskinin medrese kavgas vardr. Böyle büyük davalar yalnz içinden yetien bir dehâ deil, en bata karar halledebilir. Fakat bu karar verilmitir. Türk çocuklarna yalnz Garp musikisi öretilecektir. Türk musikisi, garp musiki âlemi içinde, Rus musikisi gibi, Alman muskisi gibi, talyan musikisi gibi, kendine hasln onlar gibi yaratan bir musiki olacaktr. Mimaride Türk moderni nasl olacaksa, resimde Türk dehas ne olacaksa, tpk onun gibi.

Bizde alaturkay canlandran ve hareketlendiren deil -çünki yeni alaturkann vasf büsbütün canszlk ve hareketsizliktir -fakat plak tüccarl vastasiyle tutan ey, henüz Türk milletinin tekâmül safhasna eriemiyen ark milletlerinin bir çok an'ane âdetleri gibi, ark musikisine de bal kalmakta ve müteri yetitirmekte olmalardr.

Garpli Türk musikisine asl yardm edecek olan Bizans alaturkas deil halk musikisidir.

Bamakalemizi bir muski hasbihaline hasretmek istemiyoruz. Fakat lüzumsuz kararszlklarn, an'ane ve eski zevklere dayanan inat ve mukavemetlerin bir millete her hangi bir iinde krk seneyi nasl kaybettirdiini göstermek istiyoruz.

Alaturkann slahn düünmek, medresenin slahn, er'iye mahkemesinin slahn, mecellenin slahn düünmekle birdir. Kafamza, yüreimize ve asrmza cevap vermiyen bütün müesseseler gibi, bu müesseseyi de kapamak, garpli Türk musikisinin aray ve yaratl hamlesine geçmek lazmdr. Sadan yazlan türkçe gibi, boazdan gelen alaturka sesin ömrü bitmitir. Garp âleminde usul ve ilim, dalarmzda milli ses vardr. Peyami Safa Bey gibi genç emekler, rasgeldikleri kabiliyetleri garp mekteplerine ve Türk dalarna göndermek için harcanmaldr. Alaturka Türk deil, bir ark beynelmilelidir; eski Türkler bu ark beynelmileline asl kendilerinden bir ey vermilerse, garp beynelmileli olan muskiye de benliklerini, kendiliklerini kartracaklar, medeniyetler havasna yeni ve genç bir ses daha katacaklardr.”

Bu yazy, aradan doksan sene geçtikten sonra okurken, iddialarnn tamamen mesnetsiz olduunu görebiliyoruz. Türkiye 90 sene sonra baknca bu yazda iddia edilen noktaya gelmi midir? Bütün dünyann sayg duyduu Bat tarz bir Türk mûskisi ortaya çkm mdr? Büyük ehirlerimizin bir ana caddesinde veya meydannda insanlara rastgele u soruyu soralm: “Bat klasik müzii tarznda beste yapan sadece bir bestekârmzn ismini söyler misin?” Nasl bir cevap alacanz sanyorsunuz? Yüzde biri bir isim söylese, bu “sahibinin sesi”nin iddias ciddiye alnabilir!

Evet “alaturka” çökertilmitir de yerine ne konulmutur? Avrupa’nn çok sesli klasik mûsikisi mi? Türkiye’de popüler muski dahi Türk mûsikisinden uzaklam, arabeskten popa doru bir yelpazede piyasa müzii yaygnlamtr. Milletin kulaklar zehirlenmi, kendi sesini de duyamaz hâle gelmitir. Bu kibir dolu yaz tam bir alçaklk numunesidir. Kendi bilgin yok, fikrin yok, hassasiyetin yok. Bir yerlerden aldn emirle racon kesiyorsun. Alçakln bu nev’ine az rastlanlr. Hani Zübük kan gölgesinde oturur da kendini aslan sanrm. Zübük dahi bu yazardan daha ereflidir!

Peyami Safa, ertesi günkü gazetede anket bölümünde Paris’te öretim görmü genç bir icrac olan Münir Nureddin’in görülerine yer verir. Münir Nureddin öz olarak unu söyler: «Eski musiki olduu gibi braklp kendi seyrinde inkiaf etmeli, garp tekniine uygun yeni besteler yaplabilir.»

Falih Rfk’nn bir gün önce aktard görülerine kar fikirlerini de “Bana kalrsa” sütununda “Bir ihtisas mes’elesi” bal altnda açklar: “Bu satrlar yazan Falih Rfk Bey, öyle sanyorum ki, musiki ile uzak, yakn megul olmu bir zat deildir; fakat, biliyoruz ki, musiki mütehasss hiç deildir. Bir de, resmen Avrupa'dan getirdiimiz iki mütehassn fikirlerini tekrar edelim.” Diyerek Josep Marks ve Fredrik tatzer’in daha önce aktardmz görülerini tekrarlar. Ardndan yine Eugene Borel’in fikirlerini zikreder ve yazy öyle bitirir:

“Eer mes’eleyi bir Avrupal kafasile haletmek için Avrupa’l mütehassslara sorarsak onlar böyle diyorlar; Falih Rfk Bey de adeta aksini söylüyor ve davay bir medrese kavgas halinde görüyor. Bence her fikre ‘geri” damgasn basmak, onu irticala itham etmek kolaydr; fakat Türk musikisine ‘ileri” hzlar verebilmek için ihtisas lâzmdr. Ben itiraf ederim. Ki, mütehasss deilim; Falih Rfk Bey kendini mütehasss zannediyor mu, bilmiyorum.”

26 aralk tarihli Cumhuriyet’te yaynlanan bu anket ve Peyami Safa’nn yazsndan sonra iki gün ankete ara verilir. 3. Gün, yani 29 aralk nüshasnda

“Uzun müddet Avrupa'da bulunmu, ameli (pratik) ve nazari (teorik) etütler (incelemeler) yapm Viyolonist Pr(of).” Andonyades’in görülerine yer verilir. Rum olduu anlalan Andonyades, “Musikinize yabanc deilim, mükemmeldir. Fakat Avrupaî bir musikiye de ihtiyacnz var” der. Ruslar, Çekoslavaklar, spanyollar, Macarlar millî motiflerini armonize ederek mûsikilerine meydana getirmilerdir. Türklerin mûskisi baka bir ses ailesine mensuptur. Bu noktada Peyami Safa “Türk musikisi armonize edilemez mi diyorsunuz?” sorusunu sorar. Cevap udur: “Edilemez deil, edilmemelidir, buna lüzum yoktur, diyorum. Sizin monodik bünyedeki musikinizin melodileri çok müstesna eylerdir. çinde zengin bir âhenk manzumesi tarlar. Bu melodilerin orkestrasyon yolile zenginlemee ihtiyaç yoktur.”

Peyami Safa anketi u cümlelerle bitirir:

“M. Andonyades'ten ayrldktan sonra düündüm: Anketimize cevap verenler arasnda millî musikimizi kendi inkiafnda serbest brakarak bundan sonra ayrca bir de polifonik musiki vücude getirmemiz lâzm geldiini söylüyenler üç kii oluyordu: Konservatuvar muallimi Her tatzer, Münir Nurettin ve M. Andonyades Bu fikir sahiplerine göre bizim iki musiki sahibi bir millet olmamz lâzm gelecek. Fakat bugün ikiden de fazla: Alaturka musiki var, Muhlis Sabahattin Bey var, alafrangams muski var, Hasan Ferit Beyin tarzile eklektik bir musiki var, alafranga musiki var. Hepsi konserlerde, birahanelerde, operetlerde, evlerde, radyoda, plaklarda çalnyor ve hepsi yayor. Buna musiki nevilerinin (türlerinin) zenginlii mi demeli, anari mi?”

Bu cümleler günün anketinin, deil tamamnn bitiri cümleleri olur. Kanaatimize göre, bu anketin daha fazla uzatlmamas, konunun böyle bir zeminde akl, mantk ve ilim çerçevesinde ele alnmas rahatsz edici bulunmu ve gazete uyarlmtr. Gelecek günlerde Türk musikisinin öretilebilirliinin engellenmesi bir yana radyolarda icras da men edilir. Umuma açk yerlerde hatta düünlerde icrasnn yasaklanmas düünülür. Böylece dünyann hiçbir ülkesinde görülmemi bir inklâp yaplr: Muski inklâb!

1924’te Ankara’da Muski Muallim Mektebi kurulur. Amaç, orta dereceli okullar için bat tarz öreticiler yetitirmektir. 1925’te tekkelerin kapatlmas Türk müziine büyük bir darbe vurur. Bilhassa Mevleviliin mûski ilgisi düünülürse, bunun ne kadar büyük bir ykm olduu anlalabilir. 1926’da Darülelhan belediyeye balanr ve ark Mûskisi ubesi kapatlr. Böylece Türk musikisinin öretimi resmî olarak men edilir. Ancak bir icra heyeti kurulacak fakat eitim-öretim faaliyeti yapmayacaktr. Böylece “irtica musksi”nin öretilmesi yasaklanmtr.[11]

Darülelhan’da Türk musikisi tedrisatnn kaldrlmas srasnda Rauf Yekta Bey Anadolu’da halk müzii derlemeleri yapmaktadr. Dönüte haberdar olduu konuyla ilgili yazsnda aknln öyle ifade eder: “Seyahatimizden avdet ettiimizde (döndüümüzde) ehrimizin matbuatn iddetli ve ayn zamanda hakl bir tenkit ve ikâyet velvelesi içinde budum; gazeteler ‘Türk musikisi ilga edilemez!’ (kaldrlamaz) diye feryad ediyorlard. Baka memleketlerde olsa bu sözden vehleten (birdenbire) kimse bir ey anlayamaz, Öyle ya! Bir milletin muskisi resmî bir encümen (komisyon) kararyla nasl ilga olunabilir?”[12]

Türk mûskisi resmen “ilga” edilmitir ve pepee yasaklar getirilmitir. Bu öyle bir yasaktr ki, yarm asr sürer! Ancak 50 yllk bir aradan sonra 1976’de Türk Musikisi Devlet Konservatuvar kurulabilir!

Karabatak Dergisi 65. Say, Kasm-Aralk 2022

 


[1] Ylmaz Öztuna: Büyük Türk Mûskîsi Ansiklopedisi, C. II, 1990, sf. 411-412, ayrca bkz. Türk Mûskîsi Kavram ve Terimleri Ansiklopedisi, Ankara, 2000)

[2] Candide Fransa’da 1930’larda 150 binin üzerinde tiraj olan bir gazete imi.

[3] Emile Vuillermoz’la ilgili elektronik ortamda bir hayli bilgi var. Döneminin mehur mûsikiinas ve tenkitçilerinden biri olduu anlalyor. Bestekârl da varm. Bir hayli de kitab var.

[4] Rauf Yekta: stanbul 1871-1935. “Mûsiki nazariyatçs ve yazar, bestekâr, neyzen.” Darülelhan’n kurucularndan geni muski bilgisine sahip müzikolog. Darülelhan’da Türk mûsikisi nazariyat ve ark mûsikisi tarihi dersleri verdi. 1934’te radyolardan Türk mûsikisinin kaldrlmasna çok üzüldüü, bu sebepten hastalnn iddetlendii ve defni srasnda Cemal Reit Rey’in Ruen Ferit Kam ve Mesut Cemil’e, “Mûsiki ehidi oldu” dedii nakledilmektedir.

[5] Gönül Paçac Tuncay: “Dârü’l-elhan” uzun hikâye” (Osman Nuri ÖzpekeI’in Dârü’l-elhan Külliyat, stanbul 2029 kitab içinde)

[6] Eugene Borrel: Fransz müzikolog. Adnan Saygun’un Paris’teki hocalarndan.

[7] Cantilène: Yava ve hazin ark (Kamus- Fransevî)

[8] Avusturyal Friedrich von tatzer (1906-1974). 1932’de Türkiye’ye gelmi, Konservatuvar’da hocalk yapm, 1944’te Türk tabiyetine geçmi, Ferdi ismini almtr.

[9] Hasan Ferit (Alnar). Çocuk yalarda kanun ve kemençe sanatçl ile tannm, ilk bestesini 13 yanda yapm, klasik muskimizin gelecek vaad eden isimleri arasna girmi, fakat 1927’de (21 yanda) Viyana’ya yerlemi ve orada Viyana Devlet Müzik Akademisi'nin bestecilik bölümünde Joseph Marx'n örencisi olmu. 1932’de Türkiye’ye dönmü. O artk tamamen bat müzii ile ilgilidir. “Türk beleri” denilen Bat müzii bestecileri arasnda saylr.

[10]Dr. Hilmi (Oytaç): 1879-1942) Selânikli, tabip, dahiliye mütehasss. “Bozkurt Cumhuriyet mar”n bestelemi.  O sralar Malatya Meb’usudur. Mustafa Kemal’in karargâh doktoru. 2. Dönemden balyarak 6. Döneme kadar meb’usluk yapmtr. Milletvekili olarak ölmütür.

[11] ark Musikisi ubesi’nin kapatlmas kararn veren Sanayi-i Nefise Encümeni üyelerinden smail Hakk (Baltacolu) “Alaturka musiki irtica musikisidir, ona müdahale etmek lâzmd” demi.

[12] Gönül Paçac Tuncay: “Dârü’l-elhan” uzun hikâye”, sf. 26

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: D. Mehmet Doðan
22-03-23
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
Yasaklanan medeniyet yahut “mûsýkî inkýlâbý”!
Online Kii: 29
Bu Gn: 99 || Bu Ay: 6.081 || Toplam Ziyareti: 2.929.279 || Toplam Tklanma: 58.621.585