HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / PORTRELER
Okunma Says: 679
Yazar: Ali Yurtgezen
O BÝZÝM SOHBET PÎRÝMÝZDÝ (Ahmet Doðan Ýlbey'in ardýndan)
Depremde Mara dndaydm. 6 ubat gecesi saat 5’e doru uyanm, mutadm olmad halde televizyonu açmtm. Haber kanallar Mara merkezli iddetli bir deprem olduuna dair altyaz geçiyordu.

Hemen telefona sarlp yaknlarm aramaya koyuldum. Ulaabildiklerim panik halinde, adeta sayklar gibi sürekli “Mara ykld” diyor, baka bir ey diyemiyordu. Henüz kimsenin kimseden haberi yoktu. Gün aarnca televizyonlara deprem bölgesinden görüntüler akmaya balam, ykmn dehete düüren büyüklüü ortaya çkmt. lerleyen saatlerde hsm akrabadan, e dosttan enkaz altnda kalanlarn haberi gelmeye balad. Dilime Talcal Yahya’nn “Meded, meded, ykld bu cihânn bir yan!” msra taklm; bulunduum odada çaresizce dönüp duruyordum.

Öleye doru Mehmet Yaar arad. Ben daha “arkadalardan ne haber” demeye kalmadan hçkra hçkra alayarak “Hocam Ahmet Abi, Hocam Ferhat, Hocam Fazl Abi” deyiverdi. Donup kalmtm. Sonrasnda ne konutuk ya da konutuk mu, hatrlamyorum bile. Bu üç güzel dost da aileleriyle birlikte ikamet ettikleri binalarn enkaz altnda kalmt. Adeta yerle bir olan binalarnn hiç de iyi eyler söylemeyen hal diline, arama kurtarma çalmalarnn aksaklk ve yetersizliine ramen bir mucizeyi bekledik ama gerçeklemedi. Beinci gün Ahmet Bey’in naana ulaldn ve ayn günün seherinde topraa verildiini örendiimde bizim için sadece cihann bir yan yklmam, birlikte ina eylediimiz kendimize mahsus dünyamzn en muhkem yan da yklmt.

Ahmet Bey bizim taifenin sohbet piriydi. Fakat arkadalar onu böyle deil de nükteli göndermeler barndran bir nitelemeyle “komutan” diye adlandrmay daha çok benimsemiti. Sohbete dair koyduu “deitirilemez, deitirilmesi teklif dahi edilemez” kurallar vard çünkü. Mesela önceleri her cumartesi ve pazar geceleri ile hafta içinde resmi tatile denk gelen günlerin gecelerinde, yeri ve tabeladaki ad deise de her daim “dükkân” tesmiye edilen mekânda cem olmak artt. Sonralar askerî vesayetin kalkt, demokrasi kültürünün yaygnlat gerekçesiyle (!) dükkân toplantlar özel oturumlar haricinde, sadece cumartesi gecelerine mahsus olmak üzere haftada bir güne düse bile Ahmet Bey’in dier kurallar yürürlükte kald. Dükkân içtimana katlmamak için ölüm ve ar hastalk dnda hiçbir mazeret kabul edilmezdi. Yine saat 02’ye kadar oturulacakt. Ama sohbette souma olmamsa vakit doldu deyip kalkp gitmeye de ruhsat yoktu. Toplu haldeyken “ziyaretçi görümeleri” yapmak, hep bir azdan konumak, mükerrer cümle kurmak yasakt. Ev, araba, para pul laf edilemez; askerlik hatras anlatlamazd. Sohbet her halükârda “fikirli” olmal; insann, milletin, memleketin meseleleri üzerine tutarl tespit ve tahliller ihtiva etmeliydi.

Onun bu kurallar yahut komutanl sayesinde sohbetlerimiz düzenli ve seviyeli bir ekilde yllarca sürdü. “Hem alarm hem giderim” diyerek katldmz bu iddiasz, hesapsz, gösterisiz, samimi sohbetlerin önceden belirlenmi bir gündemi olmazd. Zuhurata tabi olur; bazen yarenliklerle, bazen son derece derinlikli fikrî deerlendirmelerle akp giden zamann farkna varamazdk. Çounlukla çay ve tütün eliinde fikirli türküler çalnp söylenir, iirler okunur, o hafta denk gelinen güzel bir yaz varsa eer smail Göktürk’ün veya Mehmet Yaar’n seslendirmesiyle mutlaka paylalrd. Kalkp giderken kalbimizin yunup ykandn, dünyann bir hafta boyunca maruz kaldmz kirinden pasndan arndmz hissederdik.

Malum, sohbet aslnda “dostluk” demek. Ahmet Bey, koyduu kurallardan ziyade, dostluu, birbirimize muhabbet ve hürmeti sadece kâl ile deil hâl ile de talim ettirmesi hasebiyle bizim sohbet pirimiz idi. Onun nazarnda bütün insanlar peinen “hazret-i insan”d. Büyük olsun küçük olsun, muhatabna kymet verir; onlara nezaketle, muhabbet ve hürmetle yaklard. Ancak dost olaca, beraber yol yürüyecei kimselerde yerli ve milli bir duru, idrak kabiliyeti, zihin berrakl, ifade selaseti ve selim bir kalp arard. Ulvi meselelerle dertlenmeyenlerle, melâli anlamayanlarla aina olamyordu. Bu sebepledir ki onun lügatinde dost, hem “gönülda” hem de kendisiyle ayn dili kullanan, bin yllk medeniyet Türkçesiyle yazp konuan manasna “dilda”t.

Okuyarak ve yazarak yaayan bir hüzünkârd Ahmet Bey. Okumak ve yazmak onun için hava gibi, su gibi hayati bir zaruretti adeta. 70’li yllarda mahalli gazetelerde yazmaya balad. Ayn yllardan itibaren Peyami Safa, Necip Fazl, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç ve özellikle de Cemil Meriç, Erol Güngör, Seyit Ahmet Arvasi, D. Mehmet Doan gibi yazar ve mütefekkirleri düzenli bir ekilde okuyarak kendisine salam, tutarl bir fikrî zemin ina etti. Bu zeminde kaleme ald yazlar Yeni Düünce, Dolunay, Terkip ve na, Karargâh Anadolu dergilerinde, Gündüz ve Yenisöz gazetelerinde, Habervaktim, Fikirteknesi ve TYB sitelerinde neredildi. Bilahare bazlar kitaplatrlan bu yazlarn bir ksm dostluk, hüzün, gurbet, dil, okuma, yazma ve türkülerimiz üzerine denemelerdi. Kahir ekseriyeti ise “âmâ üstadm” dedii Cemil Meriç’in tabiriyle “idrakimize giydirilen deli gömlei” mesabesindeki resmî ideolojiye dair tespit ve tenkitler ihtiva eden metinlerdi. Söz konusu metinlerde literatürüne hâkim olduu Kemalizm’i hayli sert ve pervasz bir üslupla tenkide tabi tutmakla kalmaz, bu ideolojinin tahrip ve tayir eyledii Türk kimliini, Türkçeyi ve millet kavramn tashihe de yönelirdi.

Ahmet Bey’in edebiyatla münasebeti okuyup yazmaktan ibaret deildi sadece. Okumaya meyyal, yazmaya hevesli gençleri bulur, arayp sorar, yazmalar için cesaretlendirip tevik ederdi. Onlarn iirlerine, denemelerine, hatta bir haber veya hadiseyi nükteli ve edebi bir dille sözlü olarak aktarmalarna dahi hediye vaatleriyle iltifatlar yadrrd. Bugün eli kalem tutan pek çok gencin her konuda olduu gibi bu vadide de Ahmet aabeyi idi o.

Benimse krk yllk dostumdu Ahmet Doan. Krk yl boyunca âdâbna zerre kadar halel getirmeden gösterdii dostluunu da aramzdaki muhabbeti de kelimelere dökmem mümkün deil. Söylenecek hiçbir söz, yazlacak hiçbir cümle onun vakarl hüznünü tasvire, dostluundaki safvet ve samimiyeti tarife yetmeyecek. Zaten biz birbirimizle öteden beri sükût ederek anlar, sükût ederek halleirdik. Fakat yine de bendeniz, koronavirüs illetiyle mutad olduu üzere önden giden Hac (brahim Arkmert), depremde vefat eden Ferhat (Aca) ve Fazl (Bayram) gibi Ahmet Bey’in de imanna, alicenaplna, tevazuuna, denî dünyaya tenezzül eylemeyen duruuna; din ü devlet, mülk ü millet hassasiyetine ahit olduumu söylemeliyim.

Onlar “kâf- kanaat bekleyen bir bölük ankâlar” idiler. Ahmet Bey, skça kulland Hz. Mevlânâ’nn, “Her ku kendi cinsiyle uçar” sözü muktezasnca, yanna Ferhat’ ve Fazl’y da alp uçmaa vard. Elbette onlar unutmayacak, dertlerini dert edinecek; hayrla, dualar ve fatihalarla anacaz. Öyle zannediyorum ki Ahmet Bey’in aziz ruhunu ad eyleyecek eylerden biri de, geride kalanlarn onun riyasetindeki sohbet geleneini, o aralarndaym gibi sürdürmesidir. Geride kalan ankâlar ona yine mektuplar yazmal, arîzalar sunmal, “gömlek kazandracak” yazlar, iirler, haberler getirmelidir.

Bezm-i elest’te tekrar mülaki oluncaya kadar dükkandaki divan bozulmamaldr bu güzel dostun. Cenâb- Mevlâ yoldalaryla beraber ona da rahmet eylesin, cümlesini cennet ve Cemâl’iyle müerref klsn.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Merhum Ahmet Doan lbey

Yazar: Ali Yurtgezen
02-05-23
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
O BÝZÝM SOHBET PÎRÝMÝZDÝ (Ahmet Doðan Ýlbey'in ardýndan)
Online Kii: 33
Bu Gn: 71 || Bu Ay: 6.053 || Toplam Ziyareti: 2.929.241 || Toplam Tklanma: 58.620.705