
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 416 |
NGLZ TÜRKOLOOG H. C. HONY’UN GÖRÜLER
Yazmzn birinci bölümünde, ngiliz Türkolog, Prof. G, L. Lewis’in görülerinden bahsetmitik. Bu ikinci bölümde ise yine bir ngiliz Türkolog H.C. Hony’un görülerinden bahsedeceiz.
ngiliz Türkolog H.C. Hony, ngilizce Türkçe Sözlük’ün yazardr. Türkçenin “Dil Devrimi” ile gelen içinde yüzdüü büyük buhran 1947’ de yaynlanan “Iras” adl eserinde dile getirmi, bu buhran onun yazdklarndan anlatmaya yönelik olarak Prof. Dr. Osman Turan, ad geçen kitaptan “Türk Dil Buhranna Toplu Bir Bak” balkl yazsnda alntlar yapmtr.
“Iras” kitabndan, dil uzmanlarmzdan Nejat Muallimolu (“Türkçe Bilen Aranyor” kitabnda) ve smail Habip Sevük de (“Dil Davas” kitabnda) bahsetmiler ve aada Osman Turan’n yaptmz alntlar dorultusunda bunlar da ad geçen kitaptan bahsetmilerdir.
“ Türkiye’de okullarda ders kitaplarnda okutulan dille, ana –babalarn konutuu dil birbirinden farkl hale gelmitir.”
“Türk çocuunun tahsil için gittii yere resmi makamlar ‘okul’, ana babalar ve umumiyetle millet ‘mektep’ der. Onun okuduu kitaplarda öyle kelimeler vardr ki, bunlar konuma dilinde kimse kullanmaz; ana ve baba da anlamaz (Osmanl döneminde olduu gibi yeniden iki dilli hale gelmek). Halbuki bu zamana kadar Avrupallamak yolunda balayan dil slah, kültür ve edebiyat mensuplar tarafndan normal bir yolda yaplmt (Osmanlnn son döneminde 1840 – 1910 zaman dilinde yaanan dilde sadeletirme hareketi. Atatürk de Nutuk’unu bu 1927’de bu dille yazmt). Dil, tabii ve yaayan bir varlktr. Onun üzerinde yaplacak ameliyatlarn küçük çapta olmalar bile, dilin shhatini tehlikeye koyar.”
“Reformcular, dillerindeki yabanc kelimeleri atmak ve yerlerine uydurukça kelimeleri koymak garabetine dümülerdir.”
“Türkiye’de dil hareketi, hemen hemen tamamyla politikaclardan müteekkil ve neriyat abesiyattan (bo eyler) ibaret olan Dil Kurumu tarafndan yaplmtr. Teekkül tarz ngilizceye benzeyen Türkçenin maruz kald vaziyeti anlamak isteyen bir ngiliz’in, yalnz eski Anglo –Sakson kelimelerini brakarak dier bütün yabanc kelimeleri atmay ve yerlerine Anglo – Sakson esasna dayanan yeni uydurmalar koymak garabetine düer.”
“Bunlar yabancdr diye atlan Arapça kelimelerin yerine ya gülünç kelimeler uydurulmu ya da Franszca yabanc kelimeler alnmtr.”
“Mesela, harp, muharebe ve mücadele gibi üç ayr mefhum sadece bir ’sava’ kelimesiyle ifade edilmek istenerek bu üç kelime atlm, dier taraftan, birçok gülünç kelimeler konulmu, bir ksm kelimelere zoraki ve yanl manalar verilmi; buna mukabil, ecnebi, Franszca kelimeler Türkçeye sokulmutur.
Türkçeye mal olmu Arap ve Acem kelimelerini atarak onlarn yerine ‘rötar’, ‘rekolte’ gibi garpl kelimelerin alnmas, bunlar, ocaktaki tavann içinden kurutulmak isterken atein içine düman ekmekten baka bir ey deildir.”
“Türk dili hakikaten büyük bir tehlike içindedir.”
“Ben bu zengin ve güzel sesli dil için, hakiki bir tehlikenin mevcut olduuna kâfi derecede iaret ettiimi sanyorum. Zira üphesiz ki, Türkçenin güzelliklerinden biri de, aslnda kötü telaffuz edilen Arapça kelimelerin Türklerin maharetiyle gelimi olmasdr. Bu deitirme, birbirine az çok tenakuzlu (çelikili) olan esas âmil (etken) gözükmektedir.”
“Türklerin dillerini deitirmede üç amaç vardr: Maziden gelen her eyi söküp atmak, Avrupa’ya yaranmak, derin düünceden mahrum kaynaklanan faydasz milliyetçilik.”
“1-Mazi ile alakay (ilikiyi) tamamen kesmek, Osmanl mparatorluundan kalan her eyi söküp atmak arzusu.
2-Avrupa milletleri camias arasnda telakki edilme arzusu.
3-Muhakemeden (derin düünceden) mahrum ve abes (faydasz) milliyetçilik.”
“Türkiye Cumhuriyeti bürokrasisi ve bir ksm yazarlar da Osmanl bürokrasisi ve yazarlar gibi iki dilli toplum oluturdular.”
“Bugün kötürüm ve uydurma dil konumada deil, sadece resmi çevrelerde ve ikinci derecede gazeteciler tarafndan kullanlmaktadr.”
“Türkiye’de asl tehlike uydurukça dilin okullarda okutulmasdr. Bu ngiltere’de olsa idi yapanlar ölümle cezalandrlrlard.”
“Fakat bu dil (uydurukça dil) mekteplerde okutulmakta ki, asl tehlike buradadr. Böyle bir teebbüs ngiltere’de vuku bulsa idi, mutlaka gülünç bir hale sokularak ölüme mahkum edilirdi. Türkler ise, dier herhangi bir yabanc milletten ziyade ngilizlerin anlayna yakn bir homoraya (benzeri yaplanma ) sahiptir. O halde ngiltere’de vuku bulsa maruz kalmas gereken bir takibata niye maruz kalmadlar?”
“Türkiye’de profesörler ve öretmenler, ülkenin menfaatlerini kendi menfaatlerine feda ettiler. Korku cumhuriyeti onlar hakikati seçmekten alkoydu.”
“Türkiye’de profesör ve öretmenler, hep devlet memuru olduklarndan ve orada henüz bizim anladmz manada bir hürriyet bulunmadndan, (Tek Parti dönemi 1923 – 1945 zaman dilimini kastediyor) birisi bu harekete (uydurukça dile) muhalefet eder ve gülünç bir duruma sokmaya çalrsa, mevkiini kaybeder veya hiç olmazsa mürteci (gerici) olarak anlr. (1) O halde, biz, Türklerin diline ‘hayrl olsun’ diyelim. “
“Türkiye’de dilin tahrip ve kötürüm edilmesini dünyada yalnzca Rusya destekliyor. Tehlikenin büyüklüünü anlayan Türk aydnlar, büyük bir strap içinde yayorlar.”
“Rusya’dan baka hiçbir yabanc memlekette beenilmeyen, tutmayan ve desteklenmeyen, dil hareketi karsnda srf ilmi ve insani endielerle duyulan bu tepkiye milli menfaat ve hisleri ilave ettiimiz zaman, meselenin büyük tehlike arz ettiini anlayan Türk fikir ve düünce adamlarnn ne kadar mustarip (skntl ve üzgün) olmalar ve ne yapmalar gerektii daha iyi anlalr.” (2)
“Aalk duygusu yannda her eylerini Frenklere beendirmek maksadyla hareket eden Türkler, hâlâ gaflet uykusundan uyanamadlar.”
“Aalk duygusuyla, her eyi Frenk’e (kta kara Avrupas) beendirmek ve bu maksatla Türkçeyi de Franszcaya benzetmek isteyen bu insanlarn, Avrupal ilim çevreleri karsnda hissiz kalmalar, gafletten uyanmamalar da anlalr bir ey deildir.”
“Uydurmaclarn bir dil (Irkçlk, Türkçülük adna) hastal da Orta Asya kabile diline dönmek hastaldr.”
“Biz de, beinci asrdaki Hengist ve Horsa’nn kulland dile dönersek, bugünkü ngilizcenin hali nice olur? Böyle bo hevese kaplarak, bir millet, kendi mazisini inkara kalkarsa, hepimiz, toptan kabile hayatna döneriz.”
“Dil Devrimi” ile gelen “Dilimizin Devrilmesi” ne, bizim ilim adamlarmz ve yazarlarmzn alanmasndan daha çok, akl selim ve saduyu sahibi yabanc ilim adamlarnn “alamas” n dile getiren bu dizi yazmzn üçüncü bölümünde Lewis ve Hony’den sonra dier yabanc ilim adamlarnn görülerine yer vereceiz.
DP NOTLAR:
1- Kendisi üniversitede profesör olmas sebebiyle, edebiyatç ve dil uzmanlarmzdan Necmettin Haceminolu da neredeyse bütün profesörlerin “tepkisizlii” nden hep yaknr; dilin tahribi karsnda bunlarn “devasa suskunluu” nu öyle dile getirir: “Dil meselesi bahis konusu olduu zaman baz kimseler ilmi de, doruyu da, hakikati de unutmaktadrlar… lim geleneinin esas, gerçek ilim adam olmaktr. Bizde ise, tam tersine, ilim adaml, birtakm akademik unvanlar takmaktan ibarettir. lim zihniyeti, hakikate sayg, cesaret ve ahsiyet daima ikinci plandadr… mkanlar kendi menfaatine kullanan ‘istismarclar’ da tükenmeyecektir. Dil meselesinde cinayetler böyle ilenmektedir…” (Prof. Dr. Necmettin Haceminolu, Türkçenin Karanlk Günleri, Ankara, 1974, s. 56 – 57)
2-Komünist Rusya’nn, Türkiye’de uydurukça dil icadna destek vermesinin amac, , Azerbaycan ve Orta Asya Türkleri ile Anadolu Türkleri arasndaki dil birliini bozmak, bu yolla da Dou ve Bat Türk dünyasnn kendisine kar tehlikeli olarak gördüü birliini engellemektir. 23 Temmuz 2023
Yazar: Süleyman Kocabaþ |
24-07-23 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||