
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 389 |
slam toplumunun kurulu ve geliim aamasnda emei olan âlimlere ve siyaset adamlarna göreceli bir itaat vardr. Nisa Suresi’nin 59. ayetindeki; “itaat ediniz” emrinin Allah’a ve Resulüne izafe edilip; ülü’l emre gelince tekrar edilmeyip, kendinden önceki cümleye atfedilmesi bunun kantdr.
Kaytsz artsz bir ballkla dini alandaki önderleri insaniyet makamndan çkarmak; onlar rab edinmektir. Kur’an bu konuda bizleri uyarmaktadr: “Onlar, Allah’ brakp bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler ve Meryem olu Mesihi de… Oysa onlar tek olan bir ilaha ibadet etmekten bakasyla emrolunmadlar. O’ndan baka ilah yoktur, O bunlarn irk komakta olduklar eylerden yücedir.” (Tevbe 9/31)
Haram helal yaparlar
Fonksiyonel anlamda âlimlerin ve siyaset adamlarnn görevi slam’ tebli etmek ve uygulamaktr. Bu açdan onlara olan itaat, Allah’a ve Resulüne olan itaate baldr. (bn Kayym, emsüddin Ebi Abdullah Muhammed bin Ebibekir, ’lamu’l-Muvakkin, II, 169) Bu ölçü kâmil anlamda verilmediinde, insanlarn bilgileri eksik olur ve itaat konusunda vahim sonuçlar ortaya çkar. Kur’an’n deyimiyle Allah’tan bakalar “rab edinilir.”
Yukardaki ayette geçen “hbr” kelimesi Yahudi din âlimlerine verilen isimdir, çoulu ahbar’dr. Rahip de Hristiyan din âlimi demektir. Çoulu ruhban’dr. Kur’an’n bu ifadesinden Yahudi ve Hristiyanlarn, din adamlarn tanr veya tanrnn olu sayacak kadar kutsallatrdklar anlalyor.
Kiinin derdini, Allah’a deil hahama, papaza dökmesi, Allah yerine papaza yalvarmas, din adamn Allah ile kul arasnda arac yapmas onu tanrlatrmak demektir. nsan bir noktaya gelir ki; Allah’ brakr da kendisi gibi aciz insan yanlmaz kabul eder. Onun her dediine artsz uyar. Dine aykr da olsa onun sözünü yerine getirir. te Yüce Allah, böyle yapan insanlar knamaktadr.
Ayet-i kerimenin arka plan ile ilgili öyle bir olay anlatlr: Resulullah’n daveti kendisine ulatnda am’a kaçp Hristiyan olan Adiy bin Hatem, daha sonra kz kardeinin gayretiyle Müslüman olmak üzere Medine’ye getirildiinde Peygamberimiz, mescitte Tevbe Suresi’nin otuz birinci ayetini okuyordu. Adiy, ayeti kerimeyi dinleyince Hristiyanlarn, rahiplerine tapmadn söyledi. Hazreti Muhammed Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de; “Ruhbanlar onlara helali haramlatryor. Haram da helalletiriyorlar. nsanlar da bu hususta onlara itaat ediyorlar ki; ite bu onlara tapnmadr” buyurmutur. (bn Kesir, Tefsir, II, 333)
Hakk batla çevirirler
Yukardaki ayetten anlalan; helal ve haram tayin etme yetkisinin mutlak anlamda Allah’a ait olduu gerçeidir. Fakat Müslümanlar arasnda bile öyle ilginç helal ve haramlar türemitir ki, bunlarn hiçbirisinin dayana vahiy deildir. Vahye ramen helal ve haram tayin etmek bir irk kültürüdür. Ayeti kerimenin kendisini ve nüzul ortamn evrensel planda deerlendirirsek görürüz ki, iktisadi, sosyal, siyasi, hukuki ve eitim kurumlaryla ilgili binlerce helal ve haram uydurulmakta ve bunlar daha sonra din(den) diye dayatlmaktadr.
Müslümana düen görev, kiiler veya tüzel kii dediimiz kurumlar baznda da olsa helal ve haram noktasnda yaplm olan deerlendirmeleri vahye göre test etmektir. Vahiyden onay almayan hükümleri sahiplerine iade ederek reddetmek gerekir. Allah’n emir ve yasaklarna aykr olan hükümlerin ilmi bir deeri de yoktur.
Gerçek olana uygun olmayan, hak esas üzerine yürümeyen Allah’n emirlerine aykr bulunan, Allah’n kanunlarna kar gelmek isteyen kuruntular ne kadar süslenirse süslensin ilim deildir. Âlimlerin kymeti, onlarn ilmi haysiyetleriyle ve Allah’a olan kulluklaryla orantldr. Hakk batl, batl hak yapmaya çalanlar ilmi haysiyetten uzak birer tagutturlar.
eytanlara, tautlara, firavunlara, putlara ve haçlara tapmak nasl bir irk ise, âlimlere kulluk; haddinden fazla kymet vermek, ahsi görülerine, heva ve nefislerine göre verdikleri keyfi fetvalarn revaçlandrmak da irktir. Onlarn, Allah’n emirlerine aykr olan hatalarna itaati uygun görmek, ksacas; Allah ne diyor diye düünmeden onlarn vahye tamamen ters olan görülerine uymak küfürdür. Allah celle celaluh’u brakp bakalarna tapmaktr. Maalesef Yahudi ve Hristiyanlar böyle yapmlar, ahbar ve ruhbanlarna rab dememilerse de rab gibi tutmular, hüküm koyucu olarak tanmlardr.
nsan üstülük vasf yüklerler
Kur’an, Rububiyyet makamnn mutlak anlamda Allah Teala’ya ait olduunu ifade ederken, (Yazr, Hamdi, a.g.e, IV, 216) Rabbimizin, bu makam hiçbir varlkla paylamayacan vurgulamtr. Buna bal olarak unu söyleyebiliriz; slam dininde âlim yeni bir din koyucusu deildir. O, fonksiyonel anlamda peygambere vekalet eden kiidir.
Lafzî ve kevnî ayetleri okumak, tefsir etmek ve onlara göre pratik yapmak suretiyle slam yaanabilir hâle getiren üstün bir insandr. Fakat bu üstünlük; ne kadar âlim, takva sahibi ve ihlasl da olsa insaniyet vasf ile snrldr. Kendi insani varlk snrn atrrak onlara peygamber gibi muamelede bulunmak veya insan üstülük vasf vermek kiiyi slam dairesinden çkarr.
Yazar: Mehmet Sürmeli |
10-01-24 |
||
| E mail: irfandunyamiz.com | Tweet | ||