ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 102
Yazar: Yusuf Kaplan
Bin yıllık büyük oyun: Fars emperyalizmi ve Şiî yayılmacılığı (II)

Bin yıllık büyük oyun: Fars emperyalizmi ve Şiî yayılmacılığı (II)Gazze’de insanlık tarihinde görülmemiş bir vahşet yaşanıyor: Üç nesil aynı anda yok ediliyor. Sadece dünya değil, olmayan İslâm dünyası da seyrediyor!

İRAN RACON KESİYOR HERKESE!

Gazze soykırımında günyüzüne çıkan ürpertici bir hâdise var: İran’da Şiî devlet kurulduktan bu yana İran’ın İslâm dünyasının kalbinde, merkez coğrafyasında istediği gibi cirit atması, istediği yeri işgal etmesi, istediği yeri bombalaması, istediği yeri ateşe vermesi, iç savaşa sürüklemesi çok doğal bir hâdiseymiş gibi iyice rutinleşti.

İran, racon kesiyor bölgede herkese: Batılılara da, Türkiye’ye de, Arap dünyasındaki ülkelerin hepsine de!

İnanılır gibi değil gerçekten!

Hani “haydut devlet”ti İran?

Hani vurulup yok edilecekti?

Aksine İran hem hedef tahtasına yatırılarak mağdur konuma sürükleniyor hem de mazlumların imdadına koştuğu izlenimi oluşturarak mağdurların hâmisi rolünü çok güzel oynuyor!

TÜRKİYE BATI’NIN DÜŞMANI, İRAN TAŞERONU!

Gazze’de yaşanan ürpertici katliam ve soykırım, İran’ın bir anda hızla güçlenmesine ve önüne gelen ülkeye saldırmasına yetti!

The Economist dergisinde İran’la ilgili yapılan bütün yorumlarda ve yazılan bütün yazılarda İran’ın kukla örgütlerinden (Iranian proxies) bahsedilip duruluyor!

Bizim neden bir kukla örgütümüz yok?

İngiliz’in, Fransız’ın, Amerikalının, Rus’un var. Bizim neden yok?

Kaldı ki, emperyalistlerin kendilerinin icat ettikleri DEAŞ’ı Türkiye’nin kullandığına dair tezviratlar çıkararak Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak istediler ama DEAŞ’a en büyük darbeyi Türkiye vurdu.

Türkiye, görünüşte, Batı ittifakının bir üyesi, Batılıların müttefiki ama gerçekte Batılıların vurmak istedikleri “tehlike arzeden” bir ülke. Ama hangi Türkiye? Elbette ki Müslüman Türkiye.

Oysa İran, görünüşte, Batı’nın “haydut devlet” olarak gördüğü ama gerçekte girdiği çatışmalar ve savaşlarla yalnızca Batılıların önünü açtığı ve Batılıların önünü açan bir ülke.

Türkiye, sınırlarının 30 km ötesine askerî operasyon yapamıyor ama İran bütün bir Ortadoğu coğrafyasını hallaç pamuğu gibi savurabiliyor ve kan gölüne çevirecek işgallere, operasyonlara ve hatta darbeler yapmaya kadar gemi azıya alıyor ve ipin ucunu kaçırmaktan kaçınmıyor.

İKİ ŞİÎ HİLÂLİ

Şu ân İran iki Şiî Hilâli çekti Arabistan Yarımadası’na ve Türk cumhuriyetlerine. Arabistan yarımadasına bilfiil (siyasî) Şiî hilâli, Türk cumhuriyetlerine ise bilkuvve (kültürel) Şiî hilâli çekerek yerleşmiş durumda.

Şah rejimi işbaşındayken İran’ın yayılmacı ve emperyalist politikaları yoktu. İran’da Şiî Devrimi yapıldıktan sonra İran İslâm dünyasına derinlemesine nüfûz etmeye, Müslüman ülkeleri adım adım kendi güdümüne girdirmeye, her tür İslâmî oluşumu kendine ekonomik ve dolayısıyla akîdevî olarak boyun eğdirerek boyunduruğu altına almaya çalışıyor.

İki Şiî Hilâli’nin merkezinde de Türkiye var. İran bu iki Şiî hilâliyle Türkiye’yi kuzeyden ve güneyden kuşatma altına alıyor: İran, kuzeye, Türk cumhuriyetlerine kültürel olarak bilkuvve bir Şiî Hilâli çekiyor, Türkiye’nin güneyine ise bilfiil/bedenen kuşatılan bilfiil Şiî hilali.

Türkiye’nin geleceğini, bu iki Şiî hilâli karşısında takınacağı tavır ve izleyeceği politika belirleyecek.

Türkiye, Şiî hilalinin karşına Türkiye Ekseni olarak adlandırılabilecek güçlü bir proje ile çıkamazsa, biz bir şey yapamayız demektir.

Gelinen noktada karşımıza çıkan manzara ürkütücü, ürpertici, İslâm dünyasını kan gölüne çevirecek, İslâm dünyasının sınırlarını mezhebî sınırlarla çizecek kadar tedirgin edici bir manzara.

İRAN, GAZZE KATLİAMINI FARS YAYILMACILIĞI İÇİN TEPE TEPE KULLANIYOR…

Gazze soykırımı ve katliamını bölgede hâkimiyet tesis etmekte tepe tepe kullanıyor İran.

Eğer İran durdurulamazsa, başımız çok ağrıyacak. Bölgeyi İran dizayn ediyor.

İran’ın çıkarları doğrultusunda yeniden çiziliyor bölgenin kültürel ve entelektüel haritaları.

1400 yıllık birikimi yerle bir edecek, tehlikeli bir Fars emperyalizmi ve Şiî yayılmacılığı hadisesiyle İslâm’ın zihnî ve akîdevî sınırları tanınamaz hâle geliyor.

İki Şiî hilâli projesi, İran’ın Sünnî dünyanın da kaderini belirleyecek bir konuma yükseltmesini sağlayacak şekilde hızla uygulanıyor.

Türkiye, tehdit altında!

İslâm dünyası tehdit altında!

Mekke ve Medine tehdit altında.

Fiilî durum bu.

Bir de zihnî işgal durumu var, ki, bu durum geleceğimiz adına çok ürpertiyor beni.

Tıpkı Birinci Medeniyet Krizi öncesinde olduğu gibi, Selçuklu medreselerini dönüştürme, böylelikle İslâm’ın zihin haritasını yani Ehl-i Sünnet omurgasını altüst etme süreci iki asırdır uygulanıyor oryantalistler tarafından!

İki asırdır İslâm medeniyeti, tarihi, kültürü ve sanatıyla ilgili akademik çalışmaların kahir ekseriyeti Şiîlere ait, ne yazık ki.

Ehl-i Sünnet dünya çok büyük darbe yedi Batı emperyalizminden. Şimdi de İran’dan Fars emperyalizmi ve Şiî yayılmacılığından yiyecek bu büyük darbeyi.

Irak hızla Şiîleştiriliyor. Suriye hızla Şiîleştiriliyor. Filistin hızla Şiîleştiriliyor. Lübnan, Yemen çoktan Şiîleştirildi. Suriye’de de, Irak’ta da halkın kahir ekseriyeti Sünnîdir.

Sadece Suriye’nin nasıl hızla Şiîleştirildiğini anlatayım yiyin kafayı.

Suriye’de İran, eğitime el attı. Hüseyniye Medreseleri kuruyor her yerde. Suriye’de bir memurun aylık maaşı 110 dolar civarında. İran, Hüseyniye Medreselerine aldığı talebelere 120 dolar veriyor.

Yazıyı fazla uzatmaya gerek yok. Faciâ ortada. Ne demiştim: Şiîlerin devleti var ama Sünnîlerin devleti yok. Diyelim ki, İran değil de Türkiye girseydi Suriye’ye ne yapacaktı, nasıl bir eğitim sistemi uygulayacaktı? Berbat bir laik eğitim sistemi uygulamaya kalkışacaktı, değil mi? Türkiye’nin dünyaya sunacağı bir İslâmî eğitim modeli neden yok? Yok, çünkü Türkiye diye bir ülke yok. Ruh var bizde ama o ruhu yitirmek üzereyiz, o ruhu yitirirsek biz de biteceğiz Allah korusun.

Neden böyle oldu peki?

Şundan: Türkiye de, İran da iki asırdır modernleşme tecrübeleri yaşıyor. Bir farkla: İran’daki Şiî İslâmî eğitime dokunulmadı, Türkiye’deki Sünnî İslâmî eğitimden iz bile bırakılmadı!

İran’da da, Türkiye’de de operasyonu yapanlar aynı aşağılık sinsi adamlar: İngilizler!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Yusuf Kaplan
08-03-24
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Bin yıllık büyük oyun: Fars emperyalizmi ve Şiî yayılmacılığı (II)
Online Kişi: 14
Bu Gün: 14 || Bu Ay: 6.526 || Toplam Ziyaretçi: 2.215.915 || Toplam Tıklanma: 52.122.229