ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 200
Yazar: İbrahim Karataş
DİNDARLARDA DÂVÂ HEYECÂNININ SÖNÜŞÜ

DİNDARLARDA DÂVÂ HEYECÂNININ SÖNÜŞÜMuhafazakârların dünyevileşme sorunu

Geçtiğimiz günlerde muhafazakar olmayan bir gazeteci muhafazakar kesimin eskisi kadar davasına sahip çıkmadığını, bu yüzden de Gazze’ye gösterdikleri tepkinin cılız olduğunu söyledi. Bu durumun son 10 yıldan fazla bir süredir devam ettiğinin farkındaydık. Artık dışarıdan da fark edildiğine göre muhafazakar kesimin en büyük sorununun muhafazakar aşınma olduğunu söyleyebiliriz. 

Diğer bir deyişle bir dünyevileşmeye/laikleşmeye/sekülerleşmeye şahit oluyoruz diyebiliriz. Öncelikle bunda hükümetin bir suçunun olmadığını söyleyerek başlayayım. Burada niyetim hükümeti savunmak olmayıp, sadece sorunu, sorunun kaynağı ve çözümüne dair kafa karışıklığına netlik kazandırmaya çalışmaktır. Hükümet suçlu değil dedik çünkü hükümetin işi kimseyi dindar yapmak değildir. Dindarlık/dinsizlik kişisel bir durum olup birilerinin çabalarıyla değişmez. Unutmamalı ki Ebu Cehil, en yüce insan (sav) yaşarken küfürdeydi. 

Aslında hükümet yine de inanca dair birçok icraatta bulundu ve yasakları kaldırdı. Mesela başörtüsü her yerde serbest. Katsayı zulmü artık yok. Haksız yere verilmeyen makamlar da verildi. Hatta Ayasofya da açıldı -ki bu büyük bir meydan okumaydı-. Halbuki eskiden Ayasofya’ya dair ilahiler okunurdu. Demek ilahilere konu olacak özlemler bile giderilmiş ki artık yeni ilahiler de çıkmıyor. Hem çıksa bile dinleyen pek az. Dolayısıyla hükümet aklanabilir. 

Eğer hükümetin bir suçu varsa o da sunduğu özgürlük ortamı olur. Bazılarımız rahatken fazla rahata ve rehavete kapıldık. Sandıklara bile inancımız için değil maddi meseleler yüzünden gitmedik. Şayet ekonomi iyi olsaydı yine de gitmeyecekler olacaktı. Çünkü rahattık. Siyasette ayrımı eskisi muhafazakar-laik şeklinde yapmadık. Çünkü çoğumuzun muhafazakarlığa dair bir derdi kalmadı. Hatta milliyetçiler de artık terörün etkisi azaldı diye daha az oy veriyorlar. Demek ki büyük sorunlar bitince daha tali sorunlar siyasete yön veriyor.

Asıl konuya dönersek; hükümet suçlu değilse suçlu kim? Bu sorunun çok cevabı var ama en önemlisi 15 Temmuz darbesidir. FETÖ maalesef manevi olarak başarılı oldu. İnsanları dinden soğuttuğu için dine olan eğilim azaldı. FETÖ gibi birkaç grubun daha başka gündemlerinin olduğu ortaya çıkınca (bu ortaya çıkışlar da hep özgür ortamdan) insanlar hepten dini gruplardan uzaklaşır oldu. Oysa ki halen tek derdi iman hizmeti olan, itikadı düzgün nice cemaat ve tarikat var. Ancak toplum ve dahi hükümet kötü örnekler yüzünden onlardan da çekiniyor. Olan da genç nesile oluyor. ABD’de bile genç nesil Gazze’deki katliama sessiz kalmazken bizim gençliğimiz umursamıyor. 

Şu anda en büyük sorunumuz bu. Manen çöken bir toplum maddeten de ilerleyemez. Buna acil çözüm bulmak gerekiyor. Bugünlük sorunu yazmış olalım bilahere çözüm için de yazarız. Bu arada bu serzenişe sevinecek laik kesime de şunu samimane söylemek isterim; Dünyevileşmek ya da sekülerleşmek sadece manevi değerlerden kopuş veya tepkidir. Bir dünya görüşü, tarzı veya politik sistem değildir.  Yeni bir hayat tarzı değil biraz başıboşluktur. Tam olarak anti-muhafazakarlıktır. Sizlerin hali maalesef daha da içler acısı.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İbrahim Karataş
03-06-24
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
DİNDARLARDA DÂVÂ HEYECÂNININ SÖNÜŞÜ
Online Kişi: 31
Bu Gün: 199 || Bu Ay: 2.867 || Toplam Ziyaretçi: 2.255.143 || Toplam Tıklanma: 52.880.254