HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 351
Yazar: Ali Osman Aydýn
HANÝYE, BUSBECQ VE TARÝHÝN YASALARI

HANYE, BUSBECQ VE TARHN YASALARICuma sabah saatlerinde srail terör örgütü tarafndan ehit edilen smail Haniye için Katar’daki cenaze töreni hazrlklarn izliyordum. Bu büyük telan, kouturmann arkasnda; ilerin nereye varacann bilinmemesine dair karamsar bir düünce, bütün hareketlere, çehrelere sinmi bir hüzün vard.

Bu hareketlilii izlerken, yaananlar sebebiyle müslümanlar olarak hepimizin ne kadar yaral olduumuzu düündüm. Gazze’de olanlar yüzünden yaralydk. Yaral, düünceli ve kzgn… Sanki biri gelip bütün lambalarmz söndürmütü. Bir adm ötesinin görünmedii alaca bir karanlk içinde gibiydik… Bu karanlk içinde yürüyor ve nereden geldiini bilmediimiz sarsc darbelerle oradan oraya savruluyorduk.

Görüntüleri izlerken aklma Busbecq’in o çarpc, hatta bugün için artc kabul edilebilecek mektuplar geldi. Avusturya Kral Ferdinand tarafndan Osmanl’ya elçi olarak gönderilen Busbecq, Osmanl corafyasnda ahit olduklarn ayrntl mektuplar halinde yazp göndermiti memleketine. Türklerden ölesiye nefret eden bu merakl adam, 1555’den 1562 ylna kadar gönderdii dört ayr mektupta “yenilmez düman” Osmanl’y dikkatli bir ekilde gözlemlemiti.

****

Busbecq’in mektuplarndan yaylan karamsarlk, Katar’daki cenaze töreni hazrlklarn izlerken içimi kaplayan koyu karamsarlkla benzeiyordu. Benim gibi milyonlarca insan da benzer bir endie içindeydi eminim. Bugün bir yla yaklaan Gazze soykrmn, Irak’n, Afganistan’n, Suriye’nin igalini izleyen pek çok yürek, bu karabasan sona erecek mi diye kara kara düünüyordur eminim.

Neredeyse be asr önce stanbul’u, Amasya’y, Bursa’y, Deliorman’ gören Avusturya’l Busbecq de gördükleri karsnda kara kara düünmü içinde doduu uygarln gelecei adna derin bir teessür duymutu.

“Türklerin sistemlerini kendi sistemimizle karlatrdm zaman, gelecein bamza getireceini düünerek tir tir titriyorum. Akbetimizden korkuyorum. Ordularnda harp tecrübesi var, tatbikat var. Güngörmü, daima zafer marlar söylemi asker var. Sabr var, tahammül var, düzen ve disiplin var... man var” diye esefle yazyordu mektubunda.

Yeniçerilerin disiplin ve karakterinden bahsederken unlar yazyordu: “Kapnn önünde ellerini göüslerinin üstünde balayarak, gözlerini yere dikerek, öyle vakur, asil, hareketsiz ve hürmetkâr bir vaziyette ayakta dururlar ki bunlar gören asker deil de, rahip zanneder. Bana bunlarn yeniçeri olduklarn söylemeselerdi, Türklerin din adamlar yahut tarikat dervileri sanacaktm. Hâlbuki bunlar bütün dünyay titreten, gittikleri yerlere dehet saçan o mehur yeniçerilerdi”.

Yeniçerilerin disipliniyle ilgili hayranln bir baka yerde öyle dile getiriyordu : “…En çok göze çarpan, miktarlar bini aan yeniçerilerdi. Bunlar dier kuvvetlerden ayr bir mevkide duruyorlar, uzun bir saf tekil ediyorlard. O kadar sessizdiler ki yanmda olduklar halde acaba bu adamlar ölü mü, diri mi diye üpheye düüyordum. Sanki birer heykeldiler”

Türk ordugahnda gezerken imrenerek unlar not alyordu: “…Her tarafta tam bir huzur hüküm sürüyordu. Ne kavga ne münakaa, ne gürültü ne patrt, hiçbir eye tesadüf edilmiyordu. Hiçbir türlü, hiçbir ekilde zor ve iddet hareketleri de görülmüyordu. Bundan baka her taraf tertemizdi. Ne gübre ynlar vard, ne süprüntü birikintileri… Göze, burna kötü gelecek, fena kokacak hiçbir eye tesadüf etmedim. Bu gibi eyleri Türkler yakyorlar yahut da gömüyorlar; karargâhlar tertemiz, görülmeye ve övülmeye deer. Bizim askerlerimiz arasnda olduu gibi burada hiçbir yerde sarholuk, cümbü, kumar vs. gibi hiçbir eye tesadüf edemezsiniz. Türkler kât ve zar oyunu bile bilmezler… Türkler cenk meydanlarnda ölenlerin dorudan cennete gittiklerine inanrlar…”

Ardndan bu tabloyu son derece dürüst bir ekilde kendi ordugahlaryla karlatryordu: “Bizim cephemizde ise genel fukaralk, özel israf, sarslm iman, bozulmu maneviyat, çürümü kuvvet, tahammülsüzlük, atalet var. Askerlerimiz serketir, zabitlerimiz zalim ve aç gözlü; disiplini küçümsüyoruz. Sebat yok, sarholuk, serkelik, sefalet, sefahat alabildiine… Bunlardan daha elim ve daha vahim olan Türkleri zafere, ana ve erefe, bizim hezimete, rezalete alm olmamzdr. Bu gidile neticenin ne olaca hakknda artk tereddüt caiz mi?”

Avrupa devletlerinde düzen o kadar bozuktu ki bu ordulara sirayet ediyor, bu ordu Busbecq gibi bir vatanseverin gelecek ümitlerini yerle bir ediyordu.

Kanuni’nin Alman seferi (1532) srasnda Almanya içlerine gönderilen spanyol askerlerin yanlarnda fahielerini de getiremedikleri için yar yolda ayaklanmalar, dönemin Avrupa ordularnn düzen ve disiplinini anlamak açsndan önemlidir.

****

Gördükleri üzerine uzun yllar düünen Busbecq bu intizamn, bu kudretin arkasnda yatan eyin ne olduunu anlamaya çalmt uzun süre. Bulgaristan’da önemli ailelerin kzlarn, köylüler ve çobanlarla evlendirdiklerini görünce bir hayli aran Busbecq Osmanl’da soya bal “asaletin” hiçbir önemi olmadn anlatmak adna, “Türkler kendi aralarnda bile ahsi meziyet ve liyakatten baka bir eye kymet vermezler” diyordu.

Daha sonra Busbecq, Kanuni Sultan Süleyman’n huzuruna ilk defa çkarldnda, gördüü manzaradan çok etkilenir. Birçok idari ve askeri snftan kiinin ayn anda, bir arada ve büyük bir düzen içerisinde bulunduunu görünce, sistemin özünün ne olduunu anlar ve unlar yazmaktan kendini alamaz:

“…Bu koca mecliste tek bir kii yoktu ki sahip olduu konumu ve rütbeyi kendi liyakat ve cesaretine borçlu bulunmasn. Hiç kimse filann neslinden, filan falann soyundan gelmi olmak dolays ile dierlerinden yüksek bir mevkiye çkamaz. Herkesin vazife ve memuriyeti ne ise ona göre itibar edilir. Bundan dolay, Türkler arasnda merasimle üstünlük kavgas yoktur. Herkesin ifa ettii vazifeye göre tayin edilmi bir mevkii vardr. Herkese Sultan bizzat memuriyet ve vazifesini tevcih eder. Bunu yaparken ne zenginlie, ne anadan doma, babadan gelme asalete bakar, ne de bo ricalara istirhamlara, tavsiyelere! Bir adayn sahip olabilecei, nüfuz ve öhreti hiç nazar itibara almaz. Yalnz liyakatle dirayete bakar, karakter arar, fikri kabiliyet ve istidad düünür. te herkes istidat, kabiliyet ve bilgi, ahlak ve karakterine göre bir ie tayin edilir. Türkiye’de herkes kendi mevki ve istikbalinin kurucusudur. En yüksek mevkilere çkm olanlar, çou zaman çobanlktan yetimilerdir. Bunlar böyle küçük yerlerden, aalardan gelmi olmaktan utanmak öyle dursun, aksine bununla iftihar ederler. ‘Ben ne idim. Çalkanlm, doruluum sayesinde ne oldum!’ derler. Bugünkü mevki ve ikballerini atalarna ne kadar az borçlu iseler, iftihar etmekte kendilerini o kadar hakl görürler. Türkler, insanlarda meziyetin babadan oula irs yoluyla intikal ettiine, bir miras gibi elde edildiine inanmazlar. Bunun ksmen Allah’n bir ihsan, ksmen de çalmann zahmetin, gayretin ödülü telakki ederler.”

Busbecq Türkiye’de gördüü eylerle ilgili elbette çok ey söyler. Ama bana kalrsa söyledikleri arasnda en dikkate deer, en hayati olan, yukarda özetledii husustur.

Gazze soykrm, smail Haniye’nin ehit edilmesi ile Busbecq’in söyledikleri arasnda sanlandan daha güçlü balantlar var. Busbecq’i be asr önce umutsuzlua boan ey Osmanl’da tesis edilen siyasal ve sosyal sistemin güçlü niteliidir. Bu salamlkta bir sistemi malup etmek o zaman için mümkün görünmemektedir gözüne.

Busbecq bunu kendi sistemleri ile mukayese ederken unlar yazar: “Bizim tatbik ettiimiz hükümler ise aksinedir. Bizde ahsi liyakat ve iktidara yer verilmez. Her ey bizde doua baldr. Yüksek mevkilere getirilecek adamlar, hangi nesilden gelmiler, ona baklr.”

Gazze’de soykrm yapan güçler, soykrmda kullanlan silahlar; ilerin, ii en iyi yapacak kiiye verildii bir sistemin ürünü. Biz de ise rütbeler, çok az müessese istisna, genelde Busbecq’in be asr önceki tasvirine uygun bir ekilde hemehricilikle, klanclkla taksim ediliyor maalesef. Önemli görevler, layk olmayanlara verilerek dirlik ve düzen zedeleniyor.

****

Busbecq’in mektuplarna bakldnda be asrlk süreç içinde rollerin deitii çok açk. Bu durum, güçle kimin ne yaptn görmek için Allah’n “O günleri biz insanlar arasnda döndürüp duruyoruz” ayetini hatrlatyor bana.

ktidar geçmite uzun asrlar boyunca biz ellerimizde idi. imdi de kar tarafta. üpheniz olmasn ki, bir süre sonra tekrar el deitirecek…

Bugün bizim duyduumuz iç ezikliini, malubiyet hissini Avrupa’nn aralksz yüzyllar boyunca hissettiini düündüm cenaze törenini izlerken. Bir türlü yenemedikleri, Busbecq’e baklrsa yenmelerinin de mümkün olmadn düündükleri bir dümand Osmanl. Bir karabasand adeta! Kapkara cübbesiyle Avrupa’nn semalarn bürüyen bir eytand! Çocuklarn alan, topraklarn istila eden bir frtna, bir kasrgayd… Önüne çkan bendi ykyor, karsna çkan ne varsa kapp götürüyordu. Koca Avrupa skm, bunalm, bir çk yolu bulmak için delice çrpnyordu. Din adamlar mabetlerde, kadnlar evlerinde, çocuklar gece yataklarnda bu büyük dümann malup olmas için gözyalar içerisinde dualar ediyordu.

****

16. yüzyln en parlak yazarlarndan Napoli’liAndres Laguna, kalbinin bütün krklyla u satrlar terennüm ediyordu: “Nerede imdi Edirnem? Nerede, sorarm Gelibolum? Filibem? Nerede o kendisi için asla alanmayan stanbul’um? Nerede Belgrad? Nerede Draç? Nerede Limni ve Midilli? Nerede o çiçekler açan Rodos? Ve nerede Trabzon imparatorluum? Ah yanm kavrulmu gidiyorum kinle sürüklenerek!”

Kainattaki yasalar gerei, toplumlarn tabiat gerei, iktidar cemiyetler arasnda dönüp duruyor. Allah onunla ne yaptmza bakyor! Onlar zulmediyorlar. Biz etmeyeceiz. Onlar katlediyor, biz etmeyeceiz. Adil ahitler olacaz… Osmanl basks nasl Avrupa’da bir dirilii yeerttiyse, inanyorum ki Müslüman corafyalarda yaanan bu korkunç aclar da benzer bir dirilii douracaktr.

Bu uzun tarihi perspektifi önümüze koyarak, Allah, toplumlarn nasl zayfladn, nasl güçlendiini, gerçek hükmü verenin kimin olduunu dikkatlerimize sunuyor.

Bu perspektif, anlamak isteyenler için, intizaml bir toplum kurmann deimez yasalarn önümüze koyuyor. Dileyen ibret alr ve gereini yapar; dileyen almaz ve zillet içinde alçalmaya devam eder. bret alp gereini yapanlardan olmak duasyla…

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ali Osman Aydýn
03-08-24
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
HANÝYE, BUSBECQ VE TARÝHÝN YASALARI
Online Kii: 30
Bu Gn: 603 || Bu Ay: 5.695 || Toplam Ziyareti: 2.928.770 || Toplam Tklanma: 58.610.805