HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM
Okunma Says: 327
Yazar: Mustafa Çelik
Müslüman Âlimin Nefsine Takvayla, Topluma Fetva Ýle Muamele Etmesi

Müslüman Âlimin Nefsine Takvayla, Topluma Fetva le Muamele Etmesislâm ilim geleneinde skça tekrarlanan bir söz vardr: “Âlim, kendi nefsine takvâ ile; topluma ise fetva ile muamele eder.” lk bakta basit bir nasihat gibi görünse de bu ifade, fkhn en incelikli damarlarndan biri olan maslahat düüncesinin derin bir yansmasdr. Çünkü âlim, kendi bireysel yolculuunda mümkün olan en salam yolu ararken; insanlar için, hayatn arln hafifletecek, uygulanabilir ve kuatc hükümlerle konumak zorundadr. Bu iki tavr arasndaki ayrm, ilmin rahmet ile nasl birletiini gösterir.

Âlimin kendine kar takvâ ile davranmas, gönlünde tad hassasiyetin bir tezahürüdür. O, ihtimaller arasnda en güvenli olan seçerek kendini korur; böylece üpheli olana yaklamaz, ihtiyatla hareket eder. Fakat ayn ihtiyat toplumdan beklemek baka bir eydir. Çünkü insanlar farkl güçlere, farkl artlara, farkl yüklerle dolu hayatlara sahiptir. Âlim, kendisine kolay geleni bakasna zorlatrmann adalet olmadn bilir. Bu yüzden topluma fetva verirken, eriat’n kolaylatrma ilkesini önceler; insann ftratn, gücünü, ihtiyaçlarn ve zaaflarn dikkate alr. Zira fetva, bireyin deil, ümmetin omuzuna konulan bir sözdür.

te bu noktada maslahat fkh devreye girer. Maslahat, dinin maksatlar ile insanlarn gerçek hâli arasnda kurulan köprüdür. Niyetlerin berrak, hükümlerin ise uygulanabilir olmasn salar. Âlimin kendi hayatnda takvâya sarlmas, kiisel bir mesuliyet iken; fetvada kolayl tercih etmesi, dorudan doruya bir kamu maslahatdr. Zira toplum, kat hükümlerin arl altnda ezilmemeli; din, insanlar için bir yük deil, bir nefes olmaldr.

Bu iki tutum arasndaki denge, ilmin asaletiyle rahmetin geniliini ayn potada eritmenin addr. Âlim, srf kendisi zor olan seçiyor diye bakalarna yük bindirmez; srf bakalar için kolaylatryor diye kendi ruhunu da gevetmez. Böylece hem takvânn hem fetvann haysiyetini korur.

Âlimin nefsine takvâ ile, topluma fetva ile muamele etmesi, yalnzca güzel bir söz deil; maslahat merkezli fkh anlaynn özlü bir ifadesidir. Bu ilke, ilmin merhametle bulutuu yerde doar ve toplumun dinle bark bir hayat sürmesine kap aralar.

Âlim, kendisi için daha ihtiyatl, daha zor, daha takvâya uygun olan görüü tercih edebilir. Bu, kendi amelî hayatnda en salam yolu seçme hassasiyetidir.

Toplum için ise: kolayl esas alan, insanlarn genel durumunu, ihtiyaçlarn, zorluklarn gözeten, eriat’n “kolaylatrma” ilkesine dayanan fetvay verir. Bu, maslahat gereidir; çünkü fetva kiiye deil, ümmetin genel menfaatine yönelik olur.

Bu yaklam maslahat fkhndandr. Maslahat fkh (mesâlih) unlar gözetir:

Toplumun zaruret ve ihtiyaçlarn

Kolaylatrmay (taysîr)

Zorluklar kaldrmay (raf’u’l-harac)

Kamu menfaatini (mesâlih-i mürsele)

Toplum için verilen fetvann kolaylatrc ve uygulanabilir olmas, maslahat ilkesinin bir sonucudur.

Ancak âlimin kendine kar daha zor olan yolu seçmesi kiisel takvâ ile ilgilidir; topluma yüklememesi ise rahmet ve kolaylk ilkesidir.

Evet, “Âlimin kendine takvâyla, topluma fetvayla muamele etmesi” ifadesi, dorudan maslahat fkhnn bir uygulamasdr. Hem usûl açsndan hem de sahabe ve erken dönem âlimlerinin pratii açsndan doru bir kaidedir. 

Dini anlatrken insanlara yük olmayacak, hayatlarn gereksiz yere zorlatrmayacak bir yöntem izlemenin önemi hem Kur’ân, hem Sünnet, hem de ilim gelenei tarafndan vurgulanm temel bir prensiptir. 

Dini hikmetle, anlayla ve kolaylatrc bir tarzda anlatmak ulemann ahlaki ve manevi bir sorumluluu saylr. slâm’n temel amac insanlara rahmet olmaktr. Peygamber Efendimiz (sav)’n  “Kolaylatrn, zorlatrmayn. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” (Buhari, lim, 11 [69]; Müslim, Cihad, 8 [1734].) buyruu, slâm’n ruhunu özetler. Bu ilkeye uygun hareket etmek:

Dini Allah’n istedii ekilde sunmak,

nsan slam’a yaklatrmak,

Merhameti merkeze almak demektir.

nsan doas (ftrat) kolay olan sever, arlklardan uzak durur. Din, insann ftratna uygun olarak gönderilmitir. Eer anlatan kii dini gereksiz yere arlatrrsa:

Dini yaama istei zayflar,

nsanlarda bask ve korku oluur,

Din, olmas gereken doal ve huzur veren hâlinden uzaklar.

badetler, kiiye yük olmak için deil, ona huzur ve disiplin vermek içindir. Eer din arlatrlarak anlatlrsa, ibadetin ruhu kaybolur ve ekilcilik balar. Dini kolaylatrarak anlatmak, hem Allah’n hem Peygamber’in hem de ulemann üzerinde durduu bir vazifedir. Bu, dini hafife almak deil; onu olmas gerektii gibi hikmetle ve merhametle sunmaktr. Âlim, örettii ilimle insanlar karanlktan aydnla tayan, insanlar yormayan, zorlatrmayan, doruya nezaketle yönlendiren bir rehberdir. Âlimler yeryüzünün kandilleridir. Karanlkta olanlar aydnlatrlar. Hiç kimseyi karanlktan karanla göndermezler. Âlim, sadece bilgi aktaran biri deil; k saçan, yön veren, ön açan kiidir.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Mustafa Çelik
31-12-25
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
Müslüman Âlimin Nefsine Takvayla, Topluma Fetva Ýle Muamele Etmesi
Online Kii: 19
Bu Gn: 200 || Bu Ay: 5.293 || Toplam Ziyareti: 2.928.229 || Toplam Tklanma: 58.599.331