
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 4449 |
Modernitenin etkisiyle idi olmu zihnimizde pek çok slamî kavram ya dünyamz tamamen terk etmi ya da muhteva dönüümüne uram durumda. Sapla saman sklkla kartryor olmamz bu yüzden.
Muhteva dönüümüne uratlm temel kavramlarmzdan birisi de "tecdid." Bilindii gibi Efendimiz (s.a.v), "Allah bu ümmete her yüzyl banda dinini tecdid edecek bir(iler)ini gönderir" buyurmutur.1
Bu hadisten hareketle bilincimize yerlemi bulunan "tecdid" kavram, modern zamanlarda anlam dönüümüne uratlarak dinde "yenilik", "yenilenme", "yenilikçilik", "slah", "reform"... gibi tabirlerle birlikte, onlarn temsil ettii anlay teyit maksadyla dile dolanyor. Oysa "tecdid" ile bu tabirlerin muhtevasn oluturan anlay arasnda tam 180 derecelik bir aç fark var.
"Tecdid", "Ceddidû îmânekum..."2, "Fe's'elullâhe Te'âlâ en yuceddide'l-îmâne fî kulûbikum"3 gibi hadislerde yer ald üzere, deiime maruz braklm, terk edilmeye yüz tutmu olan slamî bir inanc, hükmü, deeri, tasavvuru aslî haline döndürmek, ilk halindeki safiyet ve tazelie kavuturmak, yeniden -ilk devirlerde olduu gibi- inancn ve amelin konusu yapmaktr. Zira imann ne aslnda ne de vasfnda "deiiklik" anlamnda herhangi bir yenilie gidilmesi söz konusu olabilir.
"Yenilik" tabiri ve dierleri ise, yine hadislerde ifadesini bulan "ihdâs"a denk düer. Efendimiz (s.a.v), "Kim bizim u emrimizde (tebli ve beyan ettiimiz dinin itikad ve ahkâmnda) olmayan bir ey ihdas ederse, o ey merduttur"4 buyurmutur.
Buradaki "ihdas", tam olarak "bid'at"a karlk gelir. Zira baka hadislerde "bid'at" kavramnn bu anlamda kullanld malumdur. lk akla gelen örnek "erru'l-umûr muhdesâtuhâ" (lerin en erlisi, sonradan ihdas edilmi olanlardr") hadisidir.5 Bu hadiste, zikrettiim cümlenin hemen ardndan "Kullu bid'atin dalâle" ("Her bid'at dalalettir") buyurulmu olmas meseleyi net olarak ortaya koymaktadr. Dolaysyla her ne ki Efendimiz (s.a.v) ve Sahabe-i Kiram (Allah hapsinden raz olsun) zamannda olmad halde sonradan ihdas edilmi, uydurulmutur; o ey bid'attr ve merduttur.
Bid'atn baat özellii, Din'de bir asla dayanmamas, sonradan uydurulmu/ihdas edilmi bir ey olmasdr. Hadislerde geçen "muhdesât" (ihdas edilmi eyler) kavramnn tam olarak "bid'at"a karlk geldii dikkate alndnda anlalacaktr ki, bid'atn karakteristik vasf herhangi bir asla dayanmakszn "ihdas edilmi/uydurulmu" olmasdr. Her bid'atn dalalet olmasnn hikmeti buradadr. Zira bu dinin bir tek sahibi vardr. O'nun hükmü ve iradesi dnda ihdas edilip Din'e sokulmaya çallan her yenilik bu sebeple dalalettir!
Dolaysyla "tecdid" kavramnn, bid'at olduundan asla üphe edemeyeceimiz yaklamlarn takdiminde tedavüle sokulmas tam anlamyla bir "çarptma"dr! Özelde mücedditlerin ve genelde ulemann "tecdit" faaliyeti zmnnda yapt ile, bid'at ehlinin Din'i anlay ve istikameti çarptma faaliyetiyle kartrmak modern zamanlara mahsus bir bid'at olarak iaretlenmelidir.
ah Veliyyullâh ed-Dihlevî, "Bu ilmi, her kuan adalet sahibi olanlar yüklenir ve bunlar arlarn tahrifini, ehl-i batln ona szarak yapaca tahribi ve cahillerin tevilini ondan uzak tutar"6 hadisinin tecdid faaliyetini anlattnn altn çizmitir.7 Reform anlamnda yenilik faaliyetinin "tecdid" diye sunulmasna rza gösterdiimiz zaman her ey ba aa olur; Efendimiz (s.a.v)'in "dalalet" olduunu belirttii bid'at anlaylarn sahipleri birden bire Efendimiz (s.a.v) tarafndan "adalet sahibi" olmakla vasfedilen ulemann yerine geçer. Bid'at Sünnet'in yerini alr.
Netice: Kavramlarn muhafazas Din'in muhafazas demektir ve bu da ancak slamî ilimlerin ihya ve tervici ile mümkündür.
1 Ebû Dâvud, "Melâhim", 1; el-Hâkim, el-Müstedrek, IV, 567; et-Taberânî, el-Mu'cemu'l-Evsat, VI, 324.
2 Ahmed b. Hanbel, II, 59; el-Hâkim, el-Müstedrek, IV, 285.
3 Hadisin tamam öyledir: "man (her) birinizin göüs boluunda, tpk elbisenin eskidii gibi eskir. Binaenaleyh Allah Teala'dan, imannz tecdid etmesini dileyin." el-Hâkim, el-Müstedrek, I, 45. el-Heysemî, Meca'u'z-Zevâid'de (I, 212) bu hadisi et-Taberânî'nin de el-Mu'cemu'l-Kebîr'de hassen bir isnadla rivayet ettiini söylemitir. El-Mu'cemu'l-Kebîr'in matbu nüshasnda bulamadm bu rivayet,muhtemelen matbu nüshada eksik olan ksmlarda yer almaktadr.
4 el-Buhârî, "Sulh", 5; Müslim, "Akdye", 17...
5 el-Buhârî, 'tisâm", 2; Müslim, "Cumu'a", 43...
6 et-Taberânî, Müsnedu'-âmiyyîn, I, 344; el-Beyhakî, es-Sünenu'l-Kübrâ, X 209; bn Abdilberr, et-Temhîd, I, 59-60.
7 Bkz. ah Veliyyullâh ed-Dihlevî, Hüccetullahi'l-Bâlia, I, 487.
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
10-01-11 |
||
| E mail: milligazete.com | Tweet | ||