
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 2433 |
1870'li senelerde Îran sefîri (elçisi) olarak stanbul'da bulunan Ermeni asll Melkom Han'a göre slâm memleketlerindeki geri kalmlk, acziyet, tembellik; can, mal, rz emniyetsizlii; zulüm ve merhametsizlik, adâletsizlik... nerdeyse bütün fenâlklarn sebebi, kullanlan elifbe(slâmî harfler)dir.
Aada, mehur edîb ve âir Nâmk Kemal'in Melkom Han'a verdii cevabn bir ksm vardr. Harflerimizi deitirmenin çok büyük mahzurlar douracan, eski eserlerimizden istifâde edilemeyeceini ifâde eden Nâmk Kemâl öyle der:
"Memleketimizde türlü belâlarn menei (kayna) bilgi noksanldr; fakat bunu harflerimizin kifâyetsizliine haml(isnâd) edemeyiz; çünkü okumay kolaylatran, harfler ve harekeler deildir; ancak ma’nâs bilinen kelimelerin yazl ekillerine almak sâyesinde okumak mümkündür. Esas müddeâmz müeyyed (iddiâmz teyid eden), elimizde bir delîl-i alenî (açk delil) duruyor: ngiliz lisânnn her harekesi dört-be türlü krâate (okumaya) kaabil olduu gibi, birçok kelimelerinde, nice okunmaz veyâ mevzûuna mugaayir sadâ verir (yazl ile okunuu farkl) harfler mevcûd olarak, bu cihetle (bakmdan) krâati âdetâ elsine-i slâmiyye (slâmî lisanlar) kadar es'ab (zor) iken, gerek ngiltere ve gerek ngilizce söyleyen Amerika cumhûru ahâlisinde kaç kii bulunur ki okuyup yazmak bilmesin ve lisanlarnda mevcûd bulunan kelimâtn aynen tasvîrine (yazlmasna) muktedir olan spanyollar, kaabil midir ki maârifçe (ilim irfan cihetinden) ngilizlere, Amerikallara kyas kabûl etsin?.. Arablar vaktiyle bulunduklar yerleri dârü'l fünûn- âlem (dünyânn üniversitesi) ettiler; kullandklar hurûf (harfler) yine bu idi.”
"u tebdîl-i hurûf dâiyesi (harf deitirme iddiâs) daha yakn vakitte ngiltere'de ve Fransa'da dahi zuhûr ettii halde, biraz müddet mecâlis-i bahs ü münâzarada (tartma ve münâzara meclislerinde) devâm etdikden sonra, lüzumsuzluu ve mahzûriyetinin fâidesine galebesi sâbit (mahzûrunun, faydasndan çok olduu isbatlanm) olarak unutulup gitmitir."
"Hâsl, demek isteriz ki biz ekâl-i hurûfumuzun (harflerimizin ekillerinin) esâsen tayiri efkârnda (deitirilmesi fikrinde) deiliz."
"Bizim efkârmza (fikirlerimize) gelince, mâdemki elifbây Arabcadan almz ve mâdemki lisânmzda bu kadar Arabî (Arabca) kelimât (kelimeler) mevcuttur, ann hâliyle ibkaa(u andaki hâli üzere braklma)sndan baka çâre olmadn i’tirâf ile, andan sonra Türkî(Türkçe)’de zâid (fazla) olan harfleri aramak lâzm gelir. Arabî’(Arab dili)nin elifbâsnda Fârisî'den (Farsçadan) “p” ve “ç” ve “j” ve “k” harfleri yok imi, fakat sonradan noktalar ilâve ve ihtirâ’(îcâd) ile alnm. Türkî’(Türkçe)nin ise üç türlü “kâf”i daha var ki biri “yâ” ve biri “nûn” gibi okunur ve biri de kendine mahsus ayrca bir sadâ verir: “Be” ve “gönül” ve “Tanr” kelimelerinde olduu gibi... te “yâ” sadâs veren “kâf”in “yâ” gibi altna iki, ve “nûn” sadâs veren “kâf”in “nûn” gibi üstüne bir nokta konulsa, ve “Tanr”da olan ve lisânmzda pek nâdir bulunan “kâf” b’az matbû’âtta (basl eserlerde) görüldüü veçhile (ekilde) “iki kollu kâf” ekli ile yazlsa, elifbâmzn hurûfca (harfler bakmndan) bir noksân kalmaz."
Yazar: NÂMIK KEMÂL |
11-08-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||