HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM
Okunma Says: 4004
Yazar: Burak Ertürk
NÝÇÝN ÝLLA DA EHL-Ý SÜNNET?

Üslȗbumuza yönelik eletirilere dair

Birtakm okur mesajlar alyoruz. Üslȗbumuzun hain, tavrmzn dlayc, yaklammzn toleranssz olduundan yaknan iman kardelerimize ait iletiler bunlar…

Kimler yok ki aralarnda:

Bizi ‘Ehl-i Sünnet jandarmal’ yapmakla suçlayanlar…

Sadece kendimizi ve kendimiz gibi düünenleri doru, gayrsnn duruunu yanl bellediimizi öne sürenler…

Hakikati tekelimize almçasna ‘caka sattmzdan’ szlananlar…

“Sadece siz misiniz kardeim Ehl-i Sünnet olan?” türünden, ‘kontra’ suallere gönül edirenler…

“Karanla söveceine bir mum da sen yak!” formatna yaslanp, “Eletirdikleriniz i yaparken, siz sadece ahkȃm kesiyorsunuz!” tarznda ineleyici metinler kaleme alanlar…

“Devam edin, devam edin! Hȃriçten gazel okumaya, oturduunuz yerden millete akl vermeye, her önünüze geleni bid’atçi, sapkn vs. göstermeye devam edin! Bu ümmet, sizin gibi marjinal unsurlar da barnda eritip hizaya sokar birgün!” modunda ‘müstehzȋ’ göndermelerde bulunanlar…

Ve daha bakalar…

bu mesajlar kaleme alanlarn kahir ekseriyeti samimi, imanlarn ciddiye alan insanlar…

Bizim ‘bozgunculuk’ yaptmza, ‘fitne ateini körüklediimize’ inanyorlar.

çlerinden, ȃhiretimiz adna kayg duyanlar olduunu da satr aralarndan okuyabiliyorum.

Bizim yaptmz tarzda tenkidin, yapc deil ykc olduunu; insanlar ve baz dinȋ gruplar karalamay itiyȃd edindiimizi; amacmzn ‘üzüm yemek olmadn’ düünüyorlar.

Kendi adma, bir mü’minin yüreinden sȃdr olmu ve ahsma yönelmi her ikaz ciddiye alyor, tenkide konu hususlarda kendimi bir kez daha muhasebeye tȃbi tutmaya gayret ediyorum.

Meseleye onlarn bakt açdan bakmaya çalyor, muhtemel ve vȃki yanllarm izȃle etmenin yollarn aryorum.

“Hakikati tekeline alm olmak”, “‘öteki’ ilȃn edip yaftalad sȃir mü’minleri ademe mahkȗm etmek”, “ehl-i dinin yanllarn serrite ederek prim yapmak” türü terkip ve eylemlerden de Allah’a snrm.

Bu meyanda, mezkȗr mesaj sahiplerine ve benzer düünceler tayan kardelerime üslȗbumuza dair baz hususlar açklamam gerektiini düünüyorum. Bu mesele ile ilgili balca mülȃhazalarm unlardr:

1. Üslȗbumuza, baskn bir huȗnetin hȃkim olduunu düünenler tesbitlerinde hakl iseler, bunu, meydann bu ölçüde nȃehillere kalm olmasndan duyduumuz zdraba versinler. Elbette bu yargdan, kendimizi ehil gördüümüz ve var olan ehil insanlar görmezden geldiimiz neticesi çkmaz. Kendimizi ehil görüyor deiliz; çünkü kimseyi kendi yolumuza, kendi yanmza, kendi dorumuza çarmyoruz. Ehl-i Sünnet yolunu ehrah hȃline getirmi, ilmȋ emanet ve namusta zirve yapm, seleflerinden tevȃrüs ettikleri kutlu miras gelecek nesillere bir kuyumcu titizliiyle intikal ettirmi mezhep imamlarmzn yoluna çaryoruz. Zihinlerin bu ölçüde bulank, kafalarn bu kertede kark olduu u ȃhir zaman uranda, dinde yeni icadlar çkarmann, üzerlerinde asrlardr ittifak edilmi hükümleri modern merceklerle bir kez daha masaya yatrmann, türlü hal ve sözlerle ‘bizden öncekilerin bu dini yanl anladn’ ȋmȃ etmenin, redd-i miras din algsnn zemini hȃline getirmenin, Hak Din’e ve bu ümmete ihanet olduunu iddia ediyoruz. Herkesin kendi önderini asrn kutbu, çan imam, evliyȃlarn ȃh vs. sayd bu kemeke çanda, ümmeti ahsna çaran, yeni çrlar açan, indȋ mülȃhazalarn içtihad diye pazarlayan nȃehillere kar ehl-i iman teyakkuza çaryoruz. Ehil insanlar görmüyor da deiliz; sorunumuz, çevremizde gerçek Hak dostlarnn ve hakiki ilim erbȃbnn bulunmamas deil; modern zihinlere sevimli gelecek tarzda hakikati eip büken ve bizimle ayn safta durduunu söyledii halde itikȃdmzn içini boaltan nevzuhur tiplerin sesinin daha çok çkmasdr. nsanlar, icmȃ müessesesini yok sayanlardan, hadislerin itikȃda konu olmadn söyleyenlerden, tevȃrüs ettii mirasa sahip çkan ve yeni icadlara prim vermeyenleri ‘mezhep holiganl’ yapmakla ithȃm edenlerden, Kur’ȃn’ tarihsel, hadisleri tekinsiz sayanlardan, hakikati izȃfȋletirip slȃm’ sȃir bȃtl inanç pozisyonlar ile ayn düzleme yerletirenlerden din öreniyor. Elimiz kolumuz bal oturalm m?

2. Modern tasallut bünyede öylesine müessirdir ki; slȃm dünyasnn zȃhirȋ geri kalmlnn “slȃm’n kendisinden olmasa bile, seleflerimizin din algsndan kaynakland” zokasn bize yutturanlar, hayat tasavvurumuzdan, tarz- telebbüsümüze, dünya-ukbȃ algmzdan, inanca dair kodlarmza kadar, ‘bizim’ dediimiz hemen her olguyu bir kez daha masaya yatrmamz gerektiine bizi inandrdlar. Bu uurda, ithal terminolojileri bile sahiplenmi olmamz, mȃruz kaldmz tahribatn boyutlar hakknda yeterince fikir veriyor. Sanza solunuza baknz: Kendi aidiyetleri ve deer yarglar üzerinde ȋmȃl-i fikirde bulunurken dahi, bȃtl bir dünya görüünün kavram haritasn araçsallatrmakta beis görmeyen mütedeyyin fikir erbȃbna tanklk edeceksiniz. Bundan ne çkar demeyiniz. Yaadmz buhrann temel sebebi, kendi deerlerinden utanan ve yklas bir uygarln terakki uȃlaryla gözleri kamat için hedef tahtasna inancn oturtan sözüm ona aydn makulenin, bȃtl bir zeminde müsterik azyla fikrȋ patinaj yapyor olmasdr. Müslümanlarn kavram dünyasn yerinden oynatanlar, bizi, “ȗra”nn demokrasi, milletin imanna kasteden idarecilerin “ulu’l emr”, içtihadn “görü”, “Dinde zorlama yoktur”un “fikir özgürlüü” olduuna ikna ettiler. Sonuçta hukuku’l ibȃd temini üst çta olarak benimsedii halde Hukukullah’ gündeminden çkaran, ahkȃmsz ve muȃmelatsz bir din algsna demir atan, izzet-zillet denkleminde Hak ile bȃtln yerini aran, icad ettii sun’ȋ, sade suya tirit ve liberal soslu anlay din olarak sahiplenen, dinin devlet talebi olmad balonuna kucak açan, egemenlerin uygun gördüü düzeyde bir slȃmȋ hayatn (!) yaygnlamasn, ehl-i dinin fütuhat olarak okuyan bir müslüman profili ivme kazand. Özümüze dönmediimiz, bȃtln muzafferiyetinin suyun üzerindeki köpük gibi muvakkat olduunu skaladmz, inancmzn bizi üstün kld gerçeinden yüz geri ettiimiz, her yenilginin kaybetmek olmadndan sarf- nazar ettiimiz, “yenilgi yenilgi büyüyen zaferler”i yok saydmz sürece, idbȃrmz ikbȃle dönmeyecek. Bu yal gezegen ve yolcular, sadece ve sadece slȃm’n sancann gölgesinde huzur soluklayabildiler. Buray ve öteyi, Hak Din’in dnda mȃmur edecek bir nizam yok. Ya buna iman edecek, saman alevi gibi parlayan bȃtln ateinin çok geçmeden söneceine inanacaz; ya da ‘kurulu düzen’de söz sahibi olma hülyasyla metamorfoz geçirecek, birilerinin kasten önümüzü açmasn kendi baarmz olarak alklayp, sahte muzafferiyet türküleri söyleyeceiz. unu kafamza iyice sokmann vakti geldi de geçiyor: slȃm’n ahkȃmn hayata hayat klmadmz ve bu hedeften sarf- nazar ettiimiz halde, sözümüz daha çok dinlenmeye, admz daha çok anlmaya, masada bize de yer açlmaya, iktidarmz perçinlenmeye balanmsa, bu ite mutlaka bir ‘i’ vardr. Ve ibu hüküm aslȃ bir komplo teorisi deil; bilakis, kadim iman-küfür kartlnn tabiȋ neticesi olan en yaln hakikattir.

3. Ehl-i Sünnet’e dönük vurgular abartl bulanlar, bu atflar, teorik bir takm fkhȋ hükümlerin tebdil edilmemesi yönündeki çabadan ibaret sanyor olabilirler mi? Evet Ehl-i Sünnet dairesindeki bir mü’min, mestler üzerine nasl meshedeceinden, setr-i avretin inceliklerine dair hükümlere; nikȃha dair kaidelerden, efaat bahsine; tevessülden tutun da ukubata ve bunun gibi saysz meselede müçtehid imamlar taklid eder ve hayatna yön verir ama ‘Ehl-i Sünnet olmak’ elbette ki çok daha ümullü bir keyfiyettir.Hayatn her ünitesine ve alanna dair ahkȃm vȃz eden bir dinin mübelliinin ümmetine telkin ettii her hususu O’nun (aleyhissalȃtuvesselȃm) aktard gibi bellemek, eyȃ ve hȃdisat bu perspektiften okuyup ona göre amel etmektir Ehl-i Sünnet olmak… Ehl-i Sünnet olmak bir duru belirlemektir. Vahyin ilk muhatab olan Elçi’den (aleyhissalȃtuvesselȃm), yani o dupduru kaynaktan lȃhȋ mesaj alp, arkadan gelenlere sistemli bir müdevvenat brakarak tevdȋ eden o kutlu silsileye, emȃnette emin seleflere ittibȃ etmektir. Ehl-i Sünnet, frkalardan bir frka deildir; slȃm’ aslna muvȃfk olarak bilmenin yegȃne yoludur. Onu belli fkhȋ hükümler üzerinde mübalaal bir srar faaliyeti olarak lȃnse edenler, üzerimize ȃrz olmu bu mezelletin, Ehl-i Sünnet mefhumunun içini tam dolduramam olmamzla çok yakndan alȃkal olduunu görmüyorlar m? Bugün küfür karsnda takndmz ‘özür dileyici’ tutumun; cihad algsnn içini boaltm olmamzn; tesettür söz konusu olduunda görmezden gelinemeyecek raddeye ulam bulunan gevekliimizin; sokamzn, müslümanln tezȃhürlerinden tümüyle yoksun hȃle geliinin; eȃir hususundaki lȃkaytlmzn; istikamet üzere olma mevzuunda, kadim slȃm toplumlaryla aramzdaki makasn bu denli açlm olmasnn ve bunlar gibi daha birçok hayatȋ meseledeki bak bulanklmzn, Ehl-i Sünnet’i bir duru, bir hayat tarz olarak içselletirememi olmamz dnda bir izah var mdr? Biz Ehl-i Sünnet dedikçe, bizi geçmie takl kalmakla suçlayanlar, en cüz’ȋ hususlardan tutunuz, en küllȋ meselelere kadar, tevȃrüs ettiimiz her hükmü, bu asrn gözlüüyle tekrar ele almamz ve yeniden yorumlamamz gerektiini söylüyorlard. Ve ne yazk ki aralanan kap sonuna kadar açld. Bediüzzaman’n “Nasl ki kta, frtnalarn iddetli olduu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir; yeni kaplar açmak, hiçbir cihetle kâr- akl deil. Hem nasl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak, gark olmaya vesiledir. Öyle de, u münkerat zamannda ve âdât- ecânibin istilâs ânnda ve bid’alarn kesreti vaktinde ve dalâletin tahribat hengâmnda, içtihad namyla, kasr- slâmiyetten yeni kaplar açp, duvarlarndan muharriplerin girmesine vesile olacak delikler açmak, slâmiyete cinayettir.” demek suretiyle nesl-i ȃtiyi ikaz ettii feryȃd duyulmad. ‘El atlmadk’ hüküm, ‘kurcalanmadk’ fetva, ‘didiklenmedik’ düstur braklmad. Güya dini çaa göre yorumlayacak ve müslümanlarn önünü açacaklard! Netice ortadadr! Peki, olan hangisidir: Gerçekten her Allah’n günü söyleyip durduklar gibi Hak Din’e olan teveccüh mü artmaktadr; yoksa modern ezberlerimize ilimeyen ve kendi icadmz olan din algsna sahip ehl-i din saflar m sklatrmaktadr?

4. Herhangi bir zümre ve ahs tenkid ederken kiilii hedef almak, kul ile Rabbi arasnda kalmas lȃzm gelen sürçmeleri ifȃ ederek haysiyet cellâtlna soyunmak nasl çirkin bir tavrsa, eletiriye muhatap unsurun yapt iyi eyleri görmemek de kadirnȃinaslktr. Bunlarn dillendirilmesi, yaplan hayrlarn ilȃn da önemlidir. Bizim bu konuda yetersiz olduumuz iddias ise tümüyle mesnedsiz deildir. Tenkidin arlkl, senȃnn aznlkta oluunun iki mühim sebebi var: Birincisi, bu göz önündeki cemaat, dernek, grup ve ahslarn ellerinde fazlasyla imkȃn mevcut. Basnda etkinler, televizyonlarda boy gösteriyorlar, saysn bilmediimiz çoklukta mevkuteleri var. Yaplan güzel ileri alklayan ve takdir eden yeteri kadar etkili isim de var. Bizim clz sesimize zaten ihtiyaçlar yok. Hem bunca ‘zafer türküsü’ne birkaç ‘müteyakkz olalm’ çarsnn elik etmesinde ne mahzur var ki? Ona da ihtiyaç var. kinci sebep ise daha önemli: Küresel güç unsurlar, hepimizin gördüü üzere konsept deitirdiler. slȃm’ yok etmeye kilitlenmi rotalarn, -bunu baaramayacaklarn anlaynca- slȃm’ ehliletirme istikametine çevirdiler. Türkiye’de göz önünde cereyan eden çeteleri tasfiye operasyonlarnn, egemen unsurlarn ibu yeni konsept çerçevesinde ‘kat laik’ yerli partnerlerle i tutmaktan vazgeçme gibi bir boyutu da var. Liberal deerlerin terviç edildii bu yeni vetirede, müslümanlar üzerinde yürütülen sinsi proje farkl bir boyuta tand: Yapmaya çaltklar ey, ibadetin önündeki engelleri kaldrarak, dinin muȃmelȃt ve ahkȃm kanadn zayflatmak… badet sahasnda hareket alan genileyen ama mü’mince duruun temeli olan ahkȃm-muȃmelȃt boyutunda güdük kalm bir müslüman prototipine vücut vermek… Bir baka deyile, ahkȃm ve muȃmelȃt, ibadet hatrna kurban ettirmek… “Bakn ite istediiniz ibadeti yapyorsunuz” mesaj üzerinden, müslümanlar önlerinin açldna, artk eskisi gibi kstlanmadklarna ikna etmek… Böylece slȃmȋ gerilimi düürmek… Üstelik ibadet özgürlüüne dair açlmlarn yaand bir vasatta, hȃlȃ ahkȃm ve muȃmelȃt sahasnda ‘direnen’ mü’minleri, ‘suyu bulandrmak’la, gereksiz yere ortam germekle suçlayabilmek… Bu meyanda ittihadmz zedeleyip, ehl-i iman arasna fitne sokmak… te bizce film burada kopuyor. Kakla verip kepçeyle alyorlar. Biz de belki bu yüzden, kepçeyle kaybedip dururken, kakla kazanm olmay her zaman yaz konusu yapmyoruz.

5. Bir de, bize ‘marjinal’ diyenler bir noktada hakllar! Deerlerin altüst olduu bir çada yayoruz ya, ibu marjinallik ithȃm da bundan nasiplenmi vaziyette. Ana omurgay oluturmas gerekenler marjinal, marjinal kalmas gerekenler ise ana kütleyi oluturuyor. Ne demek istediimi basit bir misalle anlataym: Geçen yazda da bahsettik; açp herhangi bir fkh kitabn okuduunuzda, namaz klmayan müslüman kimseye uygulanacak müeyyidenin dört mezhep için de ufak usul farkllklar dnda ayn olduunu, esasta bir farkllk bulunmadn müahede edersiniz. Fakihler, namaz klmayann kendi hȃline braklmayaca hususunda ittifak hȃlindedirler. imdi bugün çevremizde olan müslümanlara bunu sorduumuzu düünelim. Soruyu yönelttiklerimiz içinde avamdan insanlar da olsun; ilim sahibi ahslar da… Ne cevap alrz sahiden? Müslümanlarn “Herkes kendi düüncesini açklayabilsin, kimse kimseye karmasn!” türünden liberal tezlere rȃm olduu ve eline geçirdii meali okuyan her mübarein kendinden menkul bir algyla ‘dinde zorlama olmadn’ diline pelesenk ettii bir içtimȃȋ vasatta, kaçmz fakihlerin hükmüne muvȃfakat ederiz acaba? Kaçmz namaz klmamay, o çok sevdiimiz özgürlük mefhumunun ümulüne dȃhil eder sizce? Bakn bu, ahkȃmn deil fiiliyatta, zihinlerde bile can çekitiini gösterir. Bir yanda bin dört yüz senedir bu ie ömrünü vermi ehil insanlarn hükmü, dier tarafta bugünün ‘her eyin yolunda olduunu söyleyen’, bizim olay abarttmz savunan modern müslümanlarnn hükmü… Kabul görme bȃbndan deerlendirildiinde hangisi marjinal kalyor sizce? On dört asrn hükmünü marjinal; üç be müsterikin, onlarn yerli mukallidlerinin ve ‘ayarttklar’ insanlarn kabullerini merkezȋ klmay baaran bir projeden korkmakta haksz myz?
Burak Ertürk

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Burak Ertürk
16-02-11
E mail: darulhikme.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
NÝÇÝN ÝLLA DA EHL-Ý SÜNNET?
Online Kii: 32
Bu Gn: 728 || Bu Ay: 5.820 || Toplam Ziyareti: 2.928.931 || Toplam Tklanma: 58.614.444