
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 6483 |
Time dergisinin geçtiimiz yaz aylarndaki kapak konularndan biri de "Islamofobi" idi. Dergi. Eylül'de yklan ikiz Kuleler'in bulunduu alann yaknlarnda yaplmas planlanan slam Kültür Merkezi'ne kar, Amerikan toplumundaki iddetli itiraz tamt kapana...
Kapakta "Is America Islamophobic" (Amerika Islamofobik mi?) spotu vard. Haberin ayrntsnda Time kendi sorusuna "hayr" cevab veriyordu. Çünkü, dergiye göre, "korku" kelimesi gerçei yanstmyordu. Artk, Amerikan toplumundaki "slam korkusu"nun "nefret" boyutuna ulam olmasndan söz etmek gerekiyordu.
Time'n kapandan ksa bir süre önce ise Kâzm Özdoan, Birikim dergisinde çkan makalesinde, ayn tezin Avrupa için de geçerli olduunu savunmutu, özdoan, ikinci Dünya Sava öncesinde Nazilerin Yahudilere yönelttii suçlamalarla, bugün Bat Msa"nn (bazen de "solMunun) göçmenlere (özellikle de Müslüman göçmenlere) yönelttii eletiriler arasndaki benzerlie dikkat çektiktan sonra öyle yazmt:
"(...) Aadaki satrlarda. Bat toplumlarndaki slam ve Müslüman kartl tartldnda kullanlan 'Islamofobi' kavram reddedilerek yerine 'müslüman dümanl' kavram kullanlacak.
(...) Müslüman dümanlna veya slam kartlna yön veren olgunun korku (fobi) olduunu iddia etmek mümkün görünmemektedir. Sartre'n dedii gibi bir anti-semit nasl Yahudilerden baka her eyden korkuyorsa, günümü/de Müslüman dümanlar da Müslüman'dan baka her eyden korkarlar."
Yeni Aktüel'de Time'n ABD; Özdoan'n ise Avrupa için yapt bu tesbitleri aktardktan sonra ben de Türkiye için öyle yazmtm:
"Bu analiz yalnz Bat toplumlarndaki 'slam korkusu' için deil, ülkemizdeki 'eriat korkusu' için de doru görünüyor bana... Korkan insan siner, oysa maallah bizim 'fobi' sahiplerimiz pek bir saldrgan... Cumhuriyet mitinglerindeki ruh haline bakp da; bu scak yaz günlerinde sahillerden gelen 'tesettürlü mayoyu görünce çldrd'haberlerine bakp da. 'laik-çada-kentli' yurttalarmzn korku içinde olduunu söylemek bana hiç kolay gelmiyor, "(üzerinden zaman geçti, hatrlatmak lazm, öyleydi haber: "Çeme'nin Alaçat beldesindeki imbat Sahil Evleri Sitesi'nde oturan öretmen Hatice enocak'a; einin asker olduunu söylen B.P. isminde bir bayan saldrd. Yannda be bayanla birlikte gelen B.P, denizde olan Hatice enocak ile 8 yandaki olu ismail Hakan'a hakaretler edip darp etti. 'Haema' olarak bilinen tesettürlü mayo ile denize insanlar rahatsz etmemek için kayalklarn arasndan girdiini söyleyen Hatice enocak, B.P.'nin, 'ran'a Arabistan'a, sizin gibi olan insanlarn ülkesine gidin' diye bardn söyledi.")
Toplumsal iktidar kayb
Gündelik hayatn seküler deerler dorultusunda tanzim eden geni orta snflar saran hakiki duygunun "korku" deil "nefret" olduunu anlamak için öyle uzun uzun aratrmalar, anketler yapmaya hiç gerek yok; birazck dürüstlük, olgular (ve duygular) siyasi hedeflerimiz dorultusunda çarptmay engelleyecek miktarda bir dürüstlük yeter bunun için.
Bence mesele u: Son 8-9 ylda iyice kristalize hale gelen fakat aa yukar 30 yllk bir geçmii olan Türkiye'deki iktidar kaymalar sadece siyaset, sadece devlet, sadece ekonomi alanlaryla snrta kalmad... Türkiye'nin geni seküler-modern orta snflar da ar bir toplumsal-entelektüel iktidar kayb yaad, yaamaya devam ediyor. Bu. öyle sradan bir duygu deil, bir travma... Küçümsedii, alay ettii, en iyi ihtimalle üzüldüü toplumsal kesimler imdi kendileriyle ayn kamusal alan paylayor, yetmiyor, kendilerini bizzat yönetiyor.
Rahmetli Attila lhan mehur televizyon söyleilerinden birinde bu "tehlike"ye iaret etmi. "Ne zamandr kitaptan Müslümanlar okuyor, laikler ise televizyon seyrediyor" demiti.
Geçenlerde bir televizyon kanalnda ahit oldum; Mine Krkkanat, muhatab muhafazakâr tartmaclara parman sallayarak "iktidarn sahibi siz olabilirsiniz ama kültürün sahibi benim" (kelimesi kelimesine aktardm) diye barp çaryordu. Bu feryat, çok sembolik göründü bana.
Türkiye'nin seküler-modern orta snflar, bugün korktuklarn ilan ettikleri toplumsal kesimlerden gerçekte hiçbir zaman korkmad, fakat günümüzdeki "nefret" duygusu da görece yeni saylr; ondan önce, artk duruma göre dikkate almamak, küçümsemek, horlamak, aalamak, en iyi ihtimalle de bask gördüklerinde üzülmek vb. duygular hâkim oldu bu kesimde.
Bu duygularn nefrete dönümesi için "toplumsal iktidar kayb"nn elle tutulur, gözle görülür bir hale bürünmesi gerekiyordu ki, bu da Adalet ve Kalknma Partisinin (AK Parti) iktidaryla birlikte balad.
Hürriyet'teki röportaj bize ne anlatyordu?
Hürriyet gazetesinden Aye Arman'n çok tartlan "tesettürlü" röportajnda aktard bir gözlemi, anlatmaya çaltm duygu kaymasn çok güzel özetliyordu:
"Normal tesettür var tamam ama bunun bir de lüksü var. O nasl tepkiyle karlanyor acaba? Bir baka deyile 'abiye tesettür'. Demet siyahlara bürünüyor, ben beyazlara. Gözümüze kalem-malem de çekiyoruz. imdi kendimizi daha bir kadn gibi hissediyoruz. En büyük nedeni de ayamzdaki topuklular. Daha zengin bir görüntümüz var, zavall gibi durmuyoruz. öyle bir gözlemimiz oldu; zenginlik, genel olarak insanlarn sinirine dokunuyor, daha önceki kyafetleri giydiimizde bize efkatle bakanlar, imdi kalarn kaldryorlar... 'Ne iiniz var burada' ya da 'Para el deitirdi, artk bunlarn paras var" gibisinden."
Korkmuyorsunuz, "korkunççuluk" oynuyorsunuz!
Gazetenin genel yayn yönetmeni Erturul Özkök (o zaman öyleydi), Arman'n gözlemini "zenginlie" bir tepki olarak yorumlamt o zaman. Ben de o günlerde kaleme aldm bir yazda ("te o nedenle çayclarnz türbanl ve fakat türbanl muhabiriniz yok!, Taraf, 17 Temmuz, 2009) bu yoruma katlmadm söylemitim:
"Mekânn 'çada' kyafetli sakinlerini asl rahatsz eden ey, zenginlik üzerinden onlara iletilen 'türbanl fakat özgüvenli' algsdr. Oraya iki 'abiye türbanl' deil de belli ki paralar az fakat giydiklerini kendilerine yaktrm (pardösülü falan deil) iki tesettürlü genç örenci güle oynaya içeri girip rahat tavrlarla siparilerini verselerdi. 'çada' kyafetli sakinler ayn rahatszlk duygusuna kaplacakt... çeri süzülen tavan ürkekliindeki tesettürlülere gösterilen efkat meselesine gelince... efkatin yönü güçlüden güçsüze; eitsizlik basamann üstündekilerden altndakilere dorudur... Güçsüz güç kazannca, alttakiler üste doru çkmaya balaynca efkatten eser kalmaz. 'Çada'lar sadece 'zengin türbanl'lara kar tepki duymuyor, 'türbanl doktor'lara, 'türbanl öretmen'lere kar da tepki duyuyor."
Bu konuda beni yeniden yazmaya iten nedenlerden biri de Nilüfer Göle'nin hayatn ve görülerini anlatan Aye Çavdar'n kaleme ald "Mahremin Göçü" adl nehir söylei kitab oldu... Kitab henüz okumadm, fakat Vatan gazetesinden Mine enocakl'nn Göle'yle gerçekletirdii uzun söyleiden anladm ki Nilüfer Göle de tarttmz duyguyu "korku" olarak niteliyor.
Pnar Öünç'ün (Radikal, 9 mart 2011) kitaptan aktard u bilgiye ramen Göle'nin bu adlandrmay tercih etmesi bence gayet paradoksal:
"Modern Mahrem'de 'toyluktan' eksik brakt bir bölümden söz ediyor Göle. Laik kanattan ressam bir kadnla yapt görüme o kadar dümanca geçmi ki, kadnn doru insan olmadn, laik kanad temsil etmediini düünmü. imdi baktnda 'Halbuki bugün laikçilik dediimiz söyleme tamamen, birebir k tutuyordu' diyor."
Peki çok mu önemli, u tarttmz duyguya u ya da bu ad vermek? Evet, çok önemli, özellikle de Türkiye'nin yaamakta olduu büyük tarihi dönüümün önüne döenmeye çallan barikatlar dikkate aldmzda, çok önemli.
Çünkü Ergenekon zihniyeti özünde eski siyasi, ekonomik ve toplumsal iktidarlar sürdürmeye yönelik bir zihniyettir ve bu zihniyet, kendisini geriletmeye çalan siyasi, ekonomik ve toplumsal güçleri "düman"latrmaya çalrken esas olarak ite bu "korku" silahna bavuruyor. Korku üzerinden mazlumluk üretebilirsiniz, fakat nefret üzerinden üretemezsiniz...
Elbette, bu zihniyete kar verilen mücadelenin meruiyetini zedeleyen her ey o zihniyetin hanesine art puan olarak yazlyor, etki alann geniletiyor; son tutuklamalarda olduu gibi.
Taraf
Yazar: Alper Görmüþ |
15-03-11 |
||
| E mail: haber7.com | Tweet | ||