
| Kategori : SANAT / DÜNYA BÝR OYUN- Sinema | Okunma Says: 2898 |
(...)
Ardndan, giyimi, kuam, duruu ve etkileyici konumalar ile, milyonlar peinden sürükleyen efsâne kadn ûle Yüksel enler'in Huzur Soka.
Sonra daTark Bura'nn “Küçük Aa's, arka arkaya geldi.
Millî kültürümüze ait bu ilk romanlar, benim gibi krsal kesim çocuklarnn kültür kimliinin olumasnda son derece etkili olmu, binlerce genci âraftan kurtarmt.
Yürümek zorunda olduumuz yollarda karanla yaklm k gibiydiler.
Huzur Soka romanndaki Bilal ve Feyzâ, çamzn Leylâ ile Mecnun'u gibiydi.
Onu okuyan genç kzlarmzn amac, sadece Feyzâ gibi idealist bir kadn olmak deildi ; ayn zamanda Bilâl gibi idealist bir genç aryorlard.
Delikanllar ise hem Bilâl gibi dindar ve idealist bir genç olmak istiyor hem de Feyzâ'nn ahsnda hayallerindeki Leylâ'nn peinden kouyorlard.
1970'de Huzur Soka , “Birleen Yollar” adyla beyaz perdeye aktarld. Dindar kesim sinemalara kotu.
O yllarda, imdiki gibi, Kurtlar Vadisi'ndeki Ömer Baba ya da Ekmek Teknesi'ndeki Nusret Baba gibi dindar ve bilge insanlar sinemada görmek imkanszd.
Türk sinemasnn din ve dindarla problemi vard. Sinema tam da beslenebilecei kökleri kurutacak kadar ideolojikti.
Birleen Yollar'la, dindar kesimin sinemayla yollar birlemi, küskün yllar geride kalmt. Hasl Türk Sinemas birkaç gün önce sessiz sedasz Hakk'a yürüyen Yücel Çakmakl'nn Birleen Yollar'yla yeni bir dönme girmi ve millî sinema günleri balamt.
Birleen Yollar'n bende zamanla gençliime dair bir nostaljiye dönen hâtras yllar sonra bir gün filmin perde arkasn örenmemle tamamlanmtr.
Bir gece televizyonu açtmda ekranda konuan, ûle Yüksel enler'dir…
“Birleen Yollar”daki namaz sahnesini anlatyor:
“Çekim srasnda da Türkan oray'la birlikteyiz. Duygularnda da çok güzel gelimeler oldu. Fakat bunlarn doruk noktas namaz sahnesindeydi;
Feyzâ'nn hidâyet sahnesi...
Ellerimle örttüm ban, namaz nasl klacan tarif ettim. Bir hayli çaltktan sonra namaz sahnesi çekimi balad.
Seccâdesini seriyor ve namaz klyor... Büyük bir ahap konakta çekiliyordu film. Tam Tahiyyat'a oturduu srada kamerada bozukluk oldu. Rejisör;
'Hiç yerinizden kprdamayn, hemen devam edeceiz'dedi.
Ortada sessizlik...
Türkan Hanm, namaz brakt; yan olarak oturdu.
Öyle bir alem içinde ki... Etrafnda kimseyi görmüyor;
'ûle Hanm, ûle Hanm...Nerdesiniz?' dedi.
Hani âmâ bir insan el yordamyla oturaca yeri arar ya aynen öyle. Türkan Hanm bir ey mi oldu dedim. Baktm siyah gözlerinde yalar irilemiti.
'ûle Hanm namazn rol icab olan insan bu kadar etkilerse ya…'
Sözlerinin sonunu getiremedi,
'Size yapamam, diyordum ama nasl olacak bu? Bu hâlimle nasl namaz klacam'
Birden fenâlat ve;
'ûle Hanm çok rica ediyorum. Herkes dar çksn'
Hepimiz dar çkp kapy kapattk. Gazeteciler de yanmzda, herkes ne olacan merak ediyor.
çerden,önce yava yava hçkrk sesleri…. Daha sonra; .
“Anneeeem!..'diye bir feryat. Koca konak inledi.
'Annem, önümde bu nurlu yollar varken, ... maherde iki elim yakandadr annem...'
Hçkryor ve avaz çkt kadar baryor. Düünebiliyor musunuz ? Herkes hçkra hçkra alyor. Bir müddet sessizlikten sonra kap açld. Gözleri i i...
'Türkan Hanm, isterseniz gelin, bir saat dinlenin, sonra devam ederiz 'dediler.
'Hayr, lütfen, devam edemeyeceim. Ben birazdan giyinip geliyorum.'dedi ve içeri girdi. Çkarken, daha önce hacdan gelip ona hediye ettiim büyük al bana örtmü, dolam, yanma geldi.
Yalvaran gözlerle karmda durup :
'ûle Hanm, bakn, rica ediyorum, bugün hiç deilse karya geçene kadar beraber olalm.' Ellerimden tutarak;
'ule Hanm, size yalvaryorum, hiç deilse Karaköy'e kadar...'
“Tamam” dedim ve arabaya bindik. Ban sa omzuma koydu. Hçkra hçkra alyor. Ellerimi tutarak;”
“ ûle Hanm, biliyor musunuz ne kadar duyguluyum. Aslnda Feyzâ benim… Feyzâ benim, ancak sesimi hiçbir yere duyuramyorum, duyuramam da...”
Gönüllerde yer eden insanlarn, yüreklerinden kopup gelen bir sesleri olduunu düünmüümdür hep. Bu hâtra da bu düüncemi destekliyor. ster istemez düünüyorum, gökkubbenin altnda en dokunakl, en içli ve en etkili ses, insan sesidir.
nsann kendi sesi…
Öyle ki her zaman hançereden çkmaz, her zaman fonetik deildir ve en çok da o zaman ular kendine ve dierlerine.
O zaman sadâlar, o zaman gür ormanlarn uultusu gibi sayhalar ve o zaman gökkubbede bakileir.
Tpk tabutunu babakanlarn tad, büyük usta Yücel Çakmakl'nn sessizce aramzdan ayrlmasna ramen, geride ho bir sadâ brakan “çok sesli ölümü” gibi.
Yaznn tamam için tklaynz.
Yazar: Harun Tokak |
30-08-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||