
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 7475 |
Cenap ahabeddin “Tiryaki Sözleri” nde öyle der: “Allah’tan her eyi isteyebilirsin, yalnz para isteme. Çünkü Allah paray sevmez ve sevmedii için ancak sevmediklerinden bazlarna verir. Düün, hiç Allah’n sevebilecei adamlardam paral olan gördün mü?..” Bu söz yüzde yüz doru olmasa bile bir hakikati ifade ettii muhakkak. Gerçekten de Allah’n sevebilecei insanlar hiçbir zaman zengin olmamlardr.
Biliyorum, hemen “Müslümanlar zengin olmasnlar m? Bu yüzden slâm âlemi geri kald” gibilerden itiraz sesleri yükselecek. Lakin pein hükümlü olmamak gerekir. Bence konunun tartlmasnda fayda var.
Öncelikle unu belirtelim ki slâmiyet zenginlie kar deildir. Hatta zengin olmak dinimizin emridir de denilebilir. Zira, Kur’ân’da “Zekât veriniz.” buyrulur. Zekât vermek için zengin olmak gerektiine göre siz “Zekât veriniz.” emrini “zengin olunuz” diye de anlayabilirsiniz. Ancak, slâm’da zenginlik amaç deil, araçtr. Mevlânâ bir beytinde bunu çok güzel ifade eder:
“Âb der-ketî helâk-i ketî est // Âb ender zîr-i ketî pütî est.” (Su, geminin içine girerse onu batrr. Altnda bulunursa onu yüzdürür.)
Mevlânâ’nn bu mehur beytindeki “su” metaforu “mal-mülk/para” y temsil ediyor, gemi de “insan” ... Bir geminin yüzebilmesi için su (deniz) ne ise, insanlarn hayatlarn devam ettirebilmeleri için “mal-mülk/para” da odur. Yani insanlar hayatlarn ancak mal-mülk/para ile devam ettirebilirler. Lâkin, nasl ki denizin (su) bir delik bularak içeriye szmaya balamas, geminin batmas demekse, insan için “mal-mülk/para” da bir “vasta/araç” olmaktan çkarak “gaye/amaç” hüviyetine bürünürse yani mal sevgisi insann içine ilerse, ite o zaman iin ekli deiiyor. Dier bir ifade ile insanlar yava yava -belki de farknda olmadan- dînî hayattan uzaklamaya balyorlar.
sterseniz bu söylediklerimizin sosyal hayattaki karlklarna öyle bir göz atalm:
Mehmet Amca’nn küçük bir bakkal dükkân vard. Be vakit namazn camide cemaatle klard. Karnca kararnca fakir fukaraya da yardm ederdi. leri büyütüp market açnca camiye gelemez oldu. Çünkü vakti yoktu. Duydum ki fakir fukaraya da yardm etmez olmu. “Ben çalp kazanyorum, onlar da çalsnlar” diyormu...
Bu tablo bana Musa aleyhisselam ile Kârun’un hikâyesini hatrlatt:
Malum, C. Allah, Hz. Musa’ya “Tevrat” altn suyuyla yazmasn emreder. Musa aleyhisselam: “Ya Rabbi, ben altna sahip deilim, onu nasl bulaym da yüce kitabn yazaym” deyince Allah ona ilm-i simyay öretir. “Kârun” o zaman Hz. Musa’nn akrabalarndan fakir birisidir. Hz. Musa acyp ilm-i simyay ona da öretir. Kârun’a zenginliin kaps açlmtr artk... Rivayete göre hazinelerinin anahtarlarn krk deve tarm. Ancak, bu kadar zengin olmasna ramen kendisinden malnn zekâtn vermesi istendiinde Kârun buna yanamaz. Dahas, bir hayat kadnna rüvet vererek Hz. Musa’ya iftira ettirmeye kalkar. Bunun üzerine Musa aleyhisselam da gazaba gelip yere “yut unu” der. Böylece Kârun da -bilahare- mal da yerin dibine batar...
Yazar: Ahmet Sevgi |
15-05-11 |
||
| E mail: yenicaggazetesi.com.tr | Tweet | ||