
| Kategori : / EDEBÝYAT | Okunma Says: 3765 |
Modern Batyla tantmzdan beri, sürekli olarak cemaat insan olmaktan çkamaymzdan, birey olamadmzdan yakndk durduk. Özellikle söz konusu yaknma edebi kamuda oldukça yank buldu. Bir türlü Bat standartlarnda roman ve öykü yazamaymz öncelikle birey olamaymza baland.
Bu yaknma baz slamc ediplerde de makes buldu. Oysa Rönesans sonras ortaya çkan birey görüü; özel mülkiyetle güçlenmi ve toplum içinde seçkinlemeye balam insan’larn varlyla birebir ilgiliydi. nsan tekinin toplumdan daha üstün tutulduu bu anlay; Rönesans’ta biçimlenmi ve bir dünya görüü olarak metafizikten ekonomiye kadar çeitli alanlarda etkili olmutur.
Metafiziksel açdan bireycilik, Tanrnn yerine bireyi koymak anlamna gelmektedir. Bireyin akl vastasyla kendi bireysellii içinde kalarak evrensellie balanabileceinin vaat edildii bu anlaya göre; birey, bireysel olanla evrensel olan tek yapda birletiren varlktr. Bu yaklam elbette bireyi merkeze koyan ve bata din olmak üzere birçok alan ‘ona’ göre düzenleme talebinde olan bir dünya görüüdür. Bireycilik, bir deerler sistemi olduu kadar, insan yapsyla ilgili bir kuram, genel bir davran biçimi ve belirli siyasal ekonomik, toplumsal ve dinsel düzenlemelere yönelik bir inanç anlamna da gelmektedir.
Bireyciliin deerler sistemini de öyle özetleyebiliriz: Bütün deerler insan merkezlidir; birey kendi bana amaç ve yüce bir deerdir, toplum bireyin amaçlar için sadece araçtr. Bütün bireyler, bir anlamda ahlakça eittir. Hiç kimse hiçbir zaman yalnzca bir baka bireyin iyilii için araç olarak görülemez. Bu anlaya göre toplum bile, kendine yeten bireylerin toplam olarak tanmlanr.
Bireycilik ‘ilerleme’ye inanr, ilerlemenin bir arac olarak da bireye farkl olma, bakalaryla yarma ve bakalarnn önüne geçme hakkn tanr. Dolaysyla insana mülk edinmek için en çok olanaktan yararlanabilecei bir mülkiyet sistemi önerir.
Modern zamanlarda doan roman ve öykü, bireyin bu haklarn savunmak üzere kendini kurgulam olduu nedense edipler tarafndan çok da sorgulanmad. ‘Özcü’ bir yaklamla insan tekini anlatmakla bütün insanlarn anlatlabilecei varsayld. Özellikle ‘ftrat’ bu iddiann temellendirilmesinde önemli bir argüman olarak hep kullanld. Ama ‘ftrat hadisi’ndeki sosyal çevre faktörü, özcü yaklamlara feda edildi. Hatta Kur’an’daki insan vurgusuyla modern birey tanm nerdeyse özdeletirildi: Çünkü hesap günü herkes bir bana olacakt ve yapp ettiklerinden dolay sadece ‘kendi’ sorumluydu. Bu ‘kendilik’ o kadar yerli yersiz vurguland ki, cemaat içinde olmak ‘insann kendisini gerçekletirmesi’nin önündeki en önemli engel olarak görüldü. Camilerdeki saflarn sklatrlmas ihtarnn mahiyetini ne ihtar edenler ne de ihtar edilenler anlayabildi.
Ancak 1950’lerden sonra balayan slamc edebiyat, daha dorusu Müslümanlarn yapt edebiyat hep bu tezlerin gölgesi altnda kök salmaya, tutunmaya, kendine yer açmaya çalt. Yerli düünce, gelenek, peygamberler ve evliyalar tarihi her zaman bu edebiyatn referans çerçevesinin içinde olmakla birlikte, bütün büyük anlatlar ‘insan teki’ üzerinden kurulmaya çalld. Özellikle 1980’lerden sonra balayan apolitik tutum; entegrasyon, birlikte yaama, cemaat, yerellik vurgularyla gittikçe bireyi öne çkard. Bireyin aclar, sevinçleri ksacas halleri edebiyatn neredeyse tek ve meru kayna haline dönütü. Geleneksel temalara srt dönüldü; ‘toplumsal olan’larsa birey dolaymyla anlaml ve anlalr olabildi. Edebiyatta gittikçe bir norm haline gelen bu anlay, kendi dndaki edebiyat anlaylarn gayri meru ilan edip marjinalletirdi ve kenara itti.
Bunun en bariz örnei edebiyattaki ‘temsiliyet’in yklmasdr. Bilindii gibi geleneksel edebiyat, her zaman âlemde olan biteni temsil etmek, onlarn taklidini üretmek veya yanstmak iddiasndayd. Oysa birey tezleri altnda gelien modernist edebiyat, gerçekle bu anlamda ilikisini koparm, gerçeklii kendi içinde üretmeye balamt. Dahas modernlerin hurafelerle dolu, akld dünyay ykp yerine rasyonel bir cennet yaratma iddialarna paralel bir ekilde, edebiyat da hayata kar bir faaliyete dönütü. Her yazar, eserlerinde dünyay yeniden kurduunu söylemeye balad. Bir anlamda her eser kendi kendine yeten bir âlemdi. Artk d dünya, d dünyann yasalar bizi okuduumuz bir eseri daha iyi anlamak konusunda ie yarar bir veri deildi; tersine kendine yeten bir âlem olarak eser, kendi yasalarn, kendi örgüsünü ve kendi anlamn kendi içinden üretiyordu. Postmodenlikle birlikte metinlerarasln git gide sosyal çevrenin yerini almas, eserin sürekli olarak kendi unsurlarna gönderme yapmas, söz konusu gelimenin bugün geldii doal bir noktadr. Bütünlüün yklmas, merkezin dalmas, hakikatin yitirilmesi gibi sonuçlara varan bu eilim sonucunda eser, bir yandan kendi üzerine kapanrken dier yandan da dünyann bütünlüüne, bu bütünlükteki anlama gönderme yapmaz oldu. Gelinen nokta, edebiyatn dünyaya kar taknd tavrn geldii son kerteyi göstermesi bakmndan oldukça manidardr.
Modernitenin temel argümanlaryla kol kola giren roman ve öykü böylelikle kurulu, resmi ideolojinin de sözcülüünü üstlenmi oldu. Modernitenin ‘imdi’, ‘burada’sn yücelten bu estetik anlay ‘kendi içinde’, sadece an’ mesnet kabul etti ve insandaki deimeyen özü bile modern olanda arad. yimser bir yaklamla unu söyleyebiliriz; belki de deimeyen öz, ancak ideal toplum düzenine ulaldnda edebiyatn gündemine gelebilecekti.
Bireylerin toplam olarak toplum tanm aslnda sadece toplumun, toplumsaln paradosini yapmak demekti. Zaten bugün toplum yerine kitleden, kendisine yönelmi tüm hakaretleri ve saldrlar bir sünger gibi emen bir güruhtan söz edilir oldu. Kimlik ve aidiyet balarnn çözüldüü; sadece tüketme ortak paydasnn salad bala birbirine balanan bu kitle içinde sorumluluklarn kuanm ve taahhütlerini yerine getirmeye ceht etmi bir insann tek bana var olabilmesi muhaldir. Cemaatten koparlm bir et, bir trnak olarak, andmz kitlenin içinde var olabileceini sananlar, aslnda sadece kapitalizm tarafndan yutulmaktadrlar.
‘Biz’in byk altndan gülünesi bir çarma indirgenmesi elbette kapitalizmin bir baarsdr. Çünkü Kur’an’daki insana sesleniin aslnda hep bir cemaate, hep bir ‘biz’e yönelik olduu unutturulmaya çallmaktadr. Burada ackl olansa cemaatten kopmu, koparlm ya da kendini gerçekletirmek adna tüm aidiyetlerini syrp atm bireyin durmakszn yalnzlndan, kalabalklar içerisindeki yalnzlndan, umutsuzluundan söz etmesidir.
Kendi yalnzln ve umutsuzluunu neredeyse yücelten, temalarn hep bu yalnzlk üzerinden üreten edebiyat doal olarak bunalm, can sknts, anlamszlk ve cinsellik arasnda skp kald. Dünyada bir bana yayormu gibi davranmann getirdii özgürlükle sarho olan sanatç için de, sanatn ilevsel yan sadece alay konusu olmaya balad. Bir konvansiyon olarak dilin bildik kalplar içinde kullanlmas parçalanp kelimeler asal anlamlarndan koparlarak bireyin kendi derinliklerinde yaad hallere denk düecek anlamlar yüklendi. Dolaysyla kelimelere bile ancak, ‘burada’ ve ‘imdi’ye uygun olarak, bireyin psikolojisi etrafnda anlam yüklendi. Anlam var mdr, yok mudur; varsa edebiyat bu gerçeklii tayabilir mi, tayamaz m, doal olarak sorulacak bir soru olmaktan çkp insann bireysellemesine kurban edildi.
Yazar: Cemal Þakar |
04-06-11 |
||
| E mail: edebistan.com | Tweet | ||