
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 4692 |
Toplumun gündeminin ne tür sathî bir düzeye hapsedilmeye çalldn gösteren onca hâdiseye tank oluyoruz her geçen gün…
Baörtülü örencisinin örtüsünü çekip almaya çalan bir ‘eitimci’nin (!) çirkin çabas da giriyor görü alanmza; sokakta açk-saçk giyiniyor diye sözlü veya fiilî saldrya urayan kadnlara dair haberleri de müâhede ediyoruz.
Hayr, bunlar anmakla, ne mezkûr öretmenin baya eylemini hafife alyorum, ne de açk-saçk giyimi normal alglamaya dönük bir zihnî yapya sahibim.
Öne çkarmak istediim husus, insanlarn uur düzeylerinin ve bilinç seviyelerinin ne tür sembolik olaylarda takl kald realitesi…
Meseleyi baörtüsü tahammülsüzlüüne indirgeyen pespâye tavr elbette seviyesizlikten besleniyor; bunda üphe yok…
Ama kimi zaman duyageldiimiz ve toplumda rastlanlan gayr- slâmî baz tezâhürlere yönelik fiilî müdâhaleler de benzeri bir seviye problemi ile mâlûller ne yazk ki…
Öyle ya, müslümanlar, bir toplumsal ârzann sebebine deil de, sonuçlarna/tezâhürlerine cephe almaya balaynca, kendi enerjilerini hebâ etmekten baka bir i yapm olmuyorlar.
Önemli bir alg zayflamasndan ve akl kamamasndan söz ediyorum. nsanlar, ister muhafazakâr câmiadan olsun, isterse hasm cepheden… Hep semboller üzerinden düünülüyor ve tavrlar hep bu yüzeysel/eklî simgeler üzerinden ifade ediliyor.
Kimi nâdânlar, bir kzn bandaki örtüyü çekip alnca kendi düünce tarzlarnn baar hanesine bir çentik attklarn düünüyorlar. Hayat okuma biçimleri bu ölçüde bir düzeysizlikle mâlûl çünkü…
Baka bazlar da, ne bileyim etek boyu ksa bir bayana hakaret ederek onu ‘yola getirebilecei’ kabulünden besleniyor. Açk-saçkln sebebi ile deil de sonucuyla boumay seçen bir algsal ârza bu…
yi de bunlar neden imdi gündeme getiriyorum? Çünkü ben, andm bu avâmî düüncenin sadece avama mahsus kalmadn görüyor, bu tür bir okuma biçiminin birileri tarafndan toplumun geneline temil edilmeye çalldn düünüyorum.
Yani olaylar bir takm eklî unsurlarla snrlayan; semboller dünyasnda kazand zaferleri, kafasnda idealize ettii toplum modeline uzanan yolun köe talar olarak gören s bir bak nazara vermeye çalyorum.
Peki, bunun pratikteki en önemli zarar ne?
Özellikle müslümanlar, bu tarz bir alg seviyesinde seyretmeye baladklarnda, yani sembolik baarlarn ve dinin zevâhiri balamnda saladklar üstünlüklerini gerçek zaferler olarak görmeye yeltendiklerinde, esas hedeflerinden ve ulvî gâyelerinden sarf- nazar ediyorlar.
Bir anlamda bu yolun sâliklerinin, hedef çtalarn hayli aalara odakladklar bir dûn himmetlikle yüzleiyoruz.
Toplumda ban örten kadn saysnn, devlet dairelerinde ibadete hasredilen mekân adedinin, kandillerde câmileri dolduran insan yekûnunun artmas üzerinden zafer tahlilleri yapan yüzeysel bak açsndan söz ediyorum.
Hayr, elbette bu kazanmlar küçümsemiyorum. Fakat müslümanlarn, yani yaadklar hayatn her alanna dair telkinleri olan bir dine inanan insanlarn, bu belli ve sembolik ilerlemeleri meselenin asl gibi alglayp muvaffakiyet türküleri söylemelerinde ifadesini bulan ‘yersiz cokuyu’ masaya yatrmaya çalyorum.
Bu tarz simgesel baarlara ‘fit olmann’, hayatn onca ünitesi Din’in mesajndan mücerred ekillendirilirken baz göz önündeki atlmlar merkeze alarak baar bilançolar hazrlamann, bizi tahayyül ettiimiz hedeften uzaklatraca kaygsndan vâreste olamyorum.
Evet, bu plânl ilerleyen bir süreçtir ve son tahlilde müslümanlar aslî iddialarndan soyutlamay hedeflemektedir.
Sahiden, müslümanlar ne zaman mevcut yapy onarmak ve düzeltmekten deil, bütünüyle hasm kabul etmekten söz edeceklerdir?
Karmzda temelleri irke yaslanan bâtl bir model var ve biz bu gerçei dillendirmedikçe, onlar bizim namazmza, baörtümüze falan karmayacaklar. Biz de buradan, müslümanlarn önünün açld naif sonucunu çkarmaya devam edeceiz.
Bâtl toptan reddetmedikçe, onu çürütmek için yine onun tezlerinden medet ummaya devam ettikçe, bize bahedilen ‘eklî’ iyilemeler artarak devam edecek ve biz her geçen gün daha üst perdeden zafer marlar söyleyerek kendimizi aldatacaz.
Zulmü douran kirli zemine ilimedikçe, imana cephe alan vasatla hesaplamaya azmetmedikçe, mesela kimse bizim kandil kutlamamza engel olmayacak, belki yaknda bu ülkede baörtüsü diye bir sorun da kalmayacak.
tirazmz, sistemin özüne deil de, bir takm uygulamalarna hasrettikçe, kimse bizim ifade özgürlüümüzün snrlarnn genilemesinden huylanmayacak.
Çünkü artk hasmlarmz için ‘tehlike’ olmaktan çkm olacaz.
Mücadele dilini cârî düzenle uzlama üzerine kurgulam konformist bir tavr sahiplenenlerle, ‘dümanlar’ ne diye urasn?
Evet, neyi hedefliyoruz?
slâmî bir hayat modelini mi; yoksa müreffeh ve kalknm bir toplum nizâmn m?
Yazy smet Özel ile bitirelim:
“Nasl toplumdaki ibadet serbestisi ve inanç hürriyeti o toplumu slâmî klmaya yetmez, bu sadece insanlarn kendilerini sahte bir huzura gömmelerine yol açarsa, ayn ekilde slâm’a dönü de muhtevâsn getirmedii takdirde, hakiki slâmî toplumun karsnda bir yer tutmak zorunda kalacaktr. Açkças, bütün müslüman kadnlarn örtündükleri, müslüman erkeklerin de günlük ibadetlerin yan sra balarna sark sarma serbestisine kavutuklar bir ülke, eer o ülkede Kitab ve Sünnet’e riâyet ekle münhasr kalmsa, tiyatro sahnesinden farkszdr.” (airin Devriye Nöbeti-1; Tok Kurda Puslu Hava, s. 163; ûle Yaynlar)
Yazar: Burak Ertürk |
04-06-11 |
||
| E mail: darulhikme.org.tr | Tweet | ||