
| Kategori : / MÜLÂKÂT | Okunma Says: 3587 |
Mehmet Ragp Karc, 1945 Siverek doumlu. Erzincan’da askerî lisede balad lise örenimini Diyarbakr’da, Ziya Gökalp Lisesinde tamamlad. Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Corafya Fakültesini bitirdi.
TRT’de balad memuriyet hayatn, emekli oluncaya kadar çeitli kademelerde yine bu Kurumda sürdürdü.
Mehmet Ragp Karc bazlarnca air, bazlarnca saz-türkü ustas, bazlarnca Osmanlca hocas olarak bilinen çok yönlü bir kii. Türkiye Yazarlar Birliinde ücretsiz olarak Osmanlca dersleri verecek kadar da öz kültürümüze vurgun biri. Ona yakacak en uygun sfatlardan birinin, bir kutlu davann sakal olduunu düünüyorum.
airin yaymlanm iir kitaplar Yeni Bir Sevda Süleyman (1986), Bir Bakasnn Kitab (1996) adlarn tamaktadr.
Mehmet Ragp Karc ile iirimize dair bir mülakat yaptk. Yararl olaca umuduyla… F.Ö.
iirimizin iki ana damar var: Halk ve Divan iiri. yi bir air olmak için bu iirleri bilmek art mdr sizce?
iirimizi Halk veya Divan iiri gibi iki kola ayrmak büyük yanlgdr. Bir kere divan iiri dediimiz iirin binâ edildii yer halkn zihni veya gönlü deil midir? Bu adlandrma kadim iirimizi avam ve havasn iiri diye tesmiye edip medeniyetimizle ilgili ayialar üretmek ve insanmzda kendi medeniyetiyle ilgili üpheler uyandrmak için icat edilmitir:
“Batl hemîe bâtl- beyhûdedir velî / Mükil odur ki sûret-i hakdan zuhur ede”
Günümüzde kadim edebiyatmz ve dolays ile medeniyetimiz modernizmin çukuruna kendini bilerek atm bir intelijansyann hazin macerasn yaamaktadr. Yukarda Bâkî’nin beytini bundan dolay zikrettim. in kötüsü bu çukura atlamaya hazr gönüllüler ordusu da iirin kapsnda beklemektedir. Beklemektedir dediime bakma, kapy zorlayp içeri dalmlardr bile. Günümüzde iyi air olmak (saylmak da denebilir) için iirle ilgili bilgi ve görgüye v.s. ihtiyaç da yoktur. Sekiz on tane reklam iyi becerebilen arkada, herhangi bir metni, cümleler haline getirerek o metni iir diye yutturabilecek yetenek air olmak için yetiyor bugün. Brakn Halk ve Divan iirini okumay ve ondan behremend olmay, airlerin birlikte iir ölenlerine katlp da yârenlik ettikleri arkadalarnn bile iirlerinden ciddi ekilde haberdar olduklarna inanmam ben. Bu dediime uyan üç tane air ad söyleyin ben bu konumay oturur yerim. Geçen yllarn birinde Türkiye Yazarlar Birlii’nin gayretleriyle ülke çapnda gerçekletirilen iir yarmasna bine yakn airin dört bin iirle katld söylendi. Buna bakarak Türkiye’de iir kitaplarnn hiç olmazsa be bin adet baslp satld zannedilebilir, deil mi? Günümüzdeki gerçee bakalm bir de. airlerin yaynevleriyle en iyi iliki kurmu olanlarnn bile iir kitaplarnn en fazla bilemedin bin adet baslabildii herkesin mâlumu.
Bir zamanlar Milli Eitim Bakanl’nn belki bütün tarihi boyunca yapt tek iyi bir i vard: Akademik çalmalara konu olan dîvanlar basp yaymlamak… Bu i hiç olmazsa böyle bir iir de var fikrinin airler, okuyucular ve merakllar arasnda gelimesine katk yapma ihtimâlini barndryordu. Bu hayrl i kadim edebiyatmz ve medeniyetimizle hem ilmî, hem irfânî ilgisini yakndan bildiim Milli Eitim Bakan Hüseyin Çelik tarafndan berhava edildi. O günden bu yana Adalet ve Kalknma Partisi yetkililerinin medeniyetimiz ve kültürümüzle ilgili ettikleri sözler bizimle alay ettikleri fikrini verir.Ragp Karc
Peki airlerimizin ilgisi nedir diye soracak olursak: Ben ünü kendi boylarn ve nerettikleri dergileri am nice âirin kadim iirimiz mevzu-u bahs edildiinde dudak büktüünü bilirim. Burada hem Divan hem Halk iirimizin kastedildiine dikkat buyrulmasn hassaten rica ederim. Sevgili Mehmet Çetin’den iktibasen söylersem, günümüzün iiri kâhir hassasiyeti öhret üzerine mebnîdir ve piyasaya dönüktür. Yirmi sekiz ubat macerasndan bu yana da zamann ve piyasa artlarnn ihtiyacna göre ( konjonktür kelimesini kullanmak istemediim için söyledim ama yine kullandm) belirlenmi bir estetikle söylenip yazlmaktadrlar. Yine bediî zevkler ve hassasiyetler demediime dikkat çekmek ihtiyacndaym. Çünkü bediî kelimesi bir medeniyeti îmâ ve ihtar eden bir mütearifedir. Bu bakmdan günümüz iirinin öhretlerinin iirlerinin icra ve ifade buyrulduu mekâna bile uramaz. Zaten onlar da uratmazlar. iir toplantlarnn çounda güya Bat klasiklerinden parçalar fon müzii olarak kullanlr. Bunlardan birinde ben “Burada Türk iiri okuyoruz, hadi Türk müzii bulamadnz, bâri bu müzii kesin” diye bir ikazda bulunmutum. Programn sonunda sunucu genç çkp, müzik evrenseldir gibi bir laf etti. O zaman etrafmdaki gençlere sormutum: Bu müzii dinlediinizde bir dâ-ü-ssla hissi husûle geldi mi gönlünüzde? O zaman cevap alamadm. imdi burada soruyorum: Bu müzii dinlediinizde, annenizin scak kuca, mahallenizdeki çocukluk aknz, hadi hiç olmazsa kümesinizdeki tavuun gdaklamas hatrnza geliyor mu? Bu soruma cevap isterim. Çobanlkla suçlanacam imdiden kabul ederek bekliyorum.
Çan gerekleri ve piyasa artlar en son olarak airleri etkiler diye düünülür. Oysa buna en çabuk airler teslim oldular. Aydnlar hem de çok sk Müslüman olarak bu ipe sarldlar. Dikkat buyrulmas temennisiyle söylüyorum: imdilerde airlerin büyük çounluu, caz dinlemekle izhâr- zevk ediyorlar. Oysa caz dedikleri disiplin bizim uzun havalarmzdan baka bir ey deildir. Tabii ki bir çobanla oylarn ve zevklerini bir tutmak onlara giran geldii içindir ki bizim melâlimiz ve hüznümüzle hiç alâkas olmayan hassasiyetlere dönüyorlar yönlerini. Bir de bu milleti sevdiklerini söylemezler mi? Bitiyorum yalanlarna. Ne diyelim? Ben medeniyet meselemizin ve zevkimizin bu piyasaya teslim edilmesini içime sindiremiyorum. Benim de air olarak bu vadide admm ve izim yoktur. Olmamasn ve Rabbimin bu tuzaa beni düürmemesi için bu konumay okuyacak olanlardan duadan baka bir talebim de yoktur.
iir ve edebiyat, bir medeniyet için olmazsa olmazlardan mdr? Sözgelimi biz, Osmanl medeniyetini o dönemin iiri üzerinden tanyabilir, bir anlamda yeniden kefedebilir miyiz?
Olmazsa olmaz meselesi iiri ve hayat ciddiye alanlar için önemlidir. Kadîm iirimiz için bir medeniyet meselesidir dedim biraz önce. Bu cümleye dikkat isterim. Medeniyet meselesi, öyle kuru kuruya basit bir kültür meselesi deildir. Yâni üç tane su yolu, be tane câmî, bin tâne medrese ve talar, talar... Bunlar sadece uzaktan görünen yaplardr. Kültür bunlar bir arada görsel olarak seyircisinin bediî zevkine takdiminin ubesidir. Yâni sadece akln, bilemedin biraz zevkini, hadi biraz da gururunu tatmin eder. Oysa medeniyet tefekkürü, îmân ve mâerî vicdann kendisine düen alannda gönül ve gözyana ihtiyaç gösterir. Bu da bir garip meseledir. Bu din garip geldi, garip gider buyruu fehvasnca gariptir; garip gidecektir. Çünkü kadîm iirimizle hem dem olmak için bir sürü bilgiye, görgüye, terbiyeye ve sahih bir tarih ve millet uuruna ihtiyaç vardr. imdi kim uraacak bu gibi garip ilerle?
Usta-çrak ilikisi hep savunulmaktadr. Bu ilikide eitim boyutu öne çkarlyor sürekli. Ama çran, ustann etkisinde/gölgesinde kalma riski yok mu? Bu risk nasl önlenebilir sizce?
Ustalk çraklk, kalfalk belli disiplinleri olan zanaat veya sanat erbabnn meselesidir. Öyle ya belli bir sanat veya zanaat, kendisinden öncekilerin imal ve icad ettii yöntemlerle geliir. Usta hangi çekicin nerede, hangi balyozun hangi taa neresinden vurulacan, tan duvarda hangi dengeyi nasl tayacan hesap, kimi zaman icad , kimi zaman ustasnn yöntemini icra ederek bulur. Çran ii de bu ameliyeyi gerek kendi muhayyilesinde, gerek ustasnn olmad zamanlarda ta, bakr, demiri eliyle tutarak, bazen elini yakarak, bazen elini çekicin altna tutarak örenmeye çalr. Zor bir maceradr. Ancak belli kaideleri ve kurallar vardr. iirde ise kadim zamanlarda hece veznini kullanarak dörtlük veya aruzun herhangi bir bahri ile gazel söylemek, birinci cevaptaki medeniyet meselesiyle ilgilidir. Yâni aruzun hangi bahrine, hecenin hangi on birine veya yedilisine yatkn olduunu ustas söylemez air adaynn. Aday bunlar ustasnn idrâkinden, irfanndan emerek kendisi bulur. Demek ki bir irfan meselesi diye bir ey var. Âk Veysel’in on yla yakn hep usta mal çalp söyledii bilinen hikâyedir. iirini Haydar türküsünde dinlediimiz Stk Baba öyle diyor: “ On dört yl gezdik efsânelikte/ Stk ismin buldum dîvânelikte.” Efsane mahlas, usta mal söyledii zamanlar iaret ediyor. On dört yl sonra Stk mahlasyla kendi iirini söylemeye balyor. Hadi günümüz iirinde teknik bir disiplin yok, bari muhteva ve iç âhengi, gizli msrâ, iir cümlesini konualm denilecek olursa da bunu oturup konuabileceiniz hangi babayiit var, siz söyleyin.
Cemal Süreya’nn “Folklor iire düman.” cümlesiyle ifadesini bulan bir yaklam oldu yakn tarihimizde. Gerçekten folklor iire düman myd/düman m?
Folklordan ne anladnza bal. Cemal Süreya bu sözü söyledii sralarda, sanrm halkçlk rüzgâr tüm hzyla esiyordu. Köy Enstitüsü çkl air ve romanclar yöresel azlarla bir eyler söylemeye çalyorlard. Bar Manço’nun ünlü Halhal arksnn sözleri, ciddi bildiimiz bir airin elinden çkmt: “Suya gider Nazo gelin/ Ayanda gümü halhal” u anda aklma gelmeyen bir sürü örnei var bunun. Cemal Süreya’nn yanl, bu gibi zevzeklikleri ciddiye almas olmutur. Kendisinin de folklordan ne derece ciddi haberdar olduu da üphelidir. Meselâ kendisinin bir iirindeki bu msralar da zorlanrsa folklorik saylabilir: “Ablalarn boyunlar soru iareti/ Aabeylerse utançlarndan Emrah.” Ama görüyorsunuz folklorik öe tasa da, iirin tâ kendisi. Bu konu çok su götürür. Ayr ve uzun bir sohbetin mevzuu olabilir.
Divan iirine özel bir ilginiz olduunu, bu ilginin bir antoloji çalmas eklinde somutlatn da biliyoruz. Bu konuda biraz bilgi verir misiniz? Çalmanz basld m, baslacak m? Nasl bir gelecek bekliyor onu?
Divan iiriyle ilgim gençliimde eskimez yazmz örenince balad. Önceleri heyecan verici bir macera gibiydi. Sonralar üzerine oturduumuz medeniyet meselesiyle ilgili olarak bir öretmenimin ikazyla bir çeit hassasiyete dönütü. Merhum Üstad Necip Fazl’n sözlerinde ifadesini bulan surda gedik açmak fiilini, önce benim etrafmda örülen surlarda deneye deneye bugünlere geldim.
Bu iirle çok yakn ilgim olmakla birlikte bir antoloji fikri Adem Özbay’n teklifine kadar aklma gelmedi. Onun teklifiyle hazrladm 1000 küsur sayfalk kitabn nerine imkân bulunmad. Baslmas için bana gönderilen tashih nüshasnda Adem Özbay’n eseri bir bakasna incelettirdiini görünce o arkadaa yeni bir antoloji hazrlatmasnn daha doru olacan düünerek bana gönderilmi nüshay da tashih etmeden kendime sakladm. Antoloji biraz fazla büyüdü. Bu bakmdan neredebilecek bir yaynevi bulmann imkansz olduunu biliyorum. Nasl bir gelecek bekliyor bilmiyorum. Beni nasl bir gelecein bekledii ile ilgili biraz da. Ayrca imdilerde bu ile an öhreti olan insanlar itigal ediyorlar. imdilik baz örencilerimle paylayorum.
Divan iiri antolojisi çok ilerledi. Beni de çok yordu. Basacak yaynevi yok. Zaten kimsenin böyle bir derdi yok. imdi bir ksmn sevgili hemehrim Mehmet Kurtolu’yla paylatm. Belki o internet ortamna verir de bir merak uyandrr. Benim meselem olduu kadar bir kadim ve aziz medeniyetin meselesidir. Mîrî maldr. Ben airlerin ruhlarna okunacak fatihalar sebebiyle, belki hesap günü onlarn efaatlerine muhatap olma umudundaym. Bu antoloji zamanmzn allâmeleri gibi bir ilmî eser deildir. rfan ve medeniyet idrâki ve hassasiyeti uyandrmak tela ve heyecan ile hazrlanmtr.
Sizin“melal-hüzün” kavramlarna deiik anlamlar yüklediinizi bir sohbetinizde dinlemitim. Melal-hüzün ayrmn neye göre yapyoruz? Melâl ya da hüznün iirde olup olmamas neyi deitirir? Melal sahibi bir air ne yana, hüzün sahibi bir air ne yana düer?
Ben melâle de hüzne de deiik anlamlar yüklemiyorum. Sadece iaret ediyorum. Biraz da dikkat çekiyorum o kadar. Bunlarn iirin içinde olup olmamas diye de bir ey düünülemez. iir insann eseridir. Hüzün ve melâl de insanla var olan iki ruh halidir. Bunlarla ilgili “Türkü Dinleme Temrinleri” adn koyduum yaz ve konumalarmda söz ettim. imdi burada yeniden ortaya döküp kimsenin cann skmak istemem.
Ancak u söylenebilir: Bu iki hâl insann “ol” emrine muhatab olduu anda ihsan edilmitir; dierleri: öfke, gurur, keder, kin, haset gibi. Ancak melâl dndaki hâllerin ortaya çkmas mutlaka bir sebebe ihtiyaç gösterir. Melâlin ise böyle bir sebebe ihtiyac yoktur. Say ki derisinin üzerindeki nemdir. Bu hususiyetini ümmî oluundan alr. Burada ümmîlik meselesi üzerinde durmak gerekir. Onu da kitap çknca okursunuz. Çünkü bu konuda bir gazetenin sorusuna verdiim cevab ayn gün -iin garibi o gazete ve balnda benim admn olduunu göre göre- bir arkada bana nasihat olarak söyledi. Arkada utandrmamak için “bak bu senin kanaat önderi tavrlaryla söylediin cümleler benimdir” demedim. Bu yüzden burada söyleyip de ikinci bir fikir hrszlyla karlamak istemiyorum. Yine bir zamanlar bir partinin haftalk gazetesini çkarrken bama geldi böyle bir olay. Gazetede yazmaya söz veren, ancak partideki ileri dolays ile yazmayan beylerin yerine yazlar ben yazyordum. sim yerine de tabii ki onlarn adn yazyordum, onlarn onayn alarak. kinci veya üçüncü haftalk say üzerinde müzakere ediyorken, adna yaz yazdm yetkiliye bir telefon geldi. Telefonda ilk sorusu “nasl bu saydaki yazm beendin mi?” oldu. Benim yanmda ve benim gözümün içine bakarak söyledi. Yüzünde bir kzarma aradm, bulamadm. Dördüncü sayda da braktm ve zaten kendileri de çkaramadlar. Önce gururumu okasa da bana dert olmu bir hadisedir. Ayn eylerle karlamak istemiyorum.
Zaman ayrdnz için teekkür ederim.
Yazar: Fikri Özçelikçi |
14-06-11 |
||
| E mail: dünyabizim.com | Tweet | ||