
| Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar) | Okunma Says: 2610 |
Zaman zaman baz meslektalardan akademik yükseltilmelerde dil konusuyla ilgili sorunlar ele almamz yönünde talepler gelmekte.
Uluslararas Yükseköretim Kongresinde (UYK2011) tantmz çeitli akademisyenlerden gelen istek ve verilen söz nedeniyle bu yazda akademisyenlerin dil snavlaryla ilgili sorunlarna deinilmesine karar verildi.
Öncelikle bilim adamlarmzn konularndaki gelimeleri takip edebilme, ürettikleri yeni bilgileri dergi, sempozyum ve konferans gibi yollarla tüm dünyadaki bilim adamlaryla paylama ve tartabilme ve böylece bilimsel bilgilerin teyit edilmesi adna geçerli bir yabanc dilde yetkinliklerin yararl ve gerekli olduuna inanyoruz.
Bu yetkinliklerin kazandrlmasn tevik için çeitli tedbirler ve teviklerin getirilmesinin de doal olduunu düünüyoruz.
Ancak akademisyenlerin mesleki yükseltilmeleri amacyla yabanc dil kriterinin uygulanmas srasnda çeitli ifrat ve tefritlerden kaçnma ve çok sayda akademisyenin yaad sorunlar dile getirme arzusuyla konunun önem tadna ve üzerinde düünülmesi gerektiine inanyoruz.
Yukardaki sebeplerden akademik yükseltilmeyle ilgili olarak öretim elemanlarnn arzu ettikleri çeitli kademelere bavuruda bulunabilmeleri için merkezi yabanc dil snavlarnda belli seviyelerde baarl olmalar gereklilii yönünde düzenlemeler bulunmakta.
Bu yükseltilmeler içinde de pek çok akademisyeni zorlayanlarn banda herhalde doçentlik gelmekte.
Doçentlik bavurusunda bulunmak isteyen bir akademisyenin 2547 sayl Yükseköretim kanununun 24. ve 65. maddeleri gereince hazrlanan Üniversiteleraras Kurul yönetmelii kapsamnda Türkiye’de yükseköretim kurumlarnda dört yllk lisans programnda yabanc dil olarak öretilen, kendi alanlarnda akademik bakmdan ilerlemesini salayan ve uluslararas geçerlilii bulunan dillerden birini bildiini, ÖSYM tarafndan yaplan merkezi yabanc dil seviye belirleme snavndan en az altmbe puan alarak, belgelemesi gerekmekte.
Ayrca anabilim veya bilim dal belli bir dille ilgili olanlar, bu snav baka bir yabanc dilde vermek zorundalar.
Ancak belli bir yabanc dilde baarl olma kriteri, yüksek lisans veya doktorasn yurt dnda tamamlayan akademisyenler için fazla sorun tekil etmese de pek çok akademisyen nezdinde önemli bir takm skntlar da beraberinde getirmekte.
Sorunu anlamak için ÖSYM sitesinden saysal bilgilere hzlca göz atmak yeterli. ÜDS ve KPDS 2011 lkbahar dönemi ngilizce snavndaki baar ortalamalarna baktmzda yaklak 41 gibi oldukça düük bir rakam gözlemleniyor.
Ülkemizde yabanc dil öretiminin ne kadar zayf olduu bilinmekte. 16 yllk örenim hayatnn neredeyse 12 ylnda yabanc dil dersi alan ortalama bir üniversite mezununun bir yabancyla karlatnda o yabanc dilde belli seviyede iletiimi salayamamas acaba kaç ülkede rastlanan bir durumdur?
Hele olayn bu boyutu dnda, her defasnda yüz binlerce adayn ald snavlarda baar ortalamasnn bu kadar düük olmasnn sebepleri arasnda snavn ölçebilirlii yönünde ciddi eletiriler yaplmaktaysa.
Örnein; bir önceki ÜDS snavnda 80 üzerinde sonuç alm bir adayn puann yükseltmek için girdii bir sonraki snavda kasdi olarak yapmadysa veya rahatszlanmamsa 50’nin altnda not almas nasl izah edilebilir?
Yabanc dil snavlaryla ilgili en büyük eletiri ise daha büyük bir temele dayanmakta. Baz akademisyenler doçentlie bavuru artlar arasnda yabanc dilin olmazsa olmaz koullardan saylmasnn ne kadar doru olduunu sorgulamakta.
Japonya gibi baz ülkelerde üniversitelerin organize çeviri hizmetleri sayesinde pek çok akademisyenin yabanc dil bilmesine gerek kalmadan dardan istedii makalelerin çevirisini elde ettii gibi kendi yazd makalelerin çevirisi için de dil destekleri ald bilinmekte.
Eer bir bilim adam takdire ayan, dünya çapnda ses getirebilecek bilgiyi kendi dilinde üretebiliyorsa yabanc dil bilmemesi bilgiyi dier bilim adamlaryla paylamasnn önünde bir engel olabilir mi?
Yani, ürettikleri bilgileri bir ekilde bilimsel ortamlarda paylaarak tartabilmeleri yeterli deil midir?
Acaba dünyann kaç ülkesinde kendi ana dili dndaki bir dili kullanabilme becerisi akademik yükseltilmelerde ana kriter olarak koyulmaktadr?
Dier yandan, ÖSYM tarafndan yaplan yabanc dil snavlar hakknda ciddi eletirilerimiz bulunmaktadr. Bunlarn en banda da bir insann yabanc dil yeteneini salt çoktan seçmeli sorulardan oluan testlerle ölçebilme becerisini (!) nasl gösterebildikleri gelmektedir.
Yabanc dil gibi karlkl etkileim ve iletiime dayal bir becerideki yetkinlik seviyesini belirlemek için dinleme, anlama, yazma ve konuma gibi bileenleri bulunmayan bir snava ne derece güvenebilirsiniz?
ÖYSM kanaatimizce yabanc dil snavlarnda dier snavlarda olduu gibi çoktan seçmeli kolayclna kaçarak yabanc dil yeteneklerini uygun ekilde ölçememektedir. Dier snavlarda belli dereceye kadar belki kabul edilebilir olan bu durum ne yazk ki dil konusunda geçerli deildir.
ÖSYM içinde mutlaka sorularn ölçebilirliini denetleyen uzmanlar vardr ve sorularn ölçebilirliini ve kalitesini artrma amacyla çalmalar yapldna inanyoruz. Ancak yukarda zikredilen dinleme bata olmak üzere çeitli dil yeteneklerinin ölçülmesi noktasnda snavlar mutlaka yeniden tasarlamallar diye düünüyoruz.
ÖSYM’nin gerçekletirdii yabanc dil snavlar konusundaki bu eletirilerimizin sadece ÜDS, KPDS gibi yetikinlere yönelik snavlarda deil, LYS veya YDS gibi snavlarda da geçerli olduunu belirtmek gerekiyor.
Bilgilerini paylaan baka akademisyen arkadalar SCI veya SSCI dergilerde yazdklar makaleleri, denetledikleri makaleleri ve teekkür mektuplarn göstererek ÖSYM’yi dil konusunda yetkinlikleri ölçme noktasnda eletirmekteler.
Yaynla ilgili kriterleri fazlasyla atklar halde dil barajna taklmalar nedeniyle doçentlie bavuramadklarn söyleyen pek çok arkada bulunmakta. Peki dil konusunda yetkin deillerse nasl yayn yapmaktalar? Yayn yapmalar yukarda tartld üzere yeterli deil midir?
Öte yandan yabanc dilin illa ana koul olmasnda srar edilecekse buna da söyleyeceklerimiz var.
Yönetim bilimlerinde gerekli kaynaklar tahsis etmedikçe çalanlardan belli ileri görmelerini ve çktlar salamalarn beklemek uygun abestir.
Bu yüzden akademisyenlerden belli seviyede yabanc dil yetkinliini bekleyebilmek için onlarn yabanc dil yetkinliklerini arttrmalar amacyla belli tevikler salanmal, hizmet içi faaliyetler, kurslar, yurt d imkânlar gibi yollar alabildiine geniletilmelidir.
Arln bata yabanc dil snav ve dier bir yazda ele alnacak yayn temelli paradigmann oluturduu yükseltilme kriterlerinden olsa gerek doçentlikteki ylmalar ve doçentlie yükseltilmedeki zorluklar rakamlardan görmek mümkün.
Ülkemizdeki üniversitelerde çeitli unvanlarla görev yapan öretim eleman saylar arasndaki uçurum tkanmann boyutunu göstermektedir.
Türkiye’de devlet ve vakf olmak üzere toplam neredeyse 165 üniversite bulunmaktadr. Üniversitelerde örnein 2008-2009 itibariyle görev yapan öretim eleman saylar ise öyle: profesör says yaklak 14.000, doçent says 7.500, ve yardmc doçent says 20.000.
Unvanlara göre oluan bu tipik farkllk ilk defa 2007 ylnda yaptmz çalmada fark edilmiti. Farkl yllarda doçentlik seviyesinde yukardakine benzer ekilde bariz tkanmalar söz konusu.
Söz konusu örnekte yardmc doçent says neredeyse doçent saysnn üç kat, profesör says ise iki katdr.
Doçentliin zorlatrlmas ile ilgili olarak yabanc dil önemli engellerden birisi. Dierleri ise belki baka tartmalarn konusu.
Ancak…
Doçentlie yükseltilmeyle ilgili unu düünmeden edemiyor insan. Acaba doçentliin bu ekilde zorlatrlmas ve akademisyenlerin önünün tkanmasnn sebepleri arasnda tahmin edilen bazlar dnda bilmediklerimiz de var mdr?
Yazar: Prof. B. Gültekin Çetiner |
16-06-11 |
||
| E mail: haber7.com. | Tweet | ||