
| Kategori : / CEMÝL MERÝÇ'TEN SEÇMELER | Okunma Says: 5640 |
Kaçanlar2: “Bouluyoruz”, diyorlar…“Memleket bir zelzele arefesinde. Gitmek, kaderin hatalarn düzeltmektir. Cangldan3 ehire, kasrgadan limana kaostan tarihe kaç.”
Yükseli devrinde aydn, toplumun herhangi bir ferdidir: zevkleri ile, zilletleri ile, mukaddesleri ile. Ne imtiyaz vardr, ne imtiyaz4 peindedir.
Tanzimat, Bâbâli’nin5 Avrupallamas. Bürokrasi, halktan da, saraydan da kopar. Aydn da bürokrattr, hem de çok nazl, çok hassas, çok hercâî6 bir bürokrat.
‘Hâkim ideoloji, hâkim snfn ideolojisi’ diyor kitap. Osmanl ülkesinde hâkim snf, Fransz ve ngiliz burjuvazisi. Sarayn direnii azaldkça kapitalizm, taarruzunu younlatrr: keiler7, mektepler8, mürebbiyeler9, mason localar10… Osmanl Bankas11, nianlar12, sefaret13 balolar ve Beyolunu zevk panayrna çeviren uh14 aktrisler.
Aydn, batan bir gemidedir. Ufukta rüyalarn en muhteemi: Avrupa. Servetin, öhretin, ehvetin daveti. Azgn itihâlar15 vard intelijansiyann ve bu masal hazineleri kendisini bekliyordu. Avrupal dostlar lütufkârdlar. Karlk olarak biraz “ihanet”istiyorlard sadece.
Halk oynanan oyunu seziyordu, insiyaklaryla16. Ve maziye snyordu; maziye, yani hatralarna, mukaddeslerine. Tek ümidi kalmt: saray. Ve saray çatrdyordu.
Aydn için padiah, kendisini dünya zevklerinden ayran bir hâil17 idi. Padiah olmazsa, Avrupa’nn emrinde ve Avrupa’nn inâyetiyle18 kendisi yönetecekti devleti. Hürriyetçiydi, terakkiciydi, medeniyetçiydi. Halk savaa hazrlamak m? Hangi halk? Ne sava? Kime kar sava?
1 Bu Ülke. letiim Yaynlar, stanbul 1996.s.135-136
2 Kaçanlar: Cemil Meriç eserlerinde “kaçanlar” kelimesini çok sk kullanr. :Bu kelime ile Tanzimat sonrasnda Avrupa'ya, özellikle Paris ve Londra'ya giden, orada kurduklar cemiyetlerle ve çeitli yaynlarla Osmanl yönetimi aheyhine faaliyetlerde bulunan Yeni Osmanllar ve Jön Türkleri kasteder. Yeni Osmanl düüncesini ve devamndaki Jön Türk hareketini bir paragraflk bir metin ile izah etmek zor. Mevzu ile alakal bir olarak Cemil Meriç’i dinleyelim: “Birer çocuktu Genç Osmanllar… yaramaz, serke. Mefhumlar ve müesseselerle oynuyorlard. Mehlika Sultan’a âk yedi gençtiler. Meçhulü aryorlard, meçhulü ve mutlak. Sonunda hepsi usland. Kanatlar yorgun, kalpleri yaral yurda döndüler. Gurbet kocatmt genç ahinleri… Gurbet ve tecrübeler. “Bir de Yahya Kemâl’e kulak verelim: “Mehlika Sultan’a âk yedi genç/ Gece ehrin kapsndan çkt;/ Mehlika Sultan’a âk yedi genç/ Kara sevdâl birer âkt. ...Mehlika’nn kara sevdâllar/ Vardlar çkr yok bir kuyuya,/Mehlika’nn kara sevdâllar/ Baktlar korkulu gözlerle suya. Su çekilmi gibi rü’yâ oldu!/ Erdiler yolculuun son demine;/ Bir hayâl âlemi peydâ oldu,/ Göçtüler hep o hayâl âlemine."
3 Cangl: Cengel. Kelime Türkçe’de kargaa ve karklk manasna gelecek ekilde mecaz anlamyla kullanlr. Asl manas u: Otlarla ve sk aaçlarla örülü Hindistan ormanlarna verilen ad.
4 mtiyaz: Ayrcalk, bakalarna tannmayan husûsî haklar.
5 Babâli: Osmanl Devleti’nde sadrazamlk binas, paa kaps. Babâli "yüce kap" manasna gelmektedir. Osmanl’da padiah ve sadrazam saray, devlet ve hükümet dairesi manasnda kullanlmtr. slam ve Türk tarihinde birliin ve kuvvetin temsilcisi olarak kabul edilen devletin ve hükümetin merkezleri yüksek ve yüce olarak bilinmi, buralara ayn manada olmak üzere Dergah, Bab- Saray, El-Bab-üs-Sultaniye, Bab- Hümayun, Bab- Ali, Bab- Asafi ve Paa Kaps gibi isimler verilmitir. Metinde geçen manaya dönecek olursak: stanbul’da Babâli semtinde oturan gazetecilerden dolay Türk basn ve özellikle stanbul basn bu ad ile anlm ve yaygn ekilde kullanlmtr.
6 Hercai: Bir hususta kararl olamayan, kararsz.
7 Kei: Hristiyanlarda, manastrda yaayan, hiç evlenmemi papaz, karaba rahip.
8 Mektepler: Misyoner okullar. Osmanl Devleti, birçok millet ve kültürü ihtiva ettii için Türk ve Müslaman olmayan aznlklara kendi okulunu açma frsat vermiti. Aznlk okullar, patrikhaneler ve hahamhaneler araclyla bamsz olarak yönetilirdi. Bu okullar, genellikle kiliselerin yannda ona bal olarak açlrd. Fener Rum Papaz Mektebi, Heybeliada Papaz Mektebi, Musevi Asri Mektebi gibi.
Bunun dnda, Avrupal devletler de kendi politik çkarlarna uygun düen herhangi bir Osmanl aznln koruma bahanesiyle okullar açp menfaat salamay hedeflemilerdir. Fransz Saint Benoit, ngilizler Beyolu Kz lisesi, Nianta ngiliz Erkek Lisesini ve Amerikan Robert Koleji gibi. Osmanl Devleti’nin parçalanmaya balad son yllarda aznlk ve yabanc okullar, bata din ve mezhep propagandas yaparak misyonerlik merkezi ve öretmen kisvesiyle papazlarn ve casuslarn bir üssü haline gelmitir.
9 Mürebbiye: Kendisine bir çocuun eitim ve bakm verilmi olan kadn. Türk sosyal hayatnda mürebbiyeliin ortaya çk, Tanzimat’tan sonra olmutur. Tanzimat döneminde, tahsil için yeni ve yabanc okullara ilgi giderek artar. Bununla birlikte özel eitim ve özel ders de giderek yaygnlk kazanmaya balar. Zengin, hatta orta halli aileler, çocuklarnn tahsil ve terbiyesini tutulan özel hocalar ile, yani mürebbiyeler ile gerçekletirir. Konakta kalan ve ailenin bir mensubu haline gelen mürebbiyeler, çounlukla Fransz’dr. Yabanc dili gerei gibi ve yeteri kadar örenebilmek, karmza çkan yeni, yabanc ve yalanc Bat medeniyetine kolayca adapte olabilmek gayesiyle mürebbiyelere ar ihtiyacmz vard tabii ki. Bu mürebbiyeler, çocuklar küçük yatan itibaren bata yabanc dil olmak üzere, musiki, el sanatlar ve daha da önemlisi Batl terbiye gibi hususlarda yetitirmeye çalrlar. Böylece Türk sosyal hayatna bir mürebbiyelik meselesi girer. Zamanla mürebbiyeler Türk edebiyatnn da malzemesi haline gelir. Tanzimat ve sonrasnda bir çok eser mürebbiye konusunu ilemitir.(Mesela Hüseyin Rahmi Gürpnar’n Mürebbiye adl roman)
10 Masonluk: Üyelerinin (biraderler veya kardeler) birbirlerini iaret ya da sembollerinden tandklar ve srlarn sakl tutmaya yemin ettikleri dünya çapndaki Yahudi tekilat. Mason Locas: Çeitli aamalardaki masonlardan oluan gruplarn her biri.
11 Osmanl Bankas: ngiliz-Fransz ortak grubu tarafndan Türkiye’de kurulan yabanc sermeyeli banka. 1863’de Bank- Osmânî âhâne adyla kuruldu. Türkiye’nin en eski bankas olan bu kuruluun Türkiye dndaki ad: Banque Ottomane’dir.
12 Nian: Bir hizmetten dolay verilen madalya.
13 Sefaret: Sefirlik, büyükelçilik, sefarethane.
14 uh: Neeli, hafif merep kadn.
15 tiha: Ar istek, itah, ehevâni istek ve arzular. Ahmet Haim’i hatrlayalm: “Sana yalnz taze ince bir kadn/ Bana yalnz eski bir budala diyen bu günkü beer/ Bu sefil itihâ, bu kirli nazar/ Bulamaz sende bende bir mana…
16 nsiyak: ç güdü.
17 Hâil: Engel.
18 nâyet: yilik, kayra, atfet, ihsan, lütuf. Fuzûlî ile süsleyelim: “Az eyleme inayetini ehl-i dertten / Yani ki çoh belâlara kl müptelâ beni”
Yazar: Harun ÞAHÝN |
20-06-11 |
||
| E mail: harunsahin75@gmail.com | Tweet | ||