İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / EDEBİYAT
Okunma Sayısı: 2328
Yazar: Yunus Bilge Özdemir
TÜRKİYE'DE KÜLTÜREL İKTİDAR SOLDA MI?

Türkiye’de Kültürel İktidar Solda mı? kitabında yıkım ve inşa var. Cesaret ve gözü peklik var. Hakan Arslanbenzer’in düşüncesinin gelişimini ve geldiği yeri görme imkânı var. Hepimizin gündemTi var. Televizyonlarda, gazete köşelerinde sürekli gelişmemişliğimizden, cehaletimizden şikayet eden içi geçmiş sahte aydınlara inat bizi seven, halkı günahıyla sevabıyla seven bir halk yazarının savaşı var. Kitabı okuduğunuzda durduğunuz yeri görüyorsunuz. Halkın tarafında mısınız, seçkinlerin mi? Bu soruya “seçkinlerin” diyecek hemen hiç kimse yok esasen. Kültürel iktidarın müphemiyeti de tam burada başlıyor. Bu yüzden, yazarın savaşına ortak olun yahut olmayın ama kültürel iktidarı anlamak için muhakkak kitabı okumak gerekiyor.

Türkiye’de Kültürel İktidar Solda Mı? Hakan Arslanbenzer’in Avangard Yayınları’ndan yayımladığı uzun bir aradan sonraki ikinci düzyazı kitabı. İlk düzyazı kitabı Dünyaya Saldıran Şair (1998) edebiyat ortamına yönelttiği eleştirileri kapsıyordu. Bu yeni kitabı ise Türkiye’de edebiyat, kültür ve siyaset alanlarını sorguluyor, iktidarın kimde olduğuna ezberleri bozan bir bakış açısıyla cevap arıyor. Bu anlamda yazarın düşüncesine bütünlüklü şekilde bakma imkânı sağlıyor kitap okuyucuya.

Kültürel İktidar

Kitap iki bölümden oluşuyor: Kültürel İktidar, Popülizmin Amentüsü. Kültürel İktidar bölümündeki yazılar Atlılar‘ın ikinci dönemindeki yazılarıyla (2004) başlıyor. Edebiyat ortamı başta olmak üzere bütün kültürel mahfilleri hedef alan, yıkan, soran sorgulayan, cevaplarını da barındıran yazılar. Türkiye’de kültürel iktidarın solda olmadığını, sağda da olmadığını; dışarıya şartlı bağımlı bir iktidarın söz konusu olduğunu söylüyor Arslanbenzer. Bu düşünce Batılılaşma karşıtı birçok düşünürümüzün hareket noktası esasen. Yazarın projekte ettiği karanlık nokta ise bu iktidarın yürütücülerinin sol değil; kültürel karakolun hadimliğini üstlenen seçkinci anlayış olduğu.

Kültürel ve siyasi kampların sınırlarının belirsizleştiği 2000’lerde bu noktadan hareket etmek kolay değil. Çünkü Türkiye’de seçkinci anlayışın değişmez savunuculuğunu üstlenen bir mahfil yok artık. İttihat Terakki’den Tek Parti İktidarına, daha sonra Kalkınmacı Sağ İktidarlara seçkincilik farklı görünümlerde iktidarını sürdürmüştü. Bugün ise tabiyyetler üzerinden değil, bireyler üzerinden işleyen bir seçkincilik söz konusu; serbestliğin, mukayyet olmamanın tetiklediği. Kitaba adını veren sorunun varlık amacını yakalamak için bu ilişkilere dikkat kesilerek perdenin arkasındaki kukla oynatıcılarına bakmak gerekiyor. Arslanbenzer’in yazılarında okuyucuya önerdiği şey de bu bakış açısı.

Popülizmin Amentüsü

Kitabın ikinci bölümü Fayrap’ın Mayıs 2009 sayısında yayımlanan aynı başlıklı yazısından alıyor ismini. Bu dönemden itibaren Hakan Arslanbenzer’in konuyu açımlayan yazılarından oluşuyor. Popülizmin Amentüsü birinci bölümdeki yıkımın üzerine yazarın oluşturduğu bir inşa hüviyetinde. Kültürel iktidarın dışa bağımlı, merkezsiz, hüviyetsiz, muğlak karakterinin; halka sırtını çevirmekten, halktan olduğunu -söylemde değilse de- yaşayışta inkar etmekten neşet eden seçkinci anlayışın karşısına popülizmi koyuyor yazar. Bir anlamda belirsiz olanın peşinden koşturmak yerine olanı gösteriyor bize; pantolonumuzun yırtığını, cebimizdeki üç kuruş parayı, işsiz çoğunluğu, yoksul çoğunluğu... Okuyucuya kim olduğunu hatırlatıyor. Bunun sonucunda önerdiği yol, kültürel kibrini yıkarak insana doğru bir şey uğruna yürüme cesareti veriyor. Hayatının her alanında, tercih ve beğenilerinde sürekli ortaya çıkan bir ayrımla karşılaşıyor insan böylece. Bu ayrıma göre yol alındığında şuursuz asiliğin verdiği hınç, yerini halktan olduğumuzun bilincine bırakıyor.

Düşüncenin yeri şairin yanıdır

Türk düşünce tarihine baktığımızda düşünce adamlarımızın hemen hepsinin aynı zamanda birer şair olduklarını görürüz. Şair vasfını pek bilmediğimiz Fuat Köprülü, Hilmi Ziya Ülken, Rıza Nur gibi düşünürlerimizin dahi ilk neşrettiği kitapları şiir kitabıdır. Bu ilişki Türkiye’de düşünce, sanat ve siyasetin birbirinden ayrı tutulmadığını göz önünde tutmak açısından önemlidir. Yani Aydınlanmanın toplumlara kabul ettirmeye çalıştığı bir alanda uzmanlaşma, diğer alanlara sağır kalma yolu bizde racih bir yol değildir. Buradan çıkan bir diğer sonuç ise ‘şairlerin düşüncelerine itibar edilmez,’ hükmünün geçersizliğidir. Çünkü Türkiye’de düşüncenin taşıyıcıları şairlerdir. Hakan Arslanbenzer de dahil olmak üzere şairlerin düşüncelerini bu mihenk taşı üzerinden değerlendirmek gerekir.

 
Yunus Bilge Özdemir haber verdi

 

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Yunus Bilge Özdemir
25-06-11
E mail: dünyabizim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TÜRKİYE'DE KÜLTÜREL İKTİDAR SOLDA MI?
Online Kişi: 28
Bu Gün: 166 || Bu Ay: 5.638 || Toplam Ziyaretçi: 1.780.285 || Toplam Tıklanma: 44.708.854