AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / TENKİD
Okunma Sayısı: 4111
Yazar: Cem Küçük
İSKENDER: ELİF ŞAFAK'IN TÜKENİŞİ

Okumayı seven insan yanında okuyacağı ya da okumakta olduğu bir kitabı taşırken içinde büyük bir haz duyar. Orhan Pamuk bu olayın ruh hallerini küçük bir çocuğun gazozla tanışması ve onu doya doya içmesiyle bir tutar. Anlatamadığınız bir zevk ve mutluluk duyarsınız. İçiniz içinize sığmaz.

Stendhal'ın Parma Manastırı bende böyle bir etki bırakmıştı. Yazarın anlattığı Alpler, İtalya, entrikalar sizi alıp romanın içine çekiyor. İçinizde anlamlandıramadığınız bir sevinç dalgası yaratıyor.

Kafka'nın Dönüşüm'ü ruhu titretiyor. Benliğinize değişimle gelen korkuyu aşılıyor.

Dostotevski'nin Beyaz Geceleri aşkın hallerini sorgulatıyor kendinize. Aşık olmanın cana mı, canana mı fayda getirdiğini 100 sayfada anlatıyor yazar. En soğuk gecenin bile insan aşıkken onu üşetemeyeceğini hissettiriyor.

Charles Dickens'ın Oliver Twist'i küçük bir çocuğun trajedi dolu hayatının insanı nasıl acıttığını imgeletiyor.

İyi bir roman insanı tam kalbinin ortasından vurur. Hayatın dehlizlerini gösterir. Bir yanı mutluluğa bir yanı hüzne dönüşen hayatları, karakterleri sunar bize. Roman okumanın hazzı bambaşkadır.

Bizde de böyle iyi romancılar var. Orhan Pamuk, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Halit Ziya Uşaklıgil vb... Yakın dönemde Orhan Pamuk'tan sonra adı ön plana çıkan romancılarımızdan biri Elif Şafak. İyi bir yazarlık kumaşına sahip. (Bizim bu liste ile alâkalı farklı düşüncelerimiz var. "Doğruluş")

1998'de yazdığı Pinhan, 2000'de Mahrem, 2002'de Pit Palas, 2004'de Araf onun yazarlığının ne kadar sağlam olduğunu göstermişti. Artık yeni bir romancımız dünya çapında ün yapar ve Nobel'i alabilir diye düşünüyorduk. En azından ben böyle düşünmüştüm.

2006'da yayınladığı Baba ve Piç skalayı bir adım daha öne çıkardı. Artık bundan sonra daha büyük romanlara imza atar bekliyordum. Çünkü çıtayı yükseltmişti Şafak.

Evet eserleri birçok dile çevrildi. Çevrilen kitapları genelde o ülkenin en önemli yayınevlerinde yayınlanıyor. Baba ve Piç'te değindiği netameli Ermeni meselesiyle ismini daha da duyurdu. Ama ne olduysa bundan sonra oldu?

Elif Şafak tamamen popülerliğe ve ticari yazarlığa soyundu. Aslında bunun sinyallerini Baba ve Piç'le vermeye başlamıştı. Gündem neyse, Batı neyi kabul ediyorsa, piyasa ne gerektiriyorsa o konuları gündeme aldı. Hiç gerek yokken Siyah Süt diye bir kitap yazdı. Peşinden Aşk'ı yazdı ki, bu kitap tam bir içler acısıdır.

Demiştim ya, piyasa neyi istiyorsa onu yazmaya başladı diye. Mevlana her daim çok meşhur bir alan ve herkese yiyecek ekmek var. Elif Şafak da bunun kurbanı oldu. Ortada ne edebi bir eser ne de tartışılacak bir konu var. Tamamen ticari ve çok satma duygusuyla kendini piyasaya feda etti Şafak. Üstelik kitapta bir dolu bilgi yanlışı ve kavram hatası vardı. Entelektüel dağarcığı geniş olduğuna inandığım Elif Şafak Mevlana üzerinden pirim yapmaya çalışmıyordu elbette. Kitabı çok sattı, rekor kırdı. Peki geriye ne kaldı? Elde ne var?

Yayıncılık dünyasının içinde olanlar istisnalar hariç çok satmanın en kestirme yolunun vasatı aşmamak olduğunu bilir. Zenginle fakirin, taşralıyla kentlinin ortak noktasını bulunca işiniz kolay oluyor. Derinlemesine roman yazıp okuyucunun derinlemesine analiz yapmasını sağlamak büyük yazarların işi. Elif Şafak Aşk ve son romanı İskender'de bunu yapamadı.

Herkesin rahatlıkla okuyacağı bir kitap olmuş İskender. Bugün başlasanız iki güne bitirirsiniz. Aklınızda ne kalır? Hiçbir şey. Tıpkı Aşk gibi! Ama tam da halkın istediği şey bu! Kafasını yormaya gerek yok, analize gerek yok, alt metinlere gerek yok.

Tabii İskender romanı gene netameli bir konu olan Kürt meselesine sağından, solundan, ortasından gönderme yapıyor. Karakterler Kürt, konu İngiltere'de yabancılaşma, göç, mutsuzluklar, kendi vatanından uzak olma vb. Uzun zamandır hem bizim ve hem de bizimle ilgili meselelerde Batı'nın en çok ilgilendiği konu olan Kürt meselesi vesilesiyle İskender de en az 20 dile çevrilip Batı'da okunacaktır. Ama TARTIŞILMAYACAKTIR. İskender unutulup gidecektir.

Kurgu hızlı, bir solukta okuyorsunuz kitabı. Sizi çekecek alımlı cümleler de var. Sonrası? Sonrası maalesef yok. Tam vasatın istediği kitap. İskender'i tanımlayacak en iyi kelime "yavan". Yani olmamış.

Elif Şafak iyi yazar olma yolundan hızla uzaklaşmakta, çok satan popüler bir yazar olmaya doğru yol almaktadır. Kendisine yazık etmektedir.

Kimse ondan Ulysses, Kırmızı Pazartesi, Savaş ve Barış, Karamazov Kardeşler yazmasını beklemiyor. Ama en azından ticari dünyaya kendini kaptırmayabilirdi.Elif Şafak kendini tüketmekte ve sonun başlangıcını yaşamaktadır.  Umarım yanılırım.

 

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Cem Küçük
09-08-11
E mail: haber7.com.
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İSKENDER: ELİF ŞAFAK'IN TÜKENİŞİ
Online Kişi: 18
Bu Gün: 47 || Bu Ay: 5.564 || Toplam Ziyaretçi: 1.752.527 || Toplam Tıklanma: 43.897.255