AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / TENKİD
Okunma Sayısı: 2819
Yazar: Mustafa Everdi
ELİF ŞAFAK'IN İSKENDER'İ VE KAFAYA TAKILANLAR

Elif Şafak, İskender’i yazdı. Bizim de aklımıza bir sürü mesele takıldı.

Elif Şafak, Doğan Yayın, Aydın Doğan bütün o medya; konsorsiyum, limited şirket, yok yok adi kollektif şirket... İskender’in bir adı vardı bir de bedeni. Elif Şafak her ikisini de taciz etti, yağmurda ıslanıp çekmiş bir fanila gibi ortalıkta bıraktı.

İlk mektep çağlarımızda erkek çocuklarını -her nedense- kız gibi giydiren  aileler vardı. Ya da kızları erkek çocuklar gibi. Okula gelir, karşı cinsin repliklerini tavır ve tutumlarını acemi bir abartı ile yapmaya çalışırdı. Herkesçe bilinen bir sırdı. Hepimiz bilir ancak oyunu bozmazdık. Bir incelikle herkes rolünü oynardı. Sıradan hayatımıza heyecan bile katar, çocukları yaşamamış; yaşaması için adak yapılmış; bu yüzden böyle büyütüyorlar diye aramızda yüzlerce spekülasyon yürütür; hayal dünyamız zenginleşirdi.

Tabiatın, bizim gibi inceliği filan boşverdiği zaman gelince yani ortaokul son sınıfa doğru ergenliğin halleri görülmeye başlayınca yeni bir şehre göçerlerdi. Artık yeni çevrelerine Allah’ın kendilerine bahşettiği cinsiyetle çıkıp hayatla yüzleşebilmek için... Yıllardır sürdürülen oyun, göç sırasında; yollarda sona erdirilirdi herhalde. Taşındıkları yerde ilk temasın gerçek kimlikleri ile olabilmesi için.

Elif Şafak’ın macerası

Elif Şafak hayatla, hakikatle ve edebiyatla yüzleşmeye hazır değil. Kırılgan bir yüz... Öksüz, yetim ve garip bir bakış... Bu zayıf omuzlarına modern Türkiye’nin kadın romancısı, evrensel yazarı yüklerini habire yüklemek zalimlik elbette. Gerçi Şafak da bu yüke teşne, istekli ve rolünü oynamaya şehvetli. Halbuki Mistik Hint Erotizminden haberdar olsaydı “şehvetin özerkleşmesi”ni bilebilir ve bu medya maymunu olmaya dünden razı olmazdı.

Üstelik mutlu bir aile, gazeteci bir koca, iyi ailelere nasip olan beyaz besili çocuklar… Hayatın tadını çıkarsana. Roman için uzaklarda mahrumiyetler içinde Londra’da yaşamak zorunluluğu… Bir sürü dert çile, sıkıntı.

Halbuki al kendine bir adet İnci Gibi Dişler, çocuklarının başında otur, her akşam evine kocan gelsin ve İskender’i yaz. Biz şimdi Zülkarneyn’i yazmak için doğuya ve batıya, uzaya ve uzama bir yolculuk yapmak zorunda mıyız? Bizim, İskender Türe; misak-ı millî içinde meskun olarak Zülkarneyn’i yepyeni bir bakış açısıyla yazdı. Kimse ondan astral seyahatler yapmasını beklemedi. Bunu yapmadığı için eserinde bir eksiklik bulmadı.

Bu ne neşe!

Her şeye, televizyonlarda yapılan bir iki röportaja bakınca insan Elif Şafak mutluluktan ölecek diye bir tasaya düşüyor. Halbuki büyük romanlar büyük acılardan doğar diye bir  anlayış var. Dosteyevski, Niçe, Tolstoy, James Joyce’un hayatı gibi... Bu anlayış Elif Şafak yüzünden alt-üst olacak. Medya, mutluluk, güzellik duygusu bizi yoldan çıkarıyor. Bir sürü beklentiye sokuyor insanı. Allah’ın izniyle, büyük biraderlerin tasvibiyle Nobelinizi oğlumuz Orhan Pamuk’a aldık. Artık kızımız Elif Şafak’a da uluslar arası bir iyilik yaparsınız. Beklenti bu kadar büyüdü yani. Hem Goethe ne diyordu; "Gençliğinizde arzuladığınız şeylere karşı dikkatli olun, zira olgunluk çağınızda hepsi sizin olacak!”

Elif Şafak, babasının terkedilmiş kızıydı. İncecik duyarlı, zarif bir görüntü; babaları, üvey kardeşleri yaptıklarına pişman olacak; Elif Şafak şahsında terk edilmenin ezik ve kırılgan ruhunu yükseltecek, kırışıklıklarını ütüleyecek bir alandı edebiyat. Romanlara tuz alıp koşarak ödül üzerine ödül veren, Mevlana Büyük Ödülü, Yazarlar Birliği bütün bu kuruluşlar şimdi niye sus puslar? İncirçekirdeğiözlü bitkisel yapıtlarını okuyan, öven, ödüle boğan sağdan ve soldan bütün o gayretkeşler İskender üzerine niye bir iki kelam etmiyorlar.

Tanrısını arayan tükenmiş bir yalan çağındayız.

Nerede bu iki yüz bin?!

Son bir not eklemeliyim. İskender’in ana teması, aforizması ve Elif Şafak’ın tanıtım kokteyl ve röportajlarında kullandığı o en temel söz de ilhamını başka yerden alıyor. Sürekli vurgulanan ana tema da (ç)alıntı. James Joyce; Ulysses s.247 paragraf 940 (Türkçe  baskıdan) “…en salahiyattar merciler bize insanın en büyük düşmanlarının kendi ailesindeki fertler olacağını söylüyor.”

James Joyce bir şey daha söylüyor; “Bana sorarsanız, sadece aile şairlerinin aile hayatı var”  İyi aile romancısını, Nişantaşı, Şişli de cafelerde aksesuar gibi taşıyan iyi aile kızları okusa bir itirazımız olmazdı. Yazı yazmak gibi bir niyetimiz de... Ancak ilk baskıda roman kapağında “200.000” adet şerhi ne menem bir görgüsüzlüktür? Nerede bu 200.000 roman okuyucusu? Nerede bu yüksek duygulara sahip insanların beklentilerine cevap veren Türkiye edebiyat ortamı?

Yalanın egemenliği bu kadar mı despotik olmaya başladı, bu kadar mı pervasız?

Mustafa Everdi yazdı

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Everdi
07-12-11
E mail: dünyabizim.com
 
 
Yorumlar: 1
elif35
meyve veren agacı taslarlar
Tarih : 12-05-12

roman yazarken öncelik hissetmektir,eger sen de bu kadar isteklı ve hisliysen ki cümlelerin gayet yazmaya müsait otur da daha iyisini ya biz de okuyalım arkadaşım.orhan pamuga nobel ödülü veren edebiyat elif şafagı taslarken otur da bir düsün

 
ELİF ŞAFAK'IN İSKENDER'İ VE KAFAYA TAKILANLAR
Online Kişi: 21
Bu Gün: 47 || Bu Ay: 5.564 || Toplam Ziyaretçi: 1.752.527 || Toplam Tıklanma: 43.897.389