İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 2759
Yazar: Gökhan Özcan
RÜYALARI ÇALINAN ÇOCUKLAR

 

Çılgın bilim adamı Krank'ı hatırlayanınız var mı? Fransız yönetmenler Marc Caro ve Jean Pierre Jeunet'nin 1995 yapımı unutulmaz fantastik filmi “Kayıp Çocuklar Şehri' kahramanı, daha doğrusu anti-kahramanıydı Krank. Açık denize konumlanmış dehşetengiz bir platformda çocukların rüyalarını çalmak için kendine bir laboratuar kurmuştu. Çocukların rüyalarını çalmak istiyordu, çünkü kendisi rüya göremiyordu. Ve rüya göremediği için de her gün biraz daha yaşlanıyordu.

Kimilerine zor, tedirgin edici, hatta karanlık gelecektir ama bana sorarsanız çok güzel ve dikkatle izlenmesi gereken bir filmdir. Sanıyorum DVD'si var piyasada, izlemek isteyenler için yazının böyle bir hatırlatma misyonu da olsun. Ama bu yazıdan muradım sizlere film tavsiye etmek değil. Caro-Jeunet ikilisinin filmin hikâyesine çıkış noktası olarak aldığı o parlak fikre dikkatinizi çekmek. Yani; rüya göremeyen büyüklere ve rüyaları çalınan çocuklara…

Bir önceki yazıya sokakların kayıp çocukları ile başlamış ve yazıyı kayıp olduklarının farkında olmadığımız diğer çocuklara küçük bir göndermeyle bitirmiştim. Sokaklarda bedenlerine onulmaz yaralar açtığımız pek çok çocuk var. Onlar için toplum olarak bir şeyler yapmamız şart! Hem de bir an önce! Ama bütün sokak çocuklarını güvenliğe ve huzura kavuşturabilsek bile çocuklarımızı kaybolmaktan bütünüyle kurtarmış olmayacağız. Çünkü çocuklar sadece karanlık sokaklarda kaybolmuyorlar. Sıcacık evlerinde, odalarında da kaybolup gidiyorlar. Sadece bedenlerini kanatmıyor yaralar, ruhlarını da kanatıyor. İşin kötüsü, ruh yaralarının ne onlar, ne biz farkına varıyoruz. Oysa çöküyor yavaş yavaş üstüne insanlıklarını inşa edecekleri temel küçük çatırtılarla her gün. Bir gümbürtü kopmuyor olabilir, bir anda bir enkaz ortaya çıkmayabilir, güvenmeyin buna! Bir ruh yıkımı bazen bir ömür sürebilir. Sözlerine, gözlerine, gizlerine bakın. Tedirginliklerine, isyanlarına, öfkelerine bakın! Akıllarını sürekli kaçırmak istedikleri korkularına bakın! (Geçim korkusu, değil mi? "Doğ.")İnsan olmaya büyümenin onları ne kadar zifiri karanlıklara sürüklediğini göreceksiniz! Çünkü rüyaları çalınıyor onların! Kanatları kırılıyor uçmaya daha ilk yeltendiklerinde!

Kim çalıyor rüyalarını? Kim kırıyor kanatlarını? Artık rüya göremeyen büyükler! Artık uçmayı aklına bile getirmeyen, rakamlar olmaksızın düşünemeyen, her şeyi, nihayet kendi çocuklarını bile ufalayıp kanlı-kirli sektörel çarklara iteleyen yeni çağ insanlığı! Çocukların nelerle oynadığına bir bakın! Oğlanlar ölüm kusan savaş makineleriyle, kızlar her şeyi iğrenç bir pembeye boyayan kozmetik bebeklerle! Peki neyin hayalini kuruyor bizim çocuklarımız? Kendilerini kısa yoldan şöhret kılacak ve amaç için her şeyin meşru olduğu kestirme yolların! Sonu gelmeyen tüketim dolambacında çılgınca savrulmanın! Nasıl ifade ediyorlar kendilerini? Birtakım işaretlerle, kısaltmalarla, melez ve aksanlı laf kırıntılarıyla… çünkü sözcükleri yok, cümleleri yok. Çünkü rüyaları çalındı ve duyguları yok!

Yazının tamamı için tıklayınız.


Yazar: Gökhan Özcan
18-01-10
E mail: gozcan@yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
RÜYALARI ÇALINAN ÇOCUKLAR
Online Kişi: 22
Bu Gün: 145 || Bu Ay: 3.247 || Toplam Ziyaretçi: 1.763.297 || Toplam Tıklanma: 44.210.004