ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Sayısı: 2545
Yazar: Fatih Akkaya'nın mülakatı
TÜRKLER ÖZ VATANINDA PARYA MI?

Hasan Celal Güzel: “Sanki bu memleketteki çoğunluk kendisini, rahmetli Üstad’ın tabiriyle ‘öz vatanında parya’; rahmetli Akif’in tabiriyle ‘hanümansız bir serseriyim, öz diyarımda’ zannetmeye başladı.

‘Türk’ demek, ‘Türk Milleti’ demek adeta suç işlemek oldu. İnsan ‘Türküm’ deyince, ona, aşağılayıcı şekilde bakılmaya başlandı.”

28 Şubat’ta darbecilere karşı verdiği demokrasi mücadelesiyle halkın sevgisini kazanmış bir isim olan Siyasetçi-Yazar Hasan Celal Güzel, kurulduğu ilk günden bu yana AK Parti ve lideri Erdoğan’a destek vermesiyle biliniyor.

Demokratlığından kimsenin şüphe edemeyeceği Hasan Celal Güzel bu günlerde ise, Anayasadan “Türk Milleti” ifadesinin çıkarılmaması gerektiği görüşünün dillendirildiği “Türk Milletine Çağrı” bildirisiyle gündemde.

Bildirinin altında Hasan Celal Güzel’in yanı sıra Halil İnalcık, İlber Ortaylı, Mustafa Kafalı, Sadi Somuncuoğlu, Ramazan Mirzaoğlu gibi tüm Türkiye’nin yakından tanıdığı siyasetçi, akademisyen, bürokrat ve işadamından oluşan 300 aydının imzası bulunuyor.

Bildirinin maddeleri şöyle:

“1-Türk milletinin adı, vatandaşlık tarifinden ve Anayasa'dan çıkarılamaz.

2-Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımız, ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz.

3-Milli devlet yapısı ortadan kaldırılamaz.”

Hasan Celal Güzel’le bu bildiriyi konuştuk. Kimin fikri olduğundan, niçin böyle bir şeye gerek duyulduğuna ve altında imzası olan isimlere kadar… Bildiriyi tüm yönleriyle masaya yatırdık.

Güzel’e ayrıca “barış süreci” ve “akil adamlar komisyonu”yla ilgili düşüncelerini sorduk.

Tecrübeli devlet adamı, bu hassas konularda son derece çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

BİRİNCİ BÖLÜM

Hasan Celal Güzel’le yaptığımız söyleşinin ilk bölümü şöyle:

Fatih Akkaya / Haebervaktim.com

Habervaktim: “Türk Milletine Çağrı” bildirisinin altında sizin de imzanız var? Nasıl oldu bu?

GÜZEL: Ben bu bildirinin organizatörlerinden değilim. Ümit Özdağ bana geldi. “Biz” dedi, kendisini yakinen tanırım 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nden, metni de söylemedi, “Anayasa’dan Türk ve Türk Milleti kelimelerinin çıkarılmasına karşı bir bildiri hazırlıyoruz” dedi. “Siz de imzalar mısınız” dedi. “Hemen imzalarım Ümitçiğim” dedim. Zaten ben ilk imzalayanlardan biriyim. Çünkü ben yıllardır bunu yazıyorum. Bu fikrim son derece açık. Herkese de bunu anlattım. İnsanlara da bunu izah ettim, ediyorum.

Habervaktim: Hiçbir temenniniz, şartınız olmadı mı?

GÜZEL: Şöyle en başta, bunun bir siyasi tarafı olup olmadığını özellikle sordum. Çünkü ben bazı yanlışlıklara rağmen açıkçası AK Parti’yi destekleyen bir yazarım. Dolayısıyla bunun AK Parti aleyhinde siyasi bir hareket şeklinde olmasını tasvip edemem. “Katiyen öyle değil” dedi. Hakikaten de sözlerini tuttular. İçine parti meselesini hiç katmadılar.

Habervaktim: O metni siz kaleme alsaydınız farklı olur muydu?

GÜZEL: Metni ben kaleme alsaydım, daha değişik yazabilirdim. Bir takım klasik Kemalist ifadeleri koymanın bir manası yoktu. Ama o herkese hitap eden bir bildiriydi.

Habervaktim: Bildiride Hüsamettin Cindoruk’un da imzası bulunuyor. Bu isimle adınızın yan yana gelmesi tepki çekti mi?

GÜZEL: Bana soranlar oldu, “Siz Hüsamettin Cindoruk’a kızardınız, onunla neden yan yana geldiniz” diyenler oldu. Bir kere bilmiyordum Hüsamettin Cindoruk’un da olduğunu.

GENE DE İMZALARDIM

Habervaktim: Biliyor olsaydınız, tavrınız farklı mı olurdu?

GÜZEL: Hayır. Bilseydim, kim olursa olsun, biliyor olsaydım gene de imzalardım. Çünkü önemli olan benim düşüncelerimdir. O düşüncelerime katılmış olanlara “sen katılıyorsan ben bu düşünceden vazgeçiyorum” diyemem tabi. Onun için çok değişik bir yelpazede oldu, iyi de oldu. İmzacılar arasında bence bir takım kimseler var ki, toplumun tarihi vicdanını çok güzel dile getiriyor. Mesela Türkiye’nin yetiştirdiği dünya çapındaki iki büyük bilim adamı, Profesör İlber Ortaylı ile Profesör Halil İnalcık, var. Şimdi eğer arasalardı üçüncü büyük bilim adamımız olarak sayabileceğim Profesör Kemal Karpat’ı, o da eminim ki bildirinin altına hemen imza atardı.

Habervaktim: Bu insanların öne çıkan ortak özelliği ne size göre?

GÜZEL: Bana göre bu insanların bir ideolojik milliyetçiliği yok. Hele hele etnik milliyetçilikleri hiç yok. İmza sahiplerinden bazıları milliyetçiliği etnik çerçevede görüyor olabilirler, orası beni hiç ilgilendirmez. Çünkü dikkat ederseniz orada iki önemli madde var, birincisi, Anayasa’dan Türk ve Türk Milleti’nin çıkarılmaması, ikincisi de hiçbir ırk ve mezhep ayrımı yapılmaması talebidir. Bu da etnik esaslı ayrımcılığa karşı olunduğunun açıkça ifadesidir. O da sevindiricidir. Demin söylediğim gibi bunun bir siyasi tarafı yoktur.

Habervaktim: Böyle bir bildiriye ihtiyaç duymanızın sebebi nedir?

GÜZEL: Mahşeri vicdan bundan çok zamandır kanıyor. Bunun sebebi şu: Sanki bu memleketteki yüzde 90’dan fazla olan çoğunluk kendisini, rahmetli Üstad’ın (Necip Fazıl Kısakürek) tabiriyle “kendi öz vatanında parya”; rahmetli Akif’in tabiriyle “hanümansız bir serseriyim, öz diyarımda” zannetmeye başladı. “Türk” demek, “Türk Milleti” demek adeta suç işlemek oldu. İnsan “Türküm” deyince, ona, aşağılayıcı şekilde bakılmaya başlandı. Biz tam tersine “Kürdüm” diyebilmenin serbest olduğunu, hepimizin kardeş olduğunu, Hz. Peygamber Efendimiz’in Veda Hutbesi’nde buyurdukları gibi “Arabın Arap olmayana üstünlüğü yoktur, üstünlük takvadadır” sözünü bilmez miyiz? Benim ırk ölçüm budur mesela. Başka bir ölçüm olamaz. Benim milliyetçilik anlayışım da kendi milletimin anlayışı gibidir.

Habervaktim: Nasıl?

GÜZEL: Hiçbir zaman etnik milliyetçilik değildir. Ta Osmanlı zamanından beri dini esaslara daha çok dayanmış, ayrımcı olmayan ama bir mensubiyet ve aidiyet ifade eden bir milliyetçiliktir. Ben Türklüğümden sıkılmam. Niye, çünkü ben on asır İslam’ın bayraktarlığını yapmışım, böyle bir milletin çocuğuyum, niye utanıyım, niye sıkılayım. Beni özel olarak Ermeni katili, Kürt katili diye göstermeye çalıştılar. Benim tarihimde soykırım ve ırk ayrımcılığı ayıbı yoktur, hiçbir zaman. Ben son derece yanlış işler yaptıklarını bilmelerine rağmen Yahudilere karşı da antisemitik olmamışım.

Habervaktim: Başbakan’ın bu konudaki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

GÜZEL: Sayın Başbakan da zaten “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” söylemi içinde. Bunu her yerde söylüyor. Sayın Başbakan’ın bazen dillendirdi de ama dillendirse de dillendirmese de söylediği “tek millet”ten kastı elbette Türk Milleti’dir.  Biz zaten Türk Milleti, Kürt Milleti, Arap Milleti diye ayrım yapmıyoruz ki.

Habervaktim: Burada araya girmek istiyorum, sizin “Türk Milleti” tarifiniz nedir?

GÜZEL: Şöyle, Türk Milleti bir etnik tasnif, nitelendirme değildir. Türk demek ta 1921 anayasasından beri, sonra 1924 anayasasında, sonra 1982 anayasasında hep o ülkede yaşayan herkesi kucaklayan bir millet anlayışıdır. Bu anlamda milliyetçilik de vatanseverlikle eşdeğerdedir. Hiçbir şekilde bölücülük, ırkçılık ifade etmez. Daha önce nasıl Osmanlı diyorsak hepimize, şimdi de Türk demişiz. Bugün tekrar Osmanlı diyebilir miyiz? Diyemeyiz.

SAÇMA SAPAN BİR LAFTIR BU

Habervaktim: Bu düşüncelerle “Türkiyeli ifadesi olmaz” diyorsunuz yani?

GÜZEL: Evet. Olur mu öyle şey. Saçma sapan bir laftır bu. Dışarıya gitseniz size “Türk müsünüz” diye sorarlar, “siz Türkiyeli misiniz” derler mi? Sonra “Türkiyeli”yi nasıl çevirirsiniz yabancı dillere? Mesela İngilizceye? I am from Turkey. Milletinizi ifade etmek için böyle cümle mi kurmanız lazım? Tek kelimeyle ifade edersiniz, Türküm diyeceksiniz. Siz basın mensubusunuz. Mesele bir Güney Asya ülkesinde tsunami oldu, gazeteler yazıyor, “ölenler arasında 50 tane Türk olduğu bildiriliyor”. Türkiyeli ifadesinden yola çıkarsak,  ya kardeşim sen nerden biliyorsun Türk olduğunu; Türk müydü, Kürt müydü, Arap mıydı, Laz mıydı diye soracak mıyız her defasında? İlk baştaki “Türk”ten kasıt, kanında Türk kanı olan, kafatası Türk olan kişi değil ki.. Yani bir siyasettir siyaset. Yine bir örnek, malum İngiliz pasaportu verilir, Amerikan pasaportu verilir, Alman pasaportu verilir… Şimdi kalkıp da siz Türkiyeli pasaportu mu vereceksiniz? Elalem bize ağzıyla gülmeyi bırakıp, başka yerleriyle güler. Böyle bir ifade literatürde hiç yoktur. Hiç Fransızlılık, İngilizlilik, İtalyanlılık, Yunanlılık, İspanyolluluk gördünüz mü? Yok. O ETA’ya karşı kaç defa taviz veren İspanya’nın anayasasında bile kaç tane İspanyol ifadesi geçiyor. Bu kadar basit.

Habervaktim: Bu konularda Hükümet’in kafası biraz karışık sanki…

GÜZEL: Doğru söylüyorsunuz.

Habervaktim: Bunda medyadaki belli bir kesimin etkisinden söz edilebilir mi? Kendilerine “liberal” diyen bu belli kesim, sürekli PKK lehine yazılar yazıyor; Başbakan’ı, Hükümet’i bir tarafa çekmeye çalışıyor.

GÜZEL: Evet. Liberal bir takım tipler var…

BAŞBAKAN GÜRCÜ MÜRCÜ DEĞİLDİR

Habervaktim: (Bazı isimler saymamız üzerine)

GÜZEL: Sayın Başbakan bir defa etnik olarak Türk’tür. Başkalarının laf ettiği gibi Gürcü mürcü filan değildir. Ben onu iyi biliyorum. Kendisi de gayet iyi biliyor, kaç defa da Türk olduğunu söyledi. Sayın Başbakan Türk milleti lafını kullanıyor zaman zaman. Ha bunun üzerine çok fazla vurgu yapmıyor. Yani karşı tarafta aşağılık kompleksi var. Çok yanlış bir şey. Tek millet çok doğru bir tabirdir. Çünkü siz kalkıp da sınırlarımız içinde iki ayrı millet yaşadığını kabul ederseniz o zaman iki ayrı kimlik meydana gelir. İki ayrı kimlik deyip sonunda bölünmeyi anlatır.

ESKİ MARKSİST ŞİMDİ DE ULTRAMODERN GEÇİNEN BAZI TİPLER VAR

Medyadaki o belli kesime gelecek olursak…Türkiye’de altını çizerek söylüyorum, eski sosyalist eski Marksist şimdi de ultramodern geçinen bazı tipler var. Bunlar böyle yapıyorlar. İsim vermeyeyim ama içlerinden bazıları resmen görevli. Bazıları PKK destekçiliği yapıyorlar. Bir yandan Türk’e vatanseverlik anlamında milliyetçiliği fazla görürken, diğer yandan ırkçılığı, bölücülüğü, teröre şiddete dayanan Kürt etnik milliyetçiliğini destekliyorlar. Böyle saçma şey olur mu?

Habervaktim: Bir devlette “iki millet” demenin sakıncaları nelerdir?

GÜZEL: Şimdi bir devlette iki millet demek bir müddet sonra ayrılmak demektir. Yugoslavya’yı düşünün, SSCB’yi düşünün. Bunları bir arada muhafaza etmek mümkün değildir. Demiyor ki Türkiye’de sadece Türk yaşar. Böyle bir şey denmiyor. Sadece Türk’ü severiz de denmiyor. Kürt, Türk kardeştir. Şu, bu, o denmiyor. Çünkü Kürt bizim için öteki değildir. O değil, biziz. Biz de oyuz. Benim sevdiğim birçok arkadaşım Kürt’tür, çok yakın akrabam da Kürt’tür çok da normaldir. Şimdi biz bin seneden beri beraberiz. Bizim esas müşterekimiz İslam’dır. Bu bizim kerpicimiz, tuğlamızdır. Bizi bir araya getiren budur. Zaten Kürtlerle dil haricinde hiçbir kültürel farklılığımız yoktur. Ne tarihte, ne kıvançta, ne kederde, ne müzikte, ne diğer kültürel alanlarda hiçbir şeyde farkımız yoktur.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınz.

Yazar: Fatih Akkaya'nın mülakatı
02-04-13
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TÜRKLER ÖZ VATANINDA PARYA MI?
Online Kişi: 12
Bu Gün: 234 || Bu Ay: 7.745 || Toplam Ziyaretçi: 2.240.134 || Toplam Tıklanma: 52.351.067