RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

 

Kardeşlerimizin Ramazân-ı Şerîf'lerini tebrik ederiz.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Sayısı: 6358
Yazar: Ahmet Kerim Sencer
MİLLETLERİN HÂFIZASI TÂRİHTİR (Can Alpgüvenç'le mülâkât)
Milletlerin hafızası tarihtir

Hanım Sultanlar adlı yeni kitabı üzerinden yanlış anlatılan Osmanlı mefhumununu tarihçi yazar Can Alpgüvenç’le konuştuk…

Osmanlıyı bize kim, niye yanlış anlattı efendim?

Osmanlı devrinde pek çok şey bize yanlış aksettirildi. Bilhassa Harem teşkilatı. Haremin bir işret yeri gibi sunulması tarihe ve tarihi şahsiyetlere yapılmış en büyük haksızlıktır. Osmanlı'nın Viyana kuşatması, Avrupalıların kafasında büyük bir korku oluşturmuş, bu korkuyla birlikte Avrupalının kafasında intikam duygusu da gelişti. Bu intikamı almak için de Osmanlı'dan her fırsatta menfi bir bakış açısından bize kendi tarihimizi tahrif ederek anlattılar. Osmanlı'da bir eğitim merkezi olarak işlev gören cariyelik müeessesesini, onu yüreğinden hançerlemek için kullandılar. Topkapı Sarayı’nda Harem Dairesi’ni gezen herkes bilir ki duvarların alınlıkları ayeti kerime levhalarıyla doludur. Bu mekanda huşu ile ancak edeb tahsil edilebilir.
 
Niye tarihimizi oryantalistlerden öğreniyoruz?
 
Güzel soru. Tarih insanların ve milletlerin yitik hafızası gibidir. İnsanlar düşüncelerini hafızalarıyla tazeler. Hafızasını kaybeden insanın doğru düşünmesi beklenemez. Toplumlar da böyledir; hafızasını kaybeden insanın kimliğini kaybetmesi gibi hafızasını kaybeden toplumlar da kimliklerini kaybederler. Milletlerin hafızası tarihtir. Tarihi hafızamızı kaybettiğimizde köksüzleşiriz. Bizi esir almak isteyenlerin insafına kalmış bir şekilde onların bize öğrettiği ya da dayattığı tarih bilgisiyle hareket ederiz. Birkaç asırdır biz olan da bu! Şimdi yavaş yavaş bu hatadan dönülmeye çalışılıyor.
 
Osmanlı medeniyetinin canlı şahitlerini tahribin bunda ne gibi bir rolü var?
 
Osmanlı hem Balkanlarda hem Anadolu'da çok güzel eserler vücuda getirmiş, başınızı nereye çevirseniz orada muhteşem bir Osmanlı eserine rastlarsınız. Osmanlı eserleri ihtişamı ve sanat değeri ile her yerde bizi selamlıyor. Camilerden, medreselerden, külliyelerden zevk ve sanat fışkırıyor. Cumhuriyet devriyle birlikte maalesef bu eserlerin bir çoğu tahrip edilmiştir. Osmanlı eserlerini tahrip etmek, onları yapan büyüklerimizi iki defa öldürmektir. Son yıllarda Osmanlı'ya ilgi ve sevgi artmıştır. Osmanlı'yı yavaş yavaş hatırlamaya yeniden okumaya başlıyoruz. Tekrar mazimizdeki o ihtişamlı günlere dönmek istiyorsak Osmanlı'yı yeniden okumak zorundayız. Umutluyum.
 
Tarih bizim neyimize lazım diyenlerimiz çok mu sizce?
 
Toplumda bazan tarihten bana ne diyenler tarih gelmiş geçmiştir diyenler oluyor. Normal değildir ama olabilir. Sebepleri üzerinde düşünmemiz lazım. Geçmişle gelecek kesin bir çizgiyle birbirinden ayrılmış değildir. Maziden ibret almazsak medeniyetimizin ışığını alamayız. Goethe'yi bilmeyen bir Alman olamaz, Şekspir'i bilmeyen bir İngiliz olamaz. Ama Fuzuli'yi bilmeyen bir Türk olabiliyor. Keçecizade Fuat Paşa’nın “Siz dışardan biz içerden uğraştık haya yıkamadık Osmanlı’yı dediği gibi, birden bire ve tazyiksiz olmuş bir şey de değildir bu. Bilinçli olarak genç nesli tarihinden edebiyatından, kültüründen, kendine ait her şeyden soğutma politikası uygulandı 200 sene.
 
Hanım Sultanlara gelecek olursak…
 
Osmanlı'yı araştırmaya başladığımızda önümüze çıkan önemli mevzulardan biridir Hanım Sultanlar... Bu konuya dikkat çekmek için bir kitap da yazma ihtiyacı hissettik. Hanım Sultanlar zannedildiği ve batılı tarihçilerin iddia ettiği gibi Harem içinde sıkışıp kalmış değildir. Hanım Sultanlar, Külliyeler hastahaneler tabhaneler yaptırmıştır. Darüşşifaların yanında tabhaneler yaptırmak sadece bizde olan bir uygulamadır. Tabhane, hastanede tedavi edilen hastaların tedavi sonrasında dinlenmesi kendine gelmesi kendini toparlaması için yapılan özel bakım evleridir. Sosyal devleti sağlamak için bu kurumlar inşa edilmiştir. Kervansaraylar, imarethaneler, tabhaneler, külliyenin içinde bir kompleks olarak inşa edilmiş mekanlardı. Şehirde yaşayan bir insanın her türlü ihtiyacının karşılandığı bu mekanları inşa etmek o zamanın şartlarında muazzam bir gelişmedir. Bir mekan düşünün; imarette yemek yiyorsunuz, hamamda banyonuzu yapıyorsunuz tabhanede dinleniyorsunuz. Camisi var hastanesi var, medresede öğrenciler hastane için ihtisas yapıyor, yani hepsi birbiriyle bağlantılı ve ihtiyacı karşılamaya yönelik bir yapılaşma... Bütün bu işlerle özellikle uğraşan kim diye baktığımızda karşımıza Hanım Sultanlar çıkıyor.
 
İsim verebilir miyiz?
 
Nurbanu Valide Sultan mesela… Gülnuş Valide Sultan, Pertevniyal Valide Sultan, Adile Sultan, Selçuk Valide Sultan, Bezmi Alem Valide Sultan gibi Hanım Sultanlarımız çok büyük hayır hizmetleri yapmışlar. Bizler bu gün bu eserleri korumakta bile zorlanıyoruz. Bu eserlerin sanat ve tarihi değeri yüksek eserler olması bizi harekete geçirmelidir. Biz bu eserleri korumak için elimizden gelen her türlü gayrei göstermeliyiz.
Bakınız Bezmi Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesini yaptırdı ve sadece sahipsiz insanların tedavi edileceği bu hastaneye pek çok irad da bağlamış. Bu hastanenin masrafları için de şunu söylüyor.
 
''Bu hastanede gurebanın bütün masrafları karşılanacak, bir soğan velev ki bir altın lira dahi olsa alınacaktır.''
Bu anlayışı görünce Osmanlı'ya saygı duymamak elde değildir.
 
Sanki Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın temelleri üzerine kurulmamış gibi birbirine rakipmiş gibi algılanıyor.
 
Bana göre Osmanlı Cumhuriyete rakip değildir. Cumhuriyeti kuranların hepsi birer Osmanlı Paşasıydı. Osmanlı’nın eğitim müesseselerinde yetişmişlerdi; bunu unutmamak lazım. Osmanlı'yı yüceltmek Cumhuriyeti küçümsemek anlamına gelmez. Cumhuriyet olarak Osmanlı'ya sahip çıktıkça çok daha büyük işlerin altına imzamızı atacağız.''
 
Emeğinize yüreğinize sağlık diyoruz. Hanım Sultanlarımızın ve vefakar ceddimizin ruhu şad omuştur dileriz.
 
Sağolun. İlginiz için teşekkür ederim.

Haberkültür.net

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ahmet Kerim Sencer
09-03-10
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 1
melek eriş
kanuni sultan süleyman
Tarih : 13-01-12

büyük bir osmanlı aşığı olarak son zamanda yayınlanan dizi yüzünden çok üzülüyorum. kendi kendime sorular soruyorum. cevapların bir kısmını bu yazı sayesinde buldum fakat hala kafam karışık. etrafımdaki herkes osmanlı hayranı olduğumu bilir fakat sorularını cevaplayamıyorum. lütfen bana yardımcı olun. sizden bir kitap ismi rica ediyorum. neden hürreme nikah kıyıldı. mahidevrana gerçekten ne oldu. padişahlar cariyelerle nikahsız mı beraber oluyor du ki bu islamda zina değil mi dir. gerçekten bu sorular benim günlük yaşamımı bile etkiliyor sizden tarafsız bir kitap ismi rica ediyorum. ayrıca can alpgüvenç hocamıza çok teşekkür ediyorum. saygılarımla.........

 
MİLLETLERİN HÂFIZASI TÂRİHTİR (Can Alpgüvenç'le mülâkât)
Online Kişi: 30
Bu Gün: 216 || Bu Ay: 3.997 || Toplam Ziyaretçi: 1.739.459 || Toplam Tıklanma: 43.633.973