HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / HÝKÂYE
Okunma Says: 3224
Yazar: Abdullah Harmancý
NECÝP TOSUN'UN HÝKÂYECÝLÝÐÝNE DÂÝR



Usta i

09.07.2007 - 14:21, Krkikindi

 1998'de ilk öykü kitab Küller ve Uçurumlar' yaynlanan Necip Tosun, 2005 yl îtibâriyle ikinci öykü kitabn çkard: Otuz Üçüncü Peron (Hece Yaynlar, 2005). Kitapta on dört öykü var.

Öykülerde "yolculuk" izlei öne çkyor. Otogarlar, otobüsler, oteller, yollar, yolculuklar... öykülerin önemli bir bölümüne hâkim. Kahramanlarmz ("kahramanlarmz" diye vurgulamaya gerek var m?), ya memleketlerinden uzaklara doru yola çkyorlar, ya da uzaklardan memleketlerine dönüyorlar. Bu yolculuklar, "dönü"lere, yeniden balaylara, sorgulaylara, hesaplamalara, yüzlemelere, ödemelere, geçmi seneleri hatrlaylara sebep oluyor. te kitabn vurgu yapt, üzerinde durduu ya da üzerine gittii konularn banda tam da bu/nlar var.

"Aynalar ve Srlar"da, baarsz olduunu düünen bir ressamn iç dünyas; "Mektup"ta, kzn yitiren ama bunu yllarca kabul edemeyen bir annenin acsyla hesaplap bu büyük acy kabullenmesi; "Geçit"te, vaktiyle sa-sol dâvâsnda solcu bir genci vurmu ve vurduu gencin gözlerindeki ifâdenin rûhuna brakt ztrâb uyutamaynca gidip teslîm olmu ve on yl mahkûmiyetten sonra hapishâneden çkm bir kiinin özgür kald gün;"Ricat"te, yllarca bir "dâvâ"nn sâdk neferi olmu, ama imdi herkesin çekilip gitmesi üzerine sâhip olduu kitabevini kapatp bilinmeyen yerlere doru yola çkan bir ihtiyar adamn yalnzl, ylgnl, "dönü"ü; "Yamur"da, iki yal kar kocann bütün bir geçmilerini hatrlayp hüzünlenileri; "Sis Çanlar"nda, yllar önce belli bir dâvânn heyecann birlikte yaam iki arkadan yllar sonra karlamalar ve kelimelere dökülmemi bir sorgulama süreci; "Uultu"da, depremde bir binânn ykklar altnda kalan, ama sonunda kurtarlan bir kiinin kendi içinde yaad deiim, depremin onda yaratt deiim anlatlyor.

Konular açsndan özellikle üstünde durulmas gereken çok çarpc öyküler var. Bunlardan biri "Geçit". "Geçit"te vaktiyle kar kamptan bir genci öldüren kahramanmz, vicdan azâbndan kurtulamyor ve polise teslîm oluyor. Çünkü maktulün gözlerini görmütür ve o gözler peini brakmaz. Ülkemizin '80 öncesinde yaad bir travmann çok çarpc bir anlatm bu öykü. "Ricat" ise insana ister istemez Mustafa Kutlu'nun "dâvâ delisi Kerim"ini hatrlatyor. '80 sonrasnda müterisiz kalan bir kitapç, en sonunda ylyor ve ehrin otogarna doru yürüyor. Burada herhangi bir kitapç anlatlmyor. Müteri derken de basit anlamyla "müteri"leri kastetmiyoruz. Bir zamanlar belli bir dâvâ için bir araya gelmi, dergiler çkarm, konferanslar düzenlemi insanlarn dalp gitmeleri ve kitapçnn yapayalnz kalmas... Maddî ve mânevî anlamda çökü... Ricat... Ykl... "Sis Çanlar"nda da benzer bir durum var. Bir zamanlar belli heyecanlar birlikte yaam, bir dâvânn atei etrânda halkalanm insanlar dalmlar, ilkelerinden vazgeçmiler, heyecanlarn yitirmiler, ama onlardan biri, yeniden sarlyor hayâta ve yeniden yola koyuluyor; fakat kasabadan ayrlmyor, kasabada kalyor!

Tosun'un öykülerinde, bir yenilmilik, bir sessizlik, bir yalnzlk, bir keder, bir hüzünlülük hâli; kahramanlara, olaylara, betimlemelere, nesnelere, sokaklara, caddelere iyice sinmi durumda. Ancak Necip Tosun, bu yenilmilik duygusunun üzerine tâbiri câizse "abanmyor." Daha dorusu, bu yenilmilik hâlini öykü kiileri özelinde temellendiriyor. Oysa günümüz öyküsünde, hüznün, kederin, tutunamamann, biraz körü körüne kullanldn, yazarlarn bunu kendilerince bir anlamlandrma çabasna girmediklerini, hüznün âdetâ bir motivasyon unsuru olarak kullanldn görüyoruz. Yazarlar "yazdran güç", hüznün kendisi olunca, bu kederlilik hâli giderek anlamn ve temelini yitiriyor. Tosun'da durum farkl: "Uultu" öyküsü, birbiri ard sra gelen olumsuz fiil ya da nitelemelerle balyor. Çünkü depremde göçük altnda kalm birinin "çevre"sini, iç hâlini anlatmasyla kar karyayz. Ya da "Yamur" öyküsünde iki yalnz ihtiyar anlatlyor ve öyküyü batan sona saran karamsar hava hiç de "havada" kalmyor. Ayrca (yukarda bahsettik), "Sis Çanlar"nn sonunda olduu gibi, bütün öyküyü kaplam olumsuz ruh hâli, tersine bir noktaya yöneliyor ve öykü kiimiz, kendini ve dünyây deitirecek bir hareket için tâbiri câizse "start alyor": "Yeniden balayacakt. Tâ en bandan. çi içine smyordu. (...) Yllardr ilk kez içinde yükselen çoalp çalayan iç müziini duymaya balamt. Kendini, bu müziin saran, stan ritmine brakt." (s.59)

Gerçekçi bir anlatm, d dünyây çok fazla ayrntlandrmadan betimleme istei, öyküde yazarn ulamay amaçlad noktaya/noktalara hizmet ediyor. Bazen hüznün, bazen iç skntsnn, bazen esrârengiz olann izlerini, yazarn d dünyâdaki nesnelere yükleyerek (dolayl olarak) bize ulatrmaya çaltn görüyoruz. Tosun'un hiçbir zaman soukkanlln yitirmeyen, her eye gerektii kadar deinen, bir noktada gerektiinden fazla durmak istemeyen bir üslûbu var. Üçüncü tekil anlatmda srar edii de yazarn bu tutumunu destekliyor. Sâdece iki öyküde üçüncü tekil anlatmdan vazgeçilmi olmasna ramen, birinci tekil anlatm da sonuçta öykülerdeki "mesâfelilii" sonlandrmyor.

Tosun'un gerçekçi anlatm, bizi zaman zaman gerçeküstü olana, esrârengize, bilinmeyene, dülere, soru iâretlerine, ürpertici, artc, korkutucu olana götürüyor. Kitaptaki öyküleri, bu anlamda iki grupta toplayabiliriz. "Aynalar ve Srlar", "Otuz Üçüncü Peron", "Karlamalar", "Park Otel", "Yansma" öyküleri, gerçekçi olan dier metinlerin aksine gerçeküstücü bir boyuta iâret ediyorlar. Yazar, gerçeküstücü boyuta genellikle "rûyâ"lardan, aynalardan yararlanarak ulayor. Bir insan baka bir insana dönüüyor. Özellikle "Yansma" öyküsünde fantastik düzlem sâde tutulmu. Öykü, fantastik bir nitelik kazanrken ayn zamanda metafizik bir nitelik de kazanyor. Kahramanmz, mezarlkta gördüü ve içten içe kendisine hayranlk besledii "velî" bir kiiyi tâkip ederken, aslnda öyle birinin olmadn ve o kiinin kendisi olduunu fark ediyor. Bunu daha ileri bir anlam katmanna tayarak, öykü kiisinin velîlik mertebesine ulat gibi de okuyabilir(miy)iz(?).

Tosun, gerçeküstücü öykülerinde, "tekinsiz" durumlar yaratrken, kahramanlarnn sk sk ayan kaydrp ban bir yerlere çarptryor, alnlarn kanatyor, onlar uzun uykulardan uyandryor. Belki bu "oyun"un biraz fazlaca kullanlm olduunu düünebiliriz. "Yansma"nn tam zddna olarak, "Otuz Üçüncü Peron" öyküsünde fantastik unsurlar üst üste bindirilmi. Bu öykünün, gerisinde soru iâretleri brakarak bittiini görüyoruz. Anlalmas, künhüne erilmesi zor bir öykü.

Ülkemizde son yirmi otuz senede yaanan toplumsal deiim, Tosun'un öykülerinde de yerini alyor: "Her ey nasl da deimiti. Ayakkab tâmircilerinin, terzilerin yerini bilgisayarclar, cep telefonu bayileri almt. Gençlik Kitabevi ise Class nternet-Cafe olmutu." (s.53)

Tosun'un öykülerini okurken, (ben de hasbelkader öyküler yazan biriyim), kafamdaki baz meseleleri çözdüm. Yaadmz hayâtn bize sunduu problemleri, açmazlar nasl öykületirebilirim sorusunun cevaplarn, Necip Tosun öykülerinde buldum. Örnein uzun zamandr, 'Irak'taki sava bizim ülkemize de sçrarsa...' korkusunu duyuyor ve üstelik bu korkunun öyküsünü yazmaya çalyorum. Günümüzde de sanki böylesi meselelerin üzerinde durulmamas, sanki bu kabil konularn edebiyata konu edilmekten kaçnlmas gibi bir durum söz konusu. te böylesi bir durumu öykületirme heyecann Otuz Üçüncü Peron'u okurken duydum.

Bu vesileyle sözünü etmek istediim bir konu daha: Necip Tosun, bir yazar olarak kendi iç dünyâsnn heyecanlarna kaplp hep oradan beslenmek yoluna gitmiyor. Bence Türk öyküsünde ya da iirinde var olduu düünülen "skmann", "hayatsz"lamann, özellikle öykü türü özelinde "sokak"szlamann bir sebebi de bu: Yazarlarn kendi iç dünyâlarndan aldklar rüzgârn peinden ayrlmamalar... Bir "hüzün" romantizmidir gidiyor. Bir yalnzlk türküsü, tutturulmu. "O taraflara" yaslanlnca yazar kendini yeni metinlere motive edebiliyor. Halbuki ayn nameyi, belki onun deiik versiyonlarn söylemekten öteye geçemiyor. Necip Tosun'un da bir yazar olarak kendi iç dünyâsnn heyecanlaryla yazm olduu öyküler var. Örnein öykülerine fantastik motifler katmay çok seviyor. On dört öykünün be tânesini de zâten bu dorultuda yazm. Ancak "Uultu" öyküsünün ortaya çknda 1999 Marmara depreminin izlerini bulmak mümkün. Yani "dardan" vurgulara açk... Bilhassa öykü türü için ve günümüz öyküsü için böyle bir "dardan"la, sosyal hayâtn vurgusuna, toplumsal örneklemelere ihtiyâcmzn olduunu düünüyorum.

Sonuç: Necip Tosun usta bir öykücü. Otuz Üçüncü Peron'da usta ii on dört öykü var. Bu öykülerden tek bir tânesine bile, eletirmenlik ya da bilmi-okurluk kibriyle burun kvrp geçme hakkna sâhip deiliz. Ve Necip Tosun, ustalamann da bir handikap olduunu bildiinden, bundan sonra yazaca öykülerde, kendisini ustala götüren ya da ustal kendisine getiren basamaklar ykarak, daha farkl yöntemlere, anlatm biçimlerine yönelecekmi gibi gözüküyor. (Örnein Hece Öykü 12 ve 18'deki öyküler...) lk kitabn otuz sekiz yanda, ikincisini ondan yedi sene sonra yaynlayan bir öykücünün üçüncü kitabn okumak için epey bekleyeceiz anlalan...


NOT: Vurgular bize âittir. (Dorulu)


AÇIKLAMA

öykü: Hikâye
izlek: Tema; ana yönelim.
betimleme: Tasvir, hayalde canlandracak ekilde anlatma.
fantastik: Hayal gücüyle oluturulan ey; hayâlî; olaanüstü.
künh: Tamam, bütün.

Yazar: Abdullah Harmancý
20-07-09
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
NECÝP TOSUN'UN HÝKÂYECÝLÝÐÝNE DÂÝR
Online Kii: 23
Bu Gn: 256 || Bu Ay: 5.349 || Toplam Ziyareti: 2.928.303 || Toplam Tklanma: 58.601.913