HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : EDEBÝYAT / UNUTULMAYANLAR
Okunma Says: 4595
Yazar: Mahmut Býyýklý
GÜL YAPRAÐINA ÞÝÝR YAZAN ADAM

Gül yaprana iir yazan adam

Bizim nesil Hasan Nail Canat’, kendine has mütevaz duruu, babacan tavrlar, yüzünde daim zarif bir nükte gibi tad tebessümü ve tatl bir mizah  ve zekâ ltsyla parlayan keskin nazarlaryla tand. Onu, bir tek nefesini boa harcamam adam olarak tand ve sevdi. Her fotorafnda, çetin ve zorlu bir hayatn içinden yeni çkm gibi duruyordu. Hayat rolünü ustalkla oynamas, iman kaslarnn daha da kuvvetlendirmesi dahas gülü incitmeden yaprana iir yazmay örenmesi için, sarp dalara trmanmas, derin sulara dalmas, susuz vadilerde konaklamas yazlmt; böyle kararlatrlmt. Ömür gülünün yaprana razlk vezninde bir hayat iiri nasl yazlabilirdi; bunu gösterecekti insan kardelerine..  Küçük bir çocuk kadar masum, bir pîr-i ekmel kadar derin yaad hayat.

Üzerinden benlik klf alnm, yerine safiyet samimiyet tülünden bir kostüm giydirilmiti sanki. Belki de her ey o bilinmezliklerle dolu zmir kaça srasnda olmutu.. Bilinmez! Bilinen o ki  farkl bir eyler olmutu. Farkl bir kostüm dokunmu, farkl bir dekor kurulmutu. Hasan Nail, belki isminin de güzel tecellisiyle Hasaneyn srrna çok erken yalarda nail olmutu. Baz sözler yazlrken niye gözleri yaarr insann? Ne soran ne söyleyen daha bilgilidir bu konuda. Gözyann sebebi bilinenden çok daha derinlerde yatar çou zaman. Bitimsiz bir minnet gibi, ezeli bir tankln hatrlanmas gibi, bu kadar Allâh için olduun için ey insan Allah senden; o muttaki baban ile o ümmî annen ile, bütün ecdadnla beraber raz olsun der gibi, derin bir yataktan beslenir gözyalar. Onu biz aktyoruz sanrz. Ne de olsa bizim kta sahanlmzda cereyan etmektedir hadise. Ama onun bizim dmzda müstakil bir varl vardr aslnda.  Bunun için “saçma ey göz..” diye iirlerle seslenip ince ince dindirmeye çalrz szlarn.. Belki kat üzerine aktarlanlardan çok daha anlaml bir sada, u anda akan gözyalarnn kucana snm bulunuyor.

Bir vefa borcu gibi, gül yaprana yazlm bir iire dokunmak hissi.. “Allâh kular kanatsz, dostlar Canat’sz, milleti sanatsz brakmasn”… Ne harika dua.. Amin! Amin! Amin! Amin’lere karan bir söz; kendi kendinize verilen: “Milletimin barndan kopmu bütün gül ustalarna bir çardak kurmak! Cennetteki tahtlarna dünya ebadnda bir nazire olarak hepsini gönül kevserlerinin etrafnda Büyük Resim içindeki yerlerinde arlamak.. Uzun yllar karnca olduuna inandrlmaya çallan, imann gösünde muska gibi tayan bütün genç ve dinç yürek sahiplerine,  küllerinden yeni Hasan Nail Canatlar doabilmesi için, Albatroslarn destans hikâyelerini anlatmak! Ve anlatmak bakalarnn aclarna alayan adamlarn yürek yangnlarn! Anlatmak ve alatmak! Bitimsiz bir tebessümü beraberce paylaabilmek adna..

Vefatndan ksa bir süre önce kendisiyle söylemek nasip olmutu. Hayat binasnn mimarlarn   sormutuk. nce ince ilemiti sözünü yine. Saknmamt, söylemiti. Onu paylaacaz sizinle. Ardndan kadim dostu, dava arkada, yâr- vefadar Sayn Mustafa Miyasolu Beyefendi’den dinleyeceiz bu zarif, bu narin bu onarc yol arkadalnn hikâyesini.

Her söylei sonrasnda bize olanlarn misliyle size de olmasn diliyoruz. Ümit burcunun yldzlarndan birinin daha hayatnz tmasna vesile klnmaya dua ediyoruz.. Sizlerle çoalmay, sizlerle saalmay niyaz ediyoruz. Bereketi daim, azim ve gayret takviyesi üzerimizde kaim olsun efendim...

Efendim, iç dünyanzn mimarlar kimlerdir? Hayatta snanz, limanlarnz kimler oldu?

 “Hepimizin snd insanlar vardr. Herkesten ve her eyden önce beni evlatlktan reddetme noktasna kadar gelen babam, benim ilk mimarm hatta iç mimarm. Kendisi Nakibendi idi. Ve Kur'an hocal yapard. Onun kültüründe tiyatro olmad için ilk bata beni reddetti. Ama Hasan Nail Canat’n olumasnda ruh dünyamn olumasnda en büyük etken kendileri oldu. Bunun yannda en az babam kadar  annemin de etkisi oldu. Baknz, annem elifi görse mertek zannederdi. Hiç bilgisi yoktu. Ümmi idi. Lakin annem cenneti sa yannda cehennemi sol yannda tayormu gibi güçlü bir imana sahipti. Kendisine bütün mahalle kadnlar emanetlerini verir, sözlerini dinlerdi. Annem her bir emaneti yerine koyar. Zaman gelince teslim ederdi. Annem dürüstlük abidesiydi. Yannda herhangi bir adamn lehine dahi konuulsa aman dikkat edin, gybet etmeyin, derdi. Bu abide kadnn hayatnda yalann, riyann, gybetin yeri yoktu. Her sayfaya üç ihlâs bir fatiha okuyunca Kur'an- Kerimi hatmettiine, sevabn alacana inanrd. Ben annemin yanna giderken korkunç bir eye ahit oldum. Bir köpek ipini kopard. Annem “Allah’n seversen dur ey köpek” dedi. Köpek birden durdu ve döndü gitti. Annem ve babamdan sonra Necip Fazl’ tandm. Hem sanat kimliimin hem de ruh dünyamn talar doru yere konmusa onun etkisi büyüktür. Necip Fazl’dan Sezai Karakoç’a kadar birçok aydnn da üstümde etkisi vardr. D dünyadan da sanatç olarak yetimemde etkili olan birçok insan vardr. Tolstoy’da bunlardan birisidir. Tolstoy’u da Yunus Emre’yi de Necip Fazl’ da Sezai Karakoç’u da çok severim.”

Çocukluunuza dönseydiniz, babanza uyup vaiz mi olurdunuz, yoksa yine tiyatrocu mu olurdunuz?

“Babam benim vaiz olmam istiyordu, bence vaizlik kutsal bir meslek vaiz olmak isterim tabii; tiyatro yapmak yasak olsayd ve imkan olmasayd elimde bir ey olmazd bunu ayarlayan bir güç var. imdi benim tiyatroda bama gelen skntlar çou gencin bana gelse bunlar dayanamayabilirlerdi. Hemen terk ederlerdi. O kadar çok çile, zorluklar çektim ki. Fakat biz mücadelemizi sadece ahsi bir mücadele olarak görmüyorduk. Bizim mücadelemizin dava diye bir boyutu vard; bu davaya inanarak bu davaya güvenerek ve bu davann motivesiyle biz i yapyorduk. yapmaktan da öte daha güzel eyler yapyorduk. Her engeli amaya çalyorduk. Bunun ad tiyatroculuk olabilir, baka bir sanat olabilir? Yani biz sanatmz Allah’n emrine vermitik.

Tekrar hayatn bana dönseniz yine tiyatrocu olur muydunuz?

“Elbette biz tiyatroyu dava için yaptk, fakat asl bizi tiyatroya iten sahneye çkmamz gösteren bizim tadmz kayglar bizim tadmz deerlerdi. Bir de u noktay ifade etmek isterim. lla ki sahnede mi davaya hizmet edeceiz illaki slam’ m anlatacaz sahneye çktmzda; böyle bir sorumluluk yok. Önce sanat yapacaz çünkü siz insanlara doruluu da öretseniz slam’a hizmet etmi olursunuz. Güzel ahlak da öretseniz slam’a hizmet etmi olursunuz. O zaman daireyi biraz geniletmek lazm. Ta bataki bizim savmz doru çkt: Ben her zaman unu derim. in asl, günah ilemeden sanat yapmaktr! Oyun tarznz komedi olur dram olur mizah yaparsnz ama davanza hizmet etmi olursunuz. Her boyutta hizmet etmi olursunuz. Öncelikle yaptnz ii tam yaparsanz o sizin davanza yapacanz en güzel hizmet olur”

Hayrl bir i yapyorsunuz, sosyal ve siyasal sebeplerden dolay insanlar skntda siz insanlar rahatlatyorsunuz!

O sknt gibi eyler insanlarn sosyal durumlarndan kaynaklanyor, biz insanlara en ufak bir hizmette bulunuyorsak Rabbimizin bize bir nimetidir.

Bize bir ktayla bir msra ile veda eder misiniz?

Ben Sakarya’y severim Sakarya’y okurum fakat Sakarya uzun tutar. Ben sizi Necip Fazl’n baka bir iiri ile uurlayaym:

“Bçak soksan gövdeme scack kanm damlar

Bir de bir bak ülkeme basz basz adamlar

Alayn su yükselsin belki kurtulur gemi

Anne seccaden gelsin bize dua et e mi?”

  •  

Dört yl önce kaybettiimiz deerli bir sanatçmz, bir tiyatro ustasn merhum Hasan Nail Canat’, yakn dostu, çocukluk arkada olan yazar Mustafa Miyasolu Beyle konuacaz.

Merhum Hasan Nail Canat çok güzel hizmetlerde bulundu çok güzel filmlere tiyatrolara imza att. Siz kendisini çocukluundan itibaren tanyorsunuz. Ayn mahallede büyüdünüz. Ayn yurtlar, evleri baylatnz. Hasan Nail Canat ve sanat üzerinde konuacaz ama öncelikle sizin dilinizden tanyalm efendim. Hasan Nail Canat kimdi?

Hasan Nail Canat, benim kap komum. Be yalarndan itibaren, o benden 2 ya büyüktü; ayn sokakta büyüdük. Evlerimizin önünde küçük bir meydan vard. Meydann giriinde iki ev kar karya, d kaplarmz arasnda 5 metre mesafe ya var ya yoktu. O kadar. 5–6 metre eski Anadolu evleri, stanbul evleri öyledir dar sokaklar. Bugün geni bir yer saylabilecek meydanda çok oyun oynadk. Hasan’n küçük yata gösteri sanatlarna bir ilgisi vard.

Çocuk yata maharetleri belli oluyordu.

Tabii, 6–7 yanda o zamanki büyük sinema Ta Sinemas diye maruf sinema salonlarnda  kopan filmleri yaptrabilmek için iki taraftan biraz keserlerdi. Onlar yaptramyorlar iki tarafndan filmler kesiliyor. Onlar açp gösterirler, takip eder, bulur ya da ister alr onlara bakard. Hasan Nail onlar nasl ediyorsa girikenlii ile gidip topluyordu ve birbirlerine ekleyerek bir kara kutu içinde sinema gibi bir yerlerden duyduu taklitleri yanstyordu. Babas Kayseri’nin Yuval köyünden eitmenlik yapm bir fabrika içisiydi.

Eitmenlik cumhuriyetin ilk yllarnda okuma yazma bilenlere verilen bir sfat, öretmenlik sfat.

Tabii. Biz ona “Hoca Emmi” derdik, Mehmet Canat amca. Bayramlarda çeitli kandil cenaze günü toplantlarn hep sözü dini fkhî konulara getiren eitmenlik alkanln sürdüren bir amcayd. Ho sohbet bir insand. Çok sonralar örendik biz, ehl-i tarik imi. El-nebi Efendinin halifesine bal ama kendisinin fkh dükünlüüne zt bir mizaçta olan Cemil Emmi diye maruf, Boncukçu Cemil Emmi diye bilinen Talas’l bir ihvanna da çok muhabbet gösterirdi. O baya pasakl bir adamd. Meczuptu. Zahiren eraite uymaz görünen hallerine en çok Hoca emmi katlanrd. Onlarn evinde de misafir olurdu. Biz aardk ama Hasan Nail Canat’n son zamanlarnda özellikle Kanal 7’de gösterilen filmlerde Kalp Gözü, Sr Kaps, Srlar Dünyas gibi..  birçok filmde bir mütevekkil dervii yal, her eye raz ve bir eyin srn bilen Allah adam rollerini oynamt. Aslnda o roller babasnn ve babasnn ihvan Cemil Emmi’nin çocuk yata onda brakt izlerin yansmas gibi.. Tabii bu iki ihvann tuhaf hallerini duyardk yani arasndaki mukallebeler, mukasebeler, sohbetler anlatlrd semtte. Hoca Emmi be vaktin beini de camide klmak isteyen bir adam ötekisi ise meczup; ite ne zaman aklna eserse o zaman camiden çkmayan, aklna esmedii zaman naz makamnda bir evliya idi. Tuhaf halleriyle insanlar arasnda çeitli aknlklara yol açard. Mesela gerçekten sevdiklerini yolda çevirir, boncuk verirdi. Geçimini ayakkab boyaclyla salar ama çoundan para almazd para verene boncuk vermez, isteyene vermez istediine verir. Yolda çevirir mesela “kadn sen burada ne duruyorsun çocuk evde ölüyor” gibi “merak etme kzn gelin olacak”, “olun gelecek dert etme" gibi iaretler verirdi.

Hasan Nail’in hayatnda birtakm sürprizler oldu; ben zaman zaman bunlar hatrlarm. Babas çok düzenli ama babasnn ihvan biz yani Hoca Emmi ile Cemil Emmi arasnda görünürde hiçbir benzerlik yoktu. Niye o ona ilgi gösterir bilmezdik. Çok sonra örendik tabii. Tarikat, tasavvufu çocuk yata insanlar anlayamyor, insanlar idrak edemiyor. Anlatlnca anlalyor. Kayseri, Konya gibi yerlerde tarikat ehli çok azdr. Onlar öyle inanrlar: Bizim ehrimizin manevi sahipleri, bekçileri var, onlar hallediyorlar biz niye yarm aklmzla ilere karalm. Akl banda hareket etmeli. eriat dairesinden çkmamal gibi kendince basit yarglar vardr.

Kendi dünyalarnda oluturduklar bir yarg…

Biraz da mahallelilerin, Anadolu’nun yallarnn gençlere verdii terbiyedir. Mesela terbiyeye göre erken hacya gitmek tasvib edilmez. Çok da doru deil bunlar ama maalesef böyle bir yaygnlk var. Çok erken hacca gidersen hacc tayamazsn. Hacca kamil yata gidip ondan sonra hep dünyadan el etek çekmek gibi eyler..

Hacc tutamazsn derler

Hacc tutamazsn derler, orucu tutamazsn gibi oruca da geç balatrlar ya hani çocuk 7–8 yanda oruç tutacakken, hayr tutamazsn sen ye. Yani çktk 9’a inemeyiz 8’e hesab böyle tuhaf alkanlklar öütleri vardr. O çerçevede yaadmz için, bu iki zt insan, Hoca Emmi ile ihvan Cemil Emmi arasndaki münasebeti anlayamazdk. Hem birbirlerine zt hem de genel telakkiye zt. Biri kitaba göre yayor, öteki cezbesine göre yayor. Halk ise o mutarafelere göre yayor. Atasözlerine büyüklerin öütlerine göre yayor. Biz çocuklar burada bu iin püf noktalarn, srrn meselenin hakikatini çok sonra Necip Fazl’n eserlerini okuyunca anladk.

Hasan Nail’i babas vaiz olarak yetitirmek istiyordu. O darda babasnn görmedii zamanlarda babas ite olduu zamanlarda bizimle çocuklar gibi oynard. Bizden o yllarda bütün mahalledeki emsal çocuklardan 2 ya büyüktü. imdi öyle bir ey vard; bir kasaba veya ehir dndan gelen kii isterse köyden gelsin farkl bir dünyadan geldii için biraz daha bilgili olur, gördüm bildim diye yalan da söyleyebilir. Hava atar ve yahut üstünlük taslar. imdi Hasan Nail’in yaz tatillerinde Yuval’ya gitmesinden ötürü badan baka bir yere gitmeyen çocuklara çok bilgili ya da büyük ya, babasnn götürdüü vaizlerden ötürü de çok kulak dolgunluu olan çok insan tanm olan bir “Hocann Hasan” diye bilinirdi. Baka Hasan da var; ben Mustafa’ym Nane Kerem’in Mustafa var Bizim Mustafa var. Hasan var, Hoca Emminin Hasan var. Böyle Anadolu’nun tabii hayat içinde yaadk biz. lkokul bittikten sonra o doru mam hatibe gitti. mam hatip sabahtan akama kadar eitim verirdi ve Kayseri mam hatip çok da sk o zamana göre. Henüz ilahiyat mezunu hocalar yoktu. Hepsi medreseden mezun ask suratl molla-mereb vurduu zaman bir de duvara vurduran, hem mahalli tabirle konuan hem de Arapçasn tilavetini düzgün yeri salam söylemedii anda bir kelime için talebeyi pedagojik olmayan bir tavrla azarlayan ask suratl hocalar vard. O yüzden ilk dönemin mam hatip mezunlar çok iyi yetimilerdir,  yani hocalar serttiler ama ilerini iyi yaparlard.

Disiplinliydiler

Mahalli mektep görmemi hocalar elinde medrese usulü ile yetimi adamlard. Kendilerini öfkelerine adapte etmi psikolojik bir testten geçmemi, kaprisli insanlard. Bu yüzden okuyamayan çok olmutur mam hatiplerde. lk önce maalesef hep yoksul köylü çocuklar sabredip tutunmutur. ehir çocuklar bir ekilde babaanneye anneanneye snp okulu krdlar. Uyank olduu için Hasan Nail bu okulun disiplinine bir buçuk seneden fazla dayanamad. Kaçt zmir’e gitti. Ben o gidite bir ilham pay bulunduuna inanyorum.

Cemil Emmi Allah dostu meczup, zaman zaman kayboluyor

Tabii, Cemil emmi gitti diyorlar sonra Cemil Emmi geri geliyor. Nereye gittii belli olmuyor. Mesela vastasz hacca gittii de oluyor.

Sr oluyor

Tabii sr oluyor. Ankara ‘ya gidiyor, stanbul’a gidiyor bugün burada yarn orda nerde am orda akam ne zaman nerde bulunacan kimse bilmiyor.

Hasan Nail Canat da Cemil Emmi’ ye mi özeniyor?

Sknca kaçt. Bana öyle geliyor; çünkü o günkü artlarda Kayseri gibi mazbut mahallelerin semtlerin olduu, köylünün kn ehirde fabrikada çalann Yuval da yakn bir yerdir; kaçmas çok sürpriz bir eydir. Yani askerlik dnda köylü köyünden baka Kayseri'den baka bir yer bilmez. ç turizm diye bir ey yok. O artlarda milli askerlik epeyce yetitirici bir ey oldu. Devletin sipari ettii insan yetitirebilmek için onun para kazanmas müteebbis rolünün gelimesi, yaamay örenebilmesi için o yüzden bugün halk arasnda hikayeleri çok. Adam 70–80 yana da gelse askerlik hatralar çok önemlidir. Konumaya balad zaman kimse durduramaz. Asker arkadan hanmna çocuuna bile tercih edenler vardr. O iki üç yllk seferberlik kinci Dünya Savanda babam da öyle yapm. Asker arkadalar çok önemlidir. Tabii bizim çocukluumuzda böyle bir ey vard asker arkadal, snf arkadal, mahalle arkadal. Biz snf arkada olamadk Hasan Nail ile ama hem mahalle hem de kaçp geldikten sonra benim girdiim askeri okul vard.

Benim de bir sene yam küçük yazdrm babam. Ben de okula gidemedim. Babam ille de askere gitsin, zengin deilim, bu okumak istiyor, devlet okutsun, dedi. Bir sene ben okula gidemedim. O arada Hasan Nail kaypt. Ben ikinci sene okula girdim. Hasan Nail bulundu, geldi. Bir sene kayboldu yani. Sanyorum Cemil Emmi ile bir balants vard bu kayp hadisesinin. Ama hiç biz konumadk. O sokakta en samimi bizdik. Hasan Nail gitti mi, gitti geldi mi, geldi Cemil Emmi gibi. Ben tamir fabrikasnda sanat ortaokul madeni bir okulda okuyorduk. 59’da girdim ben, o da 60’da girdi. 60 lira olunca bizim tazminatmz 20 bin liradan tek tarafl 200 000 liraya çkardlar. Biz de okula mecburen kazk atmak zorunda kaldk. Kalifiye iletmek için almlar meer. Babam bizi okutacak devlet diye verdi oraya, devletse bize verilen maala baraka kurmular oradaki askerler, subaylar. Hocalar aldlar idareciler bize haftada iki buçuk lira harçlk verdiler. 125 lira maa 2,5 liraya indirmek yani müthi bir baardr. Elbise, yemek, yatak masraf, iç çamara kadar ayakkabdan apkaya kadar hepsini alyorlar. Bize de her hafta 2,5 lira harçlk veriyorlar 125 liray da fatura ediyorlard. Biliyorlar o ii. Hasan Nail’de ayn eyden geçti. Evimiz 15 dakika mesafede olduu halde olduu halde bizi yatl koydular. 8 ay orada okuduk. 3 senede mezuniyet yapmak zorunda kaldk. Balangçta ortaokul madeni dediiniz zaman sebebiyle milli eitim emir verdi. Milli Savunma bunlarn ortaokul denkliini iptal et dedi, ettiler. Okumaya kararl insanlar yüzde 5 çkt. te 50 kii aldlar okuyacak 550 kii arasndan, bilmiyoruz tabii, aile de bilmiyor ama Mehmet Amca biliyordu ki bu olan okumayacak, bari askeri iyerinde zapt altna alnsn. Ben onu vaiz yapamadm. zmir’e gidip de bozulmasn, her zaman Cemil Emmi sahip çkmaz, ne olur ne olmaz Mustafa’nn gittii mektebe bunu da yazdralm diye düünüp yazdrd. Benden sonra o da okudu, akam lisesine girmek için ortaokulun bütün snflarnda ve bütün derslerinde imtihanlara girdik. Biz iki senede o da benim gibi bir sene sonra okula balad askerlik yapt geldi.

Aranzdaki ya fark ne idi efendim?

ki ya fark var. Ben 45 Hasan Nail 43 doumlu. Askerlik yapt bu arada evlendi. Tabii, hem okul hem evlilik hem de biz Büyük Dou diye bir maceraya kapldk. 1965 Necip Fazl Kayseri’ye geldi. 1964’de ben görmütüm. Necip Fazl kitaplar okumaya baladk. 1965’de Necip Fazl “Dünya Görüü” diye bir konferans verdi. Ve Büyük Dou fikir kulübünün, o zamanlar fikir kulüpleri yaygnd. Büyük Dou fikir kulübü Kayseri ubesi açld. Abdullah Svacolu eski Kayseri müftüsü onu finanse etti, imkan buldu falan. Bir yer açld orada konferanslar dinliyoruz Ankara’dan stanbul’dan Malatya’dan çeitli vilayetlerden konferansçlar geliyor. Arada biz de konferans veriyoruz lise talebeleri. Abdullah Gül o yllarda bizimle beraber. Büyük Dou’ya gidip gelen arkadalardan biriydi. Tamirci fabrikasnda ve ben ayn zamanlarda ayn snfta okuyan Osman Görgüz rahmetli oldu bu yl ve Hasan Nail, ikisi de rahmetli oldu. Biz dört kiiydik. Dördümüz de birlikte Büyük Dou’ya giderdik. Fabrika’dan camiye, camiden oraya buraya … Tabi Hasan Nail yine asl evlilikten çok tiyatroya merak Büyük Dou’da arkadalarla oturup bir ey okunuyor, konuuluyor, hafta sonlar cumartesi Pazar Hasan’n çocukluunda 6–7 yalarnda yapt karagözcülük, taklitler o babasyla gezerken gördüü adamlarn halktan veya ulemadan insanlarn tuhaf hallerini takliden skeçler yazyordu. Bir ara da “Yalnzlar Rhtm” diye bir iir kitab çkard. Ben çkarma dedim. Bu senin için ilk ve son olur ya da balangç olur. Acemilik var, iki halde de piman olursun dedim. Piman olacam bile bile çkaryorum dedi gitti. Para buldu. stanbul’da bir matbaada bastrd getirdi. Elinde satt. O iten para da kazand. Belki para kazand ilk i o oldu. Ondan sonra çeitli vesilelerle gerek Büyük Dou’da gerek düünlerde, arkada toplantlarnda, pikniklerde falan genç arkadalar mesela Hasan Nail rahmetli olunca ben bir yaz yazmtm. Emel Ksakürek’in cenazesinde Eyüp Sultan'da cenazesinde Abdullah Bey'di o zamanlar dileri bakan, birkaç arkada vard, dedi ki: Beyler, Mustafa aabeyin Hasan aabey ile ilgili yazsn okuyan var m içinizde? Hiç kimseden ses çkmad. Milli Gazete’de yazmtm ben. Berceste diye de bir dergide de yazmtm öyle biraz geniletip göndermitim. Tabii önüne gazeteler geliyor Hasan Nail adn duyar duymaz hemen görür görmez okumu. Dedi: Bakn ite biz nerelere balyz. Hasan abi rahmetli oldu Mustafa abi yaz yazd, hiçbiriniz okumadnz. Orada hatta burada en megulünüz kimdir? Birisi dedi ki imdi rahmetli olan dünürü Abdullah Sarmermer, o da rahmetli oldu. “Zatâliniz beyefendi” dedi “en çok megul sizsiniz bakanm”. Ama ben okudum dedi. Ama hiçbiriniz okumamnz Hasan aabeyi niye ihmal ediyorsunuz niye rahmet okumuyoruz? gibi eyler söyledi yani yalnz Abdullah Gül deil. Tabii u anda Kayseri’de okuyan o zamanlar Kayserili olmayan sonra Büyük Dou’dan stanbul talebe birliine geldik o da geldi. Ksacas okulun bu teviklerden ötürü o düzenli olamamaktan kaynaklanan bir kaçla biraz da Cemil Emmi’nin merebine olan yaknlyla okulu da brakt tiyatrocu olmaya balad. Moskof Sehbas diye bir piyesi kendi yazd kendi oynuyordu. Ben bunu biraz yadrgyordum. Hasan, kendi yazdn kendin oynamak, kendin çalp kendin oynamak gibi diyordum; o da diyordu ki: Üstadn piyeslerini oynamadktan sonra ne diye bakasnn piyeslerini oynayacam. Ama tiyatro yapmak zorundaym. 65 Necip Fazl’ dinledikten sonra o günlerde benim de elimde Necip Fazl’n kitaplar,  fabrikaya servisle gidip geliyoruz. O ara bir bakaym Mustafa, dedi. Bakt, ben bunu okuyum derken bir çile sarld. Hoca Emmi’nin buna zorla yaptrmak istediini bu sefer Hasan Nail bir cihat bir dava uuruyla kendi mizacna uygun tiyatro yazar air sanatkar bulunca merebi sanki mecran buldu. Ve disipline çok da yatkn olmayan mizac gerek Kayseri’deki derneklerde gerekse düün piknik topluluklarnda kendi o tiyatral mizacn biraz espritüel bir tarzda mesaj da veren bir eye dönütürdü.

Daha elenceli hale dönütürdü.

Daha elenceli eitici ve bir yerde babasnn eitmenliinden kendisinin mam hatip tahsilinden ve tabiî ki slami uurundan kaynaklanan bir disiplin içinde da vurmaya balad. Bu tabii 1980’e kadar aralksz sürdü. Bir halk tiyatrosu halinde sürdü. Ve biz ite o yllarda sanrm 66 idi. Necip Fazl’n Ankara’da konferans olduunu duyduk. Zannediyorum Yeni stanbul Gazetesindeydi. Üstad duyuldu gazetede biz aklmza koyduk üç arkada Bekir, Hasan ve ben gece yars otobüse bindik Cuma akam. Cumartesi günü sabah Ankara’ya geldik yapacak bir i yok dolayoruz konferans da akam üzeri. Akama kadar ne yapalm önce bir Üstad görelim dedik saat onda kahvalt ettik. Ondan önce gitmek rahatsz olur diye üstadn kald otele ziyarete gittik, üstadm bir emriniz var m, konferans saatine kadar yapabileceimiz bir ey var m diye sordum. Üstad dedi ki Türk Ocanda o zaman müdürdü, rahmetli oldu o da imdi. “Mehmet Akif var gidin onu bulun o sizin soracanz her soruya cevap verir. Her meselenizi halleder. O zaten bu iin müdürüdür” dedi. Gittik hakikaten 11’e doru bulduk Akif aabeyi. Dedi ki: Konferansa epeyce bir zaman var. Biz Ankara’y gezelim dolaalm. Üniversite ehrindeyiz, kitap evlerine giriyoruz, Hasan Nail ile beraber tiyatro hakknda kitap soruyoruz. Dedi ki tiyatroyu ben edebiyat olarak okudum Necip Fazl’n, Reat Nuri’nin, Cevat Fehmi’nin piyesleri var. Tiyatro eserleri kolay okunan metin olmad için Milliyet’in dnda basan da olmuyordu. Necip Fazl istisnai bir eydir. Necip Fazl dünyada Shakspeare’den çok satm bit tiyatro yazardr. Üstadn eserlerinden baka tiyatro eserleri aryoruz, dedik. Tiyatro üzerine incelemeler malumat verici eserler filan. Akif abi Hasan Nail ile bana bir iki ey söyledi, gittik Özdemir Nutku’nun kitaplarn bulduk. Birkaç tane daha kitap bulduk. Biz saat 3’e kadar sanyorum, Ankara’da epeyce tiyatro kitab aradk. O yaz bir tiyatrocuyu Abdullah Satolu Allah rahmet eylesin,

Erciyes gazetesi sahibi mi?

Evet, tiyatro yeni kurulmutu. Belediye mi verecek devlet tiyatrosu mu olacak belli deil muallakta, tiyatrocu da yok. O da gelmek istemiyordu. Kayseri’ye de tiyatrocu bulunamyordu. Bizler tiyatro merakls gençler olarak bir hoca istiyoruz hiçbir tecrübemiz yok. Ben tiyatro yazarl yönetmenliini kazandm. Oyunculuk ve yönetmenlik peinde o zaman. Yani tiyatro henüz profesyonel tiyatroya balamadan önceki hali söylüyorum. Bir adam geldi. Nazm Hikmet'ten baka tiyatro yazar tanmyor, Necip Fazl da airdir ama piyeslerinde i yok gibi eyler diyor. Halbuki Nazm Hikmet kendisi diyor ben üçüncü snf bir dram yazarym. Necip Fazl’n birinci snf bir dram trajedi yazar olduunu o devrin adamlar Orhan Riyan gibi ahsiyetler söyledi. Yani eserler ortada. Nazm Hikmet, Necip Fazl ortada. Yani özenti bir üçüncü snf adam olduunu anlaynca Abdullah Bey'e dedik ki bu bize tiyatro öretemez. Yok ya dedi, biz de anlatnz sevdiniz diyorduk. Gönderelim gitsin dedi. Adam gitti ama baka adam da gelmedi. Tiyatro uzun zaman böyle muallakta kald. Sonra ite devlet tiyatrosuna verildi. imdilerde de ehir tiyatrosu halinde belediyelere veriliyor. Orada oynanyor. Hasan Nail de sanyorum o tiyatroda oynad ölümünden sonra Üstat’tan etkilenerek onun bir iirini dramatize ederek. 1980 sonras farkldr, Hasan Nail’in aslnda tiyatro olarak iki dönemi var.

1980 öncesi daha çok davaya yönelik, mesaj arlkl.

Tabii, mesaj arlkl. kinci dönem de mesaj arlkl ama ilk dönemi tamamen dramatik, ikinci dönemi biraz Ulvi Alacakaplan’n tiyatro bilgisi de, tiyatro birikimi de epik tiyatrodur. Necip Fazl’n “Kanl Sark” adl piyesinde epik unsurlar var. Ama Hasan Nail 1980 öncesi dönemde en çok melodramatik yapy severdi.. Bir tiyatrocusu vard. Onun favori oyuncusu oydu. u anda ismini hatrlayamyorum. “Satcnn Ölümü” adl bir piyeste oynamt. Çok melodramatik bir sesi vard adamn. Çok etkileyiciydi. Melodramnda sanatçs oynamas lazm! Siz Mehmet Ali Erbil’i tutar da melodramda oynatrsanz gülünç olur. Ama melodram tonu vardr. Melodram üslubuna yatkn ses tonu mesela Müfik Kenter gibi olmal. O da zaten devlet tiyatrosundan gelme.. Melodram çok kötü bir ey deil arabesk gibi her türün bir iyisi vardr. Hasan Nail onu çok severdi. Ve Üstad’n eserleri de o zaman trajik ve dramatik olduu için o yapy benimsemiti. Günahkar Baba gibi Moskof Sehbas gibi oyunlar çok sevildi, oynand. Bir Küçük Osmanck Vard öyle melodramatik yön olarak da dramatik.. bir dramatik tiyatronun seyircisini içine alan yan anlattyla grgr geçmeyen, son derece ciddiye alan bir tarz benimsedi. Tiyatrocular öyle derler. “Bir olaya yakndan bakarsanz dramatik olur, uzaktan bakarsanz komik olur”. imdi özellikle 1980’den sonra 1985’e kadar 12 Eylül etkisiyle oyun oynayamaynca 1989’dan sonra balad. Terörden korkan insanlar salonlara toplanmak istemediler. Hasan Nail dolaysyla bu 5–6 yllk sürede ayn semtte de oturuyorduk, o srada “Osmanck” ile balayarak oyunlarn romanlatrmasn önerdim. Bir romanc tavryla hayalinde yaatt semtler bulmasn.. Yasemin’i öyle buldu meneke semtini dolat dolat ve o çevreyi buldu. Bo yapacak bir ey yok, kimse Hasan Nail’e i vermiyor. Düzeni yok, kendisi elektrik teknisyeni idi fabrikada. O saatten sonra elektrikçilik yapacak hali yok. Bir iki yaync datmc için yola çkt Anadolu’yu biliyor, oralara gitti sonra Büyük Datm diye bir datm kuruluunu yönetmeye çalt. Kendi kitaplarn bast, datt ve Necip Fazl’n kitaplarn da datyordu Büyük Datm. Böylece 1985’ten sonra Birlik Sahnesinde Ulvi Alacakaptan ile “nsanlar ve Soytarlar” oyununu sahnelediler. brahim Sadri’nin yazd o oyundaki rolü ve daha sonra hem Ulvi Alacakaptan’n denedii hem kendisinin yazd oyunlarda dramatik üslubun yannda bir de epik, trajikomik eyleri ön plana getiren yani göstermelik tiyatronun unsurlarn kullanmay denedi. Dramatik tiyatroda bilirsiniz ar, tanmas zor bir dekor olmas gerekir, gerçekçidir çünkü, ama epik tiyatroda bir siyah perdenin önünde birkaç aksesuarla piyes oynamak mümkün bir çok sahneyi canlandrmak mümkün yani küçük aksesuarla deien tablolar halinde yazlan pragmatik bir dram tarzdr, tiyatro tarzdr. Bu da Hasan Nail‘in hem mizacna hem ekonomik imkanlarna hem de seyircisine uygun geldi. Tabii onunla da epey yer dolat. Ben bu iki dönemin birbirini tamamlayc nitelikli olduunu düünüyorum. Hasan Nail’in 1980‘den sonra, hem de farkl tiyatrocularla, stanbul tiyatrocularyla oynad. stanbul’ a 80‘den önce gelmiti ama sanki Anadolu havasndayd. Ailesi de kendisi de döneriz hissi tayorlard. Dönü vard o zaman yani biz de gideriz. Ama Kayseri’de ne yaparm? Ben burada çalmam, çocuklar yetitirmem lazm. Yaparsam burada tiyatro yaparm Kayseri’de yapacak bir ey yok; fabrikadan da çkmm, mesleimi de icra edemem diye düünüyordu. Hasan Nail bir halk tiyatrosu kahraman olarak hatrlanacak bence ve bana göre stanbullu kültürünün bir kurumu olan bu halk tiyatrosu kahraman olarak.  stanbul dnda mesela Nejat Uygur’un, Erol Günaydn’n, Haldun Dormen’in Muammer Karaca’nn bile Anadolu’da pek müterisi yoktu. Yani bir eser gelirler o kadar. Hasan Nail stanbul’da bir Anadolu ehrinin iki üç misli bir gösteri yapard üç dört semtte. Asl seyircisi Anadolu’dayd gerçek manasnda. Türk halk tiyatrosu yapt. Dramatik oyunlarn da epik dramatik oyunlarn da kendisi yazd kendisi oynad. Bir ksm roman bir ksm tiyatro olarak çok farkl yapmlara gösterimlere imza att. Son oyunu bence Necip Fazl’n bir iirinden, yazlm iirlerin adeta yorumlar niteliinde. Baz sahneler baz hikayelerden de ilham alm. Son sözü de sahnede ödül verildiinde ulatrma Bakan Binali Yldrm ödülü veriyor, bir ey söyleyecek misin, diyor. Ben sahnede sözümü söyledim, diyor.

“Son sahnede sözümü söyledim” diyor.

Bu da tabii çok bilinerek söylenmi bir ey deil ama ben sözümü söyledim daha ne söyleyeyim, ite oyun. imdi kendi yapt iten memnun olan, yapt ile halka ulaan stanbul’da diyelim on ay oynayp da bir iki ay tatile gider gibi Anadolu’ya giden tiyatrocu deildi Hasan Nail… Anadolu’da tutundu temeli taban Anadolu idi. Anadolu insann tiyatro ile...

Tantrd, kucaklatrd...

Tiyatro dili ile mesajn verdi ve daha da önemlisi Hasan Nail tiyatroda deimedi. Bu ne anlama geliyor diye soru gelebilir akla, ben tiyatro ile çok ilgilendim edebiyatn her türünden fazla roman ve tiyatro. Tiyatroda fazla çk yolu bulamadm için romana yöneldim ben. Tiyatro çok protize olmutu, ben de tiyatroyu çok önemseyen bir yazarm. iir dili kendisini en iyi tiyatroda ortaya koyar. Çünkü tiyatro biraz yürüyen bir edebiyattr. Yürüyen yaayan demektir. Romansa yazarken bile mazi olmutur. Yapt etti dediin zaman mazi. Ama tiyatro dili imdiki zamanda...

Yeni bir dil.      

Evet, ama seyircisi oyuncusu yönetmeni Türkiye’nin tiyatrodan sinemaya, sinemadan tiyatroya hep ayn insanlar geçti. Bunlarn yani elence kültürü dnda yapabilecei bir ey yok. Yani ciddi olarak halka söyleyecekleri bir ey yok.

Dünyalar o kadar.

Tabii, ite Ferhan ensoy en mehurlar, her defasnda halktan tepki görüyor. Defalarca oyunlarnda dinle alay etmesi, milliyeti hafife almas, halkn milli ve dini deerlerini, hassasiyetlerini incitti, zedeledi. Hasan, belden aa espri yapmadan da küfretmeden de insanlarn elendirilebileceini, komedi yaplabileceini gösterdi.

Bir sözü var: “Günah ilemeden sanat yapmak” fikrini ortaya atyor.

Tabii. Aslnda Hasan Nail Canat bu geldiimiz noktada 70’li yllar 60’l yllar 80’li yllardan bu güne geldiimizde Müslümanlarn tiyatro alannda fazla varlk göstermedii bir dönemde...

Hala da skntl, hala da varz diyemiyoruz

Evet ama o zaman çok daha zordu. Ben imdi tiyatro ile uramak isteyen insanlara eksiz üphesiz eline kalem almak isteyen veya sahneye çkmak isteyen insanlara bu iin tehlikesini söylerim, çünkü ikisi de riskli bir eydir. Yani yazyorsunuz. Artk her ey size malzeme oluyor. Rüyalarnzda, hülyalarnzda, inançlarnzda, ailenizde arkadalarnzda size malzeme oluyor. Sepette pamuk bittii zaman insan en yaknn satmaya kalkar. Yani bunu yapmayacaksanz yazn.

nce noktas buras.

imdi, geçmiini satarak yaayan insanlar var. Bir hikayesini okumutum. Onu hatrlataym Hasan Nail ile biz bunu konutuk tabii. Çok ey paylatk biz ayn mahallede, ayn i yerinde ayn okulda okurken geç vakitlere kadar elektrik direkleri altnda, Büyük Dou’da çok konutuk. Altn beyinli adam diye bir hikayesi var; herkes bir eyini satyor. Emeini satyor. Adam da altn beyinli adam … mecazen beyninin içine elini sokuyor, oradan bir altn para alyor öyle yayor. Bir bakma öyle yani siz beyninize güvenmiyorsanz yazar olmayacaksnz. Elinize kalem almayacaksnz. Kalem de silah gibi bir eydir. nsan kendini intihar eder bakasn deil. Kendine ait olan eyleri yok eder. Tiyatro ise sadece ve sadece vücudunu kulland için sesini, yüzünü, vücudunu kulland için insan çok çabuk deitiren bir sanattr. Çabuk yozlatrr, çabuk bozar, çabuk deforme eder. Haysiyetini, ahsiyetini namusunu, iffetini ahlakn her eyini kaybedebilir. Bakn baz okullarda resim bölümünde önce çplak resim yaptrrlar. Niçin? Ressamn frçasna, kalemine her ey mubahtr. Fizyoloji çalmas tabiî ki gerekli ama fizyoloji çalan adamn niye çplak model resim yapmas art olsun ki. Bu, -bir söz vardr:“Ar damar çatlaynca adamn her eyi yapmas mümkündür”- çünkü her ey o zaman mubah görülür. O yüzden Hasan Nail’inki tiyatro olarak büyük baardr.

Siz bile bugün 2008 ylnda tiyatroya hala mesafeli olunmas gerektiini söylüyorsunuz.

Yani tiyatro imdi bu una benzer al olmayan bir sokak köpeini brakrsanz kuduz olur ve insanlar srr, kuduz eder. Çok tehlikeli bir eydir. Tiyatro böyle bir ey, al olacak. Vücudunu kullanmaya öhrete “öhret çünkü afettir” Hadis-i erifte açk. Yalnz bizim kültürümüzde deil bütün dünya kültüründe bakn oyuncular çok çabuk skandala konu olur, evlilikleri çok ksa sürer çounun. Çok uzun süre mutlu bir evlilik yürütmü tiyatrocu says çok deildir, sinemac says çok fazla deildir. Gösteri sanatlar önce insann kendisini göstermesiyle olutuu için, bizzat kii kendisine a

Haberkültür.net

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

NOT: Vurgular bize âittir.

Yazar: Mahmut Býyýklý
11-04-10
E mail: Haberkültür.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
GÜL YAPRAÐINA ÞÝÝR YAZAN ADAM
Online Kii: 32
Bu Gn: 336 || Bu Ay: 5.429 || Toplam Ziyareti: 2.928.415 || Toplam Tklanma: 58.604.558