HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Says: 6241
Yazar: Umut Bulut
NURETTÝN TOPÇU HAKKINDA MÜLÂKAT

Topçu insanla hitap ediyor!

TOPÇU, NSANLIA HTAP EDYOR

Nurettin Topçu üzerine çalmalr bulunan Dr. Mustafa Kök ile Nurettin Topçu ve syan Ahlâk üzerine çok geni kapsaml bir mülâkat gerçekletirdik. syan Ahlâk kitabnn iki müterciminden biri olan Dr. Mustafa Kök, bu alanda söz söyleme ehliyetine sahip ender insanlardan biri olarak tannyor. Titiz bir çalma ve uzun bir dikkat sonucu gerçekletirdiimiz bu mülâkatn, oldukça önemli düünce sorunlarmza k tutaca kanaatini de tayoruz.

 

Nurettin Topçu, syan Ahlâk'nda Türk ve dünya düünürlerine temelde ne öneriyor?

Nurettin Topçu, "syan Ahlâk"nda, "Türk ve dünya düünürlerine" deil, "Türk ve dünya insanna", tek kelimeyle insanla hitap ediyor. Bütün gerçek düünürler, filozoflar somut, bugün için yaayan, sadece " imdiki" insana deil, bugünden yarna bütün insanlara ve "çalar ötesi"ne hitap ederler. Sokrates 'ten Sartre'a, bu hep böyle olmutur. Tpk Peygamberler ve velîler gibi. Hayr, bunlarn hepsinin ii, konumu ve misyonu ayni demek istemiyorum; "insan"a hitap etmek bakmndan aralarnda bir benzerlik görüyorum. Keza, peygamberler, velîler ve filozoflar kendi tarihlerini, yaad dönemi, "kendi somut insan"n hiç hesaba katmazlar da demiyorum, aksine bütün bunlar çk noktalardr; ama bütün bunlardan hareket etmekle beraber hepsini aarlar. Bu anlamda Topçu'nun da gerek "düünceleri", gerek "seslenii" "evrensel"dir. Nurettin Topçu bütün bu özelliklere sahip bir düünür, yani "insan"a ve insanla hitap eden bir düünür-filozof… "Temelde ne öneriyor?" sorusuna gelince; özetin özeti udur: nsann önce bir beeri ferdiyeti, sonra sosyal varlk yaps var ve en sonunda "irade varl" olarak "insan ötesi"ne uzanan, "ilâhî" dememiz gereken yan - filozoflardan ödünç olarak alp kullanacak olursak - "cevher"i, "metafizik"i var. nsan beerî ferdiyetiyle "hazlarnn esiri", sosyal varlk cihetiyle "toplumunun esiri" olabildii halde, ötelere uzanan irade varlyla bütün bunlar aabilir; iradesi sayesinde "kendi eliyle" tabiat deitirebildii gibi "kendisini" de deitirebilir. Bu, ferdî ve sosyal varlna esir olmaktan kurtulup hürriyetine kavumas demektir. Bu, insan "kendi içinden" esir almak isteyen hazlarla "dardan" bask yapp her çeit hakszla dahi boyun emeye çaran sosyal realiteye "isyan" edebilme iradesidir ki, burada kendisine sorumluluk bilinci yol gösterir. Nurettin Topçu ahlâk bu anlamda "sorumluluk"u merkeze alan bir ahlâk felsefesidir. te, Nurettin Topçu'ya göre bizde "isyan" eden bu irade gerçekte " Allah'n iradesi"dir ve iradede "cüz'î-küllî" ayrm, "sun'î"dir; çünkü gerçekte irade bir ve bütündür. O, bizde hakszlklara kar isyan eden bu iradeyi anlatmak için "Allah'n insanda isyan" ifadesini kullanr. O halde, Nurettin Topçu "syan Ahlâk"nda insanoluna, ferdî hazlarna ve toplumsal baskya boyun eip körü körüne itaat etmek yerine, içindeki ilâhî iradeye uyup "isyan etmesi"ni, böylece "iç ve d kuvvetleri"ne esir olmak suretiyle gayri ahlâkî yaamak yerine, bütün bunlara kar koymak iradesiyle hür ve ahlâkl olarak, gerçekten insan olarak yaamasn öneriyor. (Conformisme: körü körüne itaat etme hâli, uysallk; révolte: isyan. Musa Doan ile birlikte tercüme ettiimiz eserinin orijinal ad: "Conformisme et Révolte: Uysallk ve syan"). "syan ahlâk"nn dier ad ise "hareket ahlâk"dr; çünkü bu, Maurice Blondel'in "hareket felsefesi"nin, Nurettin Topçu'ya "ahlâk felsefesi" olarak yansmasdr.

Ama bütün bunlarn dnda Nurettin Topçu'nun bizatihi "Türk ve dünya düünürleri"ne isyan ahlâk balamnda önerdii nedir diyorsanz, bunun da bir cevab var: O, toplumlarn ve onlarn âkil adamlar olarak düünürlerin, aydnlarn - gelenee çok da önem vermekle beraber - mazereti geçmie, atalarna yüklemelerine kar çkyor. Yani, sorumluluu atalarnn üzerine atp kurtulmak tarafls deil. Aksine onda ideal olan, "atalarn ve toplumun hareketinden kendine bir sorumluluk çkarmak"tr. öyle diyor: "Atalarmz bizden sorumlu deildirler, belki yarattklar eserin mirasna konmak suretiyle, onlardan sorumlu olmak isteyen bizleriz ." Toplumu ve toplumsal dayanmay bir safhaya kadar isteyen fert, "sonunda bu toplumun kölesi olmusa onun ideali, daha iyi bir toplum isteyerek ve kendini toplum tarafndan konulmu snrlar amaktan sorumlu sayarak, böylece hürriyeti ve ferdiyeti geniletmek gayesiyle bu kölelikten, esirlikten kurtulmaktr. Nitekim toplumlar, varln ve evrimini böylesi fertlere borçludur." (syan Ahlâk, "Sorumluluk uurunun Tahlili" bölümü.) Demek ki, Topçu, gerek genel olarak insana, gerekse ve özelliklede düünen insana mevcut hâlinize teslim olmak yerine ilâhî iradeyi içinizde duyarak ahlâken isyan edin, diyor. Ama bu isyan ne anaristin, ne nihilistin ne de - imdi sistemi ykld kabul edilen - komünistin isyandr. Aksine bu isyan, Bat'da mistisizm, bizde ise "tasavvuf" denen hayat felsefesinin ahlâkna sahip "kâmil insan"n isyandr. Çünkü dierleri ya toplumu ya ferdi feda etmilerdir. Oysa mistik felsefeler, hem toplumun haklarna hem de ferdin ahsiyetine sahip çkarak ideal bir "ahlâk nizam" öngörmülerdir. Topçu'ya göre bu isyann "insan olarak" örnekleri, Hz. Peygamber'in, nefsimize kar emrettii (büyük) cihada uyanlardr; Sokrates, Halife Ömer, Pascal, Gandhi, Hallac- Mansur, mam- Âzam gibi hemen hepsi ruhunu sefaletten kurtaran, bir ksm da ayni zamanda bedenini de kurban eden kahramanlardr.  

Topçu düüncesi Türk aydnlar tarafndan yeterince sahiplenildi mi? Yoksa daha gür çkan baka seslerin yannda Topçu'nun sesi kaynayp gitti mi, siz nasl bakyorsunuz?

Topçu düüncesi Türk aydnlar tarafndan yeterince sahiplenilseydi, bugünkü Türk düüncesi bu derece yetersiz bulunmaz, toplum olarak da fikren ve fiilen daha iyi bir yerde olurduk. Onun sesi "daha gür çkan" deil de daha revaçta olan, kulak verildii için daha kolay duyulan sesler yannda; keza toplumsal bir proje olarak "Yarnki Türkiye"nin olmas gereken idealleri yerine hâkim çizgi olarak - kaba bir tasnifle - sacsyla-solcusuyla "Batc idealler" peinde koanlarn sesleri arasnda kargaadan duyulmad, diyebiliriz. Sade Nurettin Topçu'nun mu? Ali Fuad Bagil'in, Erol Güngör'ün, Cemil Meriç'in, hatta Necip Fâzl'n sesleri de ayni kargaada kaybolmakta. Bakmayn bugün kendini "Yeni-slâmc" gösterenlerin (sözde "muhafazakâr demokrat"larn) yeri gelince Necip Fâzl'a övgüler dizip Sezai Karakoç gecelerinde nutuk attklarna; esas itibar ettikleri Batc ideallerdir ve balandklar vagonun lokomotif adresinde kocaman bir "AVRO-ABD" yazmaktadr. Lokomotifi nöbetlee kullanan makinistlerin elbise renkleri farkl olsa da (kiminin krmzmtrak, kiminin yeilimtrak, kiminin mavimtrak) apkalar ayni renk (kül rengi) ve ayni markadr: Yeni-Liberal apka. (Anlalaca gibi bu, fikirde eski-Marksist, eski-slâmc, eski-Ülkücü ittifakdr.) Umalm ki, idealist bir gençlik barnda yeni bir kprdanma olsun ve bütün bu andmz düünürlerle birlikte isyan ahlâkçlar bu teslimiyete dur desin!

Yakn dönem Türk düünce hayatn bilen birisi olarak size, Nurettin Topçu ile Kemal Tahir arasnda benzerlik ve farkllklar soracak olursak neler söylersiniz?

Nurettin Topçu ile Kemal Tahir arasndaki ilk benzerlik, her ikisinin de "sosyalist karakterde" olmasdr diyebiliriz. kincisi, her ikisinin de Osmanl'ya duyduklar sayg çok büyüktür. Bu saygnn nianesi olarak Topçu "Büyük Fetih"te toplanan yazlar (ki çou konferanslardr), dieri ise bir dizi roman yazmtr. (Bence bu konudaki en önemli iki roman, "Devlet Ana" ve "Yol Ayrm"dr.) Üçüncü bir benzerlik, Batcl ve onun erken Cumhuriyet dönemindeki uzants saylan Kemalist pratii eletirmilerdir. (Bu konunu ayrntlar bu mülâkatn çerçevesine smaz. Çünkü Bat'ya kar çk sebeplerinde farkllklar da var.) Sonuçta her ikisi de bu milletin tarihine güvendikleri gibi istikbaline de güvenmilerdir. Ayrldklar noktalar ise Nurettin Topçu'nun sosyalizminin kaynanda teorik olarak mistik bir metafizik, ona bal insan, tabiat ve toplum anlay; pratikte ise slâm'n adalet ve kul hakk dâvas var iken; Kemal Tahir'inkinde Marksist Asya Tipi Üretim Tarz (ATÜT) diye formüle edilen bir sosyal hak felsefesi yatmaktadr. Ne var ki, burada Marksist bak, sadece metodolojik anlama ve açklama modeli olarak kabul edilmi, bunun dnda onun evrensel materyalizmi es geçilmitir. O sebepten Kemal Tahir ve ekolünce Anadolu insanna ve kültürüne fevkalâde saygyla yaklalmtr.  

Kemal Tahir ekolünden olarak, Halit Refi, Metin Erksan ve Lütfi Akat gibi Anadolucu sinema yönetmenleri Kemal Tahir'in Anadolucu fikirlerini sinemaya giydirirken, Topçu için muhafazakâr-Müslüman sinemaclar bu derinlikte gayrete neden giremediler?

Her üç sinemac da Kemal Tahir'in anlayn sinemaya uyguladlar. Halit Refi'in "Gurbet Kular"ndan "Fatma Bac"ya, "Haremde Dört Kadn"a, "Yorgun Savaç"ya kadar; Metin Erksan'n "Susuz Yaz"dan "Kuyu"ya, "Preveze Deniz Sava Hazrlklar"na kadar yapmak istedikleri budur. (Bu anlaylarn Halit Refi " Ulusal Sinema Kavgas" kitabnda, ayrca her ikisi muhtelif saylarda Dergâh Dergisine verdikleri uzun orta sayfa mülâkatlarnda anlattlar.) Buna karlk, "Topçu için muhafazakâr-Müslüman sinemaclar bu derinlikte gayrete neden giremediler?" sorusunda kastedilen muhafazakâr-Müslüman sinemaclar kimlerdir, açkças bilmiyorum. Rahmetli Yücel Çakmakl ile onun etkisinde yetienleri kastediyorsanz, onlar sanrm kendilerini "muhafazakâr-Müslüman sinemaclar" veya"Anadolucu" deil, "Millî Sinema Taraftarlar" diye nitelediler. Bununla beraber, Yücel Çakmakl, söylediiniz temaya yakn eyler yapt, denilebilir ("Kurulu" filmi bir örnek saylabilir). Ama bata Ezel Erverdi olmak üzere Nurettin Topçu'nun talebeleri sinemann çamzdaki etki gücünü kavrayp bu idealle yola çktlar; bu anlamda Metin Erksan ve Halit Refi ile hayli ileri dostluk da peyda ettiler; hatta "A Ajans" diye bir irket kurup baz senaryolar hazrladlar. Ne var ki, en bata ne bu projelerin önemini kavrayp bu ilere sermaye yatracak bir "Müslüman sermayedar" vard, ne de zihniyet alt-yaps. Bu arkadalarmzn yukarda andmz -yanlmyorsam - Metin Erksan'la birlikte düündükleri harika bir "Medine Müdafaas" tasars vard ki, çok büyük bir finansman gerektirdiinden akim kald. (Ezel Erverdi'nin çocuklarndan birisi Mimar Sinan Üniversitesi'nde belki de bu amaçlar için kullanlacak bir "sinema eitimi" bile almt.) Hâsl bu kabil iler, hâlâ ne "Müslümanlar"n, ne de "Anadolucular"n ileridir. ("Müslüman Anadolu Kaplanlar" aklnza geliyorsa, dorusu hiç sanmyorum! Onlar henüz yola çkmak için lüks villalarndan inip, lüks ciplerine binme telândalar. Tabii, stanbul'daki asl " kaplanlar" da unutmayalm. )

Biz, Blondel ve Bergson Topçunun hamurunu yourdu, Abdülaziz Efendi ona slâm mayasn katt dersek siz bu yoruma onay verir misiniz?

Hayr, böyle bir iddiaya onay vermem. Dorusu u: Nurettin Topçu, kendi "hareket felsefesi"ni ve mistik temelli "isyan ahlâk"n kurarken Blondel, Bergson ve hatta Luis Massignon'dan kavram emasn ve metodolojisini ald, fakat onun içeriini kendi slâm ve Anadolu Sûfîlii'nin malzemesiyle dokudu. Yani tabir caizse felsefe teknii Batl filozof ve bilimcilerden, proje, malzeme ve içilik kendimizdendir, kendimizindir; yani Nuretin Topçu'ya aittir. Eer syan Ahlâk tercüme edilmeseydi, spekülatif olarak böyle denebilirdi (nitekim eseri okumadklar ya da anlamadklar için bundan daha ileri lâflar edenler de var). Oysa eser, gecikerek 1995'den beri de olsa Türk okurunun elinde artk. Oradaki "Mistik Îman" ve "Îmandan syana" adl beinci ve altnc ksmlar okuyup da böylesi iddialarda bulunmak, buralar lâyk veçhiyle anlamamak demektir. Daha ilerisine gidip Abdülaziz Bekkine sayesinde "ihtida" ettiini söylemeye çalanlara gelince; tabii böylesi bir ifade bir suizan, hatta düpedüz "bühtan" saylr. Ama Tasavvufî hayatn pratiine Abdülaziz Bekkine'de kavutuunu söylemede hiçbir beis yoktur. (Biz bu konuya Hece Dergisi’nin “Nurettin Topçu Özel Says”nda ve I. Ahlâk ûras’ndaki tebliimizde yer verdik.) Buna ise "mayas katlmak" denmez. Nurettin Topçu, henüz orta öretim srasnda hocalarndan ald eitim (Safahat' ezberleten öretmenlerde okumak gibi) ve stanbul'da ailesiyle dost çevresinden kazand terbiye sayesinde Fransa'ya daha giderken o "maya"ya sahip olarak gitmitir. Ki, onun sayesinde kendisini " pozitivist felsefecilerin" deil, "mistik-metafizikçi düünürler"in çevresinde bulmutur. Çünkü "arayan bulur"mu!...

Siz olsanz dou-bat ya da Blondel- Bekine arasnda Nurettin Topçu'yu nereye oturtup nasl deerlendirirsiniz?

Bu sorunun cevab bence bir öncekinde verilmi oldu. Ama bir cümleyle toparlayalm: Nurettin Topçu aratrma teknii, metodu ve bilim zihniyetiyle Batl-Blondeliyen, ruhu ve felsefesiyle Doulu-Abdülaziz Bekkine bals (mistik) bir Türk filozofudur.

Nurettin Topçu'nun Taral hikâyelerinde yaban/ öteki ayrm yaparak etnik dümanlk yapt iddialar dolayor. Hem Taral'da hem öteki eserlerinde siz böyle bir ey sezinlediniz mi?

Bu soru ve iddialar, son yllarda Türkiye'nin maalesef ne kadar "etnik problem âk" olduunun resmidir. (Tabii, kabahat soranda deil - çünkü o vazifesini yapyor - buna zemin salayan sakat zihniyette. Bu etnikçilik tutkusu, inallah ülkenin bana daha büyük belâlar açmaz.) Ama bu soruyu sorduunuz için size teekkür bile etmeliyim; çünkü vereceimiz cevaplar, bir baka bühtann yklmasna vesile olur belki. te cevab: Nurettin Topçu'nun, hayranlk derecesinde sevip baland birkaç insan var ki, hepsi de bu "etnik tutkulusu" kafalara bakarsak "farkl etnisiteler"den… Kim bunlar? En bata Türk stiklâl âiri Mehmet Âkif, bir tarafyla "Arnavut"tur (Topçu'nun anladna göre ise - bize göre de - Türk kültürünün bu âbide ahsiyeti, aslnda Türkiye'deki Türkler'in kâhir ekseriyetinden daha fazla Türk). Âkif, Nurettin Topçu'nun isyan ahlâkçs olarak model insan ve "millet mistikleri"nin ba kahraman - hakknda yazd "Mehmet Âkif" kitab ise cabas-. (Bkz: Topçu'nun " Mehmet Âkif'"i ve "Millet Mistikleri" kitab) kincisi, büyük Anayasa hukukçusu, âlim ve fâzl Ord. Prof. Dr. A. Fuad Bagil, - Ezel Erverdi ve Topçu’nun yeeni Tunçer Enginertan Bey’lerden örendiimize göre - aslen "Çerkez"dir (Hoca'ya göre - nice ehline göre de - "insanlk âbidesi", Türkçe'yi hârika kullanan en büyük çada Türk hukukçularndan birisidir.) Topçu'nun yine millet mistiklerinden sayd Bagil için kulland hüküm udur: "nsanlkla siyasetin el ele vererek zafer kazanmalar tarihte hiç görülmediinden, Bagil, insanln tarihine bir insanlk âbidesi ilâve etmi oldu. Siyasette kazansa idi, kalbini feda etmi olacakt; bunu yapmad. Kayser'in hakk olan zulmü, Kayser'e brakt, kalbini kendine ayrd. Allah'n huzuruna o kalple gitti. Musallâda bizden ona haklarmzn helâl edilmesi istendi. Halbuki bizim onda hiçbir eyimiz yoktu. Onunsa otuz milyon Türk'ün üzerinde hakk kalmtr. Ondan nasl ve nerede helâllik alacaz? Her Türk bu vebâlin arln vicdannda duysa yerindedir." (N. Topçu’nun, Bagil’in 1967’de vefat üzerine yazd ve “Millet Mistikleri” kitabna alnan yazdan…) Soralm imdi, bu ifadelerden sonra; acaba Topçu'ya göre bu bizim etnikçilik âk sözde "Müslüman Türkler" mi, yoksa Bagil mi daha fazla Türk saylr?.. (Bu arada hatrlatalm; biz bunlar, “kim daha Türk veya deil?..” tartmas balamnda söylemiyoruz; bu milletin diline, kültürüne ve kaderine balanan her kimse, bizce de azizdir.) Üçüncüsü ve en önemlisi, Topçu'nun "Turan'dan birçok millet çkt" mülâhazasyla hayli tartmalara yol açt ve Anadolucu milliyetçilerle birlikte "Türkiye Türklüü"nü "Anadolu Türk Milleti" diye ayr bir kategoriye oturttuu bilinirken; Kazanl, yani aslen Tatar olan Abdülaziz Bekkine’yi manevî önder edinmesini bu açdan nasl yorumlamak gerek? (lâveten, kendisine doçentlik tezi sunduu ve büyük sayg duyduu ünlü çada Türk felsefecisi/filozofu Hilmi Ziya Ülken’in de bir yanyla Kazanl ve üstelik Abdülaziz Efendi'nin teyzesi olu olduunu, deerli Hocamz Orhan Okay Bey’den öreniyoruz.) imdi ne oluyor? Nurettin Topçu, hikâyelerinde - kökenlerinden dolay herhalde - etnik dümanlk yapt söylenen Arnavud'u, Çekez'i ve benzerlerini, kendi özel hayatnda en önde tutuyor, hatta onlardan bir ksmna hayranlk derecesinde balanyor. Bu bir çeliki deil mi? Hayr. Çünkü etnik bakmdan Arnavut, Çerkez veya Tatar olan, ama kaderlerini bu toplumun kaderleriyle birletirmi, aln terini veya zihin çabasn, yani emeini bu topraa ve bu topran insanna harcam bu insanlar gerçekte ne olursa olsun, yaban deil Topçu'nun gözünde adamdr, insandr; sosyolojik olarak da "Türk"tür. Çünkü onda insan, kanyla deil idealleriyle, ahlâkyla ve isyanyla ölçülür. Ol sebepten Âkifl'er, Bagil'ler, Bekkine'ler, Ülken'ler, kanyla (ve merakllar için kafatasyla) ne olursa olsun, ruhu, kültürü ve insanlyla Türk'tür. Buna karlk, ayni mantkla kan ve (yine merakllar için) kafatasyla ne kadar Türk olursa olsun, emeini, kaderini bu topran insannn kaderiyle birletirmeyen, ruhuyla ve megalesiyle tufeyli olan ise "yad"tr (moda deyimle "öteki"dir) "yaban"dr. (1969 “Kanl Pazar” olay için ayr bir yorumu var, ama onu tartman yeri buras deil.) O zaman bu iddiada bulunan her kim ise - ki en son Ahlâk ûrasnda Kenan Alpay, talihsiz tebliinde bunu savundu - oturup Hikâye ve dier yazlarn bu açdan inceleyecek. O zaman Nurettin Topçu'da bu meselenin "etnik" deil "sosyolojik" ve "ahlâkî" bir temele oturduu açkça görülecek. Nitekim "Taral"nn "Görünmeyen Adam" hikâyesinde, köyün yanna ireti olarak gelip yerleen ve emeiyle kaderini köyün emei ve kaderine birletirmeyen kafile, orda kald müddetçe köylüye zarar vermi, toplanp giderken de köylünün canna ve namusuna el uzatm, böylece yaban, "öteki" olduunu göstermitir. Keza ayni hikâyede "Arnavut Üzeyir"in de icra ettii meslei ve merebi ( ahlâksz esnafl, hrszl, Ramazan'da hocalk taslayp komu köyleri soymas vs.) dolaysiyle "Arnavut"luu - yabanl - anlr olmutur. Üstelik sonunda Üzeyir, köyün Yaban kafilesiyle birlik olup can ve rz dümanl yapmtr. lginçtir, bu meseleyi Nurettin Topçu'da ar bir rkçlk iddiasyla (Hece dergisinin 112. saysnda) tartan ise Laurent Mignon adl, Türkiye'deki bir vakf üniversitesinde çalan Batl bir akademisyen olmutur. Ona göre N. Topçu, özellikle Yahudiler hakkndaki fikirleri dolaysiyle "Nazizst, Faist ve rkç"dr. Ama yazd makaledeki bütün iddialar, son yllarn en verimli Nurettin Topçu aratrmaclarndan bir saylan Frat Mollaer tarafndan tek tek çürütülmütür. Mollaer'in sonuç hükmünü burada vermeden geçmeyelim: "Topçu'nun bir rkç olduunu hiçbir kayt dümeksizin öne sürebilmek, 'herkes kendi kalbinde olan görür' (Weber) türünden saf, öznel ve çarpk bir metodolojiye ya da olsa olsa onun ahlâk kuram hakknda bilgi eksikliine dayanr.” (Bkz: F. Mollaer, “Nurettin Topçu Janus’u Üzerine”, Anadolu Sosyalizmine Bir Katk, Dergâh Yay. 2007, st. - Tabii ki, mülâkatn snrlar bu yazlar tartmaya manidir. Ama ilgilisine hararetle tavsiye edelim ve unu da ekleyelim: “Herkes kendi kalbinde olan görür” sözünün Türkçe deyimi “Kii, kiinin aynasdr”; yani L. Mignon, rkçln mucidi olan bir Avrupa çocuu olarak “Nurettin Topçu’nun aynasnda” kendini görmü olmal.) Tek kelimeyle Nurettin Topçu, rkçlk öyle dursun, aksine ömrü boyunca "rka dayanmamas gereken", manevî temelleri olan bir milliyetçilik ideali güttü. 22 Ocak 1953'de maalesef DP iktidarnn kapatt ve ardnda mânen Nurettin Topçu'nun bulunduu kabul edilen Milliyetçiler Dernei'nin tüzüünde dahi millet, "rkî mene birlii" olarak deil "tarihî ve içtimaî mene birlii" olarak tanmlanr. (Ama ne yazk ki, o zamanki "Malatya olaylar" sonucu bir ksm Basn'n basklarna dayanamayan ktidar bile - kapatma gerekçesi olarak - bu tanmdan "rkçlk" anlam çkarmt. Ve ancak yllar sonradr ki, devrin Cumhurbakan Celal Bayar bu kapatma iini "büyük bir hata" olarak kabul etmiti.)

Bat düüncesini tanyan muhafazakâr düünce adamlarmzda bir ötekiletirme de hissediyoruz. Batyla muhatap olmak bir ekilde batdan bulaarak bizde bir dümanlatrma sorunu yaatmyor mu? Baty yakndan tanyan muhafazakâr aydnlarn bilinçli bir ekilde baty düman olarak gördüklerini hissediyoruz; siz ne dersiniz? Örnek olarak smet Özel ve Necip Fazl' gösteriyoruz. Nurettin Topçu için de bu geçerli mi?

Dier örnekler için bu ne kadar geçerli, tartmam; ama Nurettin Topçu için bana göre geçerli deil. Çünkü Topçu'ya göre iki Avrupa (Bat) var. Birisi Türkiye'den gidince onun renkli görünüüne, teknolojisine, yani parltsna bakp aldanan insanmzn gördüü maddeci Bat ki, ardnda sömürgecilik vardr; dieri de zengin edebiyat, derin felsefesi, ahlâki ilkeleri ve ilim zihniyetiyle ilk bakta tannmayan maneviyatç Bat. Topçu "Avrupa" makalesinde öyle söylüyor: "Biz Avrupa'y yaratm olan ve hâlâ yaatmada olan kuvvetleri, biri ruha, öbürü maddeye balanan iki esasta topluyoruz. Bunlardan biri, zengin edebiyatyla kuvvetli metafiziini Orta Ça'da hazrlam olan Hristiyan ruhçuluu (spiritüalizm), öbürü Avrup'da 17. asrda balayan sömürgecilik, yani baka ktalarn ham maddelerini Avrupa'ya kaçrma gayretleriyle beslenerek meydana çkan büyük sanayidir. Kâh biri kâh dieri üste çkt. Hz. san'nn Avrupa ktasnda en samimi temsilcisi saylan Pascal'daki ak ve iman kuvveti, vicdânî akl üstün tutan Kant'n vazife ahlâk romantizm hareketini yaratt gibi, yorgun kalplere heyecan ve ate getiren Rousseau'nun kalp ahlâk ile tabiat ak, hep Hristiyan ruhunun Avrupa'da yaratt hareketlerdir. Lâkin kalp ve imann sesini, yine zaman zaman makine bomak istemi ve buna muvaffak olmutur." Topçu’ya göre, "merhametsiz bir milliyet anlay"ndan kaynaklanan maddeci felsefe, önce Avrupa milletlerinin birbirlerine dümanln, sonra da dardaki ülkelerin sömürülmesi sonucunu dourdu. Ayni felsefe A. Comte'un "müsbet (pozitif) ilimcilik" emelini de arkasna alarak keif ve icatlar yoluyla Büyük sanayii büyüttükçe büyüttü. Bu da tekrar dönüp sömürgecilii körükledi. Her türlü barbarla ve zulme millî adn veren böylesi bir milliyetçilik, önce kendi içinde 19. yy. Avrupa Savalarnn, sonra da 20. yüzylda darya yaylan I. Ve II. Dünya Savalarnn sebebi oldu. (Bizim Batclar'n talihsizlii, ite bu pozitif ilimlerin yaratt teknolojiyle göz kamatran Bat'y ve ona bal deerleri taklit etmeleridir.) Ona göre, Avrupa kendini yaratm olan bu iki kuvveti, yani Hristiyan ruhunu ve sömürgecilii terk ettii anda iflâsa mahkûmdur. Topçu'nun kehaneti gerçeklemek üzeredir; çünkü son iki yüz yldan beri Hristiyan ruhunu peyderpey terk eden Avrupa, gerçekten son elli-altm yldanberi de terk etmek zorunda kald klasik sömürgeciliin ardndan iflâsa doru gitmektedir. (Bunu sadece bizdeki AB tutkulular görmemektedir.) Filozofumuza göre bizi yaratan iki kuvvet ise baka: Mâna olarak bin yl önce Anadolu’ya gelip Ouzlara yeni bir ruh veren slâmiyet ile madde olarak Etiler'den miras kalan ziraat tekniidir. Soyumuz Asya'dan geldii gibi, ahlâk ve iktisadmz da Asyaldr. Bizde inklâp ve kendimize dönü hareketi, Hasta Avrupa'nnkinden farkl, kendi ruhumuzdan doacak yeni bir ahlâk, namuslu bir iktisat ve ruha önem verecek ilimlerin canlandrlmasdr. Görüldüü gibi Nurettin Topçu'nun "öteki"letirdii (düman gördüü) bir materyalist- sömürgeci Avrupa'nn yannda, bir de dost gördüü, fakatbu gün gitgide yklan bir mâneviyatç Avrupa da var, demek daha dorudur.  

Nurettin Topçu'nun biraz daha yalnzlatrlm biri olduunu görüyoruz. Ezel Erverdi'nin ahsi muhabbeti de olmasa neredeyse unutulup gidecek gibi bir eyi de bize hissettiriyor bu durum. Biraz daha esasl eyler öneren fikir adamlarmzn büyük bir talihsizlii gibi bu; ne dersiniz?

Birçok büyük insann bana gelen bir eydir Nurettin Topçu'nun da bana gelen entellektüel yalnzlk. Zamanlarnda az, hatta zor anlalr, uzun süre yalnzla terk edilirler. Fakat gerçek düünür ve filozoflar, bir zaman u veya bu sebepten görmezlikten gelinseler bile bu asla devaml olmaz. Nurettin Topçu'nun her eye ramen - bir anlamda - talihi diyelim isterseniz, Ezel Erverdi gibi onu daha lisede talebesiyken bir deer olarak kefeden bir insann bulunmasdr. Bununla kalmayp kefettii izin peinde - üstelik yanna katt bata smail Kara ve Mustafa Kutlu olmak üzere dier bir grup arkadayla birlikte - sonuna kadar onu takip etmesidir. Ezel Erverdi sayesinde, daha fazla ihmale uramadan Topçu'nun bütün eserleri (külliyat) 21 kitap hâlinde toplanm ve Türk okuyucusunun hizmetine sunulmutur. (Dergâh Yaynlarna ve yöneticilerine bu anlamda hepimiz ükran borçluyuz.) Lâyk veçhiyle anlalmas ise, bence biraz daha zaman alacak gibi görünüyor. (“Niçin”ini tartmak ayr bir konu.) Dileyelim fikrî aydnlk aray yüksek gençlerimiz daha çok artsn ve Nurettin Topçu'nun entellektüel yalnzl da doumundan 100 yl sonra olsun azalsn. (Bu arada haber verelim: Kültür ve Turizm Bakanl, Prof. Dr. smail Kara'nn editörlüünde zengin belge ve fotoraflarla bezeli "Anma ve Armaan Kitaplar Dizisi"nde büyük boy 395 sayfalk bir "Nurettin Topçu" kitab yaymlad. Oradaki yazlardan birisi de Ezel Erverdi'ye ait: "Bir zin Peinde." Önemle tavsiye ederiz.)

Nurettin Topçu ile ünsiyet ve bir ekilde irtibat kurmak isteyen genç kuaklara nasl bir yol takip etmelerini önerirsiniz? Nurettin Topçu'yu okumaya ve o kafa seviyesinden bir çk üretmeye çalan genç ya da orta yata aydnlara neler söylemek istersiniz?

Ciddi genç ve orta yata okuyucular, Nurettin Topçu'yu okumaya "denemeler"inden ("Var Olmak" kitabndan) balayarak, bir program yapmallar. Felsefî veya fikrî derinlikli kitap merakllar, onu bir kefetti mi asla brakamazlar. Hakknda yaplan kaliteli çalmalar da koklayarak anlamal ve onlardan da yararlanmallar. Özellikle Türkiye'nin her çeit realitesine (ahlâki zaaflarna, siyasetine, ticaretine, sanatna ve edebiyatna) isyan duygusu tayan gençler için harika bir ilâçtr onun kitaplar. syan Ahlâk, o ruhlarn kitabdr. Zor anlalyorsa – baz gençlerin yapt gibi - 3-4 kiilik okuma gruplar olutursunlar. Ve sürekli soru sorsunlar, tersinden düünsünler, ona itiraz etsinler. (Nurettin Topçu hayattayken, kendine itiraz edenleri çok severdi.) Bu takdirde mutlaka ünsiyet peyda edeceklerdir.

Bir önceki soruyu özellikle sordum ki; pek çok yerde büyüklerinin azna bakan, bir çk bulmak isteyen prl prl bir gençlik yükseliyor; bu gençliin eline tututuracamz esasl adamlarn banda Topçu geliyor. Topçu düüncesini iaretlemek gerektiine inanyoruz. Siz ne dersiniz?

Doru söze ne denir!... "Büyüklerinin azna bakmak"la i bitmiyor. Bugünkü büyükler, "gerçekten büyük" olsalar, yani Topçu'nun düündüü gibi, madde ve servet büyüklüünü deil, ruh ve mâna büyüklüünü ideal edinselerdi, Türkiye bugün bu hâlde olmazd. Böyle düündüünüz için sizi tebrik ediyorum!..  


Umut Bulut/www.haberkultur.net

Yazar: Umut Bulut
15-04-10
E mail: haberkultur.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
NURETTÝN TOPÇU HAKKINDA MÜLÂKAT
Online Kii: 22
Bu Gn: 506 || Bu Ay: 5.598 || Toplam Ziyareti: 2.928.644 || Toplam Tklanma: 58.608.210