RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

 

Kardeşlerimizin Ramazân-ı Şerîf'lerini tebrik ederiz.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / YAZI VE YAZMAK ÜZERİNE
Okunma Sayısı: 2822
Yazar: M. Mustafa Üftadeoğlu
YAZMAK, ADINI DUYURMAK İÇİN Mİ?

[adını+duyurmak+adına.jpg]

Adını duyurmak adına

Alan sensin, veren sensin, kılan sen…
Ne verdinse odur dahi nemiz var.”
(Aziz Mahmut Hüdai)

Lakin kimin hesabına çalışıyoruz. Biz kimiz ve kimin namına işliyoruz. Neyi temellük edebiliriz. Konuşmasını bilmeyen, yürüyemeyen bir çocuktuk. Konuşmasını, hele hele yazmasını nereden öğrendik? Edebi yazma tamamen irademizin dışında gelişti. Elimizde, bedenimizde ne bize ait? Kalem elimize nasıl da yakışıyor… Hayatımız, aklımız, duygularımız O’nun. Üstümüzdeki nişanlar hep O’nun. Bize bütün unvanları veren O. Üstümüzde ne kadar güzel parlıyor. Kapatma benliğinle onları. Güneşe açık tut ki parlasın ve hiçbir zamanda unutma O’ndan geldiğini.

Biz, bütün bu imkanları gasp ettik veya güzel kullanmadığımızdan; O’nun bize doğal olarak verdiklerini enemizi karıştırdığımızdan çirkinleştirdik. Öyle yapmamalıydık; benliğimizle işe karışmamalıydık. Bu yetmiyormuş gibi kendimizi asıl zannettik. Biz asıl değil, bir aynaydık. Sadece aksedeni göstermekle görevliydik. Nereden girdi içimize bu kara nokta? Kararttı bütün meziyetlerimizi. Şimdi içimizdekiler de sönmekte.

Bilemedik; kendimizi ifna etmeliydik; ta ki bizde tecelli edenin adını duyurmak için. Kendi adını duyurma hesabına hevamıza tabi olduk. Bu yüzden de yok olmaya, silinmeye mahkum… Nice adları bile bilinmeyen kişiler vardı ki Hak katında değerleri büyüktü. Kendilerini hiç saymışlardı onlar. “Vücudumuzu ve manevi kazanımlarımızı mucidimize feda etmediğimizden” kaybedenlerden olduk. Oysa bâkî olmanın yolu kendini yok etmekti.

Yazdıklarınla adını duyurmaya çalıştın. Hadi dünyada senden bahsettiler diyelim; dünya sana yetecek mi. Sonsuzluk isteklerin, adının devamlılığı nerede? Dünyanın yıkıldığı gün sen de gideceksin; o gün ne efendi kalacak ne köle… Herkes kendi derdinde…

Ey nefsim, bu ad duyurmalar sonsuz âlemde azabına sebep olmasın. “Sen dünyada mükafatını aldın; buraya bir şey kalmadı.” denmesin.

Yazdıkların yayınlanmıyorsa da önemi yok. Bunu zaten O’nun adına yaptınsa amelin zayi olmadı. O, onun mükafatını verecek. Meşhur olmamışsın boş ver. Sende tecellî edenin adını duyurmaya çalış. Senin kendi başına hiçbir değerin yok. Bunu anlasan yeter ey nefsim. O’nun bekâsına dayalı senin bekân.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: M. Mustafa Üftadeoğlu
02-05-10
E mail: viranvebahar.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
YAZMAK, ADINI DUYURMAK İÇİN Mİ?
Online Kişi: 28
Bu Gün: 213 || Bu Ay: 3.994 || Toplam Ziyaretçi: 1.739.453 || Toplam Tıklanma: 43.633.810