
| Kategori : / MÜLÂKÂT | Okunma Says: 5261 |
Zülcenaheyn âlim Dr. Ebu Bekir Sifil ile konutuk…
Dr. Ebubekir Sifil hiç üphesiz son yllarda yapt çalmalarla adndan söz ettiren bir ilim adam. Onun önemli taraf kendinden söz ettirdii konular… Ülkemizde hangi din adam ön plana çksa maalesef dinî bir yozlama argüman, ahkâm konusunda oldukça keyfi ya da "din mühendislerinin" dorultusunda yaplan çalmalarn içinde... Ehl-i sünnet çizgisinde yürüyen insanmzn ulemaya olan güvenini yok eden bu yaklamn hem dnda kalmas ve hem de bu yozlama portresine eletiriler yöneltmesi Dr. Ebubekir Sifil'in "ulema" dokusundan olan taraf; yapt ilmi çalmalar ise cabas… te söyletiimiz konular!
Merhum Ahmet Davudolu Hoca'nn da eletirdii, lahiyatn kendi içinden çkan ve reformist yaklamlara kap açan zevat ve bunlarn balatt sünnet, tesettür tartmalarn nasl karlyorsunuz?
Temelde bu tür tartmalar siyasi ve ideolojiktir. Bu tartmalar slam dünyasnda durup dururken balamad; birileri bu tartmann balamasn bir ihtiyaç olduunu düündü. Bizim Kur'an anlaymz, sünnet anlaymz, âlim-ulema anlaymz vs. topyekûn bir tartma ortamna çekiliverdi. Bunu yaparken yine kendiliinden olmu bir ey deil bu, çok büyük ölçüde asrlar öncesinden gelen oryantalist bir birikim var. 1970'li yllarn ortalarnda zannedersem, zmir'de uluslararas bir sempozyum yapld, Uluslararas slam Düüncesi Sempozyumu. Buraya dönemin mehur müsterikleri, oryantalistleri itirak ettiler; Türkiye'den lahiyat Fakülteleri'nden ilim adamlar,akademisyenler itirak ettiler. Orada imdiki Devlet Bakanmz Mehmet Aydn'n da hocas olan Montgomery Wath, ngiliz müsterik konumasnn bir yerinde öyle dedi, "Bat'da ilim adamlar, aratrmaclar ncil üzerinde edebî ve tarihsel tenkit metodlar uyguladlar ve bu bizim imanmz artrd. imdi size de tavsiyem, ayn eyi siz de Kur'an üzerinde yapn, edebî ve tarihsel tenkit metodlarn Kur'an'a uygulayn. Göreceksiniz siz de kâfir olmayacaksnz, imannz artacak."
Günümüzde bize ait olmayan pek çok kavram düünce dünyamza davet edildi, kabul gördü ve biz bu kavramlar üzerinden slamiyet'imizi, Müslümanlmz tartmaya baladk. Birileri mesela bize dedi ki, "Sünnet ve hadisler tekinsiz bir alandr, bunlarn naklinde iin içine beer unsuru girmitir. Hatta sünnet ve hadisler bize diyor ki, iin içinde hadis uydurmacl diye bir vaka olmu, pek çok insan pek çok gerekçeyle pek çok hadis uydurmu ama Kur'an için böyle bir aibe yok. Dolaysyla bu tekin olmayan alan brakalm, bizim için net olan bize kadar geliinde hiçbir üphe bulunmayan Kur'an esas alalm onun üzerine bir Müslümanlk ina edelim." Bu fikir nerden geldi bize?
Hollandal bir müsterik var Sunhok Artrinye... Endonezya, Hollanda'nn sömürgesi durumundayken orda ayn zamanda bir diplomatik bir görevi var bu zatn. Orada uzun yllar görev yaptktan sonra kyafet ve isim deitirerek bir hac mevsiminde Hicaz'a gitmi bu zat, bir Müslüman ad alarak haccetmi yani. Orda hacca gelen Müslümanlar gözetliyor ve arkadalarna mektuplar yazyor,
"Biz, bugüne kadar slamiyatçlar olarak hep Kur'an üzerinde çaltk, (gerçekten de çok önemli çalmalar yapmlar, Avrupa'da krk sene boyunca aratrma yapm bir enstitü var, o enstitüde slam Dünyas'nn muhtelif yerlerinden toplanm kadim elli, altm bin tane Kur'an sahifesi üzerinde çalmalar yapmlar, farkllk bulalm da nciller gibi birbirinden farkl Kur'anlar olduunu ispat edelim diye, ama çok ükür hiçbir bulgu elde edememiler bütün metinler ayn) fakat bir sonuca varamadk, imdi ben burda gözetliyorum Müslümanlar, bunlara kimlik bilinci veren baka bir ey var. Mesela, hangi ülkeden, corafyadan gelmi olursa olsun sokaktaki Müslüman birbirini görünce ayn selamlama cümlesiyle birbirini selamlyorlar. Oysa bu Kur'anda geçmez ama Müslümanlarn ortak davran kotlar bunlar, hepsinde bu ortak kimlik var. Bana sorarsanz, bu onlarn peygamberlerinden intikal etmi bir gelenektir, bugüne kadar biz çalmalarmz Kur'an üzerine younlatrarak bir anlamda boa kürek çekmiiz.
Bundan sonra biz, peygamberin gelenei üzerinde duralm." Tabii onlarda sünnet kavram yok yani; peygamberden intikal etmi balayc din kayna anlamnda bir sünnet kavram yok, onlar gelenek diyor buna. Dikkat edin, bu kelime de dilimize bir stlah olarak girdi, bir terim olarak girdi. Biz imdi "slam gelenei" diye bir eyden bahseder olduk; geleneksel islam diyoruz, tasavvuf gelenei diyoruz, fkh gelenei diyoruz vs. Bu kelime, o kökenden geldi ve dilimize çok rahat bir ekilde yerleti. Yani, bu kadar aciz bir durumdayz; batdan intikal eden her eye zayf ve pasif durumdayz. Dolaysyla o tarihten itibaren sünnet üzerinde çalmalar yapmaya baladlar; sünnetin uydurmalarla malül bir alan olduunu söylediler, "Çok sayda hadis uydurulmu, Kur'ana aykr hadisler var, ulema bunlara sahih dese bile Kur'ana aykr olduu için bunlar zayftr" gibi bir anlay ve daha pek çok anlay, arlkl olarak slam Dünyas'ndaki akademik camiaya müsterik kaynakl olarak girdi. imdi biz, onlarn ürettii bir tartma zemininde yine onlarn ürettii kavramlarla Müslümanlk tartmas yürütüyoruz. Bu, bandan beri yanl bir ey. Tabi ki tartlsn, tartmadan korkmuyoruz ama tebarüz ettirmek istediimiz nokta u, Müslümanlar bunu kendi kavramlaryla yapsnlar, yapalm.
slam üzerinde konuuyoruz ama gayri müslim bir zihin yapsyla konuuyoruz yani; bize ait olmayan bir dünya bu. Yani, varacamz netice bandan belli; müsterikler bu tartmay balatmamz niye istedi ve nereye varmamz istiyorsa biz de bugün o noktaya doru gidiyoruz. Mesela, müsterikler Kur'ann, Efendimize (asm) ait bir metin olduunu söylüyor, "Bu Kur'an, Muhammed'in sözüdür" diyorlar. Çünkü onlarda vahiyle gelen bir metin yok, öyle bir anlay yok. ncil, Hristiyanlkta dört kiinin kaleminden çkm metinlerdir, esasen kutsal kitap da böyle oluur diye düünüyorlar, Hristiyan telakkide. Dolaysyla bize diyorlar ki, "Böyle bir ey olamaz, bu kitab Muhammed yazm olmal." imdi bu sözleri, Müslüman olduunu söyleyen insanlar söylemeye balad. Diyorlar ki, "Bu Kur'an, tamamen peygamberin sözüdür, beeri bir metindir; dolaysyla içinde hatalar vardr." bunu Müslüman olduunu söyleyen insanlar bu ekilde ifade etmeye balad.
"Kur'ann özüne dönelim" eklinde bir cümle var ortada. Pratikte bu cümle Kur'an açklayan ve yorumlayan Hz. Muhammed'in (sav) Kur'andan ayr tutulduunu ve Kur'an ayetlerinin herkesin yorumuna açk genellemeler haline getirilmesi ablonuna dökülüyor. "Ebu Hanife bir yorum yapm ben de yaparm." cümlelerini duyuyoruz...
Modernistlerin Kur'ana dayanmaya çalmalar sebepsiz deil. Bir kere u tesbiti ortaya koyalm; zaman zaman ben "hâziruna'" öyle bir soru soruyorum, "Bir insan, Kur'an okuyarak saptr m?" nsanlar aryor, sonra cevab ben veriyorum, "Evet, saptabilir." Kur'an okuyan herkes saptr anlamna gelmiyor bu, ama Kur'an okuyan insanlar saptabilir. Allah (cc), Bakara Sûresi'nin banda bir sivrisinek misali zikrediyor, "Allah, bir sivrisinei ya da ondan daha ötesini misal vermekten çekinmez. Kalplerinde maraz bulunanlar derler ki, Allah bu sivrisinei misal vermekle neyi murad etti? Allah Teala, bu misalle pek çounu dalalete sevkeder pek çounu da hidayete erdirir; dalalete sevk ettikleri sadece fasklardr." Kur'an'n böyle bir özellii var yani; Mü'minler için bir ifadr Kur'an, "Kur'an, zalimlerin hüsrann artrmaktan baka bir ey yapmyor." buyruluyor.
Onun için Kur'an okuyan her insann teorik olarak hidayet bulaca anlay yanl bir kabuldür. Tarih içerisinde, ehli bid'at dediimiz frkalara baktmzda, Mu'tezile'ye baktmzda, i'a'ya baktmzda vs. bunlarn hepsi Kur'an'a dayanmtr. stisnasz hepsinin Kur'an'dan delilleri vardr; sapmalarnn nedeni ise sünnetten sarf nazar etmeleridir. Biz onun için Ehl-i Sünnet Vel cemaat diyoruz. Çünkü Allah'mzn muradn bize sünnetten daha kamil biçimde ulatran baka bir kaynak yoktur. Allah c.c bizden ne murad etmi? Bu sorunun verebileceiniz bir tek doru cevab var, o da sünnettir. Onun için Kur'an, kendi beyann açklamasn sünnete havale etmi, "Biz sana bu zikri indirdik ki, ne indirdiimizi insanlara beyan edesin." buyruluyor.
Modernizmle birlikte bir çeit "akl tapcl" ortaya çkt. slam prensipleri aklla tartlr m?
imdi slam ve akl, nas ve akl, akl ve nakil; çatr m, çeliir mi? Bu öteden beri sorulan, cevab üzerinde çok uzun eyler söylenmi ve yazlm bir temel meseledir. Modern dönemde bu soruya, Müslüman düünürler, 'Naklin aklla çelimeyeceini, çeliirse akln esas alnp naklin te'vil edileceini' söylemiler. Oysa akil-nakil çatmas bu kadar basite indirgenemeyecek bir meseledir. Mutlaka tavsil edilmesi gereken bir meseledir ve buras da bunun zemini deil. u kadarn söyleyelim; bir Müslüman aklla nakil çatmaz ama; akln Müslüman olmas lazm. Gayri müslim aklla, ateist aklla, riberal aklla vs. nakil tabii ki çatr. Bu, çok doal bir eydir. Kur'an bunun için bize sk sk insanlarn çounun "iman etmeyeceini" söylüyor. Çünkü, onlarn akllarnn ileyi zeminiyle Müslüman aklnn ileyi zemini birbirinden çok farkldr. Ahirete inanmayan insann akl da akldr, Allah'a inanmayan insann akl da akldr; Allah'a, ahirete ve iman hususlarnn tümüne inanan Müslüman'n akl da akldr. Ama bu akllarn ileyi ilkeleri ve zemini birbirinden farkldr. Dolaysyla özet olarak bir Müslüman'n aklyla inand nakil çelimez.
Yazar: Mehmet Göksu |
13-05-10 |
||
| E mail: Haberkültür.net | Tweet | ||
| Emre Küçükyanýk | |||
TEÞEKKÜR |
Tarih : 08-02-11 | ||
Hocamýza yazýlarýndan dolayý teþekkür ederim. Ayrýca bu yazýyý doðruluþta paylaþan adminlere de teþekkürlerimi sunarým... |
|||