RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

 

Kardeşlerimizin Ramazân-ı Şerîf'lerini tebrik ederiz.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MEDYADAN
Okunma Sayısı: 2576
Yazar: Kerem Abadi
TÜRKİYE'DEKİ TELAVİV MEDYASI

 

Hassasiyetleri İsrail için!

Özdemir İnce nereden konuşuyor?

Meğer Özdemir İnce aynı zamanda bir Fıkıh âlimiymiş. Bugünki köşe yazsının başlığı: “İslamcı hassasiyet”. İlk cümlesi: “İslamcı hassasiyet ulusal çıkarlara dâhil değildir!” Cümlenin sonundaki ünlem işaretini açtığımızda vurgusuna sebep olan İslami kaynakları gösteren dipnotlar bulmamız mümkün değil. Hakeza yazının bitiminde de dipnotlardan oluşan bir bölüm gözlemleyemedim.

O halde cümlenin bu vurgusu ısmarlama bir yazının 'Sipariş No.'su olsa gerek, diye düşünmekten kendimi alamadım. Kendimi alamadığım ve bir türlü hak veremediğim nokta ise söz konusu Doğan Yayın Grubu olunca yıllardır süregelen İsrail sözcülüğünü yapan bu kurumun “Filistini sattılar” diyerek kendisinin Türk öz kültürünü satmalarına ne buyrulur? Sorusuna cevap bile aramamam.

“İş”imize geldiği gibi

Kaybolmuşluk, öz kültürüne ve öz tarihine düşman edilmişlik varsa yoksa İsrail’in basın elçiliği konumundaki bu grubun paralel izdüşümünde Atatürkçülüğü desteklemesi fakat fark yaratan bükümlerde/parabollerde İsrail sözcülüğünü anında unutup elde avuçta ne varsa parlatma çabaları da gözden kaçmıyor değil. Ramazan Müslümanlıkları da öyle..
 

Belirsizlik ve hedefsizliklerini özgürleşen ve gelişime açık olan Türkiye’de “çağdaş”, “modern”, “demokrasi”, “laiklik” ve “hukuk devleti” kavramlarını bir marangoz gibi yonta yonta, gerekiyorsa sivrilte sivrilte gerekiyorsa ise ovalleştire ovalleştire belli bir okur grubuna ulaştılar. Çizdikleri bol parabollü yayın ilkesi kendilerine bol para kazandırdı. Bol para ve bol okur “istediğimi söyler istediğimi yazarım” düşüncesine itmiş bu kişileri. Öyle ki kendi basınlarını “kutsal” görmüş ve kutsal kabul ettirmişler. Üstad Necip Fazıl bu gazeteleri tirajlarıyla yüce makamda görenlere: “Milyonların girip çıktığı tuvaletleri kimse kutsal saymaz.”, dememiş miydi?

 Özdemir İnce, zulüm gören Müslümanların yardımına koşulmaması gerektiğinin, umursanmaması gerektiğinin altını İsrailli dostunun İsrail’den başka gidecek yeri olmadığıyla çiziyor. İsrail devletini Arap devletleri resmen tanımıyor, Filistin desteklenmeye devam ederse İsrailliler İsrail’i terk edecek demeye mi getiriyor? Ne kadar tutarlı ve ne kadar gerçekçi (!) Koskoca yılların köşe yazarı?

İsrail’li yok etmek istiyorlar!

İHH ve Bülent Yıldırım; on yıl içinde İsrail’li abluka altına almak niyetinde olduklarını da gizlememişler, Özdemir İnce’ye göre. Bu ve yukarıda söylemek istedikleri İsrail İstihbarat Subayının sorguda tekme tokat bilgi almaya çalışırken söylediği cümlelerin Türkçe’ye dökülmüşü sadece.

Evet, Özdemir İnce’yi dinleyelim. Filistin’e kılımız kıpırdamasın. Hele ki devlet olarak asla! Özdemir İnce kimleri dinliyorsa onları dinlemeye devam edelim. Öyle mi?

Fotoğrafçımız: Mehmet Ali Birand

Mehmet Ali Birand ise "Washington'da Türk kazanı kaynıyor" başlıklı yazısında tıpkı Özdemir İnce gibi “milli çıkarlar” kartını oynamış. Yalnız İnce’nin alelacele yazamadıklarını yazabilmiş, açıklamalarda bulunmuş. Ben sadece fotoğraf çekiyorum, gördüklerimi yazıyorum, diyen Birand pek kendi fikrini söylememiş gibi yapmış.

Özdemir İnce'nin yazısında sert bir uslüp kendini gizlemişken Birand'ın yazısında yaşlıca bir amca var; sevimli ama tehlikeye dikkat çekiyor: cık cık, evladım öyle yapma sonra sonu çok kötü olur, diyor.

Sonuçta, yandaki resimdeki gibi yüzümüze gülen bir Birand yazının içinden bizlere el sallasa da dedikleri değişmiyor:

Filistin’le gönül birliği kurduğumuz müddetçe ABD’de bulunan İsrail lobisi canımıza okuyacak, bizleri kıyma makinesinden geçirecekler, mahvolacağız rüzgârını estirmekte.

Yılların gazetecisi bunu böyle der mi? - Demez. Fakat M. Ali Birand biz okurlarına samimi yüzünü gösteriyor.

İnce, İsrail gözüyle Birand ise ABD’deki İsrail gözüyle okurlarına ciddi tavsiyeler veriyor. Şöyle bir ayrıntı var ki; Artık ABD'de bulunan yahudi lobisinin de İsrail hükümetini destekleyenler ve desteklemeyenler olarak ikiye ayrıldığını biliyoruz. Bunu en azından New York'ta gerçekleşen protesto gösterilerinde gördük. Birand buna değinmemeyi bütünü bozmaması adına uygun görmüş olmalı. Bütünlük ise şu: İsrail'e dokunmayın, cız!

Türk milletinin aciz duruma düşeceğinden korktuklarını dile getiriyorlar. Birand ABD’de bulunan çok mühim isimsiz kişilerden alıntılar yapıyor. Sadece Bülent Arınç'ın ve Fethullah Gülen’in isimlerini açık ederek yazsını tavsiye niteliğinde şöyle sonlandırıyor:

“Zorlamayın.

Abartmayın.

Yapacağınızı yaptınız. Aferin, bravo. Ancak yeter. Yeni gemiler yollamayın. İsrail’i zorlamanın da bir sınırı vardır. Yine böyle bir konvoy yapar ve aynı tepkiyle karşılaşırsanız, buna yanıt veremeyebiliriz. Ülkeyi böyle bir zora sokmayın...”

Kerem Abadi, Filistin’e özgürlük diledi

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

NOT: Vurgular bize âittir.

Yazar: Kerem Abadi
09-06-10
E mail: Dünyabizim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TÜRKİYE'DEKİ TELAVİV MEDYASI
Online Kişi: 21
Bu Gün: 211 || Bu Ay: 3.992 || Toplam Ziyaretçi: 1.739.450 || Toplam Tıklanma: 43.633.678