HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : EDEBÝYAT / UNUTULMAYANLAR
Okunma Says: 3484
Yazar: Ahmet Doðan Ýlbey
ÂMÂ ÜSTAD: CEMÝL MERÝÇ
Kitaplarn  Mevlanasyd o

Kitaplarn Mevlânâ'syd o

Âmâ üstad Cemil Meriç

Otuz sekiz yana geldiinde gözleri artk hiç görmeyecek olan Cemil Meriç, “hünerinin yasasndan”, yâni kitaplar fetheden fütûhatndan zerre taviz vermemitir. Kitap ve düüncelerin burçlarnda pervasz bir savaç gibi hünerinin doruunda iken gözlerini kaybettii için bir ara inançlarn kaybetme noktasna gelmiti. Görememenin kuru üzüntüsü deildi bu; okuyamamann isyan idi. Buna ramen kitaplarla ünsiyetini, sevdasn, kitaplarn derûnuna inmekteki marifet mertebesini akla korumu ve kitaplar ikliminde ömrünü tamamlamay inançla sürdürmütür.

Varoluunun mânas ve hayâtnn tek gayesi kitaplard. Kitaplar bütün “yalanlarn peçesini syrmak” için güçlü bir el ve hakikati anlatan bütün düüncelerin kapsn açmak için birer anahtard onun için. “Harâmî maaralarnn deil, hükümdar hazinelerinin kaplarn açan” anahtard... 
                       

Klavuzu ve dert ortayd kitaplar

Hiçbir zaman çkmam kütüphanesinden. “Kütüphanesinde bir Donkiot’tu o.” Kaderini kitaplarn tayin ettiini söylüyordu. Yâni dost kitaplar. “Kitap bir limand benim için. Kitaplarla yaadm. Ve kitaptaki insanlar sokaktakilerden  daha çok sevdim. Hayat yolculuumun snr talar kitaplard” diyordu.

eyhülkitap âmâ üstadm Cemil Meriç daha çocukken nikah kymt kitaplarla. “Ben putperest deilim, kitaba tapmyorum; içindeki  ses, içindeki k, içindeki sevgi, içindeki ruh, içindeki çile, içindeki gözya, içindeki tecrübe, içindeki Tanr çekiyor beni” diyerek bir mabede girer gibi girerdi kütüphanesine.

Kitap, ömür defterine düülmü bir alnyazsyd onun. Amel defteri kitapla açlmt. Her kitabn derûnuna inmek onun amel hânesine kaydedilen bir sevap gibiydi. Dünya hayatnda ona verilmi bir vazifeydi kitaplarn “yüzünü açmak.”

Her insan dünyaya bir ameli ve nasibine düen bir vazifeyi icra için gelirdi. O, “kimi banda taçla doar, kimi elinde klçla. Ben kalemle domuum. nsanlar kycydlar, kitaplara kaçtm. Kelimelerle mûnisletirmek istedim düman bir dünyay” demek için gelmiti.

Kitaplarn Mevlânâ’syd o

Bütün kitaplara “kim olursan ol, gel. Yeter ki düüncelerime, vicdanma, inançlarma k olabilecek bilgilerini ver bana” diyordu.

Â’râf’ta duranlarn, agnostiklerin ve materyalistlerin uykularn kaçracak bir sualle balyordu bir yazsna. drakleri kül edici bir sualdi bu: “Her toplum bir kitaba dayanr: Ramayana, Neideler Neidesi veya Kur’an. Senin kitabn hangisi?”

Bütün çalarn kitap dümanlarn öyle tavsif ediyordu: “Domuzlar kutsal kitaplarla beslenmezler.”

“Her kitap, tlsml bir sarayd” âmâ üstadm için. O, bu sarayda, yâni kitaplarn vaaz ettii bir mabette yayordu. Bu mabet  “fildii kulesiydi”, yâni kütüphanesi. Ruskin’in ifadesiyle: “Kütüphane bütün çalarn, bütün ülkelerin ölümsüzleri ile dolu. Bu ulular bezmine kabul edilmenin tek art: Liyakat. Mabede bayalar giremez” diyordu. “Ulularn hepsi fildii kulede yaad. Fildii kule, tufandan kurtulmak isteyenler için bir gemiydi” ona göre.               

“Denize atlan bir ie her kitap. Asrlar, kumsalda oynayan birer çocuk. çine gönlünü boalttn ieyi belki açarlar, belki açmazlar” diyordu. Ama asrlar sorgusuz sualsiz delip geçecek ve kendine ram edecek kitaplardan umutluydu. Mâziyi ve âtiyi birbirine balayan köprünün kitaplar olduuna inanyor, kendini “Türk irfanna adayan” bir fikir içisi olmak için tâlim ediyordu.

Gençliinde kitap bir tiryakilik, bir kaçt ve kitaba kitap olduu için peresti ederdi. “Bat’nn aydnlar için kitap bir afyondu” diyen Geothe’nin sözü, l950’li yllara kadar tam da onun  kitaplara olan müptelâlln anlatyordu. “Yabanc bir dünyada ilk kanat çrpnlar” olan tercüme faaliyetlerinin ardndan Avrupa’nn ve Batllaan Türkiye’nin müstarib ve pozitivist müelliflerinin kitaplarna doymak bilmez tecessüsünü harcad. Maddecilii ve boluu gördü bu kaynaklarda. Avrupa medeniyetinde insann, yâni eref-i mahlûkatn olmadn gördü.

Kitabn bir ahsiyetinin olduunu söylüyordu:

“Kalbi var kitaplarn, onlar bir kerhane sermayesi gibi hain parmaklarnla mnckladn m senin oldular sanyorsun. Gaflet. Kahrn çekeceksin kitabn, hizmetinde bulunacaksn. Senelerce, senelerce hiçbir ey beklemeden diz çöküp emirlerini dinleyeceksin.”                     

Kitapsever câmiasna u nasihatte bulunuyordu son günlerinde: “...Ben bu kitaplar bütün dünya nimetlerinden, çok defa vazgeçilemeyenden, vazgeçilemeyecekten feragat ederek bir araya getirdim. Size bir dünya, dost bir dünya hazrladm, hazrlyorum. Frtnaya tutuldukça snacanz tek liman bu. (...) Bu kitaplar benim sevgililerim.”

Onun nezdinde kitap,  yüceler yücesiydi: “Kitap, kâinata açlan kap. Ruh, yaznn icadndan sonra ölümsüzleti. Ehramlar ahmak ta yn. Granit homurdanr, mermer gülümser. Yalnz kitap konuur. nsan kertenkele olmaktan kurtaran, soyumuzun hafzas. Kaybolmayan mazi. Kitap binlerce yln ötesinden gelen binlerce yl öteye taan ses. Kitap bütün peygamberlerin mucizesi. Eflatun’u barbarlardan ayran okumu olmas. Hepimiz maddenin maarasna zincirliyiz. Kitap maaramza akseden k.”    

Sana yetiyor mu kitap?

Kitab, gelip geçici bir menfaat vastas olarak görenleri ve kitaba samimi bir dost muamelesi yapmayanlar aalyordu: “Kitap, ürperti duyann, gayolann. Doru, belki senin de parmaklarn bir sevgili tenini okar gibi dolayor sayfalarnda, ama o kadar. Teninle balsn kitaba. Urunda kaç gün aç kaldn? Hrszlk yaptn m? Hangi zillete katlandn? Sana yetiyor mu kitap? Bütün canl hayaletlerden uzak onunla bir maarada yaayabilir misin?”

1960’larn bandan itibaren kitaplar zihnî hayâtn bizzat kendisi deil, zihnî ve fikrî tekamülün uyandrcs ve hakikatlerin yolunu açc birer rehberdir artk. A’râf’taym” diyordu. Fakat kalben ve fikren a’râf’tan çkmaya azmediyordu. “Bir Dünyann Eiinde” kitabyla Hind’e yöneldi. Neideler Neidesi ve Vedalar okudu. Gandhi’yi tand ve Dou’nun kitaplarnda gördü. Vicdan ve selîm akl onu  ark-slâm’a kanatlandrd. “Ik Dou’dan Gelir” kitabyla slâm’n “Defter-i Âmali” önünde diz çöktü. In Dou’dan geldiinin tescili olan kitaplar okudu ve erh etti.

1970’li yllarda “Bir çan vicdan olmak”, “idrakimize vurulan zincirleri krmak” ve “Türk insann Türk insanndan ayran bütün duvarlar ykmak “ için trajedimizi yazan kitaplarn müellifi oldu. “Bu Ülke” ve “Umrandan Uygarla” kitaplarn yazarak yerlilie, yâni eve dönüyordu. Bir müddet kendisinin de içinde bulunduu maddeci ve aydnlanmac düüncenin Avrupal ve Türkiyeli entelektüelleri olan “Maaradakiler”in karanln, yâni Avrupa’nn “izm”lerini ve maskelerini bir bir düürüyordu. Avrupa’nn akln, yani ideoloji ve felsefesini bir zâlimin zulmünü ifa eder gibi anlatyordu. Göz kamatran Bat medeniyetinin aslnda bir fuhiyattan ve sömürgecilikten ibaret olduunu söylüyordu “Maaradakiler” kitabnda.

“Avrupa kültürün vatan, Asya irfann”


“Avrupa kültürün vatan, Asya irfann” diyordu “Kültürden rfana” adl muhteem kitabnda. Fikir mâbedinin Osmanl olduunu ilân ediyor, yâni Avrupa’nn maddeci kültüründen Osmanl’nn irfanna dönüyordu.

Artk, kitap hakikatleri okumann menba idi. Bir zihin jimnastii ve marazî okuma metinleri deildi. “Karanlklar devirme” ve n kaynana ulama vastasyd. “Konya yolculuundan”sonra kitap eski Yunan filozoflarnn “can skntsndan kurtulmak için iltica ettikleri hasbî tefekkür” yâni  “tefekkür için tefekkür” ve Bat’nn tanrsz insana sunduu “sanat için sanat gibi bir yalan” deildi. “Bir nesil uruna, bir millet uruna, bir medeniyet uruna savamak, mukaddeslerin emrinde olmak” için bizi biz yapan deerlere gark olmakt.

Bundan böyle “Bir devrin uuru olmak”, “tarihe angaje olmak” ve “bütün hakikatleri yoklamak” için bir mürid-i kâmildi kitap. “Muhteem bir mâziyi, daha muhteem bir istikbâle balayacak köprü olmak” için “tarihine vecidle eildii” Osmanl’ya dönüyordu; yâni bu muazzez medeniyet ve irfan kuran deerlere. Osmanl medeniyetinin yazsn yazmak için cedlerinin  kitaplarna kotu ömrünün son günlerinde.

Yazgs ve merebi itibariyle, âhirette kendisini kitaplardan da sual edeceklerini bildi ki, âhir ömründe mukaddeslerin emrinde olan kitap ve fikirlerin savunucusu ve yazcs oldu. Allah bilir ki, bunun ecrini görüp, kitab sa tarafndan açlan kullardan olmutur.

O, Süleyman Nazif için söyledii  “kelimelerin serdaryd” günümüzde.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

 

NOT: Vurgular bize âittir.


Yazar: Ahmet Doðan Ýlbey
17-06-10
E mail: Haberkültür.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ÂMÂ ÜSTAD: CEMÝL MERÝÇ
Online Kii: 29
Bu Gn: 441 || Bu Ay: 5.534 || Toplam Ziyareti: 2.928.552 || Toplam Tklanma: 58.606.809